Köşe Yazıları Haber Girişi: 01.04.2021 - 09:33, Güncelleme: 01.04.2021 - 09:33

Mavi Şehrin Kalemleri

 

Mavi Şehrin Kalemleri

Mavi Şehrin Kalemleri
SENDEN BİREZ VAN İSTEREM Ercişli Raif Aras Çelebibağında Aşık Emrah ile Selbi Mezarını, Gökoğlanda Delikli taşı; Zortul deresini, Koçköprü kanyonunu; İrşat çayını; Ganiya Mehsoyu, Karayusuf Camii; Seyitler Camii; kümbetleri, Üzüm bağlarını; Haydar babayı, Balık bendini   Gördüysen Erciş'te, Senden Birez Van İsterem.    İlköğretmen mektebini Ernis'te, Gelin Kayasını; Sebiler Mezarını, Bendimahi çayını; Şivekar ovasını, Hereşikte Ermeni değirmenlerini, Şeytan köprüsünü, Dört mevsim Şelaleyi   Gördüysen Muradiye'de, Senden birez Van isterem.   Gondurmenin ayazını, Kumlu bulağı; Güllü çimeni, Yavuz Selim Abidesini, Savaşa şahit olmuş, şehit görmüş ovasını, Tendürekte durup, Sisli Ağrı Dağını Gördüysen Çaldıran'da, Senden birez Van isterem.    Bazidağı; Doğançay dağını, Mermit ve Memedik çaylarını, Tarhani düzünü, Saray ve Karakelli ovalarını, Akgül;Kazlı; Değirmi ve Hasan Timur göllerini, Yeşil Alıç Kutsal alanını, Kaleyi,   Gördüysen Özalp'te, Senden birez Van İsterem.   Çevreyi saran dağlar arasında, Ermeni zulmünü düşündükçe, Gözlerinden yaşlar döküldüyse, Kapköy Sınır kapısını, Gördüysen Saray'da, Senden birez Van isterem.    Kızlar mağarasını, Hoşap kalesini; Zernek kalesini, Çavuşteyi; Serbar tepesini, Hacıköyü; Murat Aldıyı, Güzel suyu ve Şamran kanalını Gördüysen Gürpınar'da, Senden birez Van isterem.   İspiriz dağını; Yiğit dağını, Havaril, Gökdağı, Mengene dağlarını, Adamagert kalesini, Şahmanısı, Albayrak köyünü, Zapsuyunun kaynağını Gördüysen Başkale'de, Senden birez Van isterem.   Sortkin çayını, Holkan ve Zırıl köprülerini, Norduz deresini; Tırşin'i, Ganispi şelalesini, Alanlılar yaylasını Gördüysen Çatak'ta, Senden birez Van isterem.    Kız damını, Şorlar deresini, Dikkaya mezarlığını, Kadembastıyı, Alninu Kenti Taş atölyesini, Erek dağını, Günbatımında iskeleden, Gördüysen Edremit'i, Senden birez Van isterem.    Hirşit kalesini; İzzettin Şir  camisini, Celme hatun Kümbetini; Vestanı, Artos dağını; Akdamar adasını, Çılbırı Pişiraku Helise yediğinde, Ters laleyi; Kuzgunkıran'ı, Gördüysen Gevaş'ta, Senden birez Van isterem.   Müküs çayını; Kırmızı köprüyü, Feqiye Teyran; Mehmet Çavuş türbelerini, Şeyh Şemsettin camisini, Hasan Veli zaviyesi; Garabet geçidi yaylasını, Satranç ustalarını, Gördüysen Bahçesaray'da, Senden birez Van isterem.    Velhasıl, Ayrı renkli gözlerle aynı gören pişikleri, Kaleler şehrini; Zeve şehitliğini, Maviler üzerinde gezen feribotu, Savat işlemeli panolara bakıp, Halıları sererek üzerine sini bırakıp, Kavut; sengeser; ilitme; murtuğayla, Otlu peyniri lavaş içinde yiyenleri, Gördüysen Tuşba'da, Senden birez Van isterem. AH TAMARA Seyfettin Avcı Ah Tamara! Hapsetti seni adaya aşk, Beni ise gölün kıyısına mahkûm… Ne sesin duyulur artık ne de kokunu getiriyor rüzgâr. Bir umutla bekleyeceğim seni bir ömür, bu gölün kıyısında.   Ah Tamara! Kara bulutlar dolanır dolunaya, Yıldızlar, yakamozlar söner bir bir. Ama tükenmeyecek bilesin sana olan hasretim, sana olan sevdam. Elindeki çıranın ışığı kılavuzdur bana.   Ah Tamara! Attığım her kulaç sana getirirken beni, Dalgalar bir yılan gibi dolanır boynuma. Birer set gibi engeller beni girdaplar, Çevirip de çekiyor içine Boğmaya çalışıyor yüreğimdeki seni.   Ah Tamara! Sen, çan sesi; bense, ezan sesi ile yaşadım. Senin çan sesiyle uyanışın, Benim ezan sesiyle sana gelişim. Ne fark eder Tamara, aşk olunca. Sana her gelişim bir intihar girişimi olsa da, Oysaki sevdan, bendeki canı alırken, İçimdeki aşk, gölü yakacak kadar alevlendirir.   