Ümit Kayaçelebi

Hüseyin İpek ve Aşkın Namesi

Ümit Kayaçelebi

Hüseyin İpek sanatçı bestekâr olarak ülkemizde bilinen ve tanınan bir değerli sanatçımızdır. Kendisini görmedim tanışma imkanımız olmasa da senelerdir bir kalbi muhabbetim olan bir insandır.

Özellikle Çamlıca Musiki heyetinde onu izlemek dinlemek arada bir gazellerine tanık olmak inanın beni her zaman çok mutlu etmiştir.

TRT Nağme de her Cumartesi günleri hazırlayıp sunduğu bir <Aşkın Namesi< programı var ki alıp bizi zaman tünelinde seyahat ettirdiği anlar bir saatlik  program su gibi akıp gidiyor.

TRT nağme meftunuyum fakat ben de Hüseyin İpek kardeşimin programı kadar duygulandıran anlar yok.

Ben onun yaptığı programların en samimi müdavimlerinden biriyim. İnşallah aşkın namesi sekteye uğramaz ve devam eder biz de her zaman cumartesileri radyo başında oluruz.

Bu gün üstadımızın o bir zamanlar tasavvuf korolarının hep başında gördüğümüz ve her zaman zevkle keyifle dinlediğimiz rahmetli Ahmet Hatipoğlu ile alakalı güzel bir röportajına rastladım.Çok hoşuma gitti ve ben de muhabbetten bazı bölümlerini size aktarmak istedim.

Buyurun  beraber takip edelim;

<Udî, Gazelhan ve TRT Program Şeflerinden Müzisyen HÜSEYİN İPEK, Hocası; Kudüm ve Tanbur Sanatkârı, Bestekâr, Koro Şefi AHMET HATİPOĞLU’nu Anlatıyor.

Oğuz Çetinoğlu: Merhum Ahmet Hatipoğlu’nun tasavvuf musikisiyle ilgilenmesinin sebeplerinden biri de ailede dinle ilgili kişilerin bulunması olabilir mi?

Hüseyin İpek: Mutlaka öyledir. Hatipoğlu Hocamızın babası ‘Hatip Hoca’ namı ile tanınan değerli bir din âlimidir. Dedesi Hasan Efendi Burdur’un Arvallı köyünden gelip Burdur merkezine yerleşmiştir. Hatip Hoca dini sahada yüksek, konuları eksiği olmadan aslına uygun hüviyetiyle halka aktarmayı başarmış ileri görüşlü bir din âlimidir. Merhum Hasan ağabeyi din görevlisidir. Zaten Hocamız, okul hayatının belirli bir bölümünü Hasan ağabeyinin yanında tamamlıyor. Hasan ağabeyinin görev yaptığı camide zaman zaman ezan ve kametleri hocamız okuyor. Mütedeyyin bir aile yapısı var. Allah hepsine rahmet etsin. Hatipoğlu hocamızın afacan, evde fazla durmayan ve fakat sevecen bir mizacı vardı. Hatipoğlu hocamız tahsilini Hukuk Fakültesi’nde tamamlamıştır

Daha çocuk yaşlarında iken Halkevinde düzenlenen müsamerelerde okul yönetimi, hocamızdan şarkı okumasını isterlermiş ve hoca; ‘Bir ihtimal daha var, oda ölmek mi dersin’, ‘Fincanı taştan oyarlar’ gibi şarkıları okur ve çok beğenilirmiş. Hasan ağabeyinin görev yaptığı camide bir mevlit düzenlenmiş.  Hâfız Kemal’i taklit edip onun gibi mevlit okumuş. Aynı mecliste bulunan yörenin ünlü bir hafızı hocamıza yapılan tebrikleri görünce yavaştan meclisi terk etmiş. Bu hâdiseyi hocamız bize gülerek anlatmıştı. Ben de gazel ve kaside okuduğum için biliyorum. Hâfız Kemal, Hâfız Sâmi, Hâfız Şaşı Osman çok büyük gazelhan ve mevlithanlardır.  Hocamız, Türk milletinin siyasî, ekonomik teknolojik, kültürel anlamdaki ilerleyişinin mutlaka millet olarak etik değerlerimize bağlı kalıp o temel üzerinden bina edilmesi gerektiğini her konuşmasında bizlere söylerdi. Bestelemiş olduğu eserlerde de bu fikrî yapısı ayan beyan anlaşılır.

