Köşe Yazıları Haber Girişi: 07.07.2021 - 16:46, Güncelleme: 07.07.2021 - 16:46

Teyze

 

Teyze

Teyze; anne yarısıdır... Van’ın en güzel mahallelerinden Şerefiye Mahallesi burası: her yer yeşil, sokaktaki kanaldan inanması zor ama buz gibi kehris suyu akıyor! Her evin mutlaka bahçesi var. Bu bahçelerde; elma, armut, ayva, ceviz ve üzüm başta olmak üzere çeşitli meyve ağaçları mevcuttu. Çocukların top oynadığı tarlalar bile çayırlarla örtülü. Çiçek ve meyveler mis kokularını havaya salıyor. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor. Yol kenarlarındaki ağaçların bin ağız yıkanmışçasına parıldayan körpe yaprakları ve iğde ağaçlarının möhre duvarları aşıp yola doğru sarkmasıyla harika görüntülerin olduğu ömre bedel bir yer…
İrfan Baştuğ İlkokulu’nun güneye açılan bahçe kapısının önündeyim. Doğu tarafında bir bahçe ve içinde tek katlı kerpiç yapılı, duvarları kireçli, toprak damlı tipik bir Van evi var. Köşe başında kehris suyunun aktığı kanal ve kanal boyunca uzanan karaağaçların sonunda zümrüt yeşili yapraklarıyla boy salan ekşi elma ağacı bizi karşılıyor. Eve doğru yürüyünce; sol tarafta okul ile evi ayıran çok yüksek olmayan kalın taş duvar, sağ tarafta çeşitli meyve ağaçlarının olduğu yemyeşil bahçe var. İkisinin arasında ince bir yol, yolun sonundaysa şimdi yalnızca hatıralarımızda kalan unutulmaz o ev var.         İşte burası Rahmetli Şükriye teyzemizin evidir. Bu evin gecelerinde koyu sohbetler, sabahlarında kuş sesleri ve anlatılmaya değer hatıraları var… Şükriye Teyze, cana can katan sözleriyle gönüllere nur saçar, evlatlarına, kardeşlerine, biz yeğenleri ve diğer yakınlarına çok ayrı bir ihtimam gösterirdi. Lisanında tatlı dilliydi, siması güler yüzlü ve ahlakında letafet yani güzellik ve incelik vardı. Dilinden hep kibar kelamlar dökülür, kalp kırmaz- gönül yıkmaz, insanlara sevgiyle bakardı. Hataları hoş görür ve özürleri kabul ederdi. Şefkatli ve merhametliydi. Yemek yedirmeyi sever, gönlü- gözü tok ve çok cömertti. Onun dostluğu, sevgisi ve sohbeti terapi gibiydi… Merhum teyze, bu evde ömrünün büyük bir kısmını geçirdi. Acı- tatlı, zenginlik ve fakirlik günlerini de yaşadı!  İhtişamlı günlerinde beyinin lokantasından tepsilerle gelen dönerleri-kebapları, bazen zorluklar içinde yaptığı bir tas çorbayı misafirleriyle paylaştı! Bazen bahçedeki kırmızı yanaklı elmanın altında ayran aşı ile Van balığı, bazen ciğer taplaması, sengeser vs. yapar yedirirdi en yakın akrabalarına… Aydınlıklar kaybolup ufuklar kararınca, zaman sükût edip gece ıssızlığa bürününce: Eski Büyük Cami’nin minarelerinden yükselen Merhum Hüseyin hoca’nın