Bahri Yıldızbaş
Köşe Yazarı
Bahri Yıldızbaş
 

AKIL MAHKUM ise BEYİN SATILIKTIR

ggg Bugünkü hayat ile yaşanmışlıkları birleştirdiğimiz zaman, konuları kitlelere aktarırken, zanaatımızın incelikleri ile aydınlatıcı ve gerçek mesajlar verirsek inandırıcı oluruz. Önemli olan, yaşantımızdaki beklentilerimiz ve zihnimizi kemiren problemlerin cevabını aradığımız zaman; çözüm odaklı, düşündüren veya güldüren yazılar ile görsellerden etkilenerek, okutabilme ve izlenmesini sağlamaktır. Zihin, yani ZİHİN.! "Seni; Cennet vaadiyle kandırıp, fakirliğe mahkum edenlerin hayatlarına iyi bak... Dünyada, Cenneti yaşadıklarını göreceksin.!" sözlerini paylaşınca, bunları okuyan sevgili öğrencimlerimin gurubundan gelen:) 2020 yılına ve insanlığa ihanet ederek, virüsü yayanlar, bu zor süreçte insanların inançlarından yararlanmaya çalışan sahtekarlara ve yönetim basamaklarında olmasına rağmen, hizmet yerine kaçıp saklanmalara ve krizi yönetemeyenlere bomba gibi bir cevap geldi. "Sizin yetiştirdiğiniz öğrencilerinizi ve özellikle kadınları; hiç kimse fakirliğe ve cahilliğe mahkum edemedi, edemez de... Söyledikleriniz aklımızda, sevginiz gönlümüzde, samimiyetiniz yüreğimizde, bir pınar gibi kaynıyor. Bizden ve ülkeden emin olabilirsin. Sizi seviyoruz #bahrimüdüramca# Bu anlamlı ve cesur sözleri okuduktan sonra, aklıma, okul müdürlüğü yaptığım 28 yıllık gerçek eğitimci yaşamımda, Milli ve Dini Bayramlar ile önemli günler ve hafta başlayış/bitiş törenlerindeki biraz uzun ve net olan; “Güzel ve yakışıklı gençler, sevgili çocuklar; hepimize günaydın (sabah), hepimize mutlu günler (Öğle). Hoş geldiniz. Sizler bu ülkenin, cumhurbaşkanları, başbakanları, bakanları, yönetenleri, doktorları, mühendisleri, hukuk adamları, öğretmenleri, ticaret adamları, ihtiyaç duyulan tüm meslekler ile birlikte insan gücü olabileceksiniz. Vatana, toprağa, bayrağa ve cumhuriyete hep sahip çıkmadığınız, haktan, hukuktan, adaletten ve eşitlikten yana olmadığınız, ülkenin kaynaklarını korumadığınız, kendi dünyanızı aydınlatmadığınız, bilimin ışığında yürümediğiniz, çalışmayıp dürüst olmadığınız, inançlara, dinlere, ırklara, cinsiyetlere, renklere saygı duymadığınız, insana hizmet ve önem vermediğiniz, vicdan ve merhamet sahibi olmadığınız, muhtaç olanlara kucak açmadığınız, insan olmanın şartları, adam olmanın gerçekleri olan; ahlaklı ve vicdanlı bireyler olmadığınız sürece, bulunduğunuz makamların hiç bir anlamı olmayacaktır. Sizlere inanıyoruz, güveniyoruz, sağlıklı, mutlu ve başarılı bir hafta geçirmenizi (Pazartesi), ödev yapmadan (7 ve 8. sınıflar hariç) kırlarda gezip, parklara gitmenizi, kütüphanelerde ve ailenizle birlikte (Cuma) güzel bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum.” diyerek “Anneniz, babanız, amcanız, dayınız ve aileniz kim olursa olsun, ne iş yaparsa yapsın; hepiniz eşitsiniz, çocuksunuz, bizim emanetlerimizsiniz, istediğiniz zaman odama gelebilir, konuşabilir, fikirlerinizi belirtebilir, okuldan, öğretmenlerinizden