Van Emekli Müftüsü Nimetullah Arvas
Köşe Yazarı
Van Emekli Müftüsü Nimetullah Arvas
 

KURAN AYI

Allahu Teala bazı zamanları mübarek bazı mekanları da mukaddes yaratmıştır. Yaratılan mübarek zamanlardan bir tanesi de 11 ayın sultanı mübarek ramazandır. Bu ayı faziletli kılan bazı hususlar vardır. Kuranı Kerimin bu ayda yeryüzüne inmesi bin aydan hayırlı olan kadir gecesinin bu ayda olması İslam’ın beş temel esaslarından bir tanesi olan oruç ibadetinin bu aya mahsus olması, mali ibadetlerimizden fitre sadakasının bu ayda olması, teravih namazının ramazan gecelerine mahsus olması gibi ramazana önem atfeden hususların yanında İslam tarihinde bedir zaferinin bu ayda kazanılması ve yine Mekke’nin  ramazanda fetih edilmesi bu aya ayrı bir önem kazandırmıştır. Bu ayda meydana gelen en büyük olay hiç şüphesiz göklerin emini Hz. Cebrail’in yerlerin emini olan Hz. Muhammed’e Allahu Teala tarafından vahiy getirmesidir. ‘’Ramazan ayı ki: İnsanlar için hidayet rehberi olan, doğru yola ileten, doğru ile yanlışı birbirinden ayıran; apaçık kanıtları içeren Kur'an o ayda indirildi.’’ (2/185)  Bu ayeti kerimede 1.Kuran, insanlar için hidayet rehberidir. 2.Kuran, doğru yola iletir 3.Kuran, doğru ile yanlışı birbirinden ayırır. 4.Kuran, apaçık delilleri içerir. Bilindiği üzere Efendimiz vahiy ile muhatap olmadan önce ramazan aylarında Mekkede bulunan Hira dağındaki mağaraya yetecek kadar yanına erzak alarak  ay boyunca tefekkürle meşgul oluyordu. İşte böyle bir ayda yine hira nur mağarasında iken Hz. Cebrail Allah’ın emriyle gelerek kendisine ‘’Oku’’ dedi. O’da ben okuma bilmem diye cevap verdi. Hz. Cebrail ikinci kez kendisine ‘’Oku’’ dedi. Yine aynı cevapla karşılık verdi. Üçüncü kez Hz.Cebrail onu kanatları arasına alarak teveccühte bulundu. Efendimiz kendisine neyi okuyayim dedi. O da Alak suresinin ilk beş ayetini  kendisine okudu.  ‘’Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir.’’ (96/1-5) Bu ayet iki defa okumayı emrediyor. İnsanın yaradılışından bahsediyor. Allahu Teala’nın kerem(cömert) sahibi olduğunu bildiriyor. Allah’ın kalemle yazmayı öğrettiğinden insana bilmediğini bildirdiğinden bahsediyor. Allahu Teala Hz. Adem i topraktan yaratıp ona çeşitli organlarıyla en güzel şekilde yarattıktan sonra ‘’Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti’’ (2/31) buyurdu. Allahu Teala ilk insan ve ilk peygambere bütün varlıkların isimlerini bildiriyor. Hz. Muhammed e ve onun şahsında ümmetine bu isimlerin okumalarını emrediyor. Bu okuma emriyle insanlığı okumaya, araştırmaya, uyanışa insanın insanlığının farkına vararak insanı kamil yolunda dirilişe sevketmektedir. İki defa okuma emredilmiştir. Birinci okuma alemi halk, yani yaratılmış varlık alemini okumayı emrediyor. Biz buna kainat kitabı diyoruz. Çevremize baktığımızda gördüğümüz her nesneyi okuyarak Allahu Tealanın kudretinin ve büyüklüğünün farkına varmayı teşvik ediyor. Ayrıca canlı cansız bütün varlıkları, bitkileri, aslında tıbba fiziğe coğrafyaya biyolojiye astronomiye ve benzeri bütün bilimsel ilim dallarına konu olabilecek okumayı incelemeyi araştırmayı Allah’ın razı olduğu ve beğendiği bütün konularda faydalı keşifler gerçekleştirmeyi bilimsel çalışmaları yapmayı emrediyor. İslam dünyasında insanlığın önünü açacak buluşlara imza atacak parmak ısırtacak nice ilim dallarında İslam alimlerinin yetiştiği, İslam’ın medeniyet tarihinin ne kadar parlak olduğu inkarı mümkün olmayan gerçektir. Bilim adamlarının zihnini açmıştır. Sonuç itibariyle bu gelişmeler varlık aleminin iyi okunduğunun birer delili değil midir? Cabir b. Hayyan, Ebû Bekir er-Razi, Harezmi, İbn Heysem, Uluğ Bey, Piri Reis, Ferazi, Ferganî, Birûnî, Sabit b. Kurrâ, İbn Battuta, Evliya Çelebi, Kindî, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd, Gazzali bilim dünyası bu gibi önemli isimlerden ve eserlerinden stayışla bu şahsiyetlerden ve eserlerinden bahsediliyor. Yüce İslam dini müsbet ilimlerle çelişki teşkil etmez. Aslında her yeni keşif kuranı tasdik etmektedir. Efendimizin üstünlüğü karşısında tazim göstermektedir. Zira alemlere rahmet olarak gönderilen şanı büyük Peygamberimiz ‘’İlim Çin’de de olsa onu alınız’’ buyurmuştur. Ramazan ayında zihni yorgunluğu ve ruhi tembelliği atarak kainat kitabını ibretle tefekkür etmeliyiz. Peygamberimiz ‘’Allahu Teala’nın zatının dışında herşeyi tefekkür ediniz’’ buyuruyor ve  ‘’Allahu Tealanın zatı hakkında kalbinize gelen herşeyden, Allah beridir uzaktır.’’ buyurulmuştur. Kuranı kerimde tefekkür ile ilgili yetmişten fazla ayet vardır. Tefekkür kalbi ibadetlerdendir. Peygamberimiz ‘’Müminin konuşması hikmet, susması tefekkür, bakışı ibret, ameli iyiliktir.’’ buyurmuştur. Ramazan ayının manevi ikliminden yararlanmaya gayret göstermek gerekir.  İkinci okuma alemi emirde olan kuranı okumak yani elimizde satırlarla yazılmış olan 114 süreden ibaret kitabı okumak. Allahu telanın kelam sıfatının bir tecellisi olan kuranı kerim ramazan ayında indirilmiştir. Onun her bir harfinin okunmasında bir sevap vardır. Peygamber efendimizin en büyük mucizesi olan kuranı kerim nesilden nesille bize kadar hem sözlü hem yazılı olarak ulaşmıştır. Sadece ülkemizde Kuranı kerimi ezberleyen hafızların sayısının 150 bindir. Dünyada en çok basılan ve dağıtılan kitap kuranı kerimdir. ‘’Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.’’ (15/9) Dünyanın neresinde olursa olsun bir araya gelen hafızların okuduğu birbirinin aynıdır. Kurana şüpheyle bakan ve nazire yapmaya çalışan bazı bedhahlarla ilgili  ‘’Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir süre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).’’ (2/23) Bir şairin mealen Bütün peygamberler mucizelerle geldiler ve onların mucizeleri o dönemden sonra son buldu. Sen öyle bir kitapla geldin ki o hiçbir zaman kaybolmayacaktır. Zaman geçtikçe ayetleri yenileniyor, ayetleri geçmiş ve geleceği süslüyor. Her Müslümanın kurana karşı vazifeleri vardır. Kuranı okuması öğrenmesi anlamaya çalışması en önemli vazifelerdendir. Kuranı kerim okunduğu zaman dinlemek gerekir. Kuran ile ilgili ilimlerden haberdar olan müminlerin ayeti mucibince düşünerek okumalıdır. ‘’Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?’’ (47/24) Peygamberimiz ‘’Sizin en hayırlınız kuranı öğrenen ve öğretendir’’ buyuruyor. Kuranı kerimi okumamak, dinlememek öğrenmemek, kurana karşı bigane kalmanın manevi sorumluluğu büyüktür. Kıyamet gününde Peygamberin şikayet ettiği tek konu kuran ile alakalıdır. ‘’Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi.’’ (25/30) Peygamberimize Hz. Cebrail her gece gelerek kuranı karşılıklı okuyorlardı. Camilerimizde mukabele sünneti buradan gelmektedir. Efendimizin vefat edeceği sene bunu iki defa tekrarlamışlardır. Şuandaki içinde bulunduğumuz mevcut durum kapanmayı gerekmektedir. İslam ordularının Suriye tarafında olduğu bir sırada Şam’da bulaşıcı veba hastalığı baş göstermişti. Hz. Ömer orduyu geri çevirdi. Kendisine ‘’kaderden kaçıyor musun ya Ömer’’ dediler. Evet, kaderden kaçıyorum, yine Allah’ın kaderine sığınıyorum buyurdu. Allahu Teala yüce ve mukaddes kitabımızda ‘’(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.’’ (2/195) buyurmuştur. Böylece bu 17 günümüzü iyi değerlendirmemiz lazım. Tefekkürle, geçmişi muhasebeyle, tövbe ve istiğfarla kuranı kerimi okumakla, dinlemekle, düşünmekle, dinimizle alakalı olan helal haram farz vacip gibi hükümleri öğrenmekle peygamber efendimizin hadislerini tercümelerini hayatını okumaya çalışmakla geçirmeliyiz. Evimizin bir köşesinde mutlaka bir kütüphanemiz olması lazımdır. Zira okumaktan ve düşünmekten uzak olan üzerinde suyu kesilmiş ağaca benzer. ‘’Ya öğretici, ya öğrenici, ya dinleyici ol, dördüncüsü olma helak olursun’’ buyurulmuştur. Allah’a hamdolsun Van’ımızda geçmiş yıllarda müftülüğümüzün ve kuran kursu hanımların yapmış olduğu çalışmalar neticesinde il genelinde hemen hemen her yerleşim yerinde kuran kurslarımız açıldı. Çok sayıda erkek ve özellikle hanım kardeşlerimiz kuranı öğrendi. Her evde kuran okuyanlar mutlaka mevcuttur. Cenabı Allah kuranın bereketiyle en kısa zamanda müzdarip olduğumuz bu hastalıktan bizi muhafaza, hastalarımıza şifa eylesin. Şehitlerimize ve ölmüşlerimize rahmet eylesin. Memleketin maslahatı için gayret gösterenlere muvaffakiyetler ihsan eylesin. Cumanız mübarek olsun.
Ekleme Tarihi: 29 Nisan 2021 - Perşembe

