Ümit Kayaçelebi

RECEP İLMEN FIRIN VE CİVARI

Ümit Kayaçelebi

Hayat dediğimiz su gibi gelip geçiyor.

İçinde insanlar var olaylar var nice yaşanmışlıklar var.

Yaşadığınız şehir var,

Şehrin mahalleleri var,

Sokakları var,

Tur attığınız caddeleri var

Hasılı kelam var oğlu var.

Ama en önemlisi caddede, sokakta, mahallede insanlarınız var.

Kimi Vali’dir gelir gider,

Kimi Belediye başkanı’dır gelir gider,

Kimi Milletvekili’dir gelir gider,

Kimi amir’dir,

Kimi müdür’dür

Ez cümle büyüğü de küçüğü de gün gelir ecel vaki olunca bu fani dünyadan çeker gider.

Geriye kalan bir hoş sada.

Geride hoş bir seda bırakmamışsa mevki makam onu hayırla anmaya yetmez.

Çok insanlar gördük çok insanlarla bir araya geldik.

Komşularımız oldu, ahbaplarımız oldu, akrabalarımız oldu.

Ama gelin görün ki kaçını hatırlayıp anıyoruz!

Hayat öyle bir şey ki kendinizi sevdirip saydırmazsanız tarihin dehlizlerinde kaybolup gidersiniz.

Lakin öyle insanlar vardır öyle güzel bir hayat yaşamış ve öyle güzel intibalarla hayata veda edip gitmişse de hala hatırlarda yaşarlar.

Hatırlarda kalmak hatıralarda yaşamak hayırla yad edilmek maalesef her Allahın kuluna da nasip olmuyor ne mutlu böyle konup göçüp gidenlere ve benim aziz dostum Recep Hocaya.

Şimdi merak ettiniz her halde kim bu recep hoca değil mi!

Vana gelip yaşayan köklü ve kalabalık aileler vardır. İşte bunlardan biride Van’ın eski ailelerinden biri olan İlmen ailesidir.

Çok kalabalık olan bu ailenin fertlerinden biri olan rahmetli Recep İlmen le 80 li yıllarda SSK Müdürlüğünde beraber teşviki mesai yaptık.

Ancak ben ailenin hepsini de iyi tanırdım ve onlardan biri de Yusuf İlmen di onunla da Van il Halk Kütüphanesinde 60’lı yıllarda tanışmak nasip olmuştu.

O da aramızda değil onu da bu vesile ile rahmetle anıyorum.

Recep Hoca ile İhtiyarlık (Emekli servisi) kısmında beraber uzun yıllar çalıştık.

Biz ona hep hoca derdik çünkü dervişan bir insandı.

Hatta ben çoğu zaman bizatihi onun evinde ve başka dostların evinde sohbet ve muhabbette bulunmuştum.

Namazlı niyazlı Hakka her daim şükür dar olan nüktedan biriydi.

Dünya malına fazla meyli olmayan kanaatkar lütufkar gerçekçi biriydi.

Benim nazarımda numuneyi imtisal biriydi.

İlişkilerimiz çok samiane idi. Rahat konuşurduk dertleşirdik.

SSK da ki arkadaşlar da onu çok sevip sayarlardı.

O bizim için kurumun Recep Hocasıydı.

Çoğu zaman mescitteki yerimizde onunla cemaatle namaz kılardık. Sözde değil özde bir hoca idi Recep İlmen.

Bazen bizim şefimiz Yaşar bey ona bir şey soranda hemen cevap verir;

<Bana derler Recep İlmen çok şeyi de bilmem> şefimiz güler geçerdi. 

Çok hafif bir işle meşgul olurdu. Yaşar Bey de ağır işleri bize verse de biz derdik Hocaya karışma yeter.

Rahmetli bir gün mesai içinde arazi olmuştu işi çıkınca izin kağıdı da almamıştı.

Oysaki 2 saatlik izin kağıdı yapması gerekirken yapmadan çıkıyor ve alış verişten sonra tam kapıdan içeri girecekken o zamanki 1.müdürümüz Kamuran Akalın onu kapıda enseliyor.

İzin kağıdın var mı yaptın mı Recep bey?

- Yok müdür bey

- Peki nasıl çıktın?

Hoca kem küm ediyorken müdür bey sorar;

-Nereden geliyorsun

-Fırın ve civarı!

O ne demek?

-O nedir çocuğum?

-Valla müdür bey ıvır zıvır almaya gitmiştim!

Müdür bey şaşırıyor o an

- ıvır zıvır nedir Recep bey?

- Ekmek yiyecek ufak tefek şeyler

- Müdür bey o an gülüyor ve recep Hocaya dönerek;

- -Recep bey bi daha fırın ve civarına giderken ıvır zıvar alacaksan izin kağıdı yap öyle çık hadi bir daha olmasın.

- Ve hoca selem müsellem vazife yerine intikal eder.

- Daha sonra bu hocanın ıvır zıvır mevzusu uzun süre dillerde dolaştı durdu.

Velhasıl kelam iyi bir dosttu iyi bir arkadaştı iyi bir Müslüman iyi bir dervişti

Hep kendisini hayırla yad eder ve anarım.

Ruhu şad mekanı cennet olsun inşallah.

Yazarın Diğer Yazıları