ve benden beklentilerinizi söyleleyebilir, size hakaret eden ve kötü söz söyleyenler olur (aptal, geri zekalı, beyinsiz, eşek, salak gibi) veya dersten atan, ders saatinde müdür yardımcısına, rehberlik servisine gönderdiklerinde benim odama gelebilirsiniz, sizler benim göz nurum, saygıdeğer öğretmenlerim ve kıymetli velilerimiz benim baş tacımdır. Taç düşerse kaldırırım, göz nuru düşerse, kör olurum.” diyerek konuşmamı tamamlardım. (Yazdıklarımda çok eksik var, fazla olamaz zaten.) Ezik, eksik, öğrenciye hakareti seven, notla tehdit eden, notla özel ders vermeye çalışan, gizlice dergi, yayın, kitap sokan, etütçülerle dirsek temasında olan; müdür yardımcıları ve öğretmenler hep düşmanım oldular. Tabi yüzümde değil. Arkamdan. (Sevindirici olan, çalıştığım tüm okullarda sayıları maksimum ’de 8-12 arası.) Çalışkan, başarılı, nitelikli, çocukları önemseyen tüm yönetici, öğretmen ve temsilci velilerimiz ile birlikte; ahlaklı, disiplinli, temiz, akademik başarıları yüksek, sosyal, sporcu güzel öğrenciler yetiştirdik, dost ve kardeş olduk. Sevgimizden, adaletten, eşitlikten ve disiplinden hiç taviz vermedik. (Harika bir gerçeği söyleyeyim. Çalıştığım tüm okullarda, bu öğretmenlerin oranı  ’de 88- 95 arası) Almış ve vermiş olduğum onlarca eğitim, ulusal ve uluslararası çalışmalar, geziler, gözlemler ve tecrübelerimle; kıymetli genç eğitim yöneticileri, kurum müdürleri, özelde yöneticilik yapanlar ve bürokratlar. Önceki dostlarınızı unutmayın. Susmayan telefonlarınızın sesine çok güvenip, hoplayıp poflamayın. Hak edenlere, adil ve eşit davranırsanız, sonrası huzurdur. Hep beş para etmez menfaatçiler ve yağcılarla yürürseniz, her şeyinizi kaybedebilirsiniz. Her şey maddiyat değil, manevi değerlerimiz ve varlığımızdır. Unutmayın; gerçek hayatta, sizi her gün arayan siyasilerin çoğunu, odanızdan çıkmayan yağdanlıkların hiç birini, bir daha görmeyeceksiniz. Vınnnnnnnnnnnn olacaklar... Bu hayatta, kuyuya düşmek normal. Kuyuların çoğunda su ve kum kalmamış. Yukarı çıkmak, imkansız olabilir. Yapılması gereken ve gerçek olan; eğitime, çocuklara, gençlere ve insana kaliteli hizmet. Yaşlıya, kadına, hamileye, gaziye, düşküne, doğaya, hayvana saygı duymak ve en önemlisi;  yoruldum demeden, poflamadan, ağlamadan, korkmadan ülkeye severek, hizmet etmek. İşte o zaman, geçmişte birlikte yürüdükleriniz, hizmet ettikleriniz ve sevdiklerinizin çoğunluğu yanınızda olacaktır. “Bu yüzden zor günler gelmeden, “Zevk almıyorum" diyeceğin yıllar yaklaşmadan, Güneş, ışık, ay ve yıldızlar kararmadan Ve yağmurdan sonra bulutlar geri dönmeden, seni yaradanı anımsa, yarattıklarını sev ve hizmet et.” Sağlıklı, huzurlu, mutlu, kitaplı cahilsiz ve sevgi dolu hafta sonlarımız olsun.
Ekleme Tarihi: 05 Eylül 2020 - Cumartesi

AKIL MAHKUM ise BEYİN SATILIKTIR

Bugünkü hayat ile yaşanmışlıkları birleştirdiğimiz zaman, konuları kitlelere aktarırken, zanaatımızın incelikleri ile aydınlatıcı ve gerçek mesajlar verirsek inandırıcı oluruz.

