Haber Girişi: 03.07.2021 - 12:35, Güncelleme: 03.07.2021 - 12:35

Z KUŞAĞI ÜZERİNDEN KÜRESEL TUZAK

 

Z KUŞAĞI ÜZERİNDEN KÜRESEL TUZAK

İnsanlar yaşantılarındaki her olguyu anlamaya çalışıp yapılandırmaya başlıyorlar. Bakıyorsunuz ki herhangi bir olgu ile ilgili çok sayıda akademik çalışmalar (tez ve doktora çalışması) yapılmış.
Buna binaen insanların yaş dönemleri zaman içerisinde dikkat çekici bir hale gelmiş ve üzerine araştırmalar yapılmıştır. Alman Sosyolog Karl Manheim 1. Dünya savaşı yıllarında insanların yaşadıkları travmalar ve sosyal olaylar üzerinden insanların yaş gruplarını dikkate alarak kuşak/jenerasyon kavramını ortaya atmıştır ve bunun üzerine çalışmalar yapmıştır. Jenerasyon kelimesi bizler için aslında ithal bir kavramdır. Yine Fransa’dan Tarihçi Pierre Nora 1968 gençlik hareketlerini dikkate alarak genç jenerasyonu anlamaya çalışmıştır. Daha sonraki yıllarda ise 20-30 yıllık süreçler içerisinde doğan ve yetişen insanların farklı düşünce ve davranış kalıplarına sahip olduklarını tespit etmişlerdir. Kıtlığın yaşandığı ya da savaşların olduğu bir yer ve zaman dilimi ile dijital aletlerin egemen olduğu başka bir yerde ve zaman diliminde dünyaya gelen nesillerin ruh halleri elbette ki bir olmayacaktır. Birbirinden farklı sosyal, ekonomik ve kültürel ortamlar doğal olarak insanların da farklı düşüncelere ve davranışlara sahip olabildiğini göstermektedir. 2000-2012 doğumlu, (Z kuşağı) kendine özgü davranış kalıpları olan gençler toplumumuzun yaklaşık % 17’sini oluşturmaktadır. Sosyal medya dünyasının içerisinde aktif bir şekilde yer alan bu kuşağın kendine özgü tarzları var. Tabi bütün gençlerde aynı tavırları görmek mümkün olmayabilir. Netice olarak ise bu kuşağın belirgin özelliklerini sizlerle paylaşmak isterim. Onlar teknolojiyle büyüyen nesillerdir. 40’lı 50’li yaşlar, cep telefonu olmasa da olur diye bakarken gençler ekmek-peynir gibi algılıyorlar. Kendi hayatlarını yaşamak istiyorlar. Dünyayı gezmek istiyorlar. Yeni şeyleri keşfetmeyi istiyorlar. Z kuşağı aile bağlarına önem veriyor. Ailede ki sevgi ortamı onlar için çok kıymetli. Ailelerin dayattığı “Çok para var şu mesleği seç” tavrına direnç gösteriyorlar. Bizler gelecekte lazım olur diye kenarda para biriktirmeyi düşünürken gençler “Paramı nasıl harcarım?” hesabındalar. Bizim faydamıza olan ortamlar olsun ama hayatımıza direkt müdahale etmeyin. Tercihlerimize dokunmayın diyorlar. Görsel ve mantıksal zekâları daha ön planda olan gençler aynı anda birkaç işi bir arada yapabiliyorlar. Bizden farklı iletişim dilleri, ihtiyaçları, duruşları var. 30-40 yıllık hayaller yerine anlık ve hızlı yaşamayı tercih ediyorlar. Sosyalleşme alanlarını sosyal medyadan yapıyorlar. Tartışmalarını yüz yüze yapmaktan ziyade sosyal medya mecralarında yapmayı tercih ediyorlar. Z kuşağı ile ilgili bilgilerin hepsini bu yazımızda yazamayacağız. Çünkü kendilerine merkeze alarak birçok fenomen ile ilgili yaklaşımları var. Bunları da başka bir yazıda değerlendirmek gerekiyor. Z nesli kendine özgü düşünce, duygu ve davranış kalıplarını geliştirirken gerek dış dünyadan gerekse dijital dünyadan etkilenmediklerini söylemek