KURAN AYI

Allahu Teala bazı zamanları mübarek bazı mekanları da mukaddes yaratmıştır. Yaratılan mübarek zamanlardan bir tanesi de 11 ayın sultanı mübarek ramazandır. Bu ayı faziletli kılan bazı hususlar vardır. Kuranı Kerimin bu ayda yeryüzüne inmesi bin aydan hayırlı olan kadir gecesinin bu ayda olması İslam’ın beş temel esaslarından bir tanesi olan oruç ibadetinin bu aya mahsus olması, mali ibadetlerimizden fitre sadakasının bu ayda olması, teravih namazının ramazan gecelerine mahsus olması gibi ramazana önem atfeden hususların yanında İslam tarihinde bedir zaferinin bu ayda kazanılması ve yine Mekke’nin  ramazanda fetih edilmesi bu aya ayrı bir önem kazandırmıştır.

Bu ayda meydana gelen en büyük olay hiç şüphesiz göklerin emini Hz. Cebrail’in yerlerin emini olan Hz. Muhammed’e Allahu Teala tarafından vahiy getirmesidir. ‘’Ramazan ayı ki: İnsanlar için hidayet rehberi olan, doğru yola ileten, doğru ile yanlışı birbirinden ayıran; apaçık kanıtları içeren Kur'an o ayda indirildi.’’ (2/185)  Bu ayeti kerimede

1.Kuran, insanlar için hidayet rehberidir.

2.Kuran, doğru yola iletir

3.Kuran, doğru ile yanlışı birbirinden ayırır.

4.Kuran, apaçık delilleri içerir.