davudi sesiyle hicaz makamında okuduğu yatsı ezanı Van semalarını sarıp gönüllere huzur verince… Teyze, kapının önünde oturur tespihi elinde, zikri dilinde ezanı dinlerdi. Ezan bitince hemen yatsı namazını kılar; ” Bakara Süresi” son iki ayeti olan ”Amenerresulü” ve “Mülk Süresi”ni okurdu. Sonrasında kapının önüne kilimleri serer, minderleri atar otururdu. Etrafına alırdı çocukları. Ay gelir şavkını vurur, yıldızlar başucunda toplanırdı.  Damdaki baykuşlar ile evin yanındaki iğde ağacının dallarındaki serçeler bile onu dinlemek için sus pus olurdu! Arada ortanca oğlu Şakir’in yaktığı semaverin dumanı az bir rahatsızlık verirdi hepsi o. Hikâyeler, masallar ve peygamber kıssalarını anlatırdı usulünce…  Peygamber Efendimiz Aleyhisselamın ahlakını, Hazreti Âdem’in yıllarca tövbesinin kabulü için gözyaşı döküşünü, Hazreti Yusuf’un haksız bir şekilde atıldığı kuyuda ve zindanda çektiği çileleri, Hazreti Eyyüp’ün muhteşem zenginlikten sonra yokluk, hastalık ve kayıplar ile imtihan edilmesini anlatırdı. Hazret Musa’nın hayatını, kıssalarını ve Hazreti Asiye’yi, Leyla ile Mecnun’u, Şahmaran masallarını,  Hazreti Ömer ve Rüşi Revan’ın adaletini kendine has o güzel tarzıyla anlatırdı… Bizlerde anlatılanları soluksuz dinler, zaman zaman yaşanan bu unutulmaz akşamların gelmesini sabırsızlıkla bekler dururduk! Değinmeden geçemeyeceğim; Teyzenin kızı ve yeğenlerinin akşamları okul ile evi ayıran duvarın üzerinde oturup çaylarını yudumlarken radyoda “Arkası Yarın” dinlemeleri de ayrı bir güzellikti! Merhum Şükriye teyze çevresinde sevilen biriydi. Komşuları, Mercimek Mahallesi’nden ablası, kardeşleri, yeğenleri, okul müdiresi Nebiye öğretmen, okulun hizmetlileri ve öğrenciler hepsi teyzeyi sever-sayarlardı… Her fani gibi O’da kısacık ömründe rıza-i ilahiyi kazanma gayreti içinde oldu. Âlemi faniden, âlemi bakiye göç edip gittikten sonra bile ardından hep dualar alıyor… Allah Rahmet eylesin. Sağlıcakla kalınız.  
Teyze; anne yarısıdır... Van’ın en güzel mahallelerinden Şerefiye Mahallesi burası: her yer yeşil, sokaktaki kanaldan inanması zor ama buz gibi kehris suyu akıyor! Her evin mutlaka bahçesi var. Bu bahçelerde; elma, armut, ayva, ceviz ve üzüm başta olmak üzere çeşitli meyve ağaçları mevcuttu. Çocukların top oynadığı tarlalar bile çayırlarla örtülü. Çiçek ve meyveler mis kokularını havaya salıyor. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüşüyor. Yol kenarlarındaki ağaçların bin ağız yıkanmışçasına parıldayan körpe yaprakları ve iğde ağaçlarının möhre duvarları aşıp yola doğru sarkmasıyla harika görüntülerin olduğu ömre bedel bir yer…

