Yavuz Yıldızbaş
Köşe Yazarı
Yavuz Yıldızbaş
 

BİR SANİYE

Yaşıyoruz ölmeyecekmişiz gibi... Çok yakışıklı, çok güzel, çok güçlü, çok iyi, çok kötü dediğimiz kim varsa vadesi dolunca toprak olmadı mı? O halde niye bu kadar debdebe... Bu dünya kime kalmış ki sana kalsın. Meşhur bir söz vardır "Sultan Süleyman'a kalmayan dünya" diye.. Evet, ne mal ne mülk seninle gelir; insanın götüreceği o da nasip olursa 2 metrelik kefen, o bile etinle birlikte çürüyüp gidiyor. Peki bu kargaşa bu temaşa nedir? Sanki sadece kendimiz yaşıyormuşuz gibi dünyayı, hemde kendimizden başkasına hak görmeyecek şekilde.. ... Elini cebine attığında tomarla para tutanla, cebi delik olup malamatla başbaşa kalan da; aynı dünyada, aynı güneşi, aynı havayı, aynı ayı, aynı gökyüzünü, aynı geceyi, aynı gündüzü yaşadığı halde, yeryüzündeki fark cepteki kağıt mı olmalıydı. Elbette ki olmaması gerekir. Tüm dinlerde, hatta dini olmayanlarda da iyilik kötülük, doğru yanlış evrenseldir, birbirinin aynısıdır. Peki o zaman bana doğru olan sana niye yanlış gelir, ya da sana doğru olan bana niye yanlış görünür. Çünkü nefis insanı egemenliği altına almıştır. Halbuki doğru da bellidir, yanlış da bellidir. Yeter ki menfaat duygusunu kenara itip gerçeği görelim. Yani insanın değeri cebindeki kağıt parçasına göre değil, insan onuruna yakışır şekilde sergilediği davranışa göre belirlenmelidir. ... Ömrün boyunca durmadan çalışıp mal mülk biriktiriyorsun, ben kazandım hepsi benim diyorsun, bina dikiyorsun üzerine mülk Allah'ındır yazıyorsun, peki Allah'ın olanı neden kiraya veriyorsun? Denildiğinde; çoluk çocuğumun rızkı diyorsun. Peki Allah Hud suresi 6. Ayetinde "Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah'a aittir" buyurduğu halde daha Beşikteki çocuğuna; ileride zorluk çekmesinler diye çalışıp miras bırakma derdine düşmen neyden kaynaklanmaktadır? Düşünüldüğünde bu bir ikilem degil midir? Dilde inanıyorum deyip, amelde inanmamak nedir öyleyse? Sorular, sorular, sorular... Uzar gider ama verilecek cevaplar nefsin hakimiyet oranına göre kendini gösteriyor ne yazık ki.. Rahmetli Muhsin Başkan'ın dediği gibi "Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için bu kadar fırıldak olmaya değer mi?" Değmez ise; çıkar uğruna bu kadar küçülmenin de anlamı yok. Makamınız, mevkiniz ne olursa olsun doğrudan haktan yana olmak ahlaklı vicdanlı insanın en temel özelliğidir. Bir saniye bile bu özelliklerden ayrılmak, kötülüğe bir adım atmak demektir. İyilik dururken kötülüğe atım atma! Bir saniye bile olsa...
Ekleme Tarihi: 21 Kasım 2021 - Pazar

BİR SANİYE

Yaşıyoruz ölmeyecekmişiz gibi...

Çok yakışıklı, çok güzel, çok güçlü, çok iyi, çok kötü dediğimiz kim varsa vadesi dolunca toprak olmadı mı?

O halde niye bu kadar debdebe...

Bu dünya kime kalmış ki sana kalsın.

Meşhur bir söz vardır "Sultan Süleyman'a kalmayan dünya" diye..

Evet, ne mal ne mülk seninle gelir; insanın götüreceği o da nasip olursa 2 metrelik kefen, o bile etinle birlikte çürüyüp gidiyor.

Peki bu kargaşa bu temaşa nedir?

Sanki sadece kendimiz yaşıyormuşuz gibi dünyayı, hemde kendimizden başkasına hak görmeyecek şekilde..

...

Elini cebine attığında tomarla para tutanla, cebi delik olup malamatla başbaşa kalan da; aynı dünyada, aynı güneşi, aynı havayı, aynı ayı, aynı gökyüzünü, aynı geceyi, aynı gündüzü yaşadığı halde, yeryüzündeki fark cepteki kağıt mı olmalıydı.

Elbette ki olmaması gerekir.

Tüm dinlerde, hatta dini olmayanlarda da iyilik kötülük, doğru yanlış evrenseldir, birbirinin aynısıdır. Peki o zaman bana doğru olan sana niye yanlış gelir, ya da sana doğru olan bana niye yanlış görünür.

Çünkü nefis insanı egemenliği altına almıştır. Halbuki doğru da bellidir, yanlış da bellidir. Yeter ki menfaat duygusunu kenara itip gerçeği görelim.

Yani insanın değeri cebindeki kağıt parçasına göre değil, insan onuruna yakışır şekilde sergilediği davranışa göre belirlenmelidir.

...

Ömrün boyunca durmadan çalışıp mal mülk biriktiriyorsun, ben kazandım hepsi benim diyorsun, bina dikiyorsun üzerine mülk Allah'ındır yazıyorsun, peki Allah'ın olanı neden kiraya veriyorsun? Denildiğinde; çoluk çocuğumun rızkı diyorsun.

Peki Allah Hud suresi 6. Ayetinde "Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah'a aittir" buyurduğu halde daha Beşikteki çocuğuna; ileride zorluk çekmesinler diye çalışıp miras bırakma derdine düşmen neyden kaynaklanmaktadır?

Düşünüldüğünde bu bir ikilem degil midir?

Dilde inanıyorum deyip, amelde inanmamak nedir öyleyse?

Sorular, sorular, sorular...

Uzar gider ama verilecek cevaplar nefsin hakimiyet oranına göre kendini gösteriyor ne yazık ki..

Rahmetli Muhsin Başkan'ın dediği gibi "Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya için bu kadar fırıldak olmaya değer mi?"

Değmez ise; çıkar uğruna bu kadar küçülmenin de anlamı yok.

Makamınız, mevkiniz ne olursa olsun doğrudan haktan yana olmak ahlaklı vicdanlı insanın en temel özelliğidir.

Bir saniye bile bu özelliklerden ayrılmak, kötülüğe bir adım atmak demektir.

İyilik dururken kötülüğe atım atma!

Bir saniye bile olsa...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

05
Aralık
27
Kasım
21
Kasım
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.