Ah Tamara! Ne zaman bitecek bu destansı aşkın acısı? Ne zaman terin tenime değecek senin, …………günaha girmeden… Ali Paşa İle Dacat Ve Vatanın Öyküsü ÜMİT KAYAÇELEBİ "Arpa ektim biçemedim Bir düş gördüm seçemedim Alışmıştım soğuk suya, Issı sular içemedim" İşte böyle başlayıp giden bir Van Türküsü değil aslında Ali Paşaya Vanların ithaf ettiği bir yanma yakılma ağıttır bu. Ali Paşa 18 Mart 1907 tarihinde Osmanlı Devleti tarafından Hakkari Mutasarrıfı iken Van’a Vali vekili olarak tayin edilir. Aldığı maaş da on bin kuruştan ibarettir. Ali Paşa hem Hakkari Mutasarrıflığı Vazifesini ifa ederken aynı zaman da Van Vali vekilliği vazifesini devam ettirmektedir. Ali Paşanın Van’a tayin edildiği yıl da Van da çeşitli huzursuzluklar var ve Van’da Ermenilerle büyük sorunlar yaşanmaktadır. Daha önce Van’da vuku bulan ermeni meselesinin halli için vazifelendirilen Adliyeci Ali Paşa ile Tahir Paşa bu mesele karşısında muvaffak olamamışlar ve adliyeci Ali Bey 18 Aralık 1906 da Vana gelmiş ve dört ay sonra vazifesinden ayrılmış ve yerine gelen Reşit Paşa da maalesef ermeni meselesine bir hal yolu bulamamıştır. İşte Adliyeci Ali Paşa ve Reşit Paşaların ardı sıra Van da Vali vekilliğine atanan Ali Paşanın ayrıca vazifelendirildiği sırada Tahir Paşa Reisliğindeki bir heyet Hakkari-Başkale cihetlerinde ve Van’da yaptıkları tetkikatta Ali Paşanın geldiği günden bu yana Ermeni Meselesinde muvaffak olduklarını bir zabıtla da saraya arzı beyan eylemişlerdir. Tahir Paşa saraya bildirdiği raporunda Ali Paşanın Türkler ve Ermeniler arasındaki husumetleri bertaraf ettiği , şehirde huzuru temin ettiğini dolayısıyla Ali Paşanın bu kısa zamandaki muvaffakiyetleri itibariyle Ali Paşanın asaleten Van’a Vali olarak tayinin yapılmasını bahusus talep eder. Ali Paşa Van’da altı ay sürdürdüğü vekaleten Vali Vekilliği görevinden sonra Asaleten Vali olarak vazifesini sürdürür. Ali paşa bu arada Ermeni tacir ve esnafın senelerce devlete vergi vermediklerini ve bu yüzden çok büyük miktarda olan vergi borçlarını takside bağlayarak devlet alacaklarını tahsile başlamıştır. Yine devlet gelir sağlayamadığı için Van’da vazifedar olan memurlar da birikmiş maaşlarını artık almaya başlamışlardır. Vanda adalet tesis edilmiş ve artık ermeni ve Türk vatandaşlar kardeş, kardeş yaşamaya başlamışlardı. Ancak bu huzurun tesisi o z aman Van’da faaliyet icra eden ermeni komitacıların hiç hoşuna gitmemiş ve bu sefer devlete biat eden kendi halkına suikastlar düzenlemeye ve kendi halkını Ali Paşaya destek verdikleri için hain ilan edip öldürmekten kaçınmadılar. Çünkü bu Onların hakimiyetlerine zarar veriyordu. Ermeni komitacılar ermeni gençlerini ikna edip aleyhte propaganda yapıp tüm ermeni gençleri Silahlandırdılar. Van’ın Hanikoğlu mahallesinde komitanın en ileri gelenleri durumunda olan Davit ve Aram Manukyandı. Bu iki kişi tüm komitayı yöneten kişilerdi. Davit Hanikoğlu Mahallesinde Ermeni tebaasına tabi olan VATAN adlı bir kıza gönlünü kaptırır. Vatan da Davite aşıktır ve bir zaman gizli gizli olan münasebetlerini gün gelir açığa çıkararak aşklarını ifşa ederler. Davitle Vatan’ın sevdaları ermeni cemaati arasında dillendirilmeye başlar. Bu arada Vatan ile Davit evlenmeye karar verirler . Hal böyleyken Vatan ile Davit böyle aşklarını sevdalarını yaşarlarken arada bir kara çalı vardır Davitin komita arkadaşı Aram Manukyan. İşin kötü tarafı Aram da Vatana aşıktır. Aram Vatana giderek ben seviyorum gel benimle evlen dediğinde Vatan ise Daviti sevdiğini ve onunla evleneceğini onunla sözlü olduğunu en kısa zamanda evleneceklerini söyler. Aram Manukyan Komitanın en önde gelen lideri ve gururlu kibirli aynı zamanda bu vakadan sonra Davite kin bilemeye başlar ve Davite giderek onu tehdit eder ve Vatan’dan vazgeçmesini ister. Davit bu teklifi reddeder çünkü nasıl kabul etsin ki o Vatana aşıktır ve yakın zamanda da düğüne karar vermişlerdir. Bu durum üzerine Davit Aram Manukyanının bu yaptıklarına karşılık daha bir üst merci olan Komitanın salahiyetli kişilerine gidip durumu anlatmak üzere gizlice Tiflise doğru yola çıkar. Tabi Aram Davitin gizlice gittiği istihbaratını alınca tekrar Vatana gider onunla evlenmek istediğini söyler vaatler de bulunur ise de Vatan Daviti sevdiğini ancak onunla evleneceğini söyler. Bunları duyan Aram Manukyan gazaba gelir ve zorla Vatana tasallut ederek onu iğfal eder. Tiflisten dönen Davit Vatanı evinde bulamaz ve