Güncel Haber Girişi: 15.03.2021 - 09:32, Güncelleme: 15.03.2021 - 14:52

Van Kalesi defileye hazırlanıyor

 

Van Kalesi defileye hazırlanıyor

Van’ın kıyafetlerini, el sanatlarını, motiflerini sahiplendiklerini kaydeden Van Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi Neşe Evliyaoğlu, “Amacımız Van hafızasını kültürel anlamda bilgi kirliliğinden arındırarak, insanlar tarafından doğru tanınmasını sağlamaktır. Tarihi yerleri gezerek, yaşlı teyzelerle, sosyologlarla, duayenlerle görüşerek el sanatlarını orijinal haliyle açığa çıkarıyoruz. Urartular dönemine ait muhteşem motifler yer alıyor. Biz motifleri elbiselerin üzerine işledik. Muhtemelen bahar aylarında Van Müzesi ve tarihi Van Kalesi’nin önünde 3 bin yıl öncesine ait Urartu motiflerinden oluşan kıyafetlerin yer aldığı görkemli defile gerçekleştireceğiz” dedi.
Burhan Ergin   Gazetemize açıklamalarda bulunan Van Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi Neşe Evliyaoğlu,  Türkiye’de 24 enstitüden biri olduklarını belirterek “Van’ın tarihi el sanatlarını, giysilerini, motiflerini araştırıyoruz. Hakkâri ve Bitlis de bize bağlı olduğu için orada da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tarihi yerleri gezerek, yaşlı teyzelerle, sosyologlarla, duayenlerle görüşerek el sanatlarını orijinal haliyle açığa çıkarıyoruz” dedi.  “El sanatlarını orijinal haliyle açığa çıkarıyoruz”  Van’ın tarihi el sanatlarını, giysilerini, motiflerini araştırdıklarını belirten Evliyaoğlu, “Van Olgunlaşma Enstitüsü 4 Ocak 2019 yılında kuruldu. Ocak ayında eğitim öğretim yapılamadığı için Ekim ayında başladık. 18 usta öğretiyle başladık. Van Büyükşehir Belediyesi Kadın Yaşam Merkezi binasında geçici olarak bulunuyoruz.  Olgunlaşma Enstitülerinin kurulma amacı eğitimlerini yarıda bırakmış, tamamlayamamış öğrencilerin eğitimini tamamlamasına imkan verecek 2 yıllık programlar açmak ve orada denklik diploması vermektir. Bizim verdiğimiz denklik diploması Ali Paşa Mesleki Eğitim Merkezi’nde diplomaya dönüşüyor. Olgunlaşma Enstitüsü 3 bölümden oluşuyor. Bunlardan bir tanesi araştırma tasarımdır. Biz şuanda araştırma tasarım yapıyoruz. İkincisi kurslar, üçüncüsü ise Enstitüde 2 yıllık eğitim programı. 2 yıllık eğitim programlarında bir yıl teorik eğitim, bir yıl da uygulamalı eğitim veriliyor. Halk Eğitim Merkezlerinden en büyük farkı araştırma ve tasarımdır. Araştırma tasarım açıkçası Van’ın tarihi el sanatlarını, giysilerini, motiflerini araştırıyoruz. Hakkari ve Bitlis de bize bağlı olduğu için orada da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Van, Hakkari, Bitlis’te tarihi yerleri gezerek, yaşlı teyzelerle, sosyologlarla, duayenlerle görüşerek el sanatlarını orijinal haliyle açığa çıkarıyoruz” diye konuştu.   “Usta öğretici alırken üç şekilde sınav yapıyoruz”   Usta öğretici alırken üç şekilde sınav yaptıklarını belirten Neşe Evliyaoğlu “Şuanda kurs veya enstitü programı mekandan dolayı uygun olmadığı için henüz daha öğrenci alamadık. Van Olgunlaşma Enstitümüzde 4 idareci ve 24 usta öğretici çalışıyor. Bakanlığımız ve Genel Müdürlüğümüz ‘bizi Halk Eğitim Merkezlerinden ayıran bir şeyin olması gerektiğini söyleyerek, Siz o yüzden enstitülere çok ağırlık vermelisiniz, kurslara çok fazla yönlendirme yapmayın’ diyorlar. Usta öğretici alırken üç şekilde sınav yapıyoruz. Tabi bize başvuru yaparken belge veya diplomalara bakıyoruz. Beceri eğitim sınavıyla diploması olmayanlara belge vererek usta öğretici yapıyoruz. Usta öğretici alırken senede bir Ağustos ayında sınav yapıp Eylül ayında başarılı olanları komisyondan geçiyoruz. Usta öğreticileri 2 yıllık programa çıkardığımız zaman eğer meslek lisesini yarım bıraktıysa onlara sınav yapmıyoruz. Komisyon içeride sınav yapıyor ama normal lise mezunu gelip meslek lisesi denklik diploması almak istediğini söylerse o zaman sınava alıyoruz.  Bu öğrencimiz örneğin moda tasarımda eğitimini tamamlıyor. Bunlara yüksek lisans ve doktora kapısı da açık, yani üst eğitimde alabiliyor. Araştırma tasarım AR-GE öğretmenlerinin görevidir. Onlar devamlı sahadalar. Karış karış gezerek fotoğraf çekip bilgi alıyorlar. Ulusal ve uluslararası literatürü tarıyoruz” diye konuştu.    “Van Müzesi ve Van Kalesi’nin önünde defile yapacağız”   Kıyafetleri tanıtmak için Van Müzesi ve Van Kalesi önünde defile düzenleyeceklerini belirten Evliyaoğlu, “ Bu yıl tema olarak Van’da 3 bin yıl öncesi Urartu izleri çalışmasını gerçekleştirdik. Bu çok hafife alınacak bir konu da değil. Urartular döneminde muhteşem motifler yer alıyor. Biz motifleri el emeği göz nuruyla elbiselerin üzerine işledik. Van Müzesi Müdürü Erol Uslu ile görüştük. Kendisi de Kültür ve Turizm Bakanlığından onay aldı. Muhtemelen bahar aylarında Urartu motiflerinin yer aldığı kıyafetlerden oluşan görkemli defileyi Van Müzesi ve Van Kalesi’nin önünde gerçekleştireceğiz. Defilede genç kızlarımız manken olarak görev alacaklar. Tarihi sanata yansıtarak  tarihi mekânda buluşturacağız. Defileye ünlü bir iki mankeni de çıkarmayı planlıyoruz” dedi.     “Van’ın eski kültürüyle yeni kültürü arasında ciddi bir fark var”   Van’ın kıyafet konusunda tutarlık olmadığını söyleyen Evliyaoğlu, “Van, Hakkari ve Bitlis ile ilgili bir yemek kitapçığı hazırlıyoruz. Hakkari’de gidip araştırma yaptık. Bitlis’e de önümüzdeki günlerde gitmeyi hedefliyoruz. Van’da kıyafet konusunda bir tutarlılık yok maalesef. Van ile ilgili bir durum değil. Van’da yaşayan insanlar farklı farklı giyiniyor. Örneğin Gürpınar, Başkale, Bahçesaray, Muradiye, Çaldıran ilçelerinde insanların aynı tarzda elbiseler giymediğine şahit olduk. Van’ın eski kültürüyle yeni kültürü arasında ciddi bir fark var. O yüzden ortalama bir Van Gölü Hafızası çıkarmamız gerekiyor. Burada sürekli araştırma yaparak ailelerle görüşmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.    “Enstitümüzün iyi bir hafızası, iyi bir arşiv olmak zorundadır”    Amaçlarının Van’ın kültürel, el sanatları hafızasını bilgi kirliliğinden arındırarak, insanlar tarafından tanınmasını sağlamak olduğunu söyleyen Evliyaoğlu, “Enstitümüzün kuruluş amacı geleneksel kültürümüzü, yeni sanat dalları ile sentezleyip yaşatarak dünya çapında tanıtmaktır. Millî kültür değerlerimizi araştıran, geleneksel el sanatlarımızı yaşatan, güncelleyerek gelecek kuşaklara aktaran ve arşivleyen, kültürümüzü ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtan, eğitim programlarını yeni teknolojiler ile destekleyerek, sektörün beklentilerine uygun insan gücü yetiştiren; alanında bilgi ve beceri düzeyi yüksek, üretken, girişimci, kültür mirasımıza sahip çıkan bireyleri topluma kazandıran, ekip ruhu ile hareket eden, kaliteli hizmet sunan ve sürekli gelişen bir eğitim kurumu olmak için varız. 1945 yılında kurulan Olgunlaşma Enstitülerinin asıl kurulma amacı öğrenci yetiştirmektir. Bizde başarılı öğrenciler yetiştirmek için elimizden gelen her türlü çalışmayı sarf edeceğiz. Türkiye’de 24 Olgunlaşma Enstitüsü bulunuyor. Bir daha da açılması düşünülmüyor. Ülkemizde sayı olarak azdır ama Van’da açılması son derece önemlidir. Çünkü Van Gölü Hafızasında olan iller açısından Van merkezdir. Van’ın Urartular, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet döneminden gelen önemli kültürel zenginlikleri var. Biz tamamını değerlendireceğiz. Tabi burada doğru bilgiye ulaşmak için bazı sıkıntılar var. Van çok fazla göç alıp göç veriyor. Göçler Van kültürünü olumsuz etkiliyor. Van’ın köklü kültürünü bilen ve yaşayan eski yerli aileler göç edip gidiyor, bu nedenle işimiz zor ama araştırarak doğru bilgilere ulaşacağız.  Bizim şu anki hedefimiz öğrenci yetiştirmek, insanların bir meslek sahibi olmalarına imkan sağlamak, kurslar vasıtasıyla bütün hayat boyu öğrenim kurumları gibi halkla bütünleşmek, onlarında mesleklerinde ilerlemesini ve Van’ın kültürel, el sanatları hafızasını bilgi kirliliğinden arındırarak, insanlar tarafından tanınmasını sağlamaktır. Enstitümüzün iyi bir hafızası, iyi bir arşiv olmak zorundadır.  Bunun için araştırmaya, belgelemeye önem veriyoruz. Ayrıca kız meslek liseleriyle de diyaloğumuz var. Kız meslek lisesinde hem öğrenci hem de öğretmenlerden yararlanıyoruz. Orada okuyup mezun olan veya eğitimi yarıda kalan öğrencileri biz alıyoruz. O yüzden hem Halk Eğitim Merkezleriyle hem de meslek liseleriyle iletişim halindeyiz” diye konuştu.  “Van merkezi, ilçelerinde giyilen kıyafetlerin tamamını sahipleniyoruz”   Bölgenin giyim kuşam kültürünü farklılıkları ve gerçek şekliyle ortaya koymaya çalıştıklarını kaydeden Neşe Evliyaoğlu, “Van Halk Oyunları konusunda kitap yazan, bu konuyla ilgili zamanında kafa yoran arkadaşlarla iletişim kurup davet ettik. Çalışmalarımızı yaparken yerel bilgileri çok önemsiyoruz. O yüzden de hem üniversitedeki öğretim üyelerinden, halk oyunlarıyla ilgili çalışma yapan kişilerin kaynaklarından, Van yöresi giysileri bilen hocalardan faydalanıyoruz. Fakat herkes çok dertli, bilgiyi tam olarak ortaya koyamama gibi bir sıkıntı var.  