Haber Girişi: 01.09.2021 - 17:43, Güncelleme: 01.09.2021 - 17:43

Yeşilçam’ın efsane oyuncusu setlere geri döndü

 

Yeşilçam’ın efsane oyuncusu setlere geri döndü

“Dünyanın en önemli sanat merkezinin üstünde oturuyoruz ve Sanat Tarihi dersleri kaldırılmıştır. Öğrencilerimize, gençlerimize, insanlarımıza ülkeye sahip çıkma ve sevme duygularını veremedik” diyen, Yeşilçam’ın ilk ve son prensi, Türk sinemasının usta aktörü Salih GÜNEY; tarihe, mitolojiye, arkeolojiye olan ilgisi, sanatçı kişiliği ve entelektüel bakış açısıyla sanattan kültüre, sinemadan arkeolojiye dünü ve bugünü değerlendirdi.
Röportaj : Ümran ÖZTÜRK *Sanat hayatınıza tiyatroyla başladınız daha sonra sinemaya geçtiniz.  İlk tiyatro sahnesine hangi oyunla çıktınız? Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezuniyetinden sonra 19 yaşında profesyonel olarak İstanbul GenAr sahnesinde AŞK ZİNCİRİ.(ALFRED) Rolüyle başladım. *Tiyatrodan sinemaya geçmenizde en önemli etken ne/ kim  oldu? Tiyatro ve Sinema hayatımı 1969 yılına kadar beraber götürmeye çalıştım. TİYATRO Provalar Oyunlar Matineler Başrolleri kaçırıyorum 1969 yılında Amerikalılarla çevirdiğim (PARALI ASKERLER)Filminden sonra 24 yaşında istemeden de olsa tiyatrodan koptum Sinemanın büyüsü, geniş kitlelere hitap etme ve maddi olarak imkanları ağır bastı.... Tüm bunlar sinemaya geçmemde önemli etkenlerdir. *Size bir senaryo geldiğinde ilk olarak filmin konusuna mı, verilen role mi bakarsınız? Rol seçer misiniz? Filmin konusuna bakarım hiç bir rolü okumadan kabul etmem... *Yeşilçam’da en rahat çalıştığınız rol arkadaşlarınız kimlerdi? Yeşilçam büyük bir ailedir. Çevirdiğim 100’ ün üstü filmde hiç bir problem olmadan kadın erkek hepsiyle zevkle çalıştım… *İyi ki bu filmde rol almışım dediğiniz filmler ve diziler hangileridir? 3-5 Film dışında her rolü severek oynadım. *Yeşilçam’ın size kazandırdıkları neler oldu? Yeşilçam tabi ki büyük bir şöhret kazandırdı ve parayla satın alınamayacak  sevgi ama onun yanı sıra  bana büyük bir sorumluluk getirdi .. *Yeşilçam’ın Türk Kültürüne katkısı nelerdi? Yeşilçam 1960 Darbesinden sonraki yıllarda yaşanan ülkenin kronolojik bir geçmişidir. *Uzun süredir sinema filmlerinde rol almıyorsunuz. Dizilerde de sizi göremiyoruz. Oysa hayranlarınız sizi beyazperdede ve dizilerde görmek istiyor. Sinemadan uzaklaşmanızın, dizilerde rol almamanızın nedeni nedir? İktidara BİAT etmediğim için yasaklıyım  *Şimdi şeytanın bacağını kırdınız ve “Yalancı Sevgilim” filmi ile 11 yıl sonra kamera karşısına geçiyorsunuz. Neler hissediyorsunuz bizimle duygularınızı paylaşır mısınız?  Yalancı Sevgilim filmi Murat Çiçek ile Enis Özkan’ın yapımcılığını üstlendiği yönetmen koltuğunda Günay Günaydın senaryo yazarlığını ise Meltem Çitci yapıyor. Çok güzel bir duygu 11 yıl sonra FOX Tv’de Yalancı Sevgilim filminde Sami karakteri ile izleyicilerimle buluşacağım için heyecanlıyım. *Yaşam Boyu Onur Ödülü alan bir sanatçı olarak Türk sinemasının bugünkü yerini nasıl buluyorsunuz? Günümüz oyuncularından kimleri beğeniyorsunuz? Türk sineması maalesef evrensel bir düzeye erişemez... Tabiki bunda gelmiş geçmiş tüm iktidarların payı var hiç bir zaman destek verilmedi ne bir plato, ne bir stüdyo nede maddi destek endüstri olarak algılanmadı. *1996-2016 yılları arasında ülkemizden çalınan Herkül heykelinin bütünleştirilmesi için büyük bir çaba sarf ettiniz ve heykelin çalınan gövdesinin geri getirilmesinde büyük bir payınız var.  Kısaca bu öyküyü anlatır mısınız? 1980 yılında Perge’de arkeolog profesör doktor Jale İnan tarafından 13 parça halinde bir heykel gün ışığına çıkarılır eldeki parçalar birleştirildiğinde heykelin Herkül ‘ e ait olduğu kesinlik kazanır. Fakat kazıda bulunan heykelin alt kısmıdır ve tüm araştırmalara rağmen heykelin gövdesi bulunamaz.  