Vatanın Aram Manukyanın zorla metresi olarak onun yanında yaşadığını öğrenir. Bu olup bitenler Davitte büyük bir infiale yol açar ve bu kızgınlık bu hiddetle doğru Ali Paşanın makamına gider Başına gelenleri anlatır ve ondan sonra da Ermeni Komitacı arkadaşlarının neler yaptıklarını nerelerde neler sakladıklarını bir bir Ali Paşaya anlatır. Olanlar gizli kalmaz ve Aram Davit’in Ali Paşaya gittiğini bütün sırlarını ifşa ettiğini duyunca Aram Davitin isminin üzerine kara haç basar. Bu onun kesinlikle öldürülmesi anlamına geliyordu. O yıllarda isminin üzerlerine veya kapısın üzerine kara haç işareti basıldı mı kesinlikle o kişi öldürülüyordu. Aram Manukyan da Daviti öldürmek üzere ermeni canilerin en şeditlerinden ve zalimlerinden biri olan Dacata bu vazifeyi tevdi etmişti. Bu arada Davitin verdiği bilgilerin ışığında bir çok kilise ev iş yerinde yapılan aramalar da 2 bin silah 5 bin mermi 5 bin bomba ele geçirildiğinde bu silah ve teçhizatında o günün şartlarında en son model silahlar olduğu görülüyordu. Bir çok silah da yakalanmış ve el konulmasına rağmen Hiçbir komitacıyı yakalamak ve derdest etmek mümkün olamamıştı. Bu komitacılar yer altı mahzenlerine saklanmış ve bir çoğu da zamanında kazılan tünellerden kaçmışlardı. Bütün bunlar olurken Devlete sığınan Ermeni Davit Jandarma Binbaşısı Ahmet beyin evinde misafir olarak kalmaktaydı. O artık Müslüman cemaat arasında itibar gören ve sevilen sayılan biriydi. Bunu gören Davit binbaşı Ahmet beye giderek kendi gönlünce kendisi isteyerek Müslüman olmak istediğini söyler. Bu Binbaşı Ahmet beyi çok sevindirdi ve evinde bir dini merasimle Davit din değiştirerek İslam dinine icabet ederek Müslüman olunca Binbaşı Ahmet Davit bundan sonra senin ismin <Mehmet> olsun der. Davitin Müslüman olduğunu duyan Van Halkı da o günden sonra kendisine <muhbir Memet> demeye başlar. Davitin Müslüman olduğunu ve ismimin de Memet olduğunu duyan Aram Manukyan küplere biner ve Dacat’a al şu silahları der ve eline iki tabanca tutuşturarak git tez zamanda Daviti öldür der ve Dacat Hamam önünde dolanmaya başlar. Muhbir Memet ise aylardır evde oturmaktan sıkılmıştır. Biraz dışarı çıkıp gezmek ister. Bunun üzerine yanına iki jandarma verilerek git biraz dolaş gel denir. Muhbir Memet jandarma nezaretinde hamam önünde dolaşırken Dacat ta onu sinsi sinsi takip etmektedir. Memet olacaklardan bihaberdir. Bir gaflet anında jandarmalara rağmen arkasından gizlice saklanarak gelen Dacat Muhbir memete iki silahını birden ateşler ve Muhbir Memet çok ağır yaralanır. Dacat ta bir fırsatını bulup kaçar. Ağır şeklide hastaneye yetiştirilen Muhbir Memet tüm müdahalelere rağmen kurtarılamaz ve ölür. Bunun üzerine Van halkı galeyana gelir ve arbede esnasında 30 a yakın ermeni de öldürülür. Olayların büyümesi üzerine 26.cı alayın 4.ncü taburu da olayları bastırmak üzere vana gelir. Ancak her şeye rağmen Ali Paşa hadisenin daha da büyümesini önleme adına Ermenileri teskin ederken Van halkını da yatıştırmaya muvaffak olmuştur. Olaylar bastırıldıktan sonra Van da sıkı bir aramaya girilmiş ve Aram Manukyan ile Muhbir Memetin katili Dacatta derdest edilmişlerdir. Yakalanan ermeni komitacılar mahkemeye çıkarıldıklarında muhakemeleri yapılırken Meşrutiyet ilan edildiğinde bu katiller de siyasi mahkum addedilerek serbest bırakılırlar. Gel gör Ali Paşanın bu Van’daki muvaffakiyeti Dışarıdaki lobileri rahatsız eder. Saraya yapılan baskılar son hadde geldiğinde Ali Paşaya daha iyi bir vazife verileceği söylenerek İstanbul’a tayini çıkarılır. Bu hale Van halkı çok üzülmüştür ama ne yaparsınız emir büyük yerden. Ali Paşa Vandan ayrılacak ve yerine bir yeni Vali gelecektir. Vali ali Paşa Van halkıyla vedalaşır ve Van halkının gözyaşları arasında Van’dan ayrılır ne çare. Ve Ali Paşa önce Erzurum’a daha sonra Revan’a varır. Tiflis’e geçen Ali Paşa oradan da Batuma geçerek oradan İstanbul’a vasıl olacaktır. Lakin ardında Alev Başçıyan adında bir ermeni komitacı onu adım adım takip etmektedir. Alev Başçıyan Van’daki komita tarafından Ali Paşayı