büyük saflık olur. Küresel hükmedicilerin günümüz gençliği üzerinden gelecekte toplumsal kargaşa çıkarabilme potansiyelini de konuşmak gerekiyor. Günümüz nesli önceki nesillerden farklı olarak elindeki mobil iletişim aracı ile dünyadaki gelişmeleri anlık olarak takip ediyor. Olan bitenler üzerinden kendisini, ailesini, çevresini ve yaşadığı toplumu değerlendirmeye başlıyor. Dünyadaki gelir adaletsizliği, savaşlar, göçler, madde bağımlılıkları, işsizlik, siyasi krizler gibi birçok mesele hepimizin malumudur. Tarih boyunca bunlar hep var oldu ve olmaya da devam ediyor. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite çağlarındaki çocuklarımız ve gençlerimiz sanal ortamlarda sürekli maruz kaldıkları reklamlar yoluyla birikmiş öfkelere sahip olabilmektedir. Misal verecek olursak eldeki imkânlar gereği 100-150 TL’lik ayakkabı alabilen bir mobil telefonuna düşen reklamda ünlü bir markanın 3500 dolar değerinde ve sınırlı sayıda ürettiği ayakkabının satışa sunulduktan sonra 5 dakika içerisinde tüketildiği haberini alıyor. Gerisini sizler düşünün. Yine sosyal medyada kısa videolar vb. içerikler yoluyla gençlerin psikolojik ve biyolojik gelişimlerine zarar verebilecek içerikler yaş sınırı tanımadan, pedagojik boyutlar gözetilmeden ve ahlaki kurallar dikkate alınmadan rahatlıkla paylaşılabilmektedir.   Dikkat edilmesi gereken nokta ise özellikle gençlerimizin küresel mekanizmaların moda-marka tutkunluğu, hız ve haz endeksli yaşam sürmeye odaklandırılmaları ve temel değerlerin gereksizliği üzerinden ürettikleri bir algının kurbanı olmaları riskini taşımasıdır. Bir halkın çöküşü çoğu zaman savaşlar ile gerçekleşmez. Fiziksel savaşlar yerine bir toplumu ayakta tutan ahlaki değerlerin zayıflaması topluma çok daha fazla zararlar verebilecektir. Günümüz dünyasında hepimizin gözü önünde sanal savaşlar yapılıyor. Gençlerimizin sorunlarının dinlenmesi ve yine neslimizin geleceğe umutla bakabilmeleri için mevcut imkânların seferber edilmesi geleceğe güvenle bakmamız adına ertelenemeyecek gerekliliktir. Küresel tuzakları aşabilmek için; Gençlerimize, özgürlük ne kadar önemli ise aile bağları da o derece önemli olduğunu hatırlatmak gerekir. Sosyal medyada kimler içerik üretiyorsa onlar takip ediliyor. Dolayısıyla gençlerimizin anlamlı ve amaçlı yaşam, çalışkanlık, kanaatkarlık, empati, psikolojik sağlamlık, irade eğitimi, öz kontrol becerileri, analitik ve bütüncül düşünmek gibi temel değerlerin ve kişilik gelişimini destekleyici çalışmaların vurgulanacağı içerikler (content) üretmelerini sağlayacak imkanları hazırlamalıyız. Bireysel özgürlüklerimizi yaşayabilmemiz için toplumsal birliğimizi korumanın gerekliliğini anlatmalıyız. Gençlerimizin inancımızla, kültürümüzle ilgili sorularına yine gençlerin algılayabileceği tarzda içerikler üreterek tatmin edici cevaplar verilmelidir. Küresel tuzaklara karşı çözümlerimizi ileri ki yazılarımızda dile getirmeye devam edeceğiz. Kalın sağlıcakla…  
İnsanlar yaşantılarındaki her olguyu anlamaya çalışıp yapılandırmaya başlıyorlar. Bakıyorsunuz ki herhangi bir olgu ile ilgili çok sayıda akademik çalışmalar (tez ve doktora çalışması) yapılmış.