Mesela Evliya Çelebi Van şehir merkezi ve kuzey ilçelerimizde Vanlıların erkekleri; çuha, şalvar, serhadin, çekmen ve samur giydiklerini, bellerine alaca kuşak bağladıklarını ve kuşaklarına hançer taktıklarını, başlarına fes giydiklerini kaydetmektedir. Halk ise  Van’a has şekilde şalvar giyer. Şalvarlar genellikle mavi çuhadan ağzı diz hizasından daha yukarıda olup, paçaları pantolon paçası gibi ne fazla dar ne fazla geniştir. Şalvarın beli bağlı, cep kenarları ve paçaların dışa bakan tarafları işlemelidir. Günlük kullanılan şalvarların rengi bazen koyu gri, kahverengi ve siyahtır, aynı zamanda işlemesizdir. Üstten işlik giyilir. İşlik’in önü ilik düğmeli, kol ağızları ince manşetli yakası işlik yakadır. İşliğin üzerinden sırtı ve önleri işlemeli cepken ya da yelek giyilir. Bele beyaz veya alaca renkli kuşak bağlanır. Gümüş savatlı tütün tabakası kuşağın arasında muhafaza edilir. Köstek de kıyafeti tamamlama unsuru olarak takılır. Başta fes, fesin üzerinde ahmediye (beyaz ipekli şal) bağlanır. Ayağa, elde örülmüş desenli yün çorap ve poçikli papuç giyer. Kadınların giydikleri entariler genellikle kadife ya da canfesten daire kloş, belden büzgülü, etek boyları topuklarına kadar uzanan uzun kollu olup, etek ve kol ağızları ile yaka etrafı işlemelidir. Bu entarinin üzerinde kadifeden önü ve arkası işlemeli yelekleri vardır. Özel günlerde giydikleri yukarıda belirtilen işlemeli kadife entari ve yelekleri ile başlarında tepelik ve tepeliğin üzerinde örttükleri oyalı yazmalar – leçekler bulunur. Bele ise savatlı gümüş kemerler bağlanır. Yazma ve leçeklerdeki oyaların en belirgin özelliği ise renkli boncuklarla yapılan tığ oyalardır. Bayanların saçları kırk örüklü olup örüklerini gümüş saç bağları süsler. Bele bağlanan savatlı gümüş kemerlerin bir tarafından içi kadife kaplı akçe kesesi, diğer taraftan gümüş saplı çakı sarkar. Ayrıca muskalık ve hamayil, gerdanlık bileziklerle kapağı savatlı gümüş işlemeli ayna bayanların en önemli aksesuarlarıdır. Bu da bayanların süslenmeye ve takıya verdikleri önemi sergiliyor. Bayanlar evde ayaklarına deri şipik (terlik) giyer. Bir iş yaptıklarında entarinin önüne etrafı pırpırlı cepli önlük bağlamayı hiç ihmal etmezler. Yine iş yapmaları sırasında desenli basma şalvar giydikleri de görülür. Kostümler ilimize bağlı güneydeki dört ilçemizde farklılık göstermektedir. Söz konusu ilçeler; Çatak, Başkale, Gürpınar ve Bahçesaray ilçeleridir. Bu ilçelerimizde erkeklerde; başa keçe, külah veya takke üzerine epal, cemedani veya poşi sarılır. Bedene yakasız uzun kollu işlik, işliğin üzerine şal – şepik, cemedani giyilir. Onun üzerine kerik (yelek) giyilir. Bunların üzeri lavendi veya alaca kuşakla belden bağlanır. Ayaklara işlemeli veya sade yün çorap, üzerine reşik (çarık) giyilir. Erkeklerde ayrıca hamayil, gümüş tütün tabakası, gümüş veya normal köstek kullanılmaktadır. Kadınlarda; başa sarılı kofi (ağvan), tepelik ve yer yer alınlık takılır ve üzerine poşi ve kesrevanla bağlanır. Bedene yarım kollu veya kollu atlet, belden uçkurlu ayak bileği uzunluğunda don giyilir. Üzerine fistan, mehmer kadife, kras - entari giyilmektedir. Bunların üzerine yelek, ayrıca yerine göre önlük ve bunların belden bağlanması için kuşak kullanılmaktadır. Ayrıca gerektiğinde kollara kolçak takılmaktadır. Ayaklara işlemeli veya sade yün çorap ve harik, reşik veya “Yemeni” giyilmektedir. Kadınlarda altın ya da savatlı gümüş kemer, kol – gerdan – kulak ve parmaklara altın veya gümüş takılar, altın heb, boncuk vb. maddelerle süslenmiş takı, işlemeli mücevher kesesi, allık ve sürme kullanılmaktadır. Yani Van merkezde ve kuzey ilçelerinde çuha, şalvar, kadife ya da canfes var, güney ilçelerimizde ise şal-şepik, fistan var. Biz Van merkez ve ilçelerinde giyilen kıyafetlerin tamamını farklılıklarıyla sahipleniyoruz.  Van’ın köklü kültürüne, el sanatlarına, motiflerine azmi özen gösteriyoruz. Gerçek neyse odur. Bunları yaparken etiketleme yapmadan ortaya koymak lazım. O yüzden akademisyenlerle, yöre insanımızla çok görüşüyorum. Çünkü bu bilgiler şahsıma ait değil, kaynakçaları var ” şeklinde konuştu.     “Emine Erdoğan Hanımefendi Sedef takıları çok beğendi”   İnternet üzerinden ürün satışı yaptıklarını söyleyen Evliyaoğlu, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Ahlat’ı ziyaret ettiği zaman Emine Hanımefendiye Sedef takı hazırlamıştık. Kendileri Sedef takıları çok beğenmiş, şimdi Emine Hanımefendiye Sedef düğmeleri, kol düğmeleri ve yaka iğnelerini hazırladık. Antalya çalıştayında da Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk’un eşi benim üzerimde giydiğim kıyafeti çok beğendi, şimdi ona kıyafet hazırlıyoruz. Genellikle protokol bölümünde özel sipariş alıyoruz. Tabi vatandaşlardan da sipariş alıyoruz. PTT AVM üzerinden online sipariş alıyoruz.” dedi.    “Eksikleri gidermek için canla başla çaba sarf ediyoruz”   Van Olgunlaşma Enstitüsü olarak iyi bir ekip kurarak çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyen Neşe Evliyaoğlu, “Yerel ürünler ve özgün ürünler yapmayı seviyoruz. Bakın hepimiz ölüp gideceğiz. Geride bırakmamız gereken Van’ı gerçek anlamda temsil eden bir arşiv olmalıdır. Gençlere bunu sevdirip devamını sağlamak zorundayız. O yüzden de ayak izimiz çok önemli, kıymetli şeyler bırakıyoruz ama bunların sahiplenilmesi lazım. Biz kurumumuzun gelişmesi için gövdemizi taşın altına koyarak iyi bir ekip oluşturduk. Bunun bizden sonra da üzerine koyarak devam etmesi gerekiyor. Bildiklerimizi gelecek kuşaklara aktarmamız gerekiyor. Korumak, arşiv oluşturmak, gelecek kuşaklara aktarmak, eğitim konusunda eksikleri gidermek için canla başla çaba sarf ediyoruz. Doğru bir miras bırakmak istiyoruz. O yüzden de hep seçici davranıyoruz. Dikişte, nakışta, kilimde çok iyi olan arkadaşlarla çalışıyoruz. Aynı zamanda benim en çok önemsediğim şeylerden bir tanesi de edep adaptır. Çünkü olgunlaşmalar ilk kurulduklarında Türk kadınlarının evlerinde kendi işlerini kolaylıkla yapabilmelerine imkan sağlayacak dikiş, nakış, oturma, kalkma, yemek yapma gibi bir takım kurallar ve görgü kurallarını öğrendikleri kurumlardır. O yüzden bizim bunu devam ettirmemiz gerekiyor. Olgunlaşma Enstitüleri Türkiye’nin kültür elçileridir” ifadelerini kullandı.    “Van ürün konusunda dışa çok bağımlı bir şehirdir”   Van’ın kumaş, iplik gibi ürünlerde dışa bağımlı olduğunu kaydeden Evliyaoğlu, “Bizim Van’da daha iyi işler yapmak için desteğe ihtiyacımız var.  Van’da çok önemli bir sorun tespit ettik. Van ürün konusunda dışa çok bağımlı bir şehirdir. Kaliteli kumaş Van’da bulunmuyor. Adana, Gaziantep, İstanbul, Bursa gibi illerde kumaş alınıyor. Kilim yapıyoruz ama ip bulamıyoruz. Koronavirüs salgınından dolayı Kapıköy Sınır Kapısı kapatıldığı için İran’dan ip gelmiyor. Bu çok ciddi bir problemdir. Aksaray, Bursa, Denizli, Uşak’a kadar uzanmak zorunda kaldım. Çünkü iç piyasadaki ipler çok pahalı. Kök boya herkes yapamıyor. Bizim öğretmenlerimiz burada yapıyor. Kök boya ve yün iplik üretimini kendimiz yapıyoruz. Bunların yanında kilim restorasyonlarını da yapıyoruz ama bir tane ipek kilimi yapınca çok zorlandık. Öğretmenlerimiz bu konuda çok yeteneklidir. Bizim tek derdimiz araştırmak ve üretmek, ağlamakla bir yere varamayız. Kimse benim gırtlağıma basıp gel burada otur demedi. Kendim talep ettim ve göreve başladım. Geldikten sonra çözüm odaklı olmak zorundayız. Devlete ait bir kurumdur ve iyi yerlere gelmesi için herkesin üzerine düşeni yapması lazım. Görevden bulunduğum süre içerisinde gelişmesi için gece gündüz çalışacağım. Ben burada geçiciyim ama Van kültürü kalıcıdır. Kültürümüzün doğru bir şekilde tanıtlaması ve kalmasını istiyorum” dedi.    “Türkiye’nin ünlü modacıları ve mankenleri Van’a gelecek”   Van Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi Neşe Evliyaoğlu, son olarak şunları söyledi; “Ünlü modacı ve tasarımcılarla iletişimimiz var. Fırat Neziroğlu, Uğurkan Erez, Erol Albayrak, Roman Mağazasından Suzan Toplusoy, Haremlik Selamlık Markasının sahibi Banu Yentürk, öğretim görevlileri, Topkapı Sarayı Arşivi bölümü çalışanları ve ünlü modacılar danışma kurulumuzda yer alıyor. Bizi doğru bir şekilde yönlendiriyorlar. Van’a henüz gelmediler ama başka illere gidip kumaşı inceleyerek tasarımı konusunda yönlendirmeler yapıyorlar. Bilgileri bizim için çok kıymetli, istifade ediyoruz. Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin ünlü modacıları ve mankenleri Van’a gelecek. Modacı ve mankenlerle bire bir iletişim halindeyiz. Allah’ın izniyle Enstitümüze ait kendi yerimize geçtikten sonra çalışmalarımızı istediğimiz gibi sonuca ulaştıracağız.”    
Van’ın kıyafetlerini, el sanatlarını, motiflerini sahiplendiklerini kaydeden Van Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi Neşe Evliyaoğlu, “Amacımız Van hafızasını kültürel anlamda bilgi kirliliğinden arındırarak, insanlar tarafından doğru tanınmasını sağlamaktır. Tarihi yerleri gezerek, yaşlı teyzelerle, sosyologlarla, duayenlerle görüşerek el sanatlarını orijinal haliyle açığa çıkarıyoruz. Urartular dönemine ait muhteşem motifler yer alıyor. Biz motifleri elbiselerin üzerine işledik. Muhtemelen bahar aylarında Van Müzesi ve tarihi Van Kalesi’nin önünde 3 bin yıl öncesine ait Urartu motiflerinden oluşan kıyafetlerin yer aldığı görkemli defile gerçekleştireceğiz” dedi.