batum da öldürmek üzere görevlendirilmiştir. Ali Paşa Batuma vasıl olur gelip tam Batum’da gemiye binip İstanbul’a hareket edeceği sırada Alev Aşçıyanın tabancasından çıkan kurşunlarla haince şehit edilir. Vanlıların çok sevdiği Ali Paşa artık hayatta değildir. Ali Paşanın naşı gemiye bindirilir ve gemi hareket eder. Ancak o zamanki teknoloji ve şartlar muvacehesinde Gemi 15 gün de ancak Sinop’a varır. Sinop’a varıldığında Ali Paşanın mübarek naşının çürümeye başladığı görüldüğünde İstanbul’a götürülmesi mümkün olamayacağından Sinop’taki Seyyid Bilal Camisin bahçesine defnedilir. Ali Paşanın Batu’mda tam gemiye bineceği sırada bir Komiteci tarafından şehit edilmesi Van’da duyulduğunda Van halkı çok sevdikleri paşalarının böyle hunharca katledilmesi üzerine Ali Paşa üzerine bir ağıt yapmışlar ve bu ağıtta o günden bu güne Vanlılar tarafından söylenmektedir. Bir Yandan Ali Paşayı anlatırken bu arada Muhbir memetle Vatanın aşkını da dillendirmeğe çalıştık. Yazımızın kahramanları Ali Paşa ,ile Muhbir Memedi ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. "Üç atım var biri yedek Kalkın arkadaşlar gidek Ali Paşayı vurdular Yavrusuna haber edek" Van balığı namı yeter Bülent Baysal İnci kefal sizin olsun Van balığı bize yeter Dokunulan her şey viran Dokunmayın artık yeter   Hangi akla hizmettir bu Nasıl vicdan, nizandır bu Geçmişimi talandır bu Dokunmayın artık yeter   Bağ, bostanı yalan ettiz Bahçeleri talan ettiz Van'ı beton alan ettiz Dokunmayın artık yeter   Bırak adıyla yaşasın Van balığım sen paşasın Sabret bu günler aşasın Van balığı namı yeter   Balığı tandıra vurdum Lavaş ekmeğime dürdüm Ben nenemden öyle gördüm Van balığım bize yeter   Yetti artık millet bıktı İnci kefal nerden çıktı Muhabbetin suyu çıktı Van balığı adın yeter   Van gibiyim... Yaşar Adıyaman VAN gibiyim artık.. Gülmeyi Tamara'nın gözlerinden Van denizine bıraktım... Vefayı seçtiğimiz seçicilerin samimiyetsiz bakışlarına sattım   Van kalesi kadar yorgun... Van evleri kadar yıkık... Akdamar adası kadar vedalara alışık... Cumhuriyet Caddesi kadar kalabalık... İpekyolu kadar sıkıcı.... Edremit gibiyim yani... Uzaktan bakınca ışıl ışıl Ama aslında Yorgun,bitkin,tükenmiş... Ama hala dimdik ayakta...   VAN gibiyim kimsesiz Güneşin baştacı Tuşba kadar sıcak Bahçesaray kadar berrak Unutulmuş Çarpanak kadar kırılgan Muradiye şelalesi gibi gürül gürül akan Şeytan köprüsü kadar tarih kokan İn mağarası kadar unutulmuş Sessiz ve sahipsiz...   VAN gibiyim Her şeyi olan, ama hiçbirşey olmayan İnsanların elinde harabeyim   Van gibiyim yani aziz Otogar kadar aciz Saray kadar sessiz Çatak kadar dipsiz Özalp kadar belirsiz Başkale kadar sahipsiz Muradiye kadar kimsesiz Erciş kadar ayrılık düşlüyorum artık   VAN gibiyim yani Van kedisi kadar ayrıcalıklı Erek kadar sahici, artos kadar aşık Bahçesaray gibi otuziki viraja tanık Gevaş kadar yeşil Gürpınar kadar muştu Van balığı kadar Umutlu baharlar bekliyorum...   VAN gibiyim yani müsterih Çaldıran kadar tarih Depremler kadar virane Bendimahi kadar samimi Başkale kadar Anadolu Erçek kadar gerçek, Flamingolar kadar narin ve  eşsiz Ama hep eksik vecih bir gezginim Az taraf, çok dolu duyguluyum.... Güzel Beldem Fuat Arpa Dağlarını dolaşıp güzel belde’min Çobanlar kavalına türkü olmalı Yaylalar önünde, köyümün yolunda Aşiretler yurduna konuk olmalı   Halayında şenlenip lorke lorke’nin Yiğitler yapsın alasını güreşin Yedi rengi var oralarda güneşin Sofrasında mutlak, fakir doymalı   Şu kalede mağaralar bembeyaz taşlar Şu gölünde dolaşan nazlı kuşlar Bir grup vakti, ufuktaki batışlar Mutlak her şaire, ilham olmalı   Bir semtinde eski, birinde yeni çarşı Bin dokuz yüz on sekiz azatlık yaşı Dostlar olmasa ah, dostlara karşı Bir inanç kuşağında kardeş olmalı   Bu sonsuz nimetler bunca nebat Saklıyor içinde binlerce hayat Bunu anlayanlar azalmış heyhat Bakınca insana ibret olmalı   İnsanın insana, dostudur aynası Erişir arşa, mazlumun duası Bir can taşırız her an gidesi Bir güzel eyleme sahip olmalı  
Mavi Şehrin Kalemleri

