ABD'nin Venezuela Müdahalesi
Yusuf Kazak
Venezuela lideri Maduro’nun, Amerika Birleşik Devletleri tarafından hipersonik bir hızla yakalanıp ülkesinden çıkarılması, son yıllarda gittikçe olağanlıktan uzaklaşan ve asimetrik bir hal alan yeni uluslararası ilişkiler türbülansına bir yeni kaotik gelişme daha ilave etmiştir. Dost ve düşman unsurların uzun ve titiz bir çalışma ile belirlenip gerekli askeri, finansal ve istihbari yatırımların yapıldığı bu operasyon ile elde edilen netice, Birleşik Devletler tarafından kendi kıtası ve diğer düşman unsurlar temelinde bir baskı ve güç gösterisi amacıyla kullanılmaya çalışılmaktadır.
Halihazırda, küresel güvensizliğin zirve yaptığı bu olay üzerine hedefe konulan çeşitli ülkelerin ve oldukça yıpranan küresel mekanizmaların; yeni arayışlara, dönüşümlere ve ittifak adımlarına yöneleceği değerlendirilebilir. Bilhassa Kolombiya, Meksika, Brezilya, Küba ve Ekvator gibi ülkelerin önümüzdeki günlerde yeni bölgesel tedbirler içerisine girmesi sürpriz olmayacaktır. Öte yandan, ABD’nin Avrupa ile ilişkilerinde yeni yaklaşımlar içerisine girmesi ve Grönland’ı topraklarına katmak istediğini deklare etmesi, artan küresel kaos bağlamında Birleşmiş Milletler, NATO ve Transatlantik İttifakı gibi yapıların kimyasını ve meşruiyetini bozacağa benzemektedir.
Öte taraftan yaşananlar, uzun zamandır Venezuela ile yakın ilişkiler geliştiren ve Latin Amerika’ya yüksek katma değerli yatırımlar yapan Çin’in, küresel ölçekteki yumuşak güç eksenli yaklaşımını militarist ve sert güç temelli bir konuma yükseltme ihtimalini arttırmaktadır. Önümüzdeki süreçte, kendi bölgesini domine etmeye çalışan bir ABD gerçeğinin karşısına, yine kendi bölgesinde gittikçe güçlenmeye çalışan ve yayılmacı davranan bir Çin gerçeğinin çıkması muhtemeldir. Bu doğrultuda, Tayvan’ın statüsü ve bölgesindeki konumu her zamankinden daha fazla ön plana çıkacak ve tartışılacaktır.
Yaşananlar, doğal kaynaklar bakımından zengin, jeopolitik ve jeostratejik açıdan önemli bir ülkenin büyük güçler arasındaki mücadelede dengeyi ve istikrarı koruyamamasının neticelerini göstermiştir. Bir diğer taraftan, ABD’nin müdahalesiyle oluşan ortamda, karşılıklı ekonomik kazanımlarla dolu bir orta yolun iki ülke arasındaki ilişkilere yön vereceği ve bu kazanımların ilgili aktörler ve halk temelindeki göstergelerinin gelecek günleri belirleyeceği söylenebilir.