Önemli olan, yaşantımızdaki beklentilerimiz ve zihnimizi kemiren problemlerin cevabını aradığımız zaman; çözüm odaklı, düşündüren veya güldüren yazılar ile görsellerden etkilenerek, okutabilme ve izlenmesini sağlamaktır. Zihin, yani ZİHİN.!

"Seni; Cennet vaadiyle kandırıp, fakirliğe mahkum edenlerin hayatlarına iyi bak... Dünyada, Cenneti yaşadıklarını göreceksin.!" sözlerini paylaşınca, bunları okuyan sevgili öğrencimlerimin gurubundan gelen:)

2020 yılına ve insanlığa ihanet ederek, virüsü yayanlar, bu zor süreçte insanların inançlarından yararlanmaya çalışan sahtekarlara ve yönetim basamaklarında olmasına rağmen, hizmet yerine kaçıp saklanmalara ve krizi yönetemeyenlere bomba gibi bir cevap geldi.

"Sizin yetiştirdiğiniz öğrencilerinizi ve özellikle kadınları; hiç kimse fakirliğe ve cahilliğe mahkum edemedi, edemez de... Söyledikleriniz aklımızda, sevginiz gönlümüzde, samimiyetiniz yüreğimizde, bir pınar gibi kaynıyor. Bizden ve ülkeden emin olabilirsin. Sizi seviyoruz #bahrimüdüramca#

Bu anlamlı ve cesur sözleri okuduktan sonra, aklıma, okul müdürlüğü yaptığım 28 yıllık gerçek eğitimci yaşamımda, Milli ve Dini Bayramlar ile önemli günler ve hafta başlayış/bitiş törenlerindeki biraz uzun ve net olan;

“Güzel ve yakışıklı gençler, sevgili çocuklar; hepimize günaydın (sabah), hepimize mutlu günler (Öğle). Hoş geldiniz. Sizler bu ülkenin, cumhurbaşkanları, başbakanları, bakanları, yönetenleri, doktorları, mühendisleri, hukuk adamları, öğretmenleri, ticaret adamları, ihtiyaç duyulan tüm meslekler ile birlikte insan gücü olabileceksiniz. Vatana, toprağa, bayrağa ve cumhuriyete hep sahip çıkmadığınız, haktan, hukuktan, adaletten ve eşitlikten yana olmadığınız, ülkenin kaynaklarını korumadığınız, kendi dünyanızı aydınlatmadığınız, bilimin ışığında yürümediğiniz, çalışmayıp dürüst olmadığınız, inançlara, dinlere, ırklara, cinsiyetlere, renklere saygı duymadığınız, insana hizmet ve önem vermediğiniz, vicdan ve merhamet sahibi olmadığınız, muhtaç olanlara kucak açmadığınız, insan olmanın şartları, adam olmanın gerçekleri olan; ahlaklı ve vicdanlı bireyler olmadığınız sürece, bulunduğunuz makamların hiç bir anlamı olmayacaktır. Sizlere inanıyoruz, güveniyoruz, sağlıklı, mutlu ve başarılı bir hafta geçirmenizi (Pazartesi), ödev yapmadan (7 ve 8. sınıflar hariç) kırlarda gezip, parklara gitmenizi, kütüphanelerde ve ailenizle birlikte (Cuma) güzel bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum.” diyerek