SENDEN BİREZ VAN İSTEREM

Ercişli Raif Aras

Çelebibağında Aşık Emrah ile Selbi Mezarını,

Gökoğlanda Delikli taşı; Zortul deresini,

Koçköprü kanyonunu; İrşat çayını; Ganiya Mehsoyu,

Karayusuf Camii; Seyitler Camii; kümbetleri,

Üzüm bağlarını; Haydar babayı,

Balık bendini

 

Gördüysen Erciş'te,

Senden Birez Van İsterem.

 

 İlköğretmen mektebini Ernis'te,

Gelin Kayasını; Sebiler Mezarını,

Bendimahi çayını; Şivekar ovasını,

Hereşikte Ermeni değirmenlerini,

Şeytan köprüsünü,

Dört mevsim Şelaleyi

 

Gördüysen Muradiye'de,

Senden birez Van isterem.

 

Gondurmenin ayazını,

Kumlu bulağı; Güllü çimeni,

Yavuz Selim Abidesini,

Savaşa şahit olmuş, şehit görmüş ovasını,

Tendürekte durup,

Sisli Ağrı Dağını

Gördüysen Çaldıran'da,

Senden birez Van isterem.

 

 Bazidağı; Doğançay dağını,

Mermit ve Memedik çaylarını,

Tarhani düzünü,

Saray ve Karakelli ovalarını,

Akgül;Kazlı; Değirmi ve Hasan Timur göllerini,

Yeşil Alıç Kutsal alanını,

Kaleyi,

 

Gördüysen Özalp'te,

Senden birez Van İsterem.

 

Çevreyi saran dağlar arasında,

Ermeni zulmünü düşündükçe,

Gözlerinden yaşlar döküldüyse,

Kapköy Sınır kapısını,

Gördüysen Saray'da,

Senden birez Van isterem.

 

 Kızlar mağarasını,

Hoşap kalesini; Zernek kalesini,

Çavuşteyi; Serbar tepesini,

Hacıköyü; Murat Aldıyı,

Güzel suyu ve Şamran kanalını

Gördüysen Gürpınar'da,

Senden birez Van isterem.

 

İspiriz dağını; Yiğit dağını,

Havaril, Gökdağı, Mengene dağlarını,

Adamagert kalesini,

Şahmanısı, Albayrak köyünü,

Zapsuyunun kaynağını

Gördüysen Başkale'de,

Senden birez Van isterem.

 

Sortkin çayını,

Holkan ve Zırıl köprülerini,

Norduz deresini; Tırşin'i,

Ganispi şelalesini,

Alanlılar yaylasını

Gördüysen Çatak'ta,

Senden birez Van isterem.

 

 Kız damını, Şorlar deresini,

Dikkaya mezarlığını, Kadembastıyı,

Alninu Kenti Taş atölyesini,

Erek dağını,

Günbatımında iskeleden,

Gördüysen Edremit'i,

Senden birez Van isterem.

 

 Hirşit kalesini; İzzettin Şir  camisini,

Celme hatun Kümbetini; Vestanı,

Artos dağını; Akdamar adasını,

Çılbırı Pişiraku Helise yediğinde,

Ters laleyi; Kuzgunkıran'ı,

Gördüysen Gevaş'ta,

Senden birez Van isterem.

 

Müküs çayını; Kırmızı köprüyü,

Feqiye Teyran; Mehmet Çavuş türbelerini,

Şeyh Şemsettin camisini,

Hasan Veli zaviyesi; Garabet geçidi yaylasını,

Satranç ustalarını,

Gördüysen Bahçesaray'da,

Senden birez Van isterem.

 

 Velhasıl,

Ayrı renkli gözlerle aynı gören pişikleri,

Kaleler şehrini; Zeve şehitliğini,

Maviler üzerinde gezen feribotu,

Savat işlemeli panolara bakıp,

Halıları sererek üzerine sini bırakıp,

Kavut; sengeser; ilitme; murtuğayla,

Otlu peyniri lavaş içinde yiyenleri,

Gördüysen Tuşba'da,

Senden birez Van isterem.

AH TAMARA

Seyfettin Avcı

Ah Tamara!

Hapsetti seni adaya aşk,

Beni ise gölün kıyısına mahkûm…

Ne sesin duyulur artık ne de kokunu getiriyor rüzgâr.

Bir umutla bekleyeceğim seni bir ömür, bu gölün kıyısında.

 

Ah Tamara!

Kara bulutlar dolanır dolunaya,

Yıldızlar, yakamozlar söner bir bir.

Ama tükenmeyecek bilesin sana olan hasretim, sana olan sevdam.

Elindeki çıranın ışığı kılavuzdur bana.

 

Ah Tamara!

Attığım her kulaç sana getirirken beni,

Dalgalar bir yılan gibi dolanır boynuma.

Birer set gibi engeller beni girdaplar,

Çevirip de çekiyor içine

Boğmaya çalışıyor yüreğimdeki seni.

 

Ah Tamara!

Sen, çan sesi; bense, ezan sesi ile yaşadım.

Senin çan sesiyle uyanışın,

Benim ezan sesiyle sana gelişim.

Ne fark eder Tamara, aşk olunca.

Sana her gelişim bir intihar girişimi olsa da,

Oysaki sevdan, bendeki canı alırken,

İçimdeki aşk, gölü yakacak kadar alevlendirir.

 

Ah Tamara!

Ne zaman bitecek bu destansı aşkın acısı?

Ne zaman terin tenime değecek senin,

…………günaha girmeden…

Ali Paşa İle Dacat Ve Vatanın Öyküsü

ÜMİT KAYAÇELEBİ

"Arpa ektim biçemedim

Bir düş gördüm seçemedim

Alışmıştım soğuk suya,

Issı sular içemedim"

İşte böyle başlayıp giden bir Van Türküsü değil aslında Ali Paşaya Vanların ithaf ettiği bir yanma yakılma ağıttır bu.

