Türkiye efsaneleri 2
Ümit Kayaçelebi
Akdamar Efsanesi
Akdamar Adası, Van'ın Gevaş ilçesi yakınlarında, üzerinde bir kilise, bu kilisenin duvarlarında çok güzel freskler ve ikonalar bulunmaktadır. Yağmalanmış, hor görülmüş ama hala zamana karşı durmaya çalşıyor.
Mistik bir güzelliğe sahip Van Gölü daha pek çok efsane ile anılır.
Ah Tamara Efsanesi :Bir zamanlar adadaki kilisede bir rahip varmış, rahibin güzel kızını, sahildeki köyden bir genç görür ve ona aşık olur. Ama rahip, bu aşka izin vermez ve delikanlının bir daha adaya gelmemesini söyler. Ama aşk iki kıyı arasında gece olunca fener işaretleriyle devam eder.Tamara geceler elindeki fenerle yerini belli eder,sevgilisinin yüzerek yanına gelmesini sağlar. Bir zaman sonra rahip durumun farkına varır ve fırtınalı bir gecede karşı kıyıya fenerle işaret verir. Fener ışığını gören genç hemen suya dalar, fakat rahip fenerin yerini sürekli değiştirmektedir. Bir süre sonra yorgun düşer. Ne ileri nede geriye dönebilir. O an iki kelime dökülüverir dudakların: Ah, Tamara.
BİNGÖL EFSANESİ
Vaktiyle bir avcı av yaparken bir turna vurur. Bu turnayı da bir gölde
yıkar, tüylerini yolar, ardından da bir torbaya koyar. Eve götürünce
torbayı açar ki bir de ne görsün!.. Turna birden kanatlanıp uçuverir.
Turna uçunca avcı anlar ki o gölün suyu “ab-ı hayat” yani hayat su-
yudur. İçene ölümsüzlük kazandırır. Hemen göle gider. Fakat bu se-
fer daha şaşırtıcı bir sürprizle karşılaşır. Bir de bakar ki göl, parça
parça olmuştur. Avcı tüm yakınlarına olup biteni anlatır ve hep bir-
likte oraya giderler. Her parçadan su içmeye çalışırlar. Fakat su, i-
çenlere zarar verir. Onlar da vazgeçerler. Dolayısıyla ab-ı hayat su-
yunu kimse bulamaz.
Daha sonra bu bir göl yaklaşık bin parçaya bölündüğü için “BİNGÖL”
adını alır ve günümüze kadar gelir.
Ekleyen/Kaynak: Asiye
Orduzu Gelin Kayası Efsanesi
Orduzu’nun Bahçebaşı köyündeki Arslantepeyöredeki ilk yerleşim alanıdır. Burada yaşayan yoksul bir kıza komşu ülke kralının oğlu sevdalanmıştır. Kral karşı koysa da oğlunu bu sevdadan caydıramaz. Sonunda gençler kırk gün kırk gece süren bir düğünle evlenirler ve gelin alayı yola koyulur. Kız bir ara gelin alayını durdurur evine iki atlı gönderip unuttuğu oklavayı istetir. Buna kızan anası `’gelinlik tacınla askerinle alayınla taş ol’’ diye beddua edince tüm alay taş olur.
Pişmaniye Efsanesi
Bir padişah varmış kızını çok severmiş bir adam gelmiş ve kızını istemiş oda vermek istememiş bir şartla demiş adam şartı sormuş oda eğer kızımın saçları kadar ince bir tatlı yaparsan veririm demiş ama ben tatlıyı beğeneceğim yoksa kızımı vermem demiş o adamda uğraşmış uğraşmış ve tatlıyı sonunda yapmış padişah tatlıyı çok beğenmiş ama kızını vermemiş bu tatlıyı yapan adamda kızını vermediği için adını pişmaniye koymuş
Sivas Dikili Taşlar Efsanesi
İlçenin sırtını yasladığı Tolos Tepesi’nde, mezar taşlarını andıran iki büyük taş dikilidir. Bu taşların hüzünlü bir hikayesi vardır. Zara’nın varlıklı ailelerinden birinin oğlu evlenmektedir. Düğün dernek kurulur, yenilir içilir. Ertesi gün gelini köyünden getirmeye gidecek sâmenler yola koyulur. Düğün sahibi yani oğlan tarafı, gelinin ve sâmenlerin dönüşünü izlemek için Tolos Tepesi' ne çıkmıştır. Sâmenler dönerken, ellerindeki mavzerlerle ateş ede ede düğün evine yaklaşmaktadırlar. Bu sırada, kör bir kurşun, talihsiz damadı yaralar ve damat ölür. Bu durumu öğrenen gelin, kendini Kızılırmak’ ın sularına atar. Muradını alamamış olan iki genç, tepeye defnedilir. Mezarlarının baş uçlarına büyük taşlar dikilir. Bu nedenle bu taşlara “Dikili Taş” denilmiştir.
Yeşil Başlı Ördekler
Derler ki, ''Küçük gölün dibi bulunmaz'' buna inanırlar da sözde, bu göle, ucuna ağır bir taş bağlanmış uzun uzun urganlar salınmış da yine bulunamamış dibi. anlattıklarına göre kereste yüklü bir araba mandalarıyla birlikte yitip gitmiş bu gölde. Gölün suları yosunludur yemyeşildir bu yüzden de. Çok eskiden bu gölün bulunduğu yerde bir hamam varmış. Bir kış günü, gelin hamamı yapılırken hamam çökmüş sular ortalığı kaplamış, her şeyi almış götürmüş. Gelini de. Bir zaman sonra orada bir göl oluşmuş ve de bu gölde ördekler yüzmeye başlamış bir zaman daha geçmiş bir de bakmışlar ki yeşil başlı dişi bir ördek de, öteki ördeklerden ayrı tek başına salına salına yüzmekte. Hiçbir ördeği yanına yaklaştırmıyormuş, ''işte'' derler. ''o tek başına yaşayan ördek, muradına ermeden sulara gömülen gelindir'' O ördeği şimdi bile görenler varmış ''kış günlerinde ördek avına gidenler, o yeşil ördeği görür, ama vurmazlarmış onu'' derler.