Buna binaen insanların yaş dönemleri zaman içerisinde dikkat çekici bir hale gelmiş ve üzerine araştırmalar yapılmıştır. Alman Sosyolog Karl Manheim 1. Dünya savaşı yıllarında insanların yaşadıkları travmalar ve sosyal olaylar üzerinden insanların yaş gruplarını dikkate alarak kuşak/jenerasyon kavramını ortaya atmıştır ve bunun üzerine çalışmalar yapmıştır. Jenerasyon kelimesi bizler için aslında ithal bir kavramdır. Yine Fransa’dan Tarihçi Pierre Nora 1968 gençlik hareketlerini dikkate alarak genç jenerasyonu anlamaya çalışmıştır. Daha sonraki yıllarda ise 20-30 yıllık süreçler içerisinde doğan ve yetişen insanların farklı düşünce ve davranış kalıplarına sahip olduklarını tespit etmişlerdir.

Kıtlığın yaşandığı ya da savaşların olduğu bir yer ve zaman dilimi ile dijital aletlerin egemen olduğu başka bir yerde ve zaman diliminde dünyaya gelen nesillerin ruh halleri elbette ki bir olmayacaktır. Birbirinden farklı sosyal, ekonomik ve kültürel ortamlar doğal olarak insanların da farklı düşüncelere ve davranışlara sahip olabildiğini göstermektedir. 2000-2012 doğumlu, (Z kuşağı) kendine özgü davranış kalıpları olan gençler toplumumuzun yaklaşık % 17’sini oluşturmaktadır.

Sosyal medya dünyasının içerisinde aktif bir şekilde yer alan bu kuşağın kendine özgü tarzları var. Tabi bütün gençlerde aynı tavırları görmek mümkün olmayabilir. Netice olarak ise bu kuşağın belirgin özelliklerini sizlerle paylaşmak isterim.

Onlar teknolojiyle büyüyen nesillerdir. 40’lı 50’li yaşlar, cep telefonu olmasa da olur diye bakarken gençler ekmek-peynir gibi algılıyorlar.

Kendi hayatlarını yaşamak istiyorlar.

Dünyayı gezmek istiyorlar.

Yeni şeyleri keşfetmeyi istiyorlar.

Z kuşağı aile bağlarına önem veriyor. Ailede ki sevgi ortamı onlar için çok kıymetli.

Ailelerin dayattığı “Çok para var şu mesleği seç” tavrına direnç gösteriyorlar.

Bizler gelecekte lazım olur diye kenarda para biriktirmeyi düşünürken gençler “Paramı nasıl harcarım?” hesabındalar.

Bizim faydamıza olan ortamlar olsun ama hayatımıza direkt müdahale etmeyin. Tercihlerimize dokunmayın diyorlar.

Görsel ve mantıksal zekâları daha ön planda olan gençler aynı anda birkaç işi bir arada yapabiliyorlar.

Bizden farklı iletişim dilleri, ihtiyaçları, duruşları var.

30-40 yıllık hayaller yerine anlık ve hızlı yaşamayı tercih ediyorlar.

Sosyalleşme alanlarını sosyal medyadan yapıyorlar. Tartışmalarını yüz yüze yapmaktan ziyade sosyal medya mecralarında yapmayı tercih ediyorlar.

Z kuşağı ile ilgili bilgilerin hepsini bu yazımızda yazamayacağız. Çünkü kendilerine merkeze alarak birçok fenomen ile ilgili yaklaşımları var. Bunları da başka bir yazıda değerlendirmek gerekiyor.