Bu şekilde Antalya müzesinde sergilenir. Aradan 12 yıl geçer 92'de New York'ta METROPOLİTAN Müzesi'nde sergilenen alt kısmı olmayan bir heykel gövdesi gazeteci Özge Acar'ın dikkatini çeker. Heykeli fotoğraflar ve Antalya müze müdürü Kayahan Dörtlük’e  fakslar. Kayahan Bey bu fotoğrafı gördüğü anda heykelin alt parçasının müzesinde sergilenen Herkül olduğunu anlar. Ancak eserin sahibi milyarder koleksiyoncu SHELBY WHITE görünmekteydi. Çalıntı olan bu esrin fotoğrafı  profesör İnan’a gösterilip onayı alındı ve zamanın Kültür Bakanı Fikri sağlar tarafından da SHELBY WHITE’ye karşı hukuki işlemler başlatıldı. Heykelin çalıntı olduğu ispatlandı, açılan dava kazanıldı. 1996 yılında, Türkiye'nin mahkemeyi kazanmasına rağmen SHELBY WHITE Herkül heykelinin üst yarısını iade etmemesi üzerine protesto etmek amacıyla, Prof. Dr. Jale İnan önderliğinde ''Kültür Varlıkları Yerinde Güzeldir'' kampanyası başlattık.  Kampanyada 30 bin imza toplandı. ABD vatandaşı da olmamın avantajı ile kampanyayı ABD ‘de etkin bir şekilde devam ettirdim. 30 yıllık bir mücadele sonunda Başbakan’ın uçağıyla Yorgun Herkül’ü (Herakles) ülkemize getirmeyi başardık. Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bu konudaki çalışmalarımı çok değerli bulduğunu söylemişti. Çünkü heykelin bütünleşmesinde büyük katkı sağlamıştım. Bu mücadele sayesinde arkeoloji benim büyük tutkum oldu. *Arkeoloji ile yakından ilgilenen, bu konuda misyonu ve çok değerli hizmetleri olan bir sanatçısınız.  Kültür varlıklarının korunamamasını en önemli nedenlerini nelere bağlıyorsunuz? Dünyanın en önemli sanat merkezinin üstünde oturuyoruz ve Sanat Tarihi dersleri kaldırılmıştır. Öğrencilerimize, gençlerimize, insanlarımıza ülkeye sahip çıkma ve sevme duygularını veremedik. Ülkede yaşayan insanların cahil kalması İktidarların işine geldi… EN TEHLİKELİ İNSAN AZ BİLEN ÇOK İNANAN İNSANDIR... *Çeşme’de yaşıyorsunuz çeşme’yi seçmenizde özel bir neden var mı? İzmir’deki kültür sanat çalışmalarını nasıl buluyorsunuz? USA da yaşadığım sürede Seyahat Acentesi işlettim çok insandan şanslı olarak çok ülke gezdim… Fillerde doğdukları yere döner orda yaşamlarını bitirirmiş..  Ülkemi çok seviyor  sorumluluklarımın arasında olan tarihi bölge temizliklerine devam ediyorum. Çeşme’nin tarihi dokusu ve küçük bir balıkçı kasabası oluşu bana çok cazip geldi. *Yeni filminizi merakla bekliyoruz. Bu yoğun çalışmalarınız arasında söyleşimize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Salih Güney Kimdir? Yeşilçam’ın ilk ve son prensi olarak bilinen Salih Güney  1 Ocak 1945 tarihinde Adana’da dünyaya geldi. 1959 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümüne girdi.  1965 yılında Haldun Dormen’in yönettiği “Bozuk Düzen” adlı filmle sinemaya geçti.  Aynı yıl Memduh Ün’ün çektiği ‘Yasak Sokaklar’la şöhret oldu. 1969 yılında bir Hollywood yapımı olan “You Can’t Win Them All” filminde Tony Curtis, Charles Bronson ve Michele Mercier’le birlikte oynadı.  100’ün üzerinde film ve dizide rol aldı. 1975 yılında TRT için çekilen Aşk-ı Memnu dizisinin ardından yurtdışına çıktı.  Bir dönem Amerika’da yaşadı. "Kültür Varlıkları Yerinde Güzeldir" kampanyası için yaptığı özverili çalışmalarla dünya vatandaşı olarak büyük takdir topladı. Türk Sinemasının  usta  aktörü Salih Güney;  tarihe, mitolojiye, arkeolojiye olan ilgisi sanatçı kişiliği ve entelektüel bakış açısıyla yaşamını çok sevdiği Çeşme’de sürdürmektedir.
“Dünyanın en önemli sanat merkezinin üstünde oturuyoruz ve Sanat Tarihi dersleri kaldırılmıştır. Öğrencilerimize, gençlerimize, insanlarımıza ülkeye sahip çıkma ve sevme duygularını veremedik” diyen, Yeşilçam’ın ilk ve son prensi, Türk sinemasının usta aktörü Salih GÜNEY; tarihe, mitolojiye, arkeolojiye olan ilgisi, sanatçı kişiliği ve entelektüel bakış açısıyla sanattan kültüre, sinemadan arkeolojiye dünü ve bugünü değerlendirdi.

