• Haberler
  • Güncel
  • ABD'nin hesaba katmadığı tartışma! Türkiye başlattı

ABD'nin hesaba katmadığı tartışma! Türkiye başlattı

ABD'nin dolar operasyonu sonrası hükümetin 'doları silah olarak kullanmayın' mesajı dünyada ses getirdi ve dolara karşı 'küresel uyanışın' ilk sinyali oldu.

Kurun seviyesi 'faizi arttır, dolar düşsün' türündeki reçetelerle ele alınırken Türkiye, küresel ortamda doların değerini tartışmaya açtı. Türkiye’nin ‘doları silah olarak kullanmayın’ mesajını dünyaya en net haykıran ülke olduğunu belirten Polis Akademisi Öğretim Üyesi Dr. Levent Yılmaz, ‘faiz artınca mesele bitecek mi?’ sorusunu, oran hesaplama yarışına giren çevrelere yöneltiyor.

Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararına günler kala, sosyal medya başta olmak üzere çeşitli mecralarda başlatılan faizi artırma oranlarını hesaplayan reçeteler, havada uçuşuyor. TCMB ve ekonomi yönetiminin attığı adımlar görmezden gelinerek, yaşanılan sürecin sadece faiz ve dolar üzerinden okunması ise uzmanlar tarafından eleştiriliyor.

DOZU GİDEREK ARTAN ÇOK BOYUTLU FİNANSAL SALDIRI

Piyasayı dolardan ibaret zannedenlerin büyük resmi görmemizi engellediğini düşünen isimlerden biri de Polis Akademisi Öğretim Üyesi Dr. M. Levent Yılmaz. 2013 Gezi Olayları'ndan bugüne dozu ve yöntemi sürekli artarak süren çok boyutlu finansal saldırıların hedefinin üretim potansiyelimiz olduğunu belirten Yılmaz, Türkiye’nin içte ve dışta doların politik bir silah olarak kullanılmasına karşı ciddi bir mücadele verdiğini söylüyor. Yılmaz, “Esas saldırı eksen ülke olma yolundaki çabalarımıza yöneliktir. Elbette gelişmekte olan bir ekonomi olarak, çözülmesi gereken sorunlar var ancak dolar tartışmaları konuyu başka yere çekerek, dışarıdan gelen saldırıları gizlemeye çalışanlara hizmet ediyor” diyor.

FAİZ İLE MESELE BİTECEK Mİ?

Yaşananları faiz ve kur üzerinden yorumlayanların bilerek veya bilmeyerek ekonomi yönetiminin mücadelesine zarar verdiğini belirten Yılmaz, “Merkez Bankası faizi artırınca bu mesele bitecek mi?” diye soruyor ve ekliyor: “Faiz artar veya artmaz bu teknik bir konudur. Ancak, temel meseleyi yanlış yerden tartışmamızı amaçlıyorlar. İlgiyi başka yere toplayıp diğer taraftan farklı bir şey yapmaya çalışıyorlar. Türkiyenin üretim dinamiklerini ve potansiyelini hedef alan çok taraflı bir operasyonla karşı karşıyayız. Evet doları konuşuyoruz, bizi çekmeye çalıştıkları mecra tam da burası.”

Levent Yılmaz’a göre, Türkiye, doların politik bir silaha dönüşmesine karşı küresel bir bilinç oluşması için de çalışıyor. “Doların değeri ile seviyesi ayrı şeylerdir” diyen Yılmaz, içinde bulunduğumuz ortamı şöyle özetliyor: “Türkiye, kurun seviyesini düşürmeye yönelik adımları atarken, dünyada doların kullanım değerini tartışmaya açtı. ‘Onu silah olarak kullanmayın’ mesajını en net haykıran ülke oldu. Birçok devlet ve kuruluştan da destek geldi. İşte böyle bir ortamda özellikle ekonomik analizlerin toplumda oluşabilecek yanlış algıya karşı dikkatli olmaları gerekiyor.”

