Dörtlükler
Yunus Türkoğlu
SEVDA MAVİSİ
Dalgaların sesleriyle örülür hülyalarım,
Attığım kulaçlara, Vangölü şahit kendisi.
Senin rengine bezeniyorken hep rüyalarım,
Gönlümde silinmeden duracak, sevda mavisi…
ŞAMRAN SUYU
Şamran Suyu, kıvrılarak sükûnetle akar,
En son dağlarda, yaylalarda çiçekler açar.
Bakmasını bilene buralar sevda saçar,
Şamran’ın arz-ı endamına vuruldum Van’da…
BİR ZAMANLAR
Kehris suları ab-ı hayattı
Zernebat suyu şeker şerbetti
Kanal suyu bulunmaz nimetti
Şehri Van’da bir zamanlar!
VAN’A TÜRKÜ
Sabah Edremit’te suya dalalım,
Gün batarken Gevaş’ta olalım.
Esen yellerden kokunu alalım,
Vaktidir, ozanların alsın sazını…
KANAL SULARI
Gece, pencere önünde çay içerken,
Söylediğin şarkıların kulaklarımda,
Gündüz sularında neşeyle çimerken;
Unutulmaz yıllar şimdi hatıralarımda…
TARİHİ VAN EVİ
Ey Tarihi Van evi, söyle bana!
Seni mesken diye tutanlar nerde?
Ne güzeldin sen, doyamadık sana,
Sofranda yiyip içenlerin nerde?
KIZAK SEVDASI
Kızak sevdası, ne zemheri ne boran dinler!
Memi Tepesi’nden süratle aşağıya inerken,
Umurumda mı, buz kesmiş ayaklarla eller,
Kızağımın sırtında “hamsin”ler bitti erken…
VAN SOKAKLARI…
Yaz geldiğinde yollar sulanırdı ıslak ıslak
Toprak kokardı gün batımında bizim sokak
Gidip gelenin hepsi de tanıdıktı muhakkak
Tahta kapı ömrünü tüketti sokağa bakarak
Van sokakları, o günleri anlat içimizi yakarak
SOR BENİ
Şehr-i Van’ın karlı sabahlarından sor beni,
Mor dutun zümrüdî yapraklarından sor beni,
İskele Caddesi’nde mısra mısra gezerken;
Erek Dağı ile Van Kalesi’nden sor beni…
BAHAR
Hafiziye’den gelirim yolum asmalıdır,
Erek Dağı’nın zirvesi tozlu-dumanlıdır,
Haber ettiler; çiçekler açtı, bahar gelmiş;
Van ellerindeki güzellikler pek yamandır…
KALSIN
Van’ın Sokakları’nda hatıralarım kalsın,
Hayatın akışında aylar, mevsimler kalsın,
Anlayabilir misin gençlik heyecanını?
Kanal suyunun üzerinde sırlarım kalsın…
GÖNÜL
Haraba mahalle, yeşillendi bak ey gönül!
Gelip geçenleri anarken şaşmış bu gönül,
Hani Tahsin amca, nerde kaptan İdris Erdem?
Yalan rüyalarda beyhude koşmuş bu gönül…
KOR ALEVLER
Sevdaya kapılanların kanadı yanarmış,
Sıla-i rahmi terk edenin içi yanarmış,
Memleketi Van olanın sefa olsun başına;
Dağını, taşını bitmez sevdayla anarmış…
EVİMİZ VARDI KERPİÇTEN…
Evimiz üç oda, tavan döşemesi kavaktan,
Duvarlarını sıvanmıştık samanlı çamurdan.
Topraktan damı damlardı yağan kardan-yağmurdan,
Korkuluklar demirdendi, penceresi tahtadan,
Baca ile şuratan kaybolurdu yağan kardan.
Hatıralar kaldı bacıdan, kardeşten, anadan!
Evimiz vardı kerpiçten, yadigârdı babadan…
BİZİ BIRAKIP GİDEN ATLAR…
Çaldıran Ovasında rüzgârla yarışan atlar!
Kimi al paçalı, kimi doruydu, o zarif atlar…
Padişahlara, paşalara, beylere yoldaştın,
Zernek çimlerine nal izlerin bırakan atlar…