Bilindiği üzere Efendimiz vahiy ile muhatap olmadan önce ramazan aylarında Mekkede bulunan Hira dağındaki mağaraya yetecek kadar yanına erzak alarak  ay boyunca tefekkürle meşgul oluyordu. İşte böyle bir ayda yine hira nur mağarasında iken Hz. Cebrail Allah’ın emriyle gelerek kendisine ‘’Oku’’ dedi. O’da ben okuma bilmem diye cevap verdi. Hz. Cebrail ikinci kez kendisine ‘’Oku’’ dedi. Yine aynı cevapla karşılık verdi. Üçüncü kez Hz.Cebrail onu kanatları arasına alarak teveccühte bulundu. Efendimiz kendisine neyi okuyayim dedi. O da Alak suresinin ilk beş ayetini  kendisine okudu.  ‘’Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yaratmıştır. Oku! Kalemle (yazmayı) öğreten, (böylece) insana bilmediğini bildiren rabbin sonsuz kerem sahibidir.’’ (96/1-5)

Bu ayet iki defa okumayı emrediyor. İnsanın yaradılışından bahsediyor. Allahu Teala’nın kerem(cömert) sahibi olduğunu bildiriyor. Allah’ın kalemle yazmayı öğrettiğinden insana bilmediğini bildirdiğinden bahsediyor. Allahu Teala Hz. Adem i topraktan yaratıp ona çeşitli organlarıyla en güzel şekilde yarattıktan sonra ‘’Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti’’ (2/31) buyurdu. Allahu Teala ilk insan ve ilk peygambere bütün varlıkların isimlerini bildiriyor. Hz. Muhammed e ve onun şahsında ümmetine bu isimlerin okumalarını emrediyor. Bu okuma emriyle insanlığı okumaya, araştırmaya, uyanışa insanın insanlığının farkına vararak insanı kamil yolunda dirilişe sevketmektedir.

İki defa okuma emredilmiştir. Birinci okuma alemi halk, yani yaratılmış varlık alemini okumayı emrediyor. Biz buna kainat kitabı diyoruz. Çevremize baktığımızda gördüğümüz her nesneyi okuyarak Allahu Tealanın kudretinin ve büyüklüğünün farkına varmayı teşvik ediyor. Ayrıca canlı cansız bütün varlıkları, bitkileri, aslında tıbba fiziğe coğrafyaya biyolojiye astronomiye ve benzeri bütün bilimsel ilim dallarına konu olabilecek okumayı incelemeyi araştırmayı Allah’ın razı olduğu ve beğendiği bütün konularda faydalı keşifler gerçekleştirmeyi bilimsel çalışmaları yapmayı emrediyor. İslam dünyasında insanlığın önünü açacak buluşlara imza atacak parmak ısırtacak nice ilim dallarında İslam alimlerinin yetiştiği, İslam’ın medeniyet tarihinin ne kadar parlak olduğu inkarı mümkün olmayan gerçektir. Bilim adamlarının zihnini açmıştır. Sonuç itibariyle bu gelişmeler varlık aleminin iyi okunduğunun birer delili değil midir? Cabir b. Hayyan, Ebû Bekir er-Razi, Harezmi, İbn Heysem, Uluğ Bey, Piri Reis, Ferazi, Ferganî, Birûnî, Sabit b. Kurrâ, İbn Battuta, Evliya Çelebi, Kindî, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd, Gazzali bilim dünyası bu gibi önemli isimlerden ve eserlerinden stayışla bu şahsiyetlerden ve eserlerinden bahsediliyor. Yüce İslam dini müsbet ilimlerle çelişki teşkil etmez. Aslında her yeni keşif kuranı tasdik etmektedir. Efendimizin üstünlüğü karşısında tazim göstermektedir. Zira alemlere rahmet olarak gönderilen şanı büyük Peygamberimiz ‘’İlim Çin’de de olsa onu alınız’’ buyurmuştur. Ramazan ayında zihni yorgunluğu ve ruhi tembelliği atarak kainat kitabını ibretle tefekkür etmeliyiz. Peygamberimiz ‘’Allahu Teala’nın zatının dışında herşeyi tefekkür ediniz’’ buyuruyor ve  ‘’Allahu Tealanın zatı hakkında kalbinize gelen herşeyden, Allah beridir uzaktır.’’ buyurulmuştur.