‘TAYLOR MODELİ’ DAYATMASI

Özellikle sosyal medya ve televizyon ortamlarında faiz artırımı konusunda Taylor Modeli’ne göre hesaplama yapan analizleri eleştiren Yılmaz, bu kuralın, esasen ABD Merkez Bankası yani FED için hazırlanmış bir yöntem olduğuna dikkat çekiyor. Yılmaz, “Bu kurala göre kabaca ‘enflasyon yükseliyorsa faizi artır, büyüme düşüyorsa faizi indir’ şeklinde hareket edilir. Mesela, enflasyon yüzde 1 arttığında nominal faiz oranı yüzde 1’den daha fazla artırılmalı şeklinde bir kuralı var. Ülkelerin kendi şartları olduğu için, modelin her yerde ve zamanda geçerli olacağını söylemek zor” diyor. Faiz artışı hesabı yapanların sayısındaki artışa dikkat çeken Yılmaz, “JP Morgan isimli kuruluş, Taylor Kuralına göre 500 baz puan yani yüzde 5’lik bir faiz artışı hesaplamış. Türkiye’de yerleşik bir iktisatçımız aynı kurala göre yüzde 10 bir diğeri de yüzde 8,5 hesaplayıp görüşünü sosyal medyada paylaşmış” örneklerini veriyor.

PİYASA SADECE BORSADAN İBARET DEĞİL

Türkiye gerçeklerinin bu tarz tartışmalı reçetelerle görmezden gelindiğini belirten Yılmaz, şu tespitleri yapıyor: “Taylor Kuralı, hem enflasyon hem de büyümeye yönelen merkez bankalarını ilgilendirir. TCMB’nin 1211 sayılı kanuna göre tek görevi, fiyat istikrarı yani enflasyondur. Bu aslında 1990’lı yıllarda IMF politikalarının her ülkeye sorgusuz sualsiz dayatılmasına benziyor. 2001 Arjantin Krizi’nden sonra IMF ekonomisti Michael Mussa ‘Zaferden Trajediye Arjantin’ isimli kitabında ‘Ülkeyi biz bu hale getirdik’ diye itiraf ediyor. Türkiye olarak gelişmekte olan bir ülkesiniz ve büyümek zorundasınız, genç nüfusunuz var. Onlara istihdam sağlamalısınız. Geçtiğimiz hafta bir banka, bir şirkete yüzde 41 ile kredi kullandırmış diğeri de yüzde 38 ile oran yenilemiş. Dünyanın neresinde yüzde 41 faizle iş yapabilirsiniz. Piyasa dediğimiz şey sadece avro, dolar ve borsadan ibaret değil. Reel sektörü kenara mı atacağız?”

SALDIRI ULUSLARARASI HUKUKA UYGUN MU?

ABD’nin yaptırım kararlarının Türkiye tarafından çok zekice ve teknik bir hamleyle karşılandığını anlatan Yılmaz, “Türkiye bu konuyu uluslararası hukuk zeminine taşıdı. Hükümet ‘Siz müttefik olarak BM sözleşmesi ve NATO anlaşması gereğince müttefikinize buna yapamazsınız’ mesajını gönderiyor. Küresel bir destek de söz konusu” bilgisini veriyor.

YENİDEN KÜRESEL UYANIŞ ZAMANI

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD egemenliğinin doları rezerv para olarak ortaya çıkardığını ve böylece doların farklı dönemlerde silah olarak kullandığını belirten Yılmaz, Trump yönetimi ile birlikte akıl almaz boyutlara ulaşan saldırılara artık farklı ülkelerden tepki geldiğini belirtiyor. Yılmaz, “Ülkeler biribiri ile ticaretlerini Dolar yerine yerel paralarla yapmak istediklerini her platformda ifade etmeye başladılar. Ben bunu ‘Yeniden küresel uyanış’ olarak tanımlıyorum. Ülkeler arası swap (para takası) anlaşmaları hız kazandı. Elbette hemen olmayacak ancak birileri ‘Dolar’ın seviyesi’ üzerinden tartışırken Türkiye ‘Dolar’ın değerini’ düşürecek küresel uyanışının fitilini ateşledi bile” diyor.

DOLAR KARARLARI GELMEYE BAŞLADI
Türkiye'nin dolar çağrısı sonrası İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti, Türkiye, Rusya ve İran'ın yerel para birimleriyle ticaret yapma konusunda mutabık kaldığını söyledi. Öte yandan İran-Irak Ticaret Odası Başkanı Yahya İshak Tahran ile Bağdat arasındaki karşılıklı ticarette dolar kullanmama kararı aldığını açıkladı.

KAYNAK: YENİ ŞAFAK

Bakmadan Geçme