Ümit Kayaçelebi

Gel de o eski Van'ı özleme 2

Ümit Kayaçelebi

Çok güzel insanların yaşadığı

Özledim o eski Van’ı özledim

Otuz iki kehrizin denize aktığı

Özledim o eski Van’ı özledim.

Şair çok güzel söylemiş. Bu söze katılmamak elde değil. Artık umudumuzu kestik tüm güzellikler yok olmuş vefa firarda hatır gönül iflas etmiş.

Sen gel de dünü özleme dünü anma.

Ne varsa hep gerilerde kaldı.

İşte ben de o yüzden geçmişe özlem duyarak bu zamanları kayıp zamanlar o zamanları var sayarak hep o zamanlar diyorum.

Kelekvan, Papuriyi oynayan yoğ

Tosun Baba gibi de bir çalan yoğ

Vanlıyam şanlıyamı da okuyan yoğ

Özledim o eski Van’ı özledim

Evlerimiz hep başlı başına müstakil idi ve yan yana dizili evlerde yaşıyorduk. Kapıdan çıktığımız zaman eyyamı baharda leylak kokuları burnumuza çarpardı toprak sokağımızda Van pişikleri salına salına dolanırlardı. Pişiksiz ev göremezdiniz. Komşunun pişiği yolunu kaybetse siz bilir ve tanırdınız. Bırakın insanları tanımayı pişikleri bile iyi tanırdık.

Nerde tatar böreği ve helim aşı

Dönmez Çakaloğlu’nun değirmentaşı

Nerde Yarım Batmandaki dibek taşı

Özledim o eski Van’ı özledim.

Pişikleri devlet değil biz korurduk. Pişiklere evde arta kalan ne olsa verir karınlarını doyururduk.

Pişikler de hanenin bir nüfusu addedilir öyle itina ile korunurdu. Kimine <Boncuk> kimine <Maviş> kimine <Pamuk>  ismini takardık. Annelerimiz onların bazen boyunlarına mavi boncuk takarlardı. Hayata veda ettikleri zaman günlerce evi hüzün sarardı.

Akın spor, Erek spor bir masal oldu

Şengençler, Van Gençlikte kayboldu

Yolspor, Gölspor bilmem niceldu

Özledim o eski Van’ı özledim.

Kendimizde toktuk pişiklerimizde toktu öyle arsız hırsızlık da bilmezlerdi. Onların ayrı tabakları vardı hep o tabağa bir şeyler bırakırdık tabaklarda olanlarla karınlarını doyururlardı.

Eviimizde kış günleri gelir böyle sobanın arkasında bir lopun üzerine yuvarlanır böyle mırıl mırıl yatarlardı. O nefes alıp vermeler adeta bir resital gibi gelirdi kulaklarımıza.

Nerededir Van-Muş nakliyat anbarı

Sırra kadem bastı Perra kolonyaları

Unutuldu Zırtçı Süpinin palavraları

Özledim o eski Van’ı özledim.

Tandır evimiz vardı bizim ve çoğu evinde bizim gibi tandır evleri vardı. Tandır evi dediğiniz ne ki?

 Uyduruk bir baraka içinde ya bir ya i,ki bölme olur ortada da bir tandır. Beri yanda da işte bahçeden ağaçların kesilen kuru dallarının yani çalı çırpının istaif edildiği iptidai bir yer.

Tavanında dumanı alıp çekip götürsün diye bir baca üstü de yağmur almasın diye kapalı olurdu.

Lastikçi İrfan, Füