Yunus Türkoğlu

Vakıf Kültürü 

Yunus Türkoğlu

Medeniyetimizin en önemli ve yaygın müesseselerinden biri hiç şüphesiz vakıflardır. Vakıflar hayra hizmet amacıyla kurulur. Başka bir deyişle vakıflar Allah rızası için vermek manasını taşır. Öğrenciye burs vereceksen, yetimleri doyuracaksan karşılığını Rabbinden bekleyeceksin. Bu Allah katında karşılığını bulma gayretidir. 

Vakıf: bir kimsenin Allah’a yaklaşmak için malını dini veya sosyal bir alana tahsisi etmesi, bundan herhangi bir karşılık beklemeksizin Allah rızası için vermek anlamını taşımaktadır. Veya kısaca ”Vakıf; bir malın maliki tarafından dini, içtimai ve hayırlı bir gayeye ebediyen tahsis etmektir.” Şeklinde tanımlanabilir.

Bu kurumlar; din, dil, ırk, mezhep diye ayrım yapmadan insanlığın yararını esas alan hizmet kuruluşlarıdır. Bu eylemler sadaka-i cariyenin sürekliliğine yönelik girişimlerdir. Hukuki boyutu kanunlarla düzenlenerek belli kriterlere bağlanması ve bu kriterlerin sadakat esasına bağlı olmasıdır…

Vakıf menşei itibariyle tamamen İslami’dir. Bir cihetten Kur’an-ı Kerim’e diğer cihetten sünnete dayanır. Onun köklerini başka yerlerde aramak beyhude bir gayrettir. 

 “Allah yolunda infak edin.”( Bakara Süresi,105)

Yine Bakara Süresi 261. Ayette; mallarını Allah yolunda harcayanların halleri her başağı yüz taneli yedi başak yetiştiren tohuma benzetilir.

“Hayır, işlerinde yarışın.” (Bakara Süresi,148)

Kur’an-ı Kerim’de özellikle “infak” üzerinde ısrarla durulur!

“Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe birre(hayır, lütuf, ihsan, Allah’ın rızası) nail olamazsınız. Maldan neyi infak ederseniz muhakkak ki Allah onu bilir.” (Al-i İmran Süresi,92)

“Yukarı el, aşağı elden hayırlıdır.” veya alışılagelmiş bir ifadeyle “veren el, alan elden üstündür”.(Hadis-i Şerif) 

Buna bağlı olarak günümüzde insanların huzur bulacağı rahmet dergâhları kurabilecek fedakâr ve gayretli vakıf insanlarına ihtiyaç vardır. İnsanımız geçmişte olduğu gibi bu gün daha çok maddi ve manevi yaralara merhem olacak fedakâr, özverili Van insanlarına ihtiyaç duyuyor.

İnsan muhabbet duyup örnek aldığı kimsenin yaptığı güzellikleri sonradan kendi de uygulayabilir. Evlat anne babasının konuştuğu dili herhangi bir eğitim almadan rahatlıkla konuşmaya başlar. Onlara duyduğu sevgi ve muhabbet ölçüsünde yaptıkları olumlu hal ve davranışları hayatında uygular ve nice güzellikler ortaya koyar.

Asr-ı sadette ashabı kiram gönlünü Allah Resulu Efendimiz’e -sallallahu aleyhi ve sellem- bağlayıp, O’na tabii oldular. O’nunla huzur bulup, karakter ve şahsiyetine meftun oldular. Resulullah’ın fiil ve davranışlarını hayatlarına yansıtıp birer vakıf insanı oldular! Fakire, dul ve yetime kol-kanat gerdiler, garip-gurebayı görüp gözettiler, hurma bahçelerini vakfettiler, ilim ehline yardım edip korudular. Ve Allah-ü Teâlâ’nın rızasına mazhar oldular…

Zamanımızda dünyaya hâkim olan Liberal sistemin muhabbeti sahtedir ve maddiyata, maddi teşebbüslere hizmet eder. Karşılıklı münasebetler dünya menfaatine dayanır. Bu sistem ahret inancına yer vermez. Şimdi cahiliyenin tekrarı olan bir çağda yaşıyoruz. Her şeyin parayla, maddeyle ölçüldüğü böyle bir zamanda Allah-ü Teâlâ’nın rızasını ön planda tutup infak yolunu tutan insan ideal insandır. Ve infak etmek kolay değildir! Zaten kolay olsaydı herkes yapabilirdi!..

Duygular ancak tabi olmakla terbiye olur. İnsan muhabbet ettiğinin yolunda yürür. Peygamber Efendimiz’in -sallallahu aleyhi ve sellem- cömertliğine tabi olan, huzur bulan ve bu yolda büyük gayretler sarf edenlere ne mutlu…

Her bir oluşum, yeni oluşumlara kapı veya kapılar aralar. Aynı zamanda yapılan bütün gelişmeler hem biri birlerini tamamlar ve hem de biri birini destekler. Babanın yaptığı bir oluşumu evlat bir adım veya birkaç adım ilerletip yeni oluşumlara kapı açabilir! İmkânı olan her evlat babasının açtığı yolda vakıflaşmaya gidip güzel bir oluşum başlatabilir. Van’da eksikliğini hissettiğimiz vakıf kültürüne katkı sunabilir! 
Selam ve dua ile…

Yazarın Diğer Yazıları