Çetinoğlu: Ud’u siz mi çalıyordunuz?

İpek:- Evet! Hatipoğlu Hocamın korosunda ud’u ben çalıyordum. Bana şöyle bir söz söylemişti. ‘Oğlum Hüseyin! Ben programlarımda genelde tanbur sazını kullanır ve zevk alırım. Ama sen udunla orkestraya ayrı bir ahenk coşku katıyorsun. Enstrümanını nerede nasıl kullanacağını çok iyi biliyorsun. Bu demektir ki işini gönülden yapıyorsun onun için senden vazgeçemiyorum.’ Demişti. Bu sözünü de hiç unutmam.

Çetinoğlu: İlk önce kudümle başladı. Sonra bıraktı. Bir ara tamburu da bırakmaya teşebbüs etti. Sırası gelmişken onu da konuşalım. Tanbur çalmayı kendi kendi kendine öğrenmiş. Sonra Tanburî Cemil Bey’i dinleyip de, O’ndaki üslûbun kendisinde olmadığını anlayınca…

İpek: Evet Tanburî Cemil beyin taş plaklarını daha önceleri Burdur’da dinleme imkânı bulamamış. O yıllarda bu günkü gibi yayınlara ulaşma imkânı yok!  Gramofonlardan dinleyebildiği veya Radyo yayınlarından tâkip edebildiği kadar… Sonrasında Ankara’ya gelir bir Tanbur satın alır bu tanbur da alel usul bir tanburdur hocasız kendi kabiliyeti ile çalmayı öğrenir. Bundan sonra Tanburî Cemil Bey’i ve diğer tamburiler dinlemeye başlayınca bir takım parmak ve teknik hatalarının olduğunu fark eder. Bunun için Hocamız; ‘Bir enstrüman çalmayı öğrenirken, iyi bir hocanın nezaretinde öğrenmek gerekir. Yanlış ve zor gelen bir durumu kısa zamanda ve doğru şekilde öğrenir, ileriki zamanlarda kusursuz bir ilerlemeyi daha kısa zamanda sağlar, mükemmele ulaşılır.’ Derdi. 

Çetinoğlu: Siz üslup olarak kimden etkilendiniz?

İpek: Müzik âleti çalmaya bağlama ile başladım. Sazımı öğrenme aşamasında ilk akordumu, kulaktan dolma bilgilerle kendim yapmıştım. O zamanlar Tokat Endüstri Meslek Lisesi’nde okuyordum. Ailemizin bulunduğu şehir ile Tokat arası 25 kilometre idi. Babam beni bir pansiyona yerleştirmişti. Bağlamamı da götürmüştüm. Pansiyonda bir arkadaşımın ağabeyinin getirdiği cümbüşü çalmayı kendi kendime öğrendim. Babam ve annem bana bir cümbüş aldı. Okul müsamerelerinde cümbüş çaldım. Tokat’ta iken ud denilen âleti görüp tanıma imkânım olmadı. Ankara’ya geldiğimde gördüm ve onu çalmayı öğrenmek istedim. Satın aldım. 

Çetinoğlu: Röportaj veren kişi olarak sizi de tanımak için ayrıca sorularım olacak. Tasavvuf musikisine dönersek, tasavvuf musikisini diğer musikilerden, özellikle klasik Türk müziğinden ayıran özellikler nelerdir?