İrfan Baştuğ İlkokulu’nun güneye açılan bahçe kapısının önündeyim. Doğu tarafında bir bahçe ve içinde tek katlı kerpiç yapılı, duvarları kireçli, toprak damlı tipik bir Van evi var. Köşe başında kehris suyunun aktığı kanal ve kanal boyunca uzanan karaağaçların sonunda zümrüt yeşili yapraklarıyla boy salan ekşi elma ağacı bizi karşılıyor.

Eve doğru yürüyünce; sol tarafta okul ile evi ayıran çok yüksek olmayan kalın taş duvar, sağ tarafta çeşitli meyve ağaçlarının olduğu yemyeşil bahçe var. İkisinin arasında ince bir yol, yolun sonundaysa şimdi yalnızca hatıralarımızda kalan unutulmaz o ev var.        

İşte burası Rahmetli Şükriye teyzemizin evidir. Bu evin gecelerinde koyu sohbetler, sabahlarında kuş sesleri ve anlatılmaya değer hatıraları var…

Şükriye Teyze, cana can katan sözleriyle gönüllere nur saçar, evlatlarına, kardeşlerine, biz yeğenleri ve diğer yakınlarına çok ayrı bir ihtimam gösterirdi.

Lisanında tatlı dilliydi, siması güler yüzlü ve ahlakında letafet yani güzellik ve incelik vardı.

Dilinden hep kibar kelamlar dökülür, kalp kırmaz- gönül yıkmaz, insanlara sevgiyle bakardı.

Hataları hoş görür ve özürleri kabul ederdi.

Şefkatli ve merhametliydi.

Yemek yedirmeyi sever, gönlü- gözü tok ve çok cömertti.

Onun dostluğu, sevgisi ve sohbeti terapi gibiydi…

Merhum teyze, bu evde ömrünün büyük bir kısmını geçirdi. Acı- tatlı, zenginlik ve fakirlik günlerini de yaşadı!  İhtişamlı günlerinde beyinin lokantasından tepsilerle gelen dönerleri-kebapları, bazen zorluklar içinde yaptığı bir tas çorbayı misafirleriyle paylaştı! Bazen bahçedeki kırmızı yanaklı elmanın altında ayran aşı ile Van balığı, bazen ciğer taplaması, sengeser vs. yapar yedirirdi en yakın akrabalarına…

Aydınlıklar kaybolup ufuklar kararınca, zaman sükût edip gece ıssızlığa bürününce: Eski Büyük Cami’nin minarelerinden yükselen Merhum Hüseyin hoca’nın davudi sesiyle hicaz makamında okuduğu yatsı ezanı Van semalarını sarıp gönüllere huzur verince…

Teyze, kapının önünde oturur tespihi elinde, zikri dilinde ezanı dinlerdi. Ezan bitince hemen yatsı namazını kılar; ” Bakara Süresi” son iki ayeti olan ”Amenerresulü” ve “Mülk Süresi”ni okurdu. Sonrasında kapının önüne kilimleri serer, minderleri atar otururdu.

Etrafına alırdı çocukları. Ay gelir şavkını vurur, yıldızlar başucunda toplanırdı.  Damdaki baykuşlar ile evin yanındaki iğde ağacının dallarındaki serçeler bile onu dinlemek için sus pus olurdu! Arada ortanca oğlu Şakir’in yaktığı semaverin dumanı az bir rahatsızlık verirdi hepsi o.

Hikâyeler, masallar ve peygamber kıssalarını anlatırdı usulünce… 

Peygamber Efendimiz Aleyhisselamın ahlakını, Hazreti Âdem’in yıllarca tövbesinin kabulü için gözyaşı döküşünü, Hazreti Yusuf’un haksız bir şekilde atıldığı kuyuda ve zindanda çektiği çileleri, Hazreti Eyyüp’ün muhteşem zenginlikten sonra yokluk, hastalık ve kayıplar ile imtihan edilmesini anlatırdı.

Hazret Musa’nın hayatını, kıssalarını ve Hazreti Asiye’yi, Leyla ile Mecnun’u, Şahmaran masallarını,  Hazreti Ömer ve Rüşi Revan’ın adaletini kendine has o güzel tarzıyla anlatırdı…

Bizlerde anlatılanları soluksuz dinler, zaman zaman yaşanan bu unutulmaz akşamların gelmesini sabırsızlıkla bekler dururduk!

Değinmeden geçemeyeceğim; Teyzenin kızı ve yeğenlerinin akşamları okul ile evi ayıran duvarın üzerinde oturup çaylarını yudumlarken radyoda “Arkası Yarın” dinlemeleri de ayrı bir güzellikti!

Merhum Şükriye teyze çevresinde sevilen biriydi.

Komşuları, Mercimek Mahallesi’nden ablası, kardeşleri, yeğenleri, okul müdiresi Nebiye öğretmen, okulun hizmetlileri ve öğrenciler hepsi teyzeyi sever-sayarlardı…

Her fani gibi O’da kısacık ömründe rıza-i ilahiyi kazanma gayreti içinde oldu. Âlemi faniden, âlemi bakiye göç edip gittikten sonra bile ardından hep dualar alıyor…

Allah Rahmet eylesin.

Sağlıcakla kalınız.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.