Röportaj : Ümran ÖZTÜRK

*Sanat hayatınıza tiyatroyla başladınız daha sonra sinemaya geçtiniz.  İlk tiyatro sahnesine hangi oyunla çıktınız?

Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezuniyetinden sonra 19 yaşında profesyonel olarak İstanbul GenAr sahnesinde AŞK ZİNCİRİ.(ALFRED) Rolüyle başladım.

*Tiyatrodan sinemaya geçmenizde en önemli etken ne/ kim  oldu?

Tiyatro ve Sinema hayatımı 1969 yılına kadar beraber götürmeye çalıştım. TİYATRO Provalar Oyunlar Matineler Başrolleri kaçırıyorum 1969 yılında Amerikalılarla çevirdiğim (PARALI ASKERLER)Filminden sonra 24 yaşında istemeden de olsa tiyatrodan koptum

Sinemanın büyüsü, geniş kitlelere hitap etme ve maddi olarak imkanları ağır bastı.... Tüm bunlar sinemaya geçmemde önemli etkenlerdir.

*Size bir senaryo geldiğinde ilk olarak filmin konusuna mı, verilen role mi bakarsınız? Rol seçer misiniz?

Filmin konusuna bakarım hiç bir rolü okumadan kabul etmem...

*Yeşilçam’da en rahat çalıştığınız rol arkadaşlarınız kimlerdi?

Yeşilçam büyük bir ailedir. Çevirdiğim 100’ ün üstü filmde hiç bir problem olmadan kadın erkek hepsiyle zevkle çalıştım…

*İyi ki bu filmde rol almışım dediğiniz filmler ve diziler hangileridir?

3-5 Film dışında her rolü severek oynadım.

*Yeşilçam’ın size kazandırdıkları neler oldu?

Yeşilçam tabi ki büyük bir şöhret kazandırdı ve parayla satın alınamayacak  sevgi ama onun yanı sıra  bana büyük bir sorumluluk getirdi ..

*Yeşilçam’ın Türk Kültürüne katkısı nelerdi?

Yeşilçam 1960 Darbesinden sonraki yıllarda yaşanan ülkenin kronolojik bir geçmişidir.

*Uzun süredir sinema filmlerinde rol almıyorsunuz. Dizilerde de sizi göremiyoruz. Oysa hayranlarınız sizi beyazperdede ve dizilerde görmek istiyor. Sinemadan uzaklaşmanızın, dizilerde rol almamanızın nedeni nedir?

İktidara BİAT etmediğim için yasaklıyım 

*Şimdi şeytanın bacağını kırdınız ve “Yalancı Sevgilim” filmi ile 11 yıl sonra kamera karşısına geçiyorsunuz. Neler hissediyorsunuz bizimle duygularınızı paylaşır mısınız?

 Yalancı Sevgilim filmi Murat Çiçek ile Enis Özkan’ın yapımcılığını üstlendiği yönetmen koltuğunda Günay Günaydın senaryo yazarlığını ise Meltem Çitci yapıyor. Çok güzel bir duygu 11 yıl sonra FOX Tv’de Yalancı Sevgilim filminde Sami karakteri ile izleyicilerimle buluşacağım için heyecanlıyım.

*Yaşam Boyu Onur Ödülü alan bir sanatçı olarak Türk sinemasının bugünkü yerini nasıl buluyorsunuz? Günümüz oyuncularından kimleri beğeniyorsunuz?

Türk sineması maalesef evrensel bir düzeye erişemez... Tabiki bunda gelmiş geçmiş tüm iktidarların payı var hiç bir zaman destek verilmedi ne bir plato, ne bir stüdyo nede maddi destek endüstri olarak algılanmadı.

*1996-2016 yılları arasında ülkemizden çalınan Herkül heykelinin bütünleştirilmesi için büyük bir çaba sarf ettiniz ve heykelin çalınan gövdesinin geri getirilmesinde büyük bir payınız var.  Kısaca bu öyküyü anlatır mısınız?

