Şahbettin Uluat
Köşe Yazarı
Şahbettin Uluat
 

Kovid 19’la görünen dünyanın sonu

Mart ayından beri dünyaca kâbusumuz Kovid 19. En sıradan bir cinayette bile dedektiflerle, yargıçlarla gerçek suçluyu bulmak için kılı kırk yaran ülkelerle dolu dünya gezegeninin sakinleri, bunca kaybın sorumlusu olan o virüsün kaynağının Çin’de yiyecek olarak tüketilen yarasaların eti olduğunu çoktan kabullenmiş;  araştırmayı soruşturmayı bırakmış gözüküyorlar. Uzman ifadelerine göre, hastalık diğer bulaşıcılardan sekiz kat hızlı yayılıyor. Rusya tarafından geliştirilmiş olan dışında net bir aşısı henüz yok. O aşının da, yeni üretilecek olanların da zaman içinde virüsün mutasyona uğramasıyla işe yaramaz hale gelebileceği söyleniyor. Bilim ve teknolojinin iyi ve kötü şeylerin üretiminde büyük ivme kazandığı bu zamanda istemesek de aklımıza Çin dâhil dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan, duruma göre sınırların ötesinde ve farklı alanlarda çalışan araştırma laboratuvarları geliyor.  O laboratuvarlar ki, geçmişte onların bir kısmında doğal gıda maddelerinin tohumlarının genetiği değiştirilmişti. Bu yolla o gıda maddeleri üzerinde doğalarına aykırı işlemler yapılmış, düzenleri bozulmuştu.  Bu durum, o gıda maddelerinin tüketicisi durumunda bulunan ve kendisi de doğal bir varlık olan insanın sağlığının bozulmasına neden olmuş, sonuçta sağlık sektörünü müşterisi etmişti. İnsan gıdası olarak tüketilen etlerin elde edildiği hayvanlar da, et verimliliklerini arttırmak için verilen hormonlu yemlerle doğasından uzaklaştırılmıştı.  İnsanoğlunun bin yıllardır kullanmakta olduğu doğal tarımsal ürün tohumlarının kirli ellerde genetik yapıları değiştirilmiş, üretkenlikleri yok edilmiş, bu yolla tohum satışlarının çoğu dünya çapında çalışan belli çıkar merkezlerin tekeline geçmişti. Yani o laboratuvarların bir kısmında yapılan çalışmalarla, kimi çıkar hesaplarıyla insanlığın hem sağlığı, hem maddi kaynakları hedef alınmış; pek çok alanda zaten çalışmakta olan sömürü çarkı farklı yeni alanlarda işlerlik kazanmıştı. Elbette bütün bu yapılanların insanlığın iyiliği için olduğunu savunan bilim adamı kisveli savunucular da görmüştük.  Yükselen itirazların sesini bastıran biraz da onlar olmuştu.  O laboratuvarlarda nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar geliştirilmişti. Bu silahları ellerinde tutan bazı ülkeler dünyanın etkin güçleri haline gelmişlerdi. O laboratuvarlarda biyolojik silahlar gibi, mikroplar, virüsler ve başka canlılar üzerinde çalışıldığı da herkesçe biliniyordu. Sars, Mers salgınlarında onların rolü olduğu üzerine çok konuşulmuştu. Şimdi de, daha donanımlı, daha etkili, daha bulaşıcı özellikleriyle pat diye Kovid-19 düştü dünyanın gündemine.  Hem de, yeryüzüne yeni bir şekil verme hesapları içinde olan ve dünya nüfusu üzerinde oynamayı düşünenlerin varlığından söz edilirken düştü. Çocuklar tarafından her yere taşınabilecek bir enerjiyle düştü. Öncelikle dünyanın yaşlılarını yeryüzünden silip kaldıracak özel bir yetenekle (!) düştü. Sağlık hizmetleri zayıf ya da yetersiz ülkeleri daha çok derdest edecek şekilde düştü. O gün bu gündür, sırf bu nedenden dünya nüfusundan sekizyüz elli binden fazla insan eksildi. O gün bu gündür dünyada milyonlarca insan, yaşadıkları köylerde ve şehirlerde dünyanın sonunu görmeye başladılar. Salgın büyüyerek devam ediyor. Kayıplar konusundaki rakamların düşük gösterildiği iddialarına rağmen grafik gittikçe yükseliyor. Şimdi artık dünya sahnesinde bir yanda dünya gemisinden kopup kovid-19’un derin sularda kaybolanlar, öbür yanda da o düşenleri canları pahasın kollarından, paçalarından yakalayıp geri çekmeye çalışan,  destansı bir mücadele veren, ancak bu arada kendileri de bazen düşmekten kurtulamayan sağlık çalışanları var.  Bir yanda bu salgın nedeniyle işlerini, düzenlerini yitiren, iflas eden, işsiz ve ekmeksiz kalan insanlar; öte yandan yıkımın kazananları, şirket değerleri ikiye, üçe katlanan; kazançları ve varlıkları uçuk rakamlara ulaşan sermayedarlar, küresel güçler var. Ülkelerini bu badireden en az kayıpla çıkarmak için dümeni sağa sola kırarken kan ter içinde kalan ve ellerinde somut deliller olmadığı için kimseyi de suçlayamayan devlet yetkilileri var. * Bu hastalığa yakalanıp paçayı kurtarmış olanlar üzerinde kalıcı hasarlar var mı, varsa nelerdir konusu çok konuşulmuyor. Kovid-19 endişesiyle yatıp kalkan insanların dikkate değer bir bölümü bu süreçte ciddi zararlar gördü, görmeye devam ediyor. Şimdi artık bu insanların ruh ve beden sağlıkları bozulmuş, bu gündelik yaşamlarına, işlerine verimliliklerine ciddi sorunlar olarak yansımış durumdadır. Bütün dünya çırpınıyor. Herkes en az zararla bu işin içinden çıkmaya çalışıyor. Kovid-19 depreminin sarsıntıları durmak bilmiyor. Eğer gerçekten insan türünden failleri varsa, kantarın topuzunu ellerinden kaçırmış olmaları da çok mümkün. Dünyanın sonu, her yeni gün yeni insanların görüş açıları içine giriyor ve bir kara delik gibi onların bir kısmını; daha dün sokakta konuşmuş olduğumuz insanları emerek aramızdan ayırıyor.  Maske, mesafe, temizlik önlemlerinin ne kadar ciddi ve acil olduğu her gün daha fazla anlaşılıyor. Evet, sıkıldık, evet yorulduk ama gerekiyor. Bu hengâme içinde salgının gerçek faillerinin peşine düşmenin çok da bir işe yaramayacağı fikri bir şekilde kabul edildiği için olacak; eğer varsa, o muhtemel gerçek seri katilleri kimseler kovalamıyor. Eğer varsa, onlar aramızda dolaşıyorlar. Eğer varsa, onlar korkarım ki şimdi de başka şeyler planlıyorlar.  
Ekleme Tarihi: 07 Eylül 2020 - Pazartesi

Kovid 19’la görünen dünyanın sonu

Mart ayından beri dünyaca kâbusumuz Kovid 19.

En sıradan bir cinayette bile dedektiflerle, yargıçlarla gerçek suçluyu bulmak için kılı kırk yaran ülkelerle dolu dünya gezegeninin sakinleri, bunca kaybın sorumlusu olan o virüsün kaynağının Çin’de yiyecek olarak tüketilen yarasaların eti olduğunu çoktan kabullenmiş;  araştırmayı soruşturmayı bırakmış gözüküyorlar.

Uzman ifadelerine göre, hastalık diğer bulaşıcılardan sekiz kat hızlı yayılıyor. Rusya tarafından geliştirilmiş olan dışında net bir aşısı henüz yok. O aşının da, yeni üretilecek olanların da zaman içinde virüsün mutasyona uğramasıyla işe yaramaz hale gelebileceği söyleniyor.

Bilim ve teknolojinin iyi ve kötü şeylerin üretiminde büyük ivme kazandığı bu zamanda istemesek de aklımıza Çin dâhil dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan, duruma göre sınırların ötesinde ve farklı alanlarda çalışan araştırma laboratuvarları geliyor. 

O laboratuvarlar ki, geçmişte onların bir kısmında doğal gıda maddelerinin tohumlarının genetiği değiştirilmişti. Bu yolla o gıda maddeleri üzerinde doğalarına aykırı işlemler yapılmış, düzenleri bozulmuştu.  Bu durum, o gıda maddelerinin tüketicisi durumunda bulunan ve kendisi de doğal bir varlık olan insanın sağlığının bozulmasına neden olmuş, sonuçta sağlık sektörünü müşterisi etmişti.

İnsan gıdası olarak tüketilen etlerin elde edildiği hayvanlar da, et verimliliklerini arttırmak için verilen hormonlu yemlerle doğasından uzaklaştırılmıştı.

 İnsanoğlunun bin yıllardır kullanmakta olduğu doğal tarımsal ürün tohumlarının kirli ellerde genetik yapıları değiştirilmiş, üretkenlikleri yok edilmiş, bu yolla tohum satışlarının çoğu dünya çapında çalışan belli çıkar merkezlerin tekeline geçmişti.

Yani o laboratuvarların bir kısmında yapılan çalışmalarla, kimi çıkar hesaplarıyla insanlığın hem sağlığı, hem maddi kaynakları hedef alınmış; pek çok alanda zaten çalışmakta olan sömürü çarkı farklı yeni alanlarda işlerlik kazanmıştı.

Elbette bütün bu yapılanların insanlığın iyiliği için olduğunu savunan bilim adamı kisveli savunucular da görmüştük.  Yükselen itirazların sesini bastıran biraz da onlar olmuştu. 

O laboratuvarlarda nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar geliştirilmişti. Bu silahları ellerinde tutan bazı ülkeler dünyanın etkin güçleri haline gelmişlerdi.

O laboratuvarlarda biyolojik silahlar gibi, mikroplar, virüsler ve başka canlılar üzerinde çalışıldığı da herkesçe biliniyordu. Sars, Mers salgınlarında onların rolü olduğu üzerine çok konuşulmuştu.

Şimdi de, daha donanımlı, daha etkili, daha bulaşıcı özellikleriyle pat diye Kovid-19 düştü dünyanın gündemine. 

Hem de, yeryüzüne yeni bir şekil verme hesapları içinde olan ve dünya nüfusu üzerinde oynamayı düşünenlerin varlığından söz edilirken düştü.

Çocuklar tarafından her yere taşınabilecek bir enerjiyle düştü.

Öncelikle dünyanın yaşlılarını yeryüzünden silip kaldıracak özel bir yetenekle (!) düştü.

Sağlık hizmetleri zayıf ya da yetersiz ülkeleri daha çok derdest edecek şekilde düştü.

O gün bu gündür, sırf bu nedenden dünya nüfusundan sekizyüz elli binden fazla insan eksildi.

O gün bu gündür dünyada milyonlarca insan, yaşadıkları köylerde ve şehirlerde dünyanın sonunu görmeye başladılar.

Salgın büyüyerek devam ediyor. Kayıplar konusundaki rakamların düşük gösterildiği iddialarına rağmen grafik gittikçe yükseliyor.

Şimdi artık dünya sahnesinde bir yanda dünya gemisinden kopup kovid-19’un derin sularda kaybolanlar, öbür yanda da o düşenleri canları pahasın kollarından, paçalarından yakalayıp geri çekmeye çalışan,  destansı bir mücadele veren, ancak bu arada kendileri de bazen düşmekten kurtulamayan sağlık çalışanları var. 

Bir yanda bu salgın nedeniyle işlerini, düzenlerini yitiren, iflas eden, işsiz ve ekmeksiz kalan insanlar; öte yandan yıkımın kazananları, şirket değerleri ikiye, üçe katlanan; kazançları ve varlıkları uçuk rakamlara ulaşan sermayedarlar, küresel güçler var.

Ülkelerini bu badireden en az kayıpla çıkarmak için dümeni sağa sola kırarken kan ter içinde kalan ve ellerinde somut deliller olmadığı için kimseyi de suçlayamayan devlet yetkilileri var.

*

Bu hastalığa yakalanıp paçayı kurtarmış olanlar üzerinde kalıcı hasarlar var mı, varsa nelerdir konusu çok konuşulmuyor.

Kovid-19 endişesiyle yatıp kalkan insanların dikkate değer bir bölümü bu süreçte ciddi zararlar gördü, görmeye devam ediyor.

Şimdi artık bu insanların ruh ve beden sağlıkları bozulmuş, bu gündelik yaşamlarına, işlerine verimliliklerine ciddi sorunlar olarak yansımış durumdadır.

Bütün dünya çırpınıyor. Herkes en az zararla bu işin içinden çıkmaya çalışıyor.

Kovid-19 depreminin sarsıntıları durmak bilmiyor. Eğer gerçekten insan türünden failleri varsa, kantarın topuzunu ellerinden kaçırmış olmaları da çok mümkün.

Dünyanın sonu, her yeni gün yeni insanların görüş açıları içine giriyor ve bir kara delik gibi onların bir kısmını; daha dün sokakta konuşmuş olduğumuz insanları emerek aramızdan ayırıyor. 

Maske, mesafe, temizlik önlemlerinin ne kadar ciddi ve acil olduğu her gün daha fazla anlaşılıyor.

Evet, sıkıldık, evet yorulduk ama gerekiyor.

Bu hengâme içinde salgının gerçek faillerinin peşine düşmenin çok da bir işe yaramayacağı fikri bir şekilde kabul edildiği için olacak; eğer varsa, o muhtemel gerçek seri katilleri kimseler kovalamıyor.

Eğer varsa, onlar aramızda dolaşıyorlar.

Eğer varsa, onlar korkarım ki şimdi de başka şeyler planlıyorlar.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.