Ali Paşa 18 Mart 1907 tarihinde Osmanlı Devleti tarafından Hakkari Mutasarrıfı iken Van’a Vali vekili olarak tayin edilir. Aldığı maaş da on bin kuruştan ibarettir. Ali Paşa hem Hakkari Mutasarrıflığı Vazifesini ifa ederken aynı zaman da Van Vali vekilliği vazifesini devam ettirmektedir.

Ali Paşanın Van’a tayin edildiği yıl da Van da çeşitli huzursuzluklar var ve Van’da Ermenilerle büyük sorunlar yaşanmaktadır.

Daha önce Van’da vuku bulan ermeni meselesinin halli için vazifelendirilen Adliyeci Ali Paşa ile Tahir Paşa bu mesele karşısında muvaffak olamamışlar ve adliyeci Ali Bey 18 Aralık 1906 da Vana gelmiş ve dört ay sonra vazifesinden ayrılmış ve yerine gelen Reşit Paşa da maalesef ermeni meselesine bir hal yolu bulamamıştır.

İşte Adliyeci Ali Paşa ve Reşit Paşaların ardı sıra Van da Vali vekilliğine atanan Ali Paşanın ayrıca vazifelendirildiği sırada Tahir Paşa Reisliğindeki bir heyet Hakkari-Başkale cihetlerinde ve Van’da yaptıkları tetkikatta Ali Paşanın geldiği günden bu yana Ermeni Meselesinde muvaffak olduklarını bir zabıtla da saraya arzı beyan eylemişlerdir.

Tahir Paşa saraya bildirdiği raporunda Ali Paşanın Türkler ve Ermeniler arasındaki husumetleri bertaraf ettiği , şehirde huzuru temin ettiğini dolayısıyla Ali Paşanın bu kısa zamandaki muvaffakiyetleri itibariyle Ali Paşanın asaleten Van’a Vali olarak tayinin yapılmasını bahusus talep eder.

Ali Paşa Van’da altı ay sürdürdüğü vekaleten Vali Vekilliği görevinden sonra Asaleten Vali olarak vazifesini sürdürür.

Ali paşa bu arada Ermeni tacir ve esnafın senelerce devlete vergi vermediklerini ve bu yüzden çok büyük miktarda olan vergi borçlarını takside bağlayarak devlet alacaklarını tahsile başlamıştır.

Yine devlet gelir sağlayamadığı için Van’da vazifedar olan memurlar da birikmiş maaşlarını artık almaya başlamışlardır.

Vanda adalet tesis edilmiş ve artık ermeni ve Türk vatandaşlar kardeş, kardeş yaşamaya başlamışlardı.

Ancak bu huzurun tesisi o z aman Van’da faaliyet icra eden ermeni komitacıların hiç hoşuna gitmemiş ve bu sefer devlete biat eden kendi halkına suikastlar düzenlemeye ve kendi halkını Ali Paşaya destek verdikleri için hain ilan edip öldürmekten kaçınmadılar.

Çünkü bu Onların hakimiyetlerine zarar veriyordu. Ermeni komitacılar ermeni gençlerini ikna edip aleyhte propaganda yapıp tüm ermeni gençleri Silahlandırdılar.

Van’ın Hanikoğlu mahallesinde komitanın en ileri gelenleri durumunda olan Davit ve Aram Manukyandı. Bu iki kişi tüm komitayı yöneten kişilerdi.

Davit Hanikoğlu Mahallesinde Ermeni tebaasına tabi olan VATAN adlı bir kıza gönlünü kaptırır. Vatan da Davite aşıktır ve bir zaman gizli gizli olan münasebetlerini gün gelir açığa çıkararak aşklarını ifşa ederler.

Davitle Vatan’ın sevdaları ermeni cemaati arasında dillendirilmeye başlar. Bu arada Vatan ile Davit evlenmeye karar verirler .

Hal böyleyken Vatan ile Davit böyle aşklarını sevdalarını yaşarlarken arada bir kara çalı vardır Davitin komita arkadaşı Aram Manukyan. İşin kötü tarafı Aram da Vatana aşıktır. Aram Vatana giderek ben seviyorum gel benimle evlen dediğinde Vatan ise Daviti sevdiğini ve onunla evleneceğini onunla sözlü olduğunu en kısa zamanda evleneceklerini söyler.

Aram Manukyan Komitanın en önde gelen lideri ve gururlu kibirli aynı zamanda bu vakadan sonra Davite kin bilemeye başlar ve Davite giderek onu tehdit eder ve Vatan’dan vazgeçmesini ister. Davit bu teklifi reddeder çünkü nasıl kabul etsin ki o Vatana aşıktır ve yakın zamanda da düğüne karar vermişlerdir.

Bu durum üzerine Davit Aram Manukyanının bu yaptıklarına karşılık daha bir üst merci olan Komitanın salahiyetli kişilerine gidip durumu anlatmak üzere gizlice Tiflise doğru yola çıkar.

Tabi Aram Davitin gizlice gittiği istihbaratını alınca tekrar Vatana gider onunla evlenmek istediğini söyler vaatler de bulunur ise de Vatan Daviti sevdiğini ancak onunla evleneceğini söyler.

Bunları duyan Aram Manukyan gazaba gelir ve zorla Vatana tasallut ederek onu iğfal eder.

