Ümit Kayaçelebi

İyi ki varsınız Erenkentin sağlık çalışanları

Ümit Kayaçelebi

Okul hayatıma 1950’li yıllar da Atatürk İlkokulunda başladım. O yıllarda her hangi bir salgın olsun olmasın gerektiği zaman Çiçek, Kızamık başta olmak üzere çeşitli aşılar yapılırdı. İşte o yıllarda en önemli aşı çiçek aşısıydı o aşı yapıldığı zaman senelerce izi kolumuzda ayan beyan görülürdü.

Çocuktuk haliyle iğneden çok korkardık derste sınıfa iğnesi ile gelen sağlıkçıyı gördüğümüz zaman bizde şafak atardı. Kaçacak yer aradık ama nafile.. Ağlardık sızlardık ve o iğne bizim kolumuzda cız yapmadan bizi bırakmazdı. Ağrırdı sızlardı ama bir zaman sonra geçerdi. Böyle ilkokul hayatı boyunca çok aşılarla aşılandık hala hafızalarımızda yerini koruyor.

Bir gün öğretmenimiz geldi hadi dedi çocuklar bu gün AYNAYA gidiyoruz! Anlamadık ki ayna nedir ne değildir ne biçim şeydir! Ve Ver elini Verem savaş dispanseri. o dispanser de şimdiki Türkmenoğlu Mobilyanın olduğu betonarme iki katlı bir yerdi.

Ve sıra sıra bizi içeri almaya başladılar. Ben de içeri girdiğimde önlüğümü ceketimi çıkardım ve ne olacağını beklemeye başladım. Hakikaten camdan bi ayna gibi bir şeye yaslandım ışıklar yandı söndü ve çıktım hiçbir şey anlamadım. Eve geldiğimde anne bu gün biz aynaya gittik dedim. O da zavallı benim gibi bir şey anlamadı.

Daha sonra babam eve gelince ben ona gördüğüm şeyi anlattığımda gülümsedi ve bana oğlum o dediğin ayna değil röntgen dedi o zaman öğretmenin bana ayna dediği şeyin röntgen cihazı olduğunu anladım. Yıllar geçti hala ben röntgene gidende aynaya gittiğim günü anımsarım.

Zaman geçti Van büyüdü nüfusu arttı artık o eski hastanenin yerine daha alet edevatlı donanımlı hastaneler ve dahi özel hastaneler sağlık merkezleri yapıldı.

Zaman geldi artık herkes ilk etapta doğrudan hastane ve hastanelere gelmesin orada olmayacak tedaviler için şehrin muhtelif yerlerine sağlık ocakları ihdas edildi. Bu Gün Van merkezinde kazalarında nahiyelerinde rahatlıkla muayene ve tedavi için gideceğimiz sağlık ocakları ve bu sağlık ocaklarında herkesin bir aile hekimi var.

Evet, herkes gibi bizimde bir aile hekimiz var. 2012 yılından beri Edremit Eren kentte yaşıyorum. Haliyle her hangi bir rahatsızlığımızda gideceğimiz bir sağlık ocağı ve bir aile hekimimiz var. Zamanla değişen hekimlerimiz oldu şimdi ise aile hekimiz Esma Gündüz Hanım Efendi Allah ondan razı olsun. O ve onun gibi halden dilden anlayan sağlık ocağımızdaki tüm bay ve bayan hekimlerimizden de razı olsun. Hatta doktorlarla beraber sağlık ocağındaki sağlık personelinden de razı olsun. Bu dar alan içerisinde ister istemez bir küçük aile gibiyiz.

Burada sağlık hizmetleri ilk olarak bir bodrum katındaydı. Orada hizmetler zor görülüyordu bazen sızlanmalar dahi olabiliyordu. Lakin şimdiki mevcut bina yapılınca artık her şey rayına oturdu.  Buradaki yaşayan insanlar hepsi de sağlık hizmetlerinden gayet memnunlar.

Burada her şey iyi giderken Korona denen illet başımıza tebellaş olunca tabi ki herkes çok zor günler yaşadı. Yaşlı kesim yani 65 yaş üzeri çoğu zaman belirtilen saatlerin dışında dışarı çıkamadı vasıtalara kısıtlama gelince Van’a gidip gelmekten bile mahrum olduğu günler yaşandı.

Derken aşılı günler başladı burada zatürre grip aşıları dışında kovid aşıları da hayatımızın bir parçası oldu.Her ne olursa olsun sağlık ocağında bu hizmetler hiç aksamadan yürüdü.

Ne var ki birinci basamakta hizmet verenler, aile hekimleri de dâhil olmak üzere tüm hastanelerdeki hekim ve hemşirelerin muayeneye gelen hastanın koronavirüs olup olmadığını bilmesi mümkün değildi.

O günlerde yaşananları anlatan bir hekimin anlattıkları da hiç aklımdan çıkmadı. Söylediklerini size aynen nakletmek istiyorum;;

‘Kamu hastanesinde çalışan bir hekim arkadaşım, "Dün bir hasta muayene ettim. Köh köh yüzümüze öksürdü. Ne eliyle kapattı ne  dirseğiyle ne de mendille. Yaptığının yanlış olduğunu söylediğimizde ise 'Sen doktorsun, işin ne. Bana bakmak zorundasın. Madem doktor olmuşsun, öksürüğü iyi et' dedi. Televizyonlarda her yerde insanlar hiç olmazsa öksürüp tıksırırken ağızlarını kapatmaları konusunda uyarıyor. Adam üstümüzü başımıza tükürük saçmayı kendi hakkı olarak görüyor... Bazı insanlar durumun ciddiyetini hala anlayabilmiş değil" dedi.

Ne yaptıklarını sordum... Hastanın koronavirüs bulgusu göstermediğini, kronik bronşit ve astım olduğunu ama yine de kendilerini temizlediklerini anlattı:

"Ya kavga edip karakolluk olacaktık. Ya da bir an önce muayene edip gönderecektik. Muayeneden sonra yüzümüzü, elimizi sabunladık. Odayı hızlı bir şekilde dezenfekte ettik.  Önlüklerimizi, maskelerimizi, eldivenlerimizi değiştirdik. Yapacak bir şey yok! Hasta muayene etmeye devam ettik..."

Sağlık personeli, tüm risklere rağmen yine de hizmet vermeye devam ediyor. O dövülen, tartaklanan, itilip kakılan, yaralanan hatta öldürülen hekimler, hemşireler, tüm sağlık çalışanları bu hastalıkta en çok ihtiyacımız olan kişiler. Sadece Türkiye'de değil, dünyanın çeşitli ülkelerinde tüm risklere rağmen görevlerinin başında oldular l Hayat kurtarmak için savaşıyorlar.’

Zor günlerdi sevgili doktorlarımız sağlık personeli arkadaşlarımız bu işin en önünde olan ve en çok risk yaşayan insanlar olarak vazifelerini layıkıyla yapmaya çalıştılar ve yaptılar da.

Ben de Eren kentte yaşayan biri olarak Eren kent Sağlık ocağımızda görev yapan doktor ve Sağlık çalışanlarını saygı ile selamlıyorum... Biliyorum ki, o günler zor günler di ve biz de sizin gayret ve himmetinizle o zor günleri kazasız belasız atlattık.

Dolayısıyla ben de bizim Kayaçelebi ailesinin aile hekimi olarak aile hekimimiz sayın Esma Gündüz Hanım efendinin şahsında fedakar ve cefakar hekim ve sağlık çalışanlarını saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun var olun iyi ki varsınız.

Yazarın Diğer Yazıları