Burhan Ergin  

Gazetemize açıklamalarda bulunan Van Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi Neşe Evliyaoğlu,  Türkiye’de 24 enstitüden biri olduklarını belirterek “Van’ın tarihi el sanatlarını, giysilerini, motiflerini araştırıyoruz. Hakkâri ve Bitlis de bize bağlı olduğu için orada da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tarihi yerleri gezerek, yaşlı teyzelerle, sosyologlarla, duayenlerle görüşerek el sanatlarını orijinal haliyle açığa çıkarıyoruz” dedi. 

“El sanatlarını orijinal haliyle açığa çıkarıyoruz” 

Van’ın tarihi el sanatlarını, giysilerini, motiflerini araştırdıklarını belirten Evliyaoğlu, “Van Olgunlaşma Enstitüsü 4 Ocak 2019 yılında kuruldu. Ocak ayında eğitim öğretim yapılamadığı için Ekim ayında başladık. 18 usta öğretiyle başladık. Van Büyükşehir Belediyesi Kadın Yaşam Merkezi binasında geçici olarak bulunuyoruz.  Olgunlaşma Enstitülerinin kurulma amacı eğitimlerini yarıda bırakmış, tamamlayamamış öğrencilerin eğitimini tamamlamasına imkan verecek 2 yıllık programlar açmak ve orada denklik diploması vermektir. Bizim verdiğimiz denklik diploması Ali Paşa Mesleki Eğitim Merkezi’nde diplomaya dönüşüyor. Olgunlaşma Enstitüsü 3 bölümden oluşuyor. Bunlardan bir tanesi araştırma tasarımdır. Biz şuanda araştırma tasarım yapıyoruz. İkincisi kurslar, üçüncüsü ise Enstitüde 2 yıllık eğitim programı. 2 yıllık eğitim programlarında bir yıl teorik eğitim, bir yıl da uygulamalı eğitim veriliyor. Halk Eğitim Merkezlerinden en büyük farkı araştırma ve tasarımdır. Araştırma tasarım açıkçası Van’ın tarihi el sanatlarını, giysilerini, motiflerini araştırıyoruz. Hakkari ve Bitlis de bize bağlı olduğu için orada da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Van, Hakkari, Bitlis’te tarihi yerleri gezerek, yaşlı teyzelerle, sosyologlarla, duayenlerle görüşerek el sanatlarını orijinal haliyle açığa çıkarıyoruz” diye konuştu.  

“Usta öğretici alırken üç şekilde sınav yapıyoruz”  

Usta öğretici alırken üç şekilde sınav yaptıklarını belirten Neşe Evliyaoğlu “Şuanda kurs veya enstitü programı mekandan dolayı uygun olmadığı için henüz daha öğrenci alamadık. Van Olgunlaşma Enstitümüzde 4 idareci ve 24 usta öğretici çalışıyor. Bakanlığımız ve Genel Müdürlüğümüz ‘bizi Halk Eğitim Merkezlerinden ayıran bir şeyin olması gerektiğini söyleyerek, Siz o yüzden enstitülere çok ağırlık vermelisiniz, kurslara çok fazla yönlendirme yapmayın’ diyorlar. Usta öğretici alırken üç şekilde sınav yapıyoruz. Tabi bize başvuru yaparken belge veya diplomalara bakıyoruz. Beceri eğitim sınavıyla diploması olmayanlara belge vererek usta öğretici yapıyoruz. Usta öğretici alırken senede bir Ağustos ayında sınav yapıp Eylül ayında başarılı olanları komisyondan geçiyoruz. Usta öğreticileri 2 yıllık programa çıkardığımız zaman eğer meslek lisesini yarım bıraktıysa onlara sınav yapmıyoruz. Komisyon içeride sınav yapıyor ama normal lise mezunu gelip meslek lisesi denklik diploması almak istediğini söylerse o zaman sınava alıyoruz.  Bu öğrencimiz örneğin moda tasarımda eğitimini tamamlıyor. Bunlara yüksek lisans ve doktora kapısı da açık, yani üst eğitimde alabiliyor. Araştırma tasarım AR-GE öğretmenlerinin görevidir. Onlar devamlı sahadalar. Karış karış gezerek fotoğraf çekip bilgi alıyorlar. Ulusal ve uluslararası literatürü tarıyoruz” diye konuştu.   

