Şahbettin Uluat
Köşe Yazarı
Şahbettin Uluat
 

O günlerde aşk

Yetmişli yılların başlarıydı. Ortaokul bitmiş, liseye başlamıştık. İlkokuldan beri hep birlikte olduğum arkadaşım ve komşum Ahmet'le ayrılmıştık. Ben Van Ticaret Lisesi'ne gitmiştim, o da Van Erkek Sanat Enstitüsü'ne. Yanlış bilmiyorsam, o günlerde Erkek Sanat Enstitüsünde kız öğrenci yoktu, Kız Sanat Enstitüsünde de erkek öğrenci yoktu.  Sosyal engeller gençleri üstü kapalı bir şekilde birbirlerinden uzaklaştırırken aralarındaki hormon ve merak kaynaklı çekim gücünü de ister istemez arttırıyordu. Tarafların birbirlerini düşünmelerine, hayaller kurmalarına zemin hazırlıyordu. Durumun sıkıntılı olduğunu düşünen o günün okul yöneticileri kaç kez yinelendi bilmiyorum ama en azından bir iki yıl bu durumu telafi etmek için bu iki enstitünün öğrencilerinin birlikte etkinlik yapmalarını sağladılar. Yani Van Erkek Sanat Enstitüsü öğrencileri ile Van Kız Sanat Enstitüsü öğrencileri ortaklaşa hazırladıkları tiyatro, folklor gösterileri ile halkın karşısına çıktılar. Doğal olarak bu çalışmaları sunulur hale getirmeden önce defalarca bir araya gelip provalar yaptılar, bu yolla tanıştılar, önemli bir eksiklerini giderdiler. İşte tam da o günlerde, evimize göre sağ taraftan komşumuzun oğlu olan ve Erkek Sanat Enstitüsü'ne giden samimi arkadaşım Ahmet yine bir başka komşumuzun kızı olan Kız Sanat Enstitüsü'ne giden komşumuzun kızına âşık oldu. Sonra kendi iç dünyasında günden güne büyüttüğü bu aşkı her karşılaşmamızda bana uzun uzun anlatmaya başladı ve gün geldi, benden bir aşk mektubu yazmamı istedi. İhalenin bana yapılmasının nedeni "Sen çok kitap okuyorsun, benden daha iyi bir mektup yazarsın" şeklinde kondu önüme. Gerçi ben de, o güne kadar ne kendime, ne de başkasına aşk mektubu yazmış değildim. Evet, çok fazla aşk romanı okuyordum, şiirler yazıyordum, ilkokuldan beri hayali, platonik aşklarım da vardı ama aşk mektubu yazmamıştım. Ahmet mektup konusunda ısrar edince oturup iyi bir vakit harcayarak oldukça romantik bir aşk mektubu yazdım ve mektubumun çok sağlam olduğuna bütün kalbimle inandım. Bana göre komşu kızı bu mektubu okuduğunda ayakları yerden kesilecek kendini Ahmet'in kollarına atacaktı. Şimdi tam olarak hatırlamıyorum ama aklımda kaldığı kadarıyla gecelerimin tamamının uykusuz geçtiğini, yüreğimde volkanlar patladığını, artık bu yangınlara dayanamayacağımı; onunla kavuşmam halinde yüreğimdeki cehennemlerin mutluluk bahçelerine döneceğini falan yazmıştım. Ahmet yazdıklarımı büyük bir dikkatle okuduktan sonra "oğlum, sen de tam abartmışsın, ben seviyorum ama o kadar da değil, daha düzgün, daha gerçekçi bir şey yazalım," dedi. Birlikte oturup önceki yazdıklarımı değiştirerek, romantik cümlelerin çoğunu silerek ve değiştirerek Ahmet'e göre ayakları yere daha sağlam basan ama içeriğini şimdi hatırlamadığım başka bir şey yazdık. Sonraki hafta Ahmet'le bir iki kez görüştük, henüz mektubu verecek fırsatı bulamamıştı ama mutlaka verecekti. Onunla aynı okulda okuyan ortak arkadaşımız Celal de durumu biliyordu. Celal o günlerde gönül işlerinde deneyimli biriydi ve birkaç kere Ahmet'le kızı takip etmiş, o binbir emekle hazırlanmış olan mektubun bir türlü teslim edilememesine tanık olmuştu. Son takiplerinde "tamam, şimdi ver," dediği halde Ahmet'e mektubu verdiremeyince cebindeki bıçağı çıkarmış, "oğlum, ya git mektubu ver, ya da seni bıçaklayacağım. Her gün bizi bu kızın peşine düşürüyorsun, bıktım artık!" deyince Ahmet hareketlenmiş, Kız'a yetişmiş ve avucunda tuttuğu mektubu kızın eline tutuşturmuş. Kız'da, mektubu alır almaz, fazla bekletmeden ve bakmadan aynı hızla yere atmış. Ne yazık ki, sevilenin bu tepkisi, yalnızca üç beş kişinin uçarken gördüğü çok renkli, çok hareketli bir aşk kelebeğinin hazin sonu olmuştu. O günlerde kızların çok fazla naz, erkeklerin de ısrar etme şansları yoktu. Zorlamalar ciddi sorunlar doğurabilirdi. Arkadaşımın kalbi fena kırıldı ama uzun sürmedi. Şimdi zaman zaman Van caddelerinde Ahmet'i de, Celal'i de görüyorum. Celal kışları Antalya'da, yazları Van'da yaşıyor. Komşu kız'ı uzun zaman önce başka bir şehre taşındı. Ahmet de, komşu kızı da başkalarıyla evlendiler, çocuklarını da evlendirdiler. 
Ekleme Tarihi: 04 Şubat 2019 - Pazartesi

O günlerde aşk

Yetmişli yılların başlarıydı. Ortaokul bitmiş, liseye başlamıştık. İlkokuldan beri hep birlikte olduğum arkadaşım ve komşum Ahmet'le ayrılmıştık. Ben Van Ticaret Lisesi'ne gitmiştim, o da Van Erkek Sanat Enstitüsü'ne.

