Selanik Vakası

6 Mayıs 1876/Selanik Selanik Avrethisar'da bir köyde tahsilât memurluğu görevinde bulunan Emin Efendi, epeyce bir zamandır gönlünü Helena'ya kaptırmıştı.

6 Mayıs 1876/Selanik

Selanik Avrethisar'da bir köyde tahsilât memurluğu görevinde bulunan Emin Efendi, epeyce bir zamandır gönlünü Helena'ya kaptırmıştı. Helena ise bazen bir çeşme başında bazen de köy meydanında rastladığı Emin Efendi'nin imalı bakışlarının, manalı bıyık burmalarının nicedir farkındaydı.

Kendi halinde bir kızdı Helena ve bir Osmanlı memurunun ilgisinden elbette memnundu lakin duyguları karmakarışıktı. Ne zaman duyguları çetrefilleşip en zor alfabelerle yazılmış bir kitap gibi önünde dursa okumaya çalışmıyor, değer vermiyor ve bir el ilanı gibi sıradanmışçasına kaldırıp fırlatıyordu.

İlgisi zamanla derin bir aşka dönüşen Emin Efendi, gününün çoğunu tahsilat işlerinden ziyade Helena'nın ilk oğul balı gibi sarıya çalan parlak ela gözlerini düşünerek geçiriyordu. O güzel gözleri tahayyül ettiği demlerde içinde, mayisi mutluluk olan ılık bir şeyler akmaya başlıyor ve bu efsunlu sıvıyla gevşeyip her zerresiyle bir eski zaman mumyasına dönüşüyordu.

Derken mektuplaşmaya başladılar. Emin Efendi burma bıyıkları ile yapamadığını güçlü kalemi ile yapmış, Helena'yı ikna etmeyi başarmıştı. Aslında Helena'nın htikleri bir aşk değildi. Fakat Emin Efendi'nin iyi niyetli bir adam olduğunu hmişti. Hani donan bir gölün veya denizin altında berrak bir suyun olduğunu ya da envai çeşit balığın yüzdüğünü göremez ancak orada bir yerlerde olduklarını bilir ya insan. Aynen öyle de ne zaman aşığına baksa içinden geçenleri okuyabiliyor, hislerinin samimiyetine inanıyordu. İnandıkça da artık araya mesafe koymuyor, içinde henüz adlandıramadığı daha doğrusu adlandırmaya korktuğu bir tomurcuğun, bambu ağaçları gibi çok hızlı bir şekilde yeşerdiğini hissediyordu.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Bakmadan Geçme