“Van Müzesi ve Van Kalesi’nin önünde defile yapacağız”  

Kıyafetleri tanıtmak için Van Müzesi ve Van Kalesi önünde defile düzenleyeceklerini belirten Evliyaoğlu, “ Bu yıl tema olarak Van’da 3 bin yıl öncesi Urartu izleri çalışmasını gerçekleştirdik. Bu çok hafife alınacak bir konu da değil. Urartular döneminde muhteşem motifler yer alıyor. Biz motifleri el emeği göz nuruyla elbiselerin üzerine işledik. Van Müzesi Müdürü Erol Uslu ile görüştük. Kendisi de Kültür ve Turizm Bakanlığından onay aldı. Muhtemelen bahar aylarında Urartu motiflerinin yer aldığı kıyafetlerden oluşan görkemli defileyi Van Müzesi ve Van Kalesi’nin önünde gerçekleştireceğiz. Defilede genç kızlarımız manken olarak görev alacaklar. Tarihi sanata yansıtarak  tarihi mekânda buluşturacağız. Defileye ünlü bir iki mankeni de çıkarmayı planlıyoruz” dedi.   

 “Van’ın eski kültürüyle yeni kültürü arasında ciddi bir fark var”  

Van’ın kıyafet konusunda tutarlık olmadığını söyleyen Evliyaoğlu, “Van, Hakkari ve Bitlis ile ilgili bir yemek kitapçığı hazırlıyoruz. Hakkari’de gidip araştırma yaptık. Bitlis’e de önümüzdeki günlerde gitmeyi hedefliyoruz. Van’da kıyafet konusunda bir tutarlılık yok maalesef. Van ile ilgili bir durum değil. Van’da yaşayan insanlar farklı farklı giyiniyor. Örneğin Gürpınar, Başkale, Bahçesaray, Muradiye, Çaldıran ilçelerinde insanların aynı tarzda elbiseler giymediğine şahit olduk. Van’ın eski kültürüyle yeni kültürü arasında ciddi bir fark var. O yüzden ortalama bir Van Gölü Hafızası çıkarmamız gerekiyor. Burada sürekli araştırma yaparak ailelerle görüşmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.   

“Enstitümüzün iyi bir hafızası, iyi bir arşiv olmak zorundadır”   

Amaçlarının Van’ın kültürel, el sanatları hafızasını bilgi kirliliğinden arındırarak, insanlar tarafından tanınmasını sağlamak olduğunu söyleyen Evliyaoğlu, “Enstitümüzün kuruluş amacı geleneksel kültürümüzü, yeni sanat dalları ile sentezleyip yaşatarak dünya çapında tanıtmaktır. Millî kültür değerlerimizi araştıran, geleneksel el sanatlarımızı yaşatan, güncelleyerek gelecek kuşaklara aktaran ve arşivleyen, kültürümüzü ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtan, eğitim programlarını yeni teknolojiler ile destekleyerek, sektörün beklentilerine uygun insan gücü yetiştiren; alanında bilgi ve beceri düzeyi yüksek, üretken, girişimci, kültür mirasımıza sahip çıkan bireyleri topluma kazandıran, ekip ruhu ile hareket eden, kaliteli hizmet sunan ve sürekli gelişen bir eğitim kurumu olmak için varız. 1945 yılında kurulan Olgunlaşma Enstitülerinin asıl kurulma amacı öğrenci yetiştirmektir. Bizde başarılı öğrenciler yetiştirmek için elimizden gelen her türlü çalışmayı sarf edeceğiz. Türkiye’de 24 Olgunlaşma Enstitüsü bulunuyor. Bir daha da açılması düşünülmüyor. Ülkemizde sayı olarak azdır ama Van’da açılması son derece önemlidir. Çünkü Van Gölü Hafızasında olan iller açısından Van merkezdir. Van’ın Urartular, Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet döneminden gelen önemli kültürel zenginlikleri var. Biz tamamını değerlendireceğiz. Tabi burada doğru bilgiye ulaşmak için bazı sıkıntılar var. Van çok fazla göç alıp göç veriyor. Göçler Van kültürünü olumsuz etkiliyor. Van’ın köklü kültürünü bilen ve yaşayan eski yerli aileler göç edip gidiyor, bu nedenle işimiz zor ama araştırarak doğru bilgilere ulaşacağız.  Bizim şu anki hedefimiz öğrenci yetiştirmek, insanların bir meslek sahibi olmalarına imkan sağlamak, kurslar vasıtasıyla bütün hayat boyu öğrenim kurumları gibi halkla bütünleşmek, onlarında mesleklerinde ilerlemesini ve Van’ın kültürel, el sanatları hafızasını bilgi kirliliğinden arındırarak, insanlar tarafından tanınmasını sağlamaktır. Enstitümüzün iyi bir hafızası, iyi bir arşiv olmak zorundadır.  Bunun için araştırmaya, belgelemeye önem veriyoruz. Ayrıca kız meslek liseleriyle de diyaloğumuz var. Kız meslek lisesinde hem öğrenci hem de öğretmenlerden yararlanıyoruz. Orada okuyup mezun olan veya eğitimi yarıda kalan öğrencileri biz alıyoruz. O yüzden hem Halk Eğitim Merkezleriyle hem de meslek liseleriyle iletişim halindeyiz” diye konuştu. 