Tiflisten dönen Davit Vatanı evinde bulamaz ve Vatanın Aram Manukyanın zorla metresi olarak onun yanında yaşadığını öğrenir.

Bu olup bitenler Davitte büyük bir infiale yol açar ve bu kızgınlık bu hiddetle doğru Ali Paşanın makamına gider Başına gelenleri anlatır ve ondan sonra da Ermeni Komitacı arkadaşlarının neler yaptıklarını nerelerde neler sakladıklarını bir bir Ali Paşaya anlatır.

Olanlar gizli kalmaz ve Aram Davit’in Ali Paşaya gittiğini bütün sırlarını ifşa ettiğini duyunca

Aram Davitin isminin üzerine kara haç basar. Bu onun kesinlikle öldürülmesi anlamına geliyordu. O yıllarda isminin üzerlerine veya kapısın üzerine kara haç işareti basıldı mı kesinlikle o kişi öldürülüyordu.

Aram Manukyan da Daviti öldürmek üzere ermeni canilerin en şeditlerinden ve zalimlerinden biri olan Dacata bu vazifeyi tevdi etmişti.

Bu arada Davitin verdiği bilgilerin ışığında bir çok kilise ev iş yerinde yapılan aramalar da 2 bin silah 5 bin mermi 5 bin bomba ele geçirildiğinde bu silah ve teçhizatında o günün şartlarında en son model silahlar olduğu görülüyordu.

Bir çok silah da yakalanmış ve el konulmasına rağmen Hiçbir komitacıyı yakalamak ve derdest etmek mümkün olamamıştı. Bu komitacılar yer altı mahzenlerine saklanmış ve bir çoğu da zamanında kazılan tünellerden kaçmışlardı.

Bütün bunlar olurken Devlete sığınan Ermeni Davit Jandarma Binbaşısı Ahmet beyin evinde misafir olarak kalmaktaydı. O artık Müslüman cemaat arasında itibar gören ve sevilen sayılan biriydi. Bunu gören Davit binbaşı Ahmet beye giderek kendi gönlünce kendisi isteyerek Müslüman olmak istediğini söyler.

Bu Binbaşı Ahmet beyi çok sevindirdi ve evinde bir dini merasimle Davit din değiştirerek İslam dinine icabet ederek Müslüman olunca Binbaşı Ahmet Davit bundan sonra senin ismin <Mehmet> olsun der.

Davitin Müslüman olduğunu duyan Van Halkı da o günden sonra kendisine <muhbir Memet> demeye başlar.

Davitin Müslüman olduğunu ve ismimin de Memet olduğunu duyan Aram Manukyan küplere biner ve Dacat’a al şu silahları der ve eline iki tabanca tutuşturarak git tez zamanda Daviti öldür der ve Dacat Hamam önünde dolanmaya başlar.

Muhbir Memet ise aylardır evde oturmaktan sıkılmıştır. Biraz dışarı çıkıp gezmek ister. Bunun üzerine yanına iki jandarma verilerek git biraz dolaş gel denir.

Muhbir Memet jandarma nezaretinde hamam önünde dolaşırken Dacat ta onu sinsi sinsi takip etmektedir. Memet olacaklardan bihaberdir. Bir gaflet anında jandarmalara rağmen arkasından gizlice saklanarak gelen Dacat Muhbir memete iki silahını birden ateşler ve Muhbir Memet çok ağır yaralanır. Dacat ta bir fırsatını bulup kaçar. Ağır şeklide hastaneye yetiştirilen Muhbir Memet tüm müdahalelere rağmen kurtarılamaz ve ölür.

Bunun üzerine Van halkı galeyana gelir ve arbede esnasında 30 a yakın ermeni de öldürülür. Olayların büyümesi üzerine 26.cı alayın 4.ncü taburu da olayları bastırmak üzere vana gelir.

Ancak her şeye rağmen Ali Paşa hadisenin daha da büyümesini önleme adına Ermenileri teskin ederken Van halkını da yatıştırmaya muvaffak olmuştur.

Olaylar bastırıldıktan sonra Van da sıkı bir aramaya girilmiş ve Aram Manukyan ile Muhbir Memetin katili Dacatta derdest edilmişlerdir.

Yakalanan ermeni komitacılar mahkemeye çıkarıldıklarında muhakemeleri yapılırken Meşrutiyet ilan edildiğinde bu katiller de siyasi mahkum addedilerek serbest bırakılırlar.

Gel gör Ali Paşanın bu Van’daki muvaffakiyeti Dışarıdaki lobileri rahatsız eder. Saraya yapılan baskılar son hadde geldiğinde Ali Paşaya daha iyi bir vazife verileceği söylenerek İstanbul’a tayini çıkarılır.

Bu hale Van halkı çok üzülmüştür ama ne yaparsınız emir büyük yerden. Ali Paşa Vandan ayrılacak ve yerine bir yeni Vali gelecektir.

Vali ali Paşa Van halkıyla vedalaşır ve Van halkının gözyaşları arasında Van’dan ayrılır ne çare. Ve Ali Paşa önce Erzurum’a daha sonra Revan’a varır. Tiflis’e geçen Ali Paşa oradan da Batuma geçerek oradan İstanbul’a vasıl olacaktır.

Lakin ardında Alev Başçıyan adında bir ermeni komitacı onu adım adım takip etmektedir. Alev Başçıyan Van’daki komita tarafından Ali Paşayı batum da öldürmek üzere görevlendirilmiştir.