“Anneniz, babanız, amcanız, dayınız ve aileniz kim olursa olsun, ne iş yaparsa yapsın; hepiniz eşitsiniz, çocuksunuz, bizim emanetlerimizsiniz, istediğiniz zaman odama gelebilir, konuşabilir, fikirlerinizi belirtebilir, okuldan, öğretmenlerinizden ve benden beklentilerinizi söyleleyebilir, size hakaret eden ve kötü söz söyleyenler olur (aptal, geri zekalı, beyinsiz, eşek, salak gibi) veya dersten atan, ders saatinde müdür yardımcısına, rehberlik servisine gönderdiklerinde benim odama gelebilirsiniz, sizler benim göz nurum, saygıdeğer öğretmenlerim ve kıymetli velilerimiz benim baş tacımdır. Taç düşerse kaldırırım, göz nuru düşerse, kör olurum.” diyerek konuşmamı tamamlardım. (Yazdıklarımda çok eksik var, fazla olamaz zaten.)

Ezik, eksik, öğrenciye hakareti seven, notla tehdit eden, notla özel ders vermeye çalışan, gizlice dergi, yayın, kitap sokan, etütçülerle dirsek temasında olan; müdür yardımcıları ve öğretmenler hep düşmanım oldular. Tabi yüzümde değil. Arkamdan. (Sevindirici olan, çalıştığım tüm okullarda sayıları maksimum ’de 8-12 arası.)

Çalışkan, başarılı, nitelikli, çocukları önemseyen tüm yönetici, öğretmen ve temsilci velilerimiz ile birlikte; ahlaklı, disiplinli, temiz, akademik başarıları yüksek, sosyal, sporcu güzel öğrenciler yetiştirdik, dost ve kardeş olduk. Sevgimizden, adaletten, eşitlikten ve disiplinden hiç taviz vermedik. (Harika bir gerçeği söyleyeyim. Çalıştığım tüm okullarda, bu öğretmenlerin oranı  ’de 88- 95 arası)

Almış ve vermiş olduğum onlarca eğitim, ulusal ve uluslararası çalışmalar, geziler, gözlemler ve tecrübelerimle; kıymetli genç eğitim yöneticileri, kurum müdürleri, özelde yöneticilik yapanlar ve bürokratlar. Önceki dostlarınızı unutmayın. Susmayan telefonlarınızın sesine çok güvenip, hoplayıp poflamayın. Hak edenlere, adil ve eşit davranırsanız, sonrası huzurdur. Hep beş para etmez menfaatçiler ve yağcılarla yürürseniz, her şeyinizi kaybedebilirsiniz. Her şey maddiyat değil, manevi değerlerimiz ve varlığımızdır. Unutmayın; gerçek hayatta, sizi her gün arayan siyasilerin çoğunu, odanızdan çıkmayan yağdanlıkların hiç birini, bir daha görmeyeceksiniz. Vınnnnnnnnnnnn olacaklar... Bu hayatta, kuyuya düşmek normal. Kuyuların çoğunda su ve kum kalmamış. Yukarı çıkmak, imkansız olabilir.

Yapılması gereken ve gerçek olan; eğitime, çocuklara, gençlere ve insana kaliteli hizmet. Yaşlıya, kadına, hamileye, gaziye, düşküne, doğaya, hayvana saygı duymak ve en önemlisi;  yoruldum demeden, poflamadan, ağlamadan, korkmadan ülkeye severek, hizmet etmek. İşte o zaman, geçmişte birlikte yürüdükleriniz, hizmet ettikleriniz ve sevdiklerinizin çoğunluğu yanınızda olacaktır.

“Bu yüzden zor günler gelmeden, “Zevk almıyorum" diyeceğin yıllar yaklaşmadan, Güneş, ışık, ay ve yıldızlar kararmadan Ve yağmurdan sonra bulutlar geri dönmeden, seni yaradanı anımsa, yarattıklarını sev ve hizmet et.”

Sağlıklı, huzurlu, mutlu, kitaplı cahilsiz ve sevgi dolu hafta sonlarımız olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.