1980 yılında Perge’de arkeolog profesör doktor Jale İnan tarafından 13 parça halinde bir heykel gün ışığına çıkarılır eldeki parçalar birleştirildiğinde heykelin Herkül ‘ e ait olduğu kesinlik kazanır. Fakat kazıda bulunan heykelin alt kısmıdır ve tüm araştırmalara rağmen heykelin gövdesi bulunamaz.  Bu şekilde Antalya müzesinde sergilenir. Aradan 12 yıl geçer 92'de New York'ta METROPOLİTAN Müzesi'nde sergilenen alt kısmı olmayan bir heykel gövdesi gazeteci Özge Acar'ın dikkatini çeker. Heykeli fotoğraflar ve Antalya müze müdürü Kayahan Dörtlük’e  fakslar. Kayahan Bey bu fotoğrafı gördüğü anda heykelin alt parçasının müzesinde sergilenen Herkül olduğunu anlar.

Ancak eserin sahibi milyarder koleksiyoncu SHELBY WHITE görünmekteydi. Çalıntı olan bu esrin fotoğrafı  profesör İnan’a gösterilip onayı alındı ve zamanın Kültür Bakanı Fikri sağlar tarafından da SHELBY WHITE’ye karşı hukuki işlemler başlatıldı. Heykelin çalıntı olduğu ispatlandı, açılan dava kazanıldı.

1996 yılında, Türkiye'nin mahkemeyi kazanmasına rağmen SHELBY WHITE Herkül heykelinin üst yarısını iade etmemesi üzerine protesto etmek amacıyla, Prof. Dr. Jale İnan önderliğinde ''Kültür Varlıkları Yerinde Güzeldir'' kampanyası başlattık.  Kampanyada 30 bin imza toplandı. ABD vatandaşı da olmamın avantajı ile kampanyayı ABD ‘de etkin bir şekilde devam ettirdim. 30 yıllık bir mücadele sonunda Başbakan’ın uçağıyla Yorgun Herkül’ü (Herakles) ülkemize getirmeyi başardık. Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bu konudaki çalışmalarımı çok değerli bulduğunu söylemişti. Çünkü heykelin bütünleşmesinde büyük katkı sağlamıştım. Bu mücadele sayesinde arkeoloji benim büyük tutkum oldu.

*Arkeoloji ile yakından ilgilenen, bu konuda misyonu ve çok değerli hizmetleri olan bir sanatçısınız.  Kültür varlıklarının korunamamasını en önemli nedenlerini nelere bağlıyorsunuz?

Dünyanın en önemli sanat merkezinin üstünde oturuyoruz ve Sanat Tarihi dersleri kaldırılmıştır. Öğrencilerimize, gençlerimize, insanlarımıza ülkeye sahip çıkma ve sevme duygularını veremedik. Ülkede yaşayan insanların cahil kalması İktidarların işine geldi… EN TEHLİKELİ İNSAN AZ BİLEN ÇOK İNANAN İNSANDIR...

*Çeşme’de yaşıyorsunuz çeşme’yi seçmenizde özel bir neden var mı? İzmir’deki kültür sanat çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

USA da yaşadığım sürede Seyahat Acentesi işlettim çok insandan şanslı olarak çok ülke gezdim… Fillerde doğdukları yere döner orda yaşamlarını bitirirmiş..  Ülkemi çok seviyor  sorumluluklarımın arasında olan tarihi bölge temizliklerine devam ediyorum. Çeşme’nin tarihi dokusu ve küçük bir balıkçı kasabası oluşu bana çok cazip geldi.

*Yeni filminizi merakla bekliyoruz. Bu yoğun çalışmalarınız arasında söyleşimize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Salih Güney Kimdir?

Yeşilçam’ın ilk ve son prensi olarak bilinen Salih Güney  1 Ocak 1945 tarihinde Adana’da dünyaya geldi. 1959 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümüne girdi.  1965 yılında Haldun Dormen’in yönettiği “Bozuk Düzen” adlı filmle sinemaya geçti.  Aynı yıl Memduh Ün’ün çektiği ‘Yasak Sokaklar’la şöhret oldu. 1969 yılında bir Hollywood yapımı olan “You Can’t Win Them All” filminde Tony Curtis, Charles Bronson ve Michele Mercier’le birlikte oynadı.  100’ün üzerinde film ve dizide rol aldı. 1975 yılında TRT için çekilen Aşk-ı Memnu dizisinin ardından yurtdışına çıktı.  Bir dönem Amerika’da yaşadı.

"Kültür Varlıkları Yerinde Güzeldir" kampanyası için yaptığı özverili çalışmalarla dünya vatandaşı olarak büyük takdir topladı.

Türk Sinemasının  usta  aktörü Salih Güney;  tarihe, mitolojiye, arkeolojiye olan ilgisi sanatçı kişiliği ve entelektüel bakış açısıyla yaşamını çok sevdiği Çeşme’de sürdürmektedir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.