Bahri Yıldızbaş
Köşe Yazarı
Bahri Yıldızbaş
 

ŞEYTANIN FREKANSI

ggg Atmışlardaki gibi sevmek; çocuk gibi oyunlarla. Yetmişlerdeki gibi bakmak; abla gibi sinemadan eve getirmek komşu kızlarını. Mahalledeki tüm teyzelerin ekmeğini, başlarını koparıp yiyerek fırından getirmek gibi. Ne çok isterdim. İçinde; türkülerin, şarkıların sözleri ile merhabalaşmayı, romanlardaki kahraman isimleriyle selamlaşmayı ve çizgi romanların figürleriyle kahkahalar atmayı. Seksenlerdeki gibi görmek; abi gibi. Doksanlardaki gibi anlamak kardeş, arkadaş, dost gibi. Hayallerimi, rüyamdaki gibi zannetmişim. Ne 60’lardaki sokaktaki çocuklar, Ne 70’lerdeki sinemaya giden ablalar, Ne bize de ekmek al diyen teyzeler, Ne plaklardaki şarkılar ile türküler, Ne kütüphanede okunan kitaplar, Ne çizgi romanlarda, dudağına sigara yerine çiçek bırakan Tommiks’ler, Ne 80’lerdeki koruyan abiler, Ne 90’lardaki kardeşler, arkadaşlar ve dostlar. Meğer; 21.yüzyıl ne de acımasızmış. Çocuklara çocukluklarını, Gençlere gençliklerini yaşatmadı ki... Ablayı, abiyi, teyzeyi, komşuyu tanıyıp güvensinler. Türküler ile geçmişlerini, şarkılar ile duygularını farketsinler. Kuranı Kerim’den İslamı, Hz. Muhammed’den  ahlakı, Ömer’den adaleti, Yakın Tarih ve Nutuk ile Atatürk’ü, Klasikler ile sevgiyi ve dünyayı, Mehmet Akif’ler ile İstiklali, Faruk Nafiz’ler ile Han Duvarlarını, Nazım’lar ile Karadeniz’i, Orhan Veli’ler ile Galata’yı, Reşat Nuri’lerle Köy Kahvesini, Baykurt’lar ile Anadolu’yu, Yücel’ler ile Eğitimi, Tonguç’lar ile Köy Enstitülerini öğrensinler, eğitimli olarak, sorumluluk duygusunu yüreklerinde; Vatan’ı ve Vatan yaratmanın zorluklarını hissetsinler. Tam bize göre; Temel birgün otobanda gidiyormuş derken arabası arıza yapmış. Otostop çekmiş ve önünde bir ferrari durmuş. Gece tabi ki bizim hacı muratı bağlamışlar ferrarinin arkasına. İp gözükmüyor. Binmeden önce Temel konuşmuş: “Aman abi yüzü geçmeyelim benim arabanın boyası dökülüyor da” demiş. “Tamam” demiş adam, koyulmuşlar yola. Güzel güzel giderken, bizimkilerin yanından bir porshe fişek gibi geçmesin mi? Adamın aklı başından gitmiş, ibre çıkmış 250-300 gidiyorlar başabaş. Bu sırada, helikopterle tespit yapan görevliler rapor veriyor: “Ferrariyle porshe kapışıyor, arkadan hacı murat sellektör yakıyor.” Sadece yüreğimizi incitmedin be 21.yüzyıl. Canımızı acıttın, hayallerimizi çaldın. Değerlerimizi kirletttin. Sana ve senin teknolojilerine erken yenildik. Geç farkettik, yaptığın sinsice planları. Dilimizi kestiğini, dinimizi soytarılara teslim ettiğimizi, kültürümüze ve geleneklerimize düşmanlık yaptığını, şeytan frekansına bağlandığımızı 60, 70, 80 ve özelikle 90’larda farkettik etmesine de... Çok anlattık. Defalarca uyardık. “Çocuklarınıza özel oda yapıp, yalnızlığa itmeyin. Odalarına TV ve bilgisayar alarak cezalandırmayın. Akıllı tahta ve akıllı telefonun çocuklarımızın aklını çalacağını, gençlerimizin hayatını karartacağını.” her yazımda ve toplantı da... Nedense; herkes Temel gibi arabasının boyasının dökülmemesi için uğraştı durdu. Oysa ışık hızı ile değerlerimizden, bilimden ve başarıdan uzaklaşarak bugünlere geldik. Yine de; ”Hayırlısı” sözüne sığınıp, kader diyerek, Allah’ın verdiği aklı kullanmak ve kitabının emirleri yerine “Allah’tandır” deyip, kendimizi acındıralım değil mi? Ah 21. yüzyıl. Ah ki ne ah! Vah ki ne vah. Günümüzün aydın, hayatımızın sağlıklı olabilmesi için; gönlümüzü açıp, aklımızı yerinde kullanmamız gerekmez mi?
Ekleme Tarihi: 09 Ocak 2021 - Cumartesi

ŞEYTANIN FREKANSI

Atmışlardaki gibi sevmek; çocuk gibi oyunlarla. Yetmişlerdeki gibi bakmak; abla gibi sinemadan eve getirmek komşu kızlarını.

