Bahri Yıldızbaş
Köşe Yazarı
Bahri Yıldızbaş
 

DOĞRUDUR...

Mevlana Celaleddin-i Rumi tarafından kaleme alınan, Mesnevi’de kamu yönetimine ışık tutacak ve günümüz dünya yönetimini hatırlatan çok önemli hikayelerden birisi. Cihan sarayında, bir şah vardı. Tek derdi, Hızır Aleyhisselam’ı görmekti. “Bir kimse çıkar da bana, Hızır’ı gösterirse ne dilerse veririm!” deyip dururdu. O zamanlar, yoksul bir adam yaşardı. Bir gün, yoksulluk canına tak edince kendi kendine gidip şaha “Sen beni üç yıl kadar besle, ben de sana Hızır’ı göstereyim” diye düşündü. Üç yıla kadar ya ben ölürüm, ya da şah ölür, ya suçumu bağışlar veya bir yolunu bulup kurtulurum. Bu vesileyle hiç değilse bir süre sıkıntı çekmeden yaşarım.” diye düşündü. Şahın huzuruna çıktı, önceden hazırladığı sözü arz eyledi. Şah, “Kabul, ancak sonra Hızır’ı gösteremezsen seni öldürürüm!” dedi. Yoksul, çaresiz razı oldu. Bunun üzerine şah, yoksul adama istediği kadar mal ve para verilmesini emreyledi. Hemen buyruğu yerine getirildi. Verilen mal ve parayı alıp evine dönen yoksul, üç yıl boyunca bolluk içinde zevk ve sefa ile yaşadı. Süre dolunca da, kaçıp ıssız bir yere saklandı. Can korkusuyla tir tir titreyip dururken, beyaz giysili, nur yüzlü bir ihtiyar gelerek selam verdi. Yoksul, selamı titreyerek aldı. Nur yüzlü ihtiyar, “Niçin, böyle korku içindesin?” diye sordu. Yoksul cevap vermedi. İhtiyar ant vererek, “Halini bana mutlaka anlat, bir çare bulayım” diye ısrar etti. Zavallı adam bunun üzerine hikayesini başından sonuna anlattı. İhtiyar; “Gel seninle şaha gidelim, ben senin yerine ona cevap vereyim.” dedi. Kalkıp giderlerken, şahın aramaları için gönderdiği askerlerle karşılaştılar. Askerler yoksulu hemen tutup, şahın huzuruna görürdüler. İhtiyar da onları izledi. Şah, “Ben seninle bir sözleşme yaptım, seni öldürmem gerekir!” dedi. Sonra, baş vezirine bakıp sordu: “Bunu ne yapalım?” Başvezir, “Bunu parça parça edip, kasap çengeline asmak gerektir ki, bunu gören başkaları da şaha yalan söylemesinler!” cevabını verdi. İhtiyar söze karıştı: “Vezir doğrudur, her şey aslına döner.” Şah, ikinci vezire de sordu: “Sen ne dersin?” İkinci vezir, “Bunu, kazana koyup kaynatmak gerek!” cevabını verdi. İhtiyar yine araya girdi: “Vezir doğrudur, her şey aslına döner.” Şah, bu kez de üçüncü vezire döndü: “Sen ne dersin?” Üçüncü vezir, “Bunu parçalayıp, fırında kebap yapmak gerek!” cevabını verdi. İhtiyar, tekrar aynı sözü yineledi: “Vezir doğrudur, her şey aslına döner.” Şah, son olarak dördüncü vezire döndü: “Bakalım sen ne dersin?” Dördüncü vezir, “Şahım bu yoksula verdiğin mal, Hızır Aleyhisselam aşkına verilmiştir. Bu da, bulacağı hayaline kapılarak kabul eyledi. Şimdi bulamadığı için, özür diliyor. Layık olan, Hızır aşkına bu yoksulu serbest bırakmandır” cevabını verdi. İhtiyar tekrar aynı sözü yineledi: “Vezir doğrudur, her şey aslına döner.” Şah, ihtiyara sordu: “İhtiyar, vezirlerim birbirlerinden farklı şeyler söyledikleri halde, sen her biri hakkında; ‘vezir doğrudur, her şey aslına döner’ dedin, bunun hikmeti nedir? İhtiyar; “Ey şah!” dedi. “İlk vezirin kasap oğludur, onun için aslına çekti. İkinci vezirin aşçı oğludur, o da aslına uygun bir ceza tertipledi. Üçüncü vezirin ekmekçi oğludur, o da aslına uygun ceza tavsiye etti. Dördüncü vezirin asilzade imiş, onun aslına layık olan da; merhamettir. Bu zavallıya acıyarak, sevaba ulaşma maksadıyla serbest bırakılmasını istedi. Ey şah, her nesne aslına çeker.” İhtiyar, daha sonra şaha hayli nasihat etti, sonra “İşte Hızır benim!” diyerek kayıplara karıştı. Şah hemen yerinden kalkıp, dışarıya çıktıysa da, ihtiyarı göremedi. “Hızır Aleyhisselam’ı görmeyi çok arzu ediyordum, Elhamdülillah gayeme ulaştım. Beni, vezirlerimin soylarından da haberdar etti” diyerek, yoksula bol bol mal verilmesini emreyledi. Geçmiş ve yeni dünyada, yönetici davranışlarını ve uygulamalarını hayal ettiğimizde; görgülü büyümenin, bir makamı hak etmenin, merhamet ve adaletin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarız. Mevlanay’ı, adil yöneticileri, çevresini merhametli ve işin ehli olanlarla dolduranları, sever, güvenir, barış içinde yaşayarak, tarihe altın harflerle yazdırır ve bir rahmetle anarız. Hep kapanmamalı ve sağlıklı günler diliyorum.
Ekleme Tarihi: 04 Mayıs 2021 - Salı

DOĞRUDUR...

Mevlana Celaleddin-i Rumi tarafından kaleme alınan, Mesnevi’de kamu yönetimine ışık tutacak ve günümüz dünya yönetimini hatırlatan çok önemli hikayelerden birisi.

Cihan sarayında, bir şah vardı. Tek derdi, Hızır Aleyhisselam’ı görmekti. “Bir kimse çıkar da bana, Hızır’ı gösterirse ne dilerse veririm!” deyip dururdu.

O zamanlar, yoksul bir adam yaşardı. Bir gün, yoksulluk canına tak edince kendi kendine gidip şaha “Sen beni üç yıl kadar besle, ben de sana Hızır’ı göstereyim” diye düşündü. Üç yıla kadar ya ben ölürüm, ya da şah ölür, ya suçumu bağışlar veya bir yolunu bulup kurtulurum. Bu vesileyle hiç değilse bir süre sıkıntı çekmeden yaşarım.” diye düşündü.

Şahın huzuruna çıktı, önceden hazırladığı sözü arz eyledi. Şah, “Kabul, ancak sonra Hızır’ı gösteremezsen seni öldürürüm!” dedi. Yoksul, çaresiz razı oldu. Bunun üzerine şah, yoksul adama istediği kadar mal ve para verilmesini emreyledi. Hemen buyruğu yerine getirildi.

Verilen mal ve parayı alıp evine dönen yoksul, üç yıl boyunca bolluk içinde zevk ve sefa ile yaşadı. Süre dolunca da, kaçıp ıssız bir yere saklandı. Can korkusuyla tir tir titreyip dururken, beyaz giysili, nur yüzlü bir ihtiyar gelerek selam verdi. Yoksul, selamı titreyerek aldı. Nur yüzlü ihtiyar, “Niçin, böyle korku içindesin?” diye sordu. Yoksul cevap vermedi. İhtiyar ant vererek, “Halini bana mutlaka anlat, bir çare bulayım” diye ısrar etti. Zavallı adam bunun üzerine hikayesini başından sonuna anlattı.

İhtiyar; “Gel seninle şaha gidelim, ben senin yerine ona cevap vereyim.” dedi. Kalkıp giderlerken, şahın aramaları için gönderdiği askerlerle karşılaştılar. Askerler yoksulu hemen tutup, şahın huzuruna görürdüler. İhtiyar da onları izledi. Şah, “Ben seninle bir sözleşme yaptım, seni öldürmem gerekir!” dedi.

Sonra, baş vezirine bakıp sordu: “Bunu ne yapalım?” Başvezir, “Bunu parça parça edip, kasap çengeline asmak gerektir ki, bunu gören başkaları da şaha yalan söylemesinler!” cevabını verdi. İhtiyar söze karıştı: “Vezir doğrudur, her şey aslına döner.”

Şah, ikinci vezire de sordu: “Sen ne dersin?” İkinci vezir, “Bunu, kazana koyup kaynatmak gerek!” cevabını verdi. İhtiyar yine araya girdi: “Vezir doğrudur, her şey aslına döner.”

Şah, bu kez de üçüncü vezire döndü: “Sen ne dersin?” Üçüncü vezir, “Bunu parçalayıp, fırında kebap yapmak gerek!” cevabını verdi. İhtiyar, tekrar aynı sözü yineledi: “Vezir doğrudur, her şey aslına döner.”

Şah, son olarak dördüncü vezire döndü: “Bakalım sen ne dersin?” Dördüncü vezir, “Şahım bu yoksula verdiğin mal, Hızır Aleyhisselam aşkına verilmiştir. Bu da, bulacağı hayaline kapılarak kabul eyledi. Şimdi bulamadığı için, özür diliyor. Layık olan, Hızır aşkına bu yoksulu serbest bırakmandır” cevabını verdi. İhtiyar tekrar aynı sözü yineledi: “Vezir doğrudur, her şey aslına döner.”

Şah, ihtiyara sordu: “İhtiyar, vezirlerim birbirlerinden farklı şeyler söyledikleri halde, sen her biri hakkında; ‘vezir doğrudur, her şey aslına döner’ dedin, bunun hikmeti nedir? İhtiyar; “Ey şah!” dedi. “İlk vezirin kasap oğludur, onun için aslına çekti. İkinci vezirin aşçı oğludur, o da aslına uygun bir ceza tertipledi. Üçüncü vezirin ekmekçi oğludur, o da aslına uygun ceza tavsiye etti. Dördüncü vezirin asilzade imiş, onun aslına layık olan da; merhamettir. Bu zavallıya acıyarak, sevaba ulaşma maksadıyla serbest bırakılmasını istedi. Ey şah, her nesne aslına çeker.”

İhtiyar, daha sonra şaha hayli nasihat etti, sonra “İşte Hızır benim!” diyerek kayıplara karıştı. Şah hemen yerinden kalkıp, dışarıya çıktıysa da, ihtiyarı göremedi. “Hızır Aleyhisselam’ı görmeyi çok arzu ediyordum, Elhamdülillah gayeme ulaştım. Beni, vezirlerimin soylarından da haberdar etti” diyerek, yoksula bol bol mal verilmesini emreyledi.

Geçmiş ve yeni dünyada, yönetici davranışlarını ve uygulamalarını hayal ettiğimizde; görgülü büyümenin, bir makamı hak etmenin, merhamet ve adaletin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlarız. Mevlanay’ı, adil yöneticileri, çevresini merhametli ve işin ehli olanlarla dolduranları, sever, güvenir, barış içinde yaşayarak, tarihe altın harflerle yazdırır ve bir rahmetle anarız.

Hep kapanmamalı ve sağlıklı günler diliyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.