Z nesli kendine özgü düşünce, duygu ve davranış kalıplarını geliştirirken gerek dış dünyadan gerekse dijital dünyadan etkilenmediklerini söylemek büyük saflık olur. Küresel hükmedicilerin günümüz gençliği üzerinden gelecekte toplumsal kargaşa çıkarabilme potansiyelini de konuşmak gerekiyor.

Günümüz nesli önceki nesillerden farklı olarak elindeki mobil iletişim aracı ile dünyadaki gelişmeleri anlık olarak takip ediyor. Olan bitenler üzerinden kendisini, ailesini, çevresini ve yaşadığı toplumu değerlendirmeye başlıyor.

Dünyadaki gelir adaletsizliği, savaşlar, göçler, madde bağımlılıkları, işsizlik, siyasi krizler gibi birçok mesele hepimizin malumudur. Tarih boyunca bunlar hep var oldu ve olmaya da devam ediyor.

İlkokul, ortaokul, lise ve üniversite çağlarındaki çocuklarımız ve gençlerimiz sanal ortamlarda sürekli maruz kaldıkları reklamlar yoluyla birikmiş öfkelere sahip olabilmektedir. Misal verecek olursak eldeki imkânlar gereği 100-150 TL’lik ayakkabı alabilen bir mobil telefonuna düşen reklamda ünlü bir markanın 3500 dolar değerinde ve sınırlı sayıda ürettiği ayakkabının satışa sunulduktan sonra 5 dakika içerisinde tüketildiği haberini alıyor. Gerisini sizler düşünün.

Yine sosyal medyada kısa videolar vb. içerikler yoluyla gençlerin psikolojik ve biyolojik gelişimlerine zarar verebilecek içerikler yaş sınırı tanımadan, pedagojik boyutlar gözetilmeden ve ahlaki kurallar dikkate alınmadan rahatlıkla paylaşılabilmektedir.  

Dikkat edilmesi gereken nokta ise özellikle gençlerimizin küresel mekanizmaların moda-marka tutkunluğu, hız ve haz endeksli yaşam sürmeye odaklandırılmaları ve temel değerlerin gereksizliği üzerinden ürettikleri bir algının kurbanı olmaları riskini taşımasıdır.

Bir halkın çöküşü çoğu zaman savaşlar ile gerçekleşmez. Fiziksel savaşlar yerine bir toplumu ayakta tutan ahlaki değerlerin zayıflaması topluma çok daha fazla zararlar verebilecektir. Günümüz dünyasında hepimizin gözü önünde sanal savaşlar yapılıyor. Gençlerimizin sorunlarının dinlenmesi ve yine neslimizin geleceğe umutla bakabilmeleri için mevcut imkânların seferber edilmesi geleceğe güvenle bakmamız adına ertelenemeyecek gerekliliktir.

Küresel tuzakları aşabilmek için;

Gençlerimize, özgürlük ne kadar önemli ise aile bağları da o derece önemli olduğunu hatırlatmak gerekir.

Sosyal medyada kimler içerik üretiyorsa onlar takip ediliyor. Dolayısıyla gençlerimizin anlamlı ve amaçlı yaşam, çalışkanlık, kanaatkarlık, empati, psikolojik sağlamlık, irade eğitimi, öz kontrol becerileri, analitik ve bütüncül düşünmek gibi temel değerlerin ve kişilik gelişimini destekleyici çalışmaların vurgulanacağı içerikler (content) üretmelerini sağlayacak imkanları hazırlamalıyız.

Bireysel özgürlüklerimizi yaşayabilmemiz için toplumsal birliğimizi korumanın gerekliliğini anlatmalıyız.

Gençlerimizin inancımızla, kültürümüzle ilgili sorularına yine gençlerin algılayabileceği tarzda içerikler üreterek tatmin edici cevaplar verilmelidir.

Küresel tuzaklara karşı çözümlerimizi ileri ki yazılarımızda dile getirmeye devam edeceğiz. Kalın sağlıcakla…

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.