Yanlış bilmiyorsam, o günlerde Erkek Sanat Enstitüsünde kız öğrenci yoktu, Kız Sanat Enstitüsünde de erkek öğrenci yoktu.  Sosyal engeller gençleri üstü kapalı bir şekilde birbirlerinden uzaklaştırırken aralarındaki hormon ve merak kaynaklı çekim gücünü de ister istemez arttırıyordu. Tarafların birbirlerini düşünmelerine, hayaller kurmalarına zemin hazırlıyordu.

Durumun sıkıntılı olduğunu düşünen o günün okul yöneticileri kaç kez yinelendi bilmiyorum ama en azından bir iki yıl bu durumu telafi etmek için bu iki enstitünün öğrencilerinin birlikte etkinlik yapmalarını sağladılar. Yani Van Erkek Sanat Enstitüsü öğrencileri ile Van Kız Sanat Enstitüsü öğrencileri ortaklaşa hazırladıkları tiyatro, folklor gösterileri ile halkın karşısına çıktılar. Doğal olarak bu çalışmaları sunulur hale getirmeden önce defalarca bir araya gelip provalar yaptılar, bu yolla tanıştılar, önemli bir eksiklerini giderdiler.

İşte tam da o günlerde, evimize göre sağ taraftan komşumuzun oğlu olan ve Erkek Sanat Enstitüsü'ne giden samimi arkadaşım Ahmet yine bir başka komşumuzun kızı olan Kız Sanat Enstitüsü'ne giden komşumuzun kızına âşık oldu. Sonra kendi iç dünyasında günden güne büyüttüğü bu aşkı her karşılaşmamızda bana uzun uzun anlatmaya başladı ve gün geldi, benden bir aşk mektubu yazmamı istedi. İhalenin bana yapılmasının nedeni "Sen çok kitap okuyorsun, benden daha iyi bir mektup yazarsın" şeklinde kondu önüme.

Gerçi ben de, o güne kadar ne kendime, ne de başkasına aşk mektubu yazmış değildim. Evet, çok fazla aşk romanı okuyordum, şiirler yazıyordum, ilkokuldan beri hayali, platonik aşklarım da vardı ama aşk mektubu yazmamıştım.

Ahmet mektup konusunda ısrar edince oturup iyi bir vakit harcayarak oldukça romantik bir aşk mektubu yazdım ve mektubumun çok sağlam olduğuna bütün kalbimle inandım. Bana göre komşu kızı bu mektubu okuduğunda ayakları yerden kesilecek kendini Ahmet'in kollarına atacaktı.

Şimdi tam olarak hatırlamıyorum ama aklımda kaldığı kadarıyla gecelerimin tamamının uykusuz geçtiğini, yüreğimde volkanlar patladığını, artık bu yangınlara dayanamayacağımı; onunla kavuşmam halinde yüreğimdeki cehennemlerin mutluluk bahçelerine döneceğini falan yazmıştım.

Ahmet yazdıklarımı büyük bir dikkatle okuduktan sonra "oğlum, sen de tam abartmışsın, ben seviyorum ama o kadar da değil, daha düzgün, daha gerçekçi bir şey yazalım," dedi. Birlikte oturup önceki yazdıklarımı değiştirerek, romantik cümlelerin çoğunu silerek ve değiştirerek Ahmet'e göre ayakları yere daha sağlam basan ama içeriğini şimdi hatırlamadığım başka bir şey yazdık.

Sonraki hafta Ahmet'le bir iki kez görüştük, henüz mektubu verecek fırsatı bulamamıştı ama mutlaka verecekti.

Onunla aynı okulda okuyan ortak arkadaşımız Celal de durumu biliyordu. Celal o günlerde gönül işlerinde deneyimli biriydi ve birkaç kere Ahmet'le kızı takip etmiş, o binbir emekle hazırlanmış olan mektubun bir türlü teslim edilememesine tanık olmuştu. Son takiplerinde "tamam, şimdi ver," dediği halde Ahmet'e mektubu verdiremeyince cebindeki bıçağı çıkarmış, "oğlum, ya git mektubu ver, ya da seni bıçaklayacağım. Her gün bizi bu kızın peşine düşürüyorsun, bıktım artık!" deyince Ahmet hareketlenmiş, Kız'a yetişmiş ve avucunda tuttuğu mektubu kızın eline tutuşturmuş.

Kız'da, mektubu alır almaz, fazla bekletmeden ve bakmadan aynı hızla yere atmış.

Ne yazık ki, sevilenin bu tepkisi, yalnızca üç beş kişinin uçarken gördüğü çok renkli, çok hareketli bir aşk kelebeğinin hazin sonu olmuştu.

O günlerde kızların çok fazla naz, erkeklerin de ısrar etme şansları yoktu. Zorlamalar ciddi sorunlar doğurabilirdi.

Arkadaşımın kalbi fena kırıldı ama uzun sürmedi.

Şimdi zaman zaman Van caddelerinde Ahmet'i de, Celal'i de görüyorum. Celal kışları Antalya'da, yazları Van'da yaşıyor.

Komşu kız'ı uzun zaman önce başka bir şehre taşındı. Ahmet de, komşu kızı da başkalarıyla evlendiler, çocuklarını da evlendirdiler. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.