“Van merkezi, ilçelerinde giyilen kıyafetlerin tamamını sahipleniyoruz”  

Bölgenin giyim kuşam kültürünü farklılıkları ve gerçek şekliyle ortaya koymaya çalıştıklarını kaydeden Neşe Evliyaoğlu, “Van Halk Oyunları konusunda kitap yazan, bu konuyla ilgili zamanında kafa yoran arkadaşlarla iletişim kurup davet ettik. Çalışmalarımızı yaparken yerel bilgileri çok önemsiyoruz. O yüzden de hem üniversitedeki öğretim üyelerinden, halk oyunlarıyla ilgili çalışma yapan kişilerin kaynaklarından, Van yöresi giysileri bilen hocalardan faydalanıyoruz. Fakat herkes çok dertli, bilgiyi tam olarak ortaya koyamama gibi bir sıkıntı var.  Mesela Evliya Çelebi Van şehir merkezi ve kuzey ilçelerimizde Vanlıların erkekleri; çuha, şalvar, serhadin, çekmen ve samur giydiklerini, bellerine alaca kuşak bağladıklarını ve kuşaklarına hançer taktıklarını, başlarına fes giydiklerini kaydetmektedir. Halk ise  Van’a has şekilde şalvar giyer. Şalvarlar genellikle mavi çuhadan ağzı diz hizasından daha yukarıda olup, paçaları pantolon paçası gibi ne fazla dar ne fazla geniştir. Şalvarın beli bağlı, cep kenarları ve paçaların dışa bakan tarafları işlemelidir. Günlük kullanılan şalvarların rengi bazen koyu gri, kahverengi ve siyahtır, aynı zamanda işlemesizdir. Üstten işlik giyilir. İşlik’in önü ilik düğmeli, kol ağızları ince manşetli yakası işlik yakadır. İşliğin üzerinden sırtı ve önleri işlemeli cepken ya da yelek giyilir. Bele beyaz veya alaca renkli kuşak bağlanır. Gümüş savatlı tütün tabakası kuşağın arasında muhafaza edilir. Köstek de kıyafeti tamamlama unsuru olarak takılır. Başta fes, fesin üzerinde ahmediye (beyaz ipekli şal) bağlanır. Ayağa, elde örülmüş desenli yün çorap ve poçikli papuç giyer. Kadınların giydikleri entariler genellikle kadife ya da canfesten daire kloş, belden büzgülü, etek boyları topuklarına kadar uzanan uzun kollu olup, etek ve kol ağızları ile yaka etrafı işlemelidir. Bu entarinin üzerinde kadifeden önü ve arkası işlemeli yelekleri vardır. Özel günlerde giydikleri yukarıda belirtilen işlemeli kadife entari ve yelekleri ile başlarında tepelik ve tepeliğin üzerinde örttükleri oyalı yazmalar – leçekler bulunur. Bele ise savatlı gümüş kemerler bağlanır. Yazma ve leçeklerdeki oyaların en belirgin özelliği ise renkli boncuklarla yapılan tığ oyalardır. Bayanların saçları kırk örüklü olup örüklerini gümüş saç bağları süsler. Bele bağlanan savatlı gümüş kemerlerin bir tarafından içi kadife kaplı akçe kesesi, diğer taraftan gümüş saplı çakı sarkar. Ayrıca muskalık ve hamayil, gerdanlık bileziklerle kapağı savatlı gümüş işlemeli ayna bayanların en önemli aksesuarlarıdır. Bu da bayanların süslenmeye ve takıya verdikleri önemi sergiliyor. Bayanlar evde ayaklarına deri şipik (terlik) giyer. Bir iş yaptıklarında entarinin önüne etrafı pırpırlı cepli önlük bağlamayı hiç ihmal etmezler. Yine iş yapmaları sırasında desenli basma şalvar giydikleri de görülür. Kostümler ilimize bağlı güneydeki dört ilçemizde farklılık göstermektedir. Söz konusu ilçeler; Çatak, Başkale, Gürpınar ve Bahçesaray ilçeleridir. Bu ilçelerimizde erkeklerde; başa keçe, külah veya takke üzerine epal, cemedani veya poşi sarılır. Bedene yakasız uzun kollu işlik, işliğin üzerine şal – şepik, cemedani giyilir. Onun üzerine kerik (yelek) giyilir. Bunların üzeri lavendi veya alaca kuşakla belden bağlanır. Ayaklara işlemeli veya sade yün çorap, üzerine reşik (çarık) giyilir. Erkeklerde ayrıca hamayil, gümüş tütün tabakası, gümüş veya normal köstek kullanılmaktadır. Kadınlarda; başa sarılı kofi (ağvan), tepelik ve yer yer alınlık takılır ve üzerine poşi ve kesrevanla bağlanır. Bedene yarım kollu veya kollu atlet, belden uçkurlu ayak bileği uzunluğunda don giyilir. Üzerine fistan, mehmer kadife, kras - entari giyilmektedir. Bunların üzerine yelek, ayrıca yerine göre önlük ve bunların belden bağlanması için kuşak kullanılmaktadır. Ayrıca gerektiğinde kollara kolçak takılmaktadır. Ayaklara işlemeli veya sade yün çorap ve harik, reşik veya “Yemeni” giyilmektedir. Kadınlarda altın ya da savatlı gümüş kemer, kol – gerdan – kulak ve parmaklara altın veya gümüş takılar, altın heb, boncuk vb. maddelerle süslenmiş takı, işlemeli mücevher kesesi, allık ve sürme kullanılmaktadır. Yani Van merkezde ve kuzey ilçelerinde çuha, şalvar, kadife ya da canfes var, güney ilçelerimizde ise şal-şepik, fistan var. Biz Van merkez ve ilçelerinde giyilen kıyafetlerin tamamını farklılıklarıyla sahipleniyoruz.  Van’ın köklü kültürüne, el sanatlarına, motiflerine azmi özen gösteriyoruz. Gerçek neyse odur. Bunları yaparken etiketleme yapmadan ortaya koymak lazım. O yüzden akademisyenlerle, yöre insanımızla çok görüşüyorum. Çünkü bu bilgiler şahsıma ait değil, kaynakçaları var ” şeklinde konuştu.    