Ali Paşa Batuma vasıl olur gelip tam Batum’da gemiye binip İstanbul’a hareket edeceği sırada Alev Aşçıyanın tabancasından çıkan kurşunlarla haince şehit edilir. Vanlıların çok sevdiği Ali Paşa artık hayatta değildir.

Ali Paşanın naşı gemiye bindirilir ve gemi hareket eder. Ancak o zamanki teknoloji ve şartlar muvacehesinde Gemi 15 gün de ancak Sinop’a varır. Sinop’a varıldığında Ali Paşanın mübarek naşının çürümeye başladığı görüldüğünde İstanbul’a götürülmesi mümkün olamayacağından Sinop’taki Seyyid Bilal Camisin bahçesine defnedilir.

Ali Paşanın Batu’mda tam gemiye bineceği sırada bir Komiteci tarafından şehit edilmesi Van’da duyulduğunda Van halkı çok sevdikleri paşalarının böyle hunharca katledilmesi üzerine Ali Paşa üzerine bir ağıt yapmışlar ve bu ağıtta o günden bu güne Vanlılar tarafından söylenmektedir.

Bir Yandan Ali Paşayı anlatırken bu arada Muhbir memetle Vatanın aşkını da dillendirmeğe çalıştık.

Yazımızın kahramanları Ali Paşa ,ile Muhbir Memedi ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

"Üç atım var biri yedek

Kalkın arkadaşlar gidek

Ali Paşayı vurdular

Yavrusuna haber edek"

Van balığı namı yeter

Bülent Baysal

İnci kefal sizin olsun

Van balığı bize yeter

Dokunulan her şey viran

Dokunmayın artık yeter

 

Hangi akla hizmettir bu

Nasıl vicdan, nizandır bu

Geçmişimi talandır bu

Dokunmayın artık yeter

 

Bağ, bostanı yalan ettiz

Bahçeleri talan ettiz

Van'ı beton alan ettiz

Dokunmayın artık yeter

 

Bırak adıyla yaşasın

Van balığım sen paşasın

Sabret bu günler aşasın

Van balığı namı yeter

 

Balığı tandıra vurdum

Lavaş ekmeğime dürdüm

Ben nenemden öyle gördüm

Van balığım bize yeter

 

Yetti artık millet bıktı

İnci kefal nerden çıktı

Muhabbetin suyu çıktı

Van balığı adın yeter

 

Van gibiyim...

Yaşar Adıyaman

VAN gibiyim artık..

Gülmeyi Tamara'nın gözlerinden Van denizine bıraktım...

Vefayı seçtiğimiz seçicilerin samimiyetsiz bakışlarına sattım

 

Van kalesi kadar yorgun...

Van evleri kadar yıkık...

Akdamar adası kadar vedalara alışık...

Cumhuriyet Caddesi kadar kalabalık...

İpekyolu kadar sıkıcı....

Edremit gibiyim yani...

Uzaktan bakınca ışıl ışıl

Ama aslında

Yorgun,bitkin,tükenmiş...

Ama hala dimdik ayakta...

 

VAN gibiyim kimsesiz

Güneşin baştacı Tuşba kadar sıcak

Bahçesaray kadar berrak

Unutulmuş Çarpanak kadar kırılgan

Muradiye şelalesi gibi gürül gürül akan

Şeytan köprüsü kadar tarih kokan

İn mağarası kadar unutulmuş

Sessiz ve sahipsiz...

 

VAN gibiyim

Her şeyi olan, ama hiçbirşey olmayan

İnsanların elinde harabeyim

 

Van gibiyim yani aziz

Otogar kadar aciz

Saray kadar sessiz

Çatak kadar dipsiz

Özalp kadar belirsiz

Başkale kadar sahipsiz

Muradiye kadar kimsesiz

Erciş kadar ayrılık düşlüyorum artık

 

VAN gibiyim yani

Van kedisi kadar ayrıcalıklı

Erek kadar sahici, artos kadar aşık

Bahçesaray gibi otuziki viraja tanık

Gevaş kadar yeşil

Gürpınar kadar muştu

Van balığı kadar

Umutlu baharlar bekliyorum...

 

VAN gibiyim yani müsterih

Çaldıran kadar tarih

Depremler kadar virane

Bendimahi kadar samimi

Başkale kadar Anadolu

Erçek kadar gerçek,

Flamingolar kadar narin ve  eşsiz

Ama hep eksik vecih bir gezginim

Az taraf, çok dolu duyguluyum....

Güzel Beldem

Fuat Arpa

Dağlarını dolaşıp güzel belde’min

Çobanlar kavalına türkü olmalı

Yaylalar önünde, köyümün yolunda

Aşiretler yurduna konuk olmalı

 

Halayında şenlenip lorke lorke’nin

Yiğitler yapsın alasını güreşin

Yedi rengi var oralarda güneşin

Sofrasında mutlak, fakir doymalı

 

Şu kalede mağaralar bembeyaz taşlar

Şu gölünde dolaşan nazlı kuşlar

Bir grup vakti, ufuktaki batışlar

Mutlak her şaire, ilham olmalı

 

Bir semtinde eski, birinde yeni çarşı

Bin dokuz yüz on sekiz azatlık yaşı

Dostlar olmasa ah, dostlara karşı

Bir inanç kuşağında kardeş olmalı

 

Bu sonsuz nimetler bunca nebat

Saklıyor içinde binlerce hayat

Bunu anlayanlar azalmış heyhat

Bakınca insana ibret olmalı

 

İnsanın insana, dostudur aynası

Erişir arşa, mazlumun duası

Bir can taşırız her an gidesi

Bir güzel eyleme sahip olmalı

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.