İpek: Tasavvuf musikisinin melodi yapısı daha dingin ve derunidir. Kullanılan enstrümanlar da öyledir Ney, Tanbur, Klasik Kemençe, Kudüm, Bendir, ağır ve mistik sazlardır. Tasavvuf musikisinin çıkış noktalarından biri de, biliyorsunuz ki, kıraattir, Kur’an tilavetidir. Kur’an kıraati bu konuda çok etkili olmuş, Dini musiki, klasik mûsikîmizi de etkilemiştir. Sözlerin en güzeli olan Allah’ın kelamı Kur’an’dan bütün şairlerimiz etkilenmiş bu kaideler doğrultusunda şiir güfte üretmişler. Dinî olmayan güftelerin içinde dinî bir ağırbaşlılık var. Sonuç itibari ile klasik müziğimizi dinî musikiden ayıran özellik sözleri ile alakalı. Birî dini içerikli sözler, diğeri dünyevî içerikli sosyal sözler musikiyi biçimlendiriyor.

Bununla birlikte değişik formlardan eserlerde üretti. Bunlardan ilk aklıma gelen Ahmet Yesevi Divanı’nı ‘Yesevîye’ adı ile bestelemiştir ki muhteşem bir eserdir. İçerisinde 14 makam geçkisi ve usul geçkileri mevcuttur. Tabiidir ki sohbette bu sözleri söylemek çok kolay ama eserleri üretmek prozodisi dikkate alınarak eksiksiz bir şekilde bestelemek çok güçtür ‘Hicaz Dua’ muhteşem bir eserdir. Şunu söyleyebilirim: Hicaz dua isimli eserini bestelemiş olsaydı bile, Hocanın sanat dehasını ve müzik kalitesini anlatmaya yeterdi. ‘Kadiriye Terkibi’ni yazmıştır ve o eseri bir sistem içerisine sokmuştur.  Hocamın yapmış olduğu eserlerin konusu veya tarihî ve imanî derinliği vardır ki bu çok mühimdir. Zaman zaman çift seslilikleri de denemiştir. Örnek vermek gerekirse Hüzzam Hu zikri… söylenebilir.

Hocamız Ankara’nın Etlik semtinde bir apartman dairesinin bodrum katındaki mütevazı evinde, küçük odasında asırlara meydan okuyacak milletimize ve kültürümüze büyük katkıları olan ve hatta imanî değerlerimize katkıları olan eserler bırakıp her fani gibi aramızdan ayrılmıştır. Hocam Büyük bir Müzikolog ve fikir insanıydı.

Çetinoğlu: O’nun o koroyu yönetme tarzı birçok kişiye tasavvuf musikisini de sevdirmiştir zannediyorum.

İpek: Kesinlikle. İlham verirdi. Koro yönetirken, ayak tırnaklarından saçının teline kadar bütün bedeni hem zikir hâlinde, hem o aşkın ve o aşk ateşinin içerisinde kontrollü,  fakat sanki ne yaptığını bilmeyen, ruhu yücelere çıkmış ayakları yerde… huşu içinde yöneten bir Şef Ahmet Hatipoğlu görürdük. İman ve teslimiyet, bilgi ile donanırsa muhteşem bir dehâ ortaya çıkıyor. Bu hâli de dinleyeni ve seyredeni büyüleyip etkisi altına alıyor, insanlara çok sevimli ve sempatik görünüyordu.

Çetinoğlu: Frenklerin ‘trans’ dedikleri, bizde ise ‘vecd ’ denilen hal…

İpek: Trans hâli, işe odaklanma , ‘vecd hâli’ ise Allah’ın ve Resulü’ne bağlılığın vermiş olduğu huzurla birlikte aşk sarhoşluğu… Kalbin mutmain oluşu… O hâlde bizi yönetirdi Sayın Hocamız. Allah gani gani rahmet etsin.>

Hüseyin İpek kardeşime de Aşkın namesi ve sanat hayatında üstün başarılar diliyorum

Vandan en kalbi selamlarımı iletiyorum.

Kaynak: Oğuz Çetinoğlu - http://xn--ncevatan-m4a.com.tr/muzisyen-huseyin-ipek-ahmet-hatipoglunu-anlatiyor2

Yazarın Diğer Yazıları