“Emine Erdoğan Hanımefendi Sedef takıları çok beğendi”  

İnternet üzerinden ürün satışı yaptıklarını söyleyen Evliyaoğlu, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Ahlat’ı ziyaret ettiği zaman Emine Hanımefendiye Sedef takı hazırlamıştık. Kendileri Sedef takıları çok beğenmiş, şimdi Emine Hanımefendiye Sedef düğmeleri, kol düğmeleri ve yaka iğnelerini hazırladık. Antalya çalıştayında da Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk’un eşi benim üzerimde giydiğim kıyafeti çok beğendi, şimdi ona kıyafet hazırlıyoruz. Genellikle protokol bölümünde özel sipariş alıyoruz. Tabi vatandaşlardan da sipariş alıyoruz. PTT AVM üzerinden online sipariş alıyoruz.” dedi.   

“Eksikleri gidermek için canla başla çaba sarf ediyoruz”  

Van Olgunlaşma Enstitüsü olarak iyi bir ekip kurarak çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyen Neşe Evliyaoğlu, “Yerel ürünler ve özgün ürünler yapmayı seviyoruz. Bakın hepimiz ölüp gideceğiz. Geride bırakmamız gereken Van’ı gerçek anlamda temsil eden bir arşiv olmalıdır. Gençlere bunu sevdirip devamını sağlamak zorundayız. O yüzden de ayak izimiz çok önemli, kıymetli şeyler bırakıyoruz ama bunların sahiplenilmesi lazım. Biz kurumumuzun gelişmesi için gövdemizi taşın altına koyarak iyi bir ekip oluşturduk. Bunun bizden sonra da üzerine koyarak devam etmesi gerekiyor. Bildiklerimizi gelecek kuşaklara aktarmamız gerekiyor. Korumak, arşiv oluşturmak, gelecek kuşaklara aktarmak, eğitim konusunda eksikleri gidermek için canla başla çaba sarf ediyoruz. Doğru bir miras bırakmak istiyoruz. O yüzden de hep seçici davranıyoruz. Dikişte, nakışta, kilimde çok iyi olan arkadaşlarla çalışıyoruz. Aynı zamanda benim en çok önemsediğim şeylerden bir tanesi de edep adaptır. Çünkü olgunlaşmalar ilk kurulduklarında Türk kadınlarının evlerinde kendi işlerini kolaylıkla yapabilmelerine imkan sağlayacak dikiş, nakış, oturma, kalkma, yemek yapma gibi bir takım kurallar ve görgü kurallarını öğrendikleri kurumlardır. O yüzden bizim bunu devam ettirmemiz gerekiyor. Olgunlaşma Enstitüleri Türkiye’nin kültür elçileridir” ifadelerini kullandı.   

“Van ürün konusunda dışa çok bağımlı bir şehirdir”  

Van’ın kumaş, iplik gibi ürünlerde dışa bağımlı olduğunu kaydeden Evliyaoğlu, “Bizim Van’da daha iyi işler yapmak için desteğe ihtiyacımız var.  Van’da çok önemli bir sorun tespit ettik. Van ürün konusunda dışa çok bağımlı bir şehirdir. Kaliteli kumaş Van’da bulunmuyor. Adana, Gaziantep, İstanbul, Bursa gibi illerde kumaş alınıyor. Kilim yapıyoruz ama ip bulamıyoruz. Koronavirüs salgınından dolayı Kapıköy Sınır Kapısı kapatıldığı için İran’dan ip gelmiyor. Bu çok ciddi bir problemdir. Aksaray, Bursa, Denizli, Uşak’a kadar uzanmak zorunda kaldım. Çünkü iç piyasadaki ipler çok pahalı. Kök boya herkes yapamıyor. Bizim öğretmenlerimiz burada yapıyor. Kök boya ve yün iplik üretimini kendimiz yapıyoruz. Bunların yanında kilim restorasyonlarını da yapıyoruz ama bir tane ipek kilimi yapınca çok zorlandık. Öğretmenlerimiz bu konuda çok yeteneklidir. Bizim tek derdimiz araştırmak ve üretmek, ağlamakla bir yere varamayız. Kimse benim gırtlağıma basıp gel burada otur demedi. Kendim talep ettim ve göreve başladım. Geldikten sonra çözüm odaklı olmak zorundayız. Devlete ait bir kurumdur ve iyi yerlere gelmesi için herkesin üzerine düşeni yapması lazım. Görevden bulunduğum süre içerisinde gelişmesi için gece gündüz çalışacağım. Ben burada geçiciyim ama Van kültürü kalıcıdır. Kültürümüzün doğru bir şekilde tanıtlaması ve kalmasını istiyorum” dedi.   

“Türkiye’nin ünlü modacıları ve mankenleri Van’a gelecek”  

Van Olgunlaşma Enstitüsü Müdiresi Neşe Evliyaoğlu, son olarak şunları söyledi; “Ünlü modacı ve tasarımcılarla iletişimimiz var. Fırat Neziroğlu, Uğurkan Erez, Erol Albayrak, Roman Mağazasından Suzan Toplusoy, Haremlik Selamlık Markasının sahibi Banu Yentürk, öğretim görevlileri, Topkapı Sarayı Arşivi bölümü çalışanları ve ünlü modacılar danışma kurulumuzda yer alıyor. Bizi doğru bir şekilde yönlendiriyorlar. Van’a henüz gelmediler ama başka illere gidip kumaşı inceleyerek tasarımı konusunda yönlendirmeler yapıyorlar. Bilgileri bizim için çok kıymetli, istifade ediyoruz. Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin ünlü modacıları ve mankenleri Van’a gelecek. Modacı ve mankenlerle bire bir iletişim halindeyiz. Allah’ın izniyle Enstitümüze ait kendi yerimize geçtikten sonra çalışmalarımızı istediğimiz gibi sonuca ulaştıracağız.”  

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.