
Van'ın Kadınları ve Çocukları
Ümran Öztürk
O ne bir şehir,
Ne de yalnızca bir geçmiş.
O, kökleri derinlerde bir çınar gibi
Hem göğe uzanır hem zamana…
Bir halkın hafızası,
Bir medeniyetin ruhudur.
Sesi sessizliğinde çağlar,
Zamana yazılmış bir destan
Toprağında yüzyılların izi saklıdır.
Her taşında bir masal,
Her rüzgârında bir dua
O, geçmişten geleceğe uzanan
Bir yürek atışıdır...
Ve bazen bir şehir,
En çok insanında saklar kendini.
Toprağın dili susar, gökyüzü gözlere taşınır.
Bir bakışta anlatılır bin yıllık masal…
Bir kadının sessizliğinde duyulur en gür çığlık.
Ve Van'ın ceylan bakışlı kadınları...
Onlar, zamanla yarışan birer ağıttır.
Çatlamış ellerinde sabrın rüzgârı,
Suskunluklarında koca bir halkın yükü
Türkü olur sesleri gecenin koynunda,
Davul zurna olur düşlerin kıyısında.
Bir türkü başlar dudaklarında,
Hem sitemle titrer,
Hem umutla sarar zamanı.
Sokaklarda bir ezgi dolaşır:
Bir kadının yanık sesinde,
Bir türkü başlar usulca
Bir yandan hüzün,
Bir yandan direnç…
Van’ın kadınları
Her sarsıntıya karşı direnirken,
Toprağına kök salmış,
Ezgileriyle bir halkın hafızasını taşırlar.
Düşleri kadar güçlü,
Yüreği kadar derindir onların varlığı.
Çarşılarda savat işlemeler, kilim motifleri
Ellerin sabrıyla dile gelir.
Her desen, her çizgi
Bir annenin duasında gizlidir.
Renk renk bir suskunluk gezinir havada
Van’ın renkli sessizliği yankılanır.
Bir ilmekte sevda,
Bir dokunuşta asırlık bekleyiş,
Kadınların yüreğinde saklıdır...
Ve Van'ın çocukları!!!
Tozlu sokaklarda gülüşleriyle koşar,
Geçmişin izlerine basarak geleceğe yürürler.
Belki farkında değiller
Onlar da
Bu büyük masalın yeni cümleleridirler.
Ceplerinde ufak taşlar,
Ellerinde çember
Gökyüzünde güvercinler
Hayaller kadar parlak yıldızlar…
Bir uçurtmanın kuyruğunda
Göğe yazılmış umut gibidirler.
Avuçlarında kınalı bir serçe,
Gözlerinde gökyüzü kadar temiz bir düş
Bir de ağız dolusu gülmeyi bilirler
Ve o gülüşleriyle zamanı iyileştirirler.