Yunus Türkoğlu

Bir başka açıdan umre

Yunus Türkoğlu

Bir gece yarısı İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan ihramlarımızı giyip uçağa bindik. Üç buçuk saat gibi bir zaman zarfında Cidde Havaalanı’na iniş yaptık.  Kutsal topraklardayız. Sabah namazı sonrası otobüse binip “Şehirlerin Anası Mekke”ye doğru yola koyulduk. Meleklerin kanatları üzerinde yapılan bir yolculuk ve otelin önündeyiz. Bagajları bıraktık, abdest tazeleyip lobide buluştuk. Kâbe ile oteller bölgesi arasında yirmi dört saat kesintisiz ve ücretsiz seyrüsefer yapan otobüslerden birine binip Ebu Kubeys Dağı tünellerinden geçip iki dakika sonra Peygamber Efendimiz’in -Sallalahu Aleyhi Vesellem- doğduğu evin önünde iniyoruz. Kalplerde hüzün, gözlerde yaş. Her yerde hatıran var, her şeyde sen…

Mahşeri bir kalabalık içinde Kâbe’ye doğru yürüyoruz.  “Lebbeyk Allahümme lebbeyk! Lebbeyk la şerike leke lebbeyk! İnnel Hamde venni’mete leke ve’l-Mülk! La şerike leke. ”  Dünyanın dört bir tarafından insan profili mevcut.. Merdivenlerden inip Darrus Selam kapısından giriş yapıyoruz. Kalabalık koridorları geçip Kâbe’nin olduğu alana giriyoruz. Niyet ve selamlamanın ardından tavafa başlıyoruz. Kâbe’yi solumuza alıp başlıyoruz yedi kez dönmeye. Bambaşka duygular, bambaşka bir âlem ve dua dua dua…

Hazreti İbrahim, Hazreti İsmail’i düşün, Ashabıyla tavaf yaparken Peygamber Efendimizin o mübarek heybetini düşün! Makam-ı İbrahim’de kıldığı iki rekât namazı düşün İkinci defa Hacer-ül Esved taşını yerine konurken Peygamber Efendimizin üstün zekâsını düşün, Mekke’nin fethinden sonra bir işaretiyle putları yerle bir edişini düşün… 

İki rekât tavaf namazı, az dinlenme ve say yapma vaktidir deyip Safa ile Merve arasında yedi kez mekik dokuyup bitiriyoruz. Biz erkekler tıraş olurken, kadınlar ise saçlarından bir tutam kesip umreyi tamamlamış oluyorlar...

Hz. İbrahim’in emri aldıktan sonra arkasına bakmadan yürüdüğünü hayal et. Hz. Hacer’in çaresizliğini anla, zemzem İsmail’e süt olacaktı...

Hicr Süresi 94. Ayet-i kerimesi nazil oldu. Safa Tepesinde yüksekçe bir taş üzerine çıkan Allah Rasülü Mekkelilere yüksek ve gür bir sada ile seslendi… 

Daru’l Erkam, Efendimizin hocalığını yaptığı ilk medrese, ilk İslam Üniversitesi olma niteliğini taşıyacaktı…

Bir başka acı:

Kâbe’yi tavaf eden Müslüman, sıcağı sıcağına teriyle bir veya yetmiş dokuz nolu kapıdan çıkıyor, karşısında zemzem tower bildiğiniz saat kulesinin altında Mekke ve Medine’de şubeleri olan katil Siyonizm sermayesiyle kurulmuş bu yerlerden yiyecek, içecek alıyor ve buraları tıklım tıklım dolu! Kardeşini katledene destek veren bizden mi olacak şimdi? Bu nasıl bir gaflettir, bu nasıl bir vurdum duymazlıktır. Sen bin defa hac yapsan, bin defa umre yapsan ne olacak! Sabah akşam tavaf yapsan, say yapsan ne olacak. Rol icabı gözyaşı döksen, sokaktaki fakire üç-beş kuruş verip kendini rahatlatmaya çalışsan, başına sarık sarsan veya karıncaya basmayan hassasiyetin hiçbir anlamı kalmıyor. Bu dini sözde ve formaliteden yaşayan, hakikatine ermemiş Müslümanların rengini açığa vuruyor. Bunlar gerçekten çok arsız insanlardır. Bunlar boykot yapamayacak kadar basitleşmiş kişilerdir… Filistinli anne, Filistinli çocuk sana hesap soracak! Kurtuluşun yok, bekle de gör!

Nemrut ölmedi yaşıyor, hemen yanı başında kardeşlerini katlediyor! Sen neden İbrahim olmuyorsun,  İsmail olmuyorsun? Ey bayan kardeşim sen neden Hacer olmuyorsun? Hep İbrahim mi ateşe atılacak! Sen olanları tribünden izleyecek misin? Firavun uzaklardan Nemrut’a yardım gönderiyor. Sen neden Musa, sen neden Harun olmuyorsun? Ebu Cehil’in karşısında Ömer ol, Ali ol gerekirse Yasir ol, Sümeyye ol…

Peygamber Efendimiz-Sallalahu Aleyhi Vesellem- 40 yaşında Ramazanın on yedinci pazartesi günü, Hira Dağındaki mağarada… Vahiy meleği Cebrail (as) bu ıssız ve karanlık gecede ışıl ışıl nurlar saçarak, göz kamaştırıcı bir aydınlıkta tatlı ve gür bir seda ile seslendi: ”Oku! Seni yaratan Rabbinin adıyla oku! Ki, O, insanı, pıhtılaşmış bir kandan yarattı…” İlk Müslüman Hazreti Hatice validemiz–Radiyallahu anha- Örümceğin ağ örmesi, güvercinlerin yuva yapması ve hicret…

Resulullah Efendimizin-Sallalahu Aleyhi Vesellem- dert ortağı, yirmi dört yıllık hayat arkadaşı olan mübarek Hazreti Hatice annemiz, sıkıntılarla geçen üç senelik muhasaradan sonra hicretten üç yıl önce vefat etti. Namazını bizzat Peygamber Efendimiz kıldırdı ve Hacun kabristanına defnedilirken gözlerinde yaş, onu örten kabristanı uzun uzun seyretti…

Bir başka açı:

Boykot yılları; Müslümanlardan hiçbir şey satın alınmayacak, onlarla bir araya gelinip konuşulmayacak, görüşülmeyecek. Onların mahallerine gidilmeyecek ve onlara asla acınmayacak. Bu boykot yıllarında Sevgili Peygamberimiz, Hazreti Hatice validemiz, Ebu Bekir-i Sıddık bütün mallarını harcadılar. Çocukların açlıktan göklere çıkan feryatlarını dindirmeye çalıştılar. O günkü dram bu gün Gazze’de yaşanıyor! Dokuz kez umre yaptığını sosyal medyadan ballandırarak anlatıyor. Sağır sultana bile duyurdu. Keyfin yerinde, bilmem kaç yıldızlı otelde çeşit çeşit yemeklerden iki kişilik yiyip yine de doymuyorsun! Keyfin yerinde, kuş tüyü yatakta sabahlıyorsun sonrasında tavaf ve say yaparak kurtulacağını zannediyorsun…

Nasip olursa haftaya devam edeceğiz…

Selam ve dua ile… 

Yazarın Diğer Yazıları