Ümran Öztürk

Yumuşak Bir Dokunuş

Ümran Öztürk

Bazen bir manzara, insanın içindeki en eski susuşa dokunur.

Van Gölü’nün mavisi işte öyle bir dokunuştur;

hem serin, hem derin, hem de insanın kalbini yavaşlatan bir sır gibi…

Gökyüzü gölün yüzüne eğilirken, su da sanki kendi derinliğinde kaybolan bir insanı teselli eder.

Mavi… 

Bir duygunun, bir yalnızlığın, bir iç huzurun yavaşça kanat açmasıdır.

Dalgalar kıyıya vurdukça, her birinin içinden

Rüzgârın elinden tutup getirdiği küçük bir masal dökülür.

Kimi umut kokar, kimi hüzün, kimi de yıllardır söyleyemediğimiz bir cümlenin

yumuşak, kırılgan gölgesi gibi geçer gider.

Dağlar, akşamın solan ışığını omuzlarında taşırken

göl, gökyüzünün bütün yorgunluğunu içine çeker.

O an, insan kendi yorgunluğunu da suya bırakmak ister.

Çünkü gölün mavisi der ki:

“Bırak… içinden geçenleri bir süreliğine ben taşıyayım.”

Bir martı uçar sonra,

Kanatlarının göle düşen gölgesi bile usul bir dua gibi yayılır suyun üzerinde.

Suyun yüzüne düşen her çizgi, içimizin en ince yerlerine değen bir çağrı gibidir.

Sanki göl, insanı sessizce çağırır:

“Gel… içindeki fırtınayı burada dinlendir.” der gibi. 

Ve insan, bu mavinin içinde kendine hiç olmadığı kadar yakın olur.

Bir fotoğraf karesine sığdırılmış gibi görünen o manzara,

aslında kalbi genişleten bir sonsuzluktur.

Van Gölü susar…

Rüzgâr susar…

Ve insan, o sükûnetin içinden yükselen en saf sesi duyar:

Kendi iç sesini.

Yazarın Diğer Yazıları