Kuranı kerimde tefekkür ile ilgili yetmişten fazla ayet vardır. Tefekkür kalbi ibadetlerdendir. Peygamberimiz ‘’Müminin konuşması hikmet, susması tefekkür, bakışı ibret, ameli iyiliktir.’’ buyurmuştur. Ramazan ayının manevi ikliminden yararlanmaya gayret göstermek gerekir.  İkinci okuma alemi emirde olan kuranı okumak yani elimizde satırlarla yazılmış olan 114 süreden ibaret kitabı okumak. Allahu telanın kelam sıfatının bir tecellisi olan kuranı kerim ramazan ayında indirilmiştir. Onun her bir harfinin okunmasında bir sevap vardır. Peygamber efendimizin en büyük mucizesi olan kuranı kerim nesilden nesille bize kadar hem sözlü hem yazılı olarak ulaşmıştır. Sadece ülkemizde Kuranı kerimi ezberleyen hafızların sayısının 150 bindir. Dünyada en çok basılan ve dağıtılan kitap kuranı kerimdir. ‘’Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.’’ (15/9) Dünyanın neresinde olursa olsun bir araya gelen hafızların okuduğu birbirinin aynıdır. Kurana şüpheyle bakan ve nazire yapmaya çalışan bazı bedhahlarla ilgili  ‘’Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir süre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).’’ (2/23) Bir şairin mealen

Bütün peygamberler mucizelerle geldiler ve onların mucizeleri o dönemden sonra son buldu. Sen öyle bir kitapla geldin ki o hiçbir zaman kaybolmayacaktır. Zaman geçtikçe ayetleri yenileniyor, ayetleri geçmiş ve geleceği süslüyor.

Her Müslümanın kurana karşı vazifeleri vardır. Kuranı okuması öğrenmesi anlamaya çalışması en önemli vazifelerdendir. Kuranı kerim okunduğu zaman dinlemek gerekir. Kuran ile ilgili ilimlerden haberdar olan müminlerin ayeti mucibince düşünerek okumalıdır. ‘’Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?’’ (47/24) Peygamberimiz ‘’Sizin en hayırlınız kuranı öğrenen ve öğretendir’’ buyuruyor. Kuranı kerimi okumamak, dinlememek öğrenmemek, kurana karşı bigane kalmanın manevi sorumluluğu büyüktür. Kıyamet gününde Peygamberin şikayet ettiği tek konu kuran ile alakalıdır. ‘’Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi.’’ (25/30) Peygamberimize Hz. Cebrail her gece gelerek kuranı karşılıklı okuyorlardı. Camilerimizde mukabele sünneti buradan gelmektedir. Efendimizin vefat edeceği sene bunu iki defa tekrarlamışlardır.

Şuandaki içinde bulunduğumuz mevcut durum kapanmayı gerekmektedir. İslam ordularının Suriye tarafında olduğu bir sırada Şam’da bulaşıcı veba hastalığı baş göstermişti. Hz. Ömer orduyu geri çevirdi. Kendisine ‘’kaderden kaçıyor musun ya Ömer’’ dediler. Evet, kaderden kaçıyorum, yine Allah’ın kaderine sığınıyorum buyurdu. Allahu Teala yüce ve mukaddes kitabımızda ‘’(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.’’ (2/195) buyurmuştur. Böylece bu 17 günümüzü iyi değerlendirmemiz lazım. Tefekkürle, geçmişi muhasebeyle, tövbe ve istiğfarla kuranı kerimi okumakla, dinlemekle, düşünmekle, dinimizle alakalı olan helal haram farz vacip gibi hükümleri öğrenmekle peygamber efendimizin hadislerini tercümelerini hayatını okumaya çalışmakla geçirmeliyiz. Evimizin bir köşesinde mutlaka bir kütüphanemiz olması lazımdır. Zira okumaktan ve düşünmekten uzak olan üzerinde suyu kesilmiş ağaca benzer. ‘’Ya öğretici, ya öğrenici, ya dinleyici ol, dördüncüsü olma helak olursun’’ buyurulmuştur.

Allah’a hamdolsun Van’ımızda geçmiş yıllarda müftülüğümüzün ve kuran kursu hanımların yapmış olduğu çalışmalar neticesinde il genelinde hemen hemen her yerleşim yerinde kuran kurslarımız açıldı. Çok sayıda erkek ve özellikle hanım kardeşlerimiz kuranı öğrendi. Her evde kuran okuyanlar mutlaka mevcuttur. Cenabı Allah kuranın bereketiyle en kısa zamanda müzdarip olduğumuz bu hastalıktan bizi muhafaza, hastalarımıza şifa eylesin. Şehitlerimize ve ölmüşlerimize rahmet eylesin. Memleketin maslahatı için gayret gösterenlere muvaffakiyetler ihsan eylesin. Cumanız mübarek olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.