Mahalledeki tüm teyzelerin ekmeğini, başlarını koparıp yiyerek fırından getirmek gibi.

Ne çok isterdim. İçinde; türkülerin, şarkıların sözleri ile merhabalaşmayı, romanlardaki kahraman isimleriyle selamlaşmayı ve çizgi romanların figürleriyle kahkahalar atmayı. Seksenlerdeki gibi görmek; abi gibi. Doksanlardaki gibi anlamak kardeş, arkadaş, dost gibi. Hayallerimi, rüyamdaki gibi zannetmişim.

Ne 60’lardaki sokaktaki çocuklar,

Ne 70’lerdeki sinemaya giden ablalar,

Ne bize de ekmek al diyen teyzeler,

Ne plaklardaki şarkılar ile türküler,

Ne kütüphanede okunan kitaplar,

Ne çizgi romanlarda, dudağına sigara yerine çiçek bırakan Tommiks’ler,

Ne 80’lerdeki koruyan abiler,

Ne 90’lardaki kardeşler, arkadaşlar ve dostlar.

Meğer; 21.yüzyıl ne de acımasızmış. Çocuklara çocukluklarını, Gençlere gençliklerini yaşatmadı ki... Ablayı, abiyi, teyzeyi, komşuyu tanıyıp güvensinler. Türküler ile geçmişlerini, şarkılar ile duygularını farketsinler. Kuranı Kerim’den İslamı, Hz. Muhammed’den  ahlakı, Ömer’den adaleti, Yakın Tarih ve Nutuk ile Atatürk’ü, Klasikler ile sevgiyi ve dünyayı, Mehmet Akif’ler ile İstiklali, Faruk Nafiz’ler ile Han Duvarlarını, Nazım’lar ile Karadeniz’i, Orhan Veli’ler ile Galata’yı, Reşat Nuri’lerle Köy Kahvesini, Baykurt’lar ile Anadolu’yu, Yücel’ler ile Eğitimi, Tonguç’lar ile Köy Enstitülerini öğrensinler, eğitimli olarak, sorumluluk duygusunu yüreklerinde; Vatan’ı ve Vatan yaratmanın zorluklarını hissetsinler.

Tam bize göre; Temel birgün otobanda gidiyormuş derken arabası arıza yapmış. Otostop çekmiş ve önünde bir ferrari durmuş. Gece tabi ki bizim hacı muratı bağlamışlar ferrarinin arkasına. İp gözükmüyor. Binmeden önce Temel konuşmuş: “Aman abi yüzü geçmeyelim benim arabanın boyası dökülüyor da” demiş. “Tamam” demiş adam, koyulmuşlar yola. Güzel güzel giderken, bizimkilerin yanından bir porshe fişek gibi geçmesin mi? Adamın aklı başından gitmiş, ibre çıkmış 250-300 gidiyorlar başabaş. Bu sırada, helikopterle tespit yapan görevliler rapor veriyor: “Ferrariyle porshe kapışıyor, arkadan hacı murat sellektör yakıyor.”

Sadece yüreğimizi incitmedin be 21.yüzyıl. Canımızı acıttın, hayallerimizi çaldın. Değerlerimizi kirletttin. Sana ve senin teknolojilerine erken yenildik. Geç farkettik, yaptığın sinsice planları. Dilimizi kestiğini, dinimizi soytarılara teslim ettiğimizi, kültürümüze ve geleneklerimize düşmanlık yaptığını, şeytan frekansına bağlandığımızı 60, 70, 80 ve özelikle 90’larda farkettik etmesine de...

Çok anlattık. Defalarca uyardık. “Çocuklarınıza özel oda yapıp, yalnızlığa itmeyin. Odalarına TV ve bilgisayar alarak cezalandırmayın. Akıllı tahta ve akıllı telefonun çocuklarımızın aklını çalacağını, gençlerimizin hayatını karartacağını.” her yazımda ve toplantı da...

Nedense; herkes Temel gibi arabasının boyasının dökülmemesi için uğraştı durdu. Oysa ışık hızı ile değerlerimizden, bilimden ve başarıdan uzaklaşarak bugünlere geldik.

Yine de; ”Hayırlısı” sözüne sığınıp, kader diyerek, Allah’ın verdiği aklı kullanmak ve kitabının emirleri yerine “Allah’tandır” deyip, kendimizi acındıralım değil mi?

Ah 21. yüzyıl. Ah ki ne ah! Vah ki ne vah.

Günümüzün aydın, hayatımızın sağlıklı olabilmesi için; gönlümüzü açıp, aklımızı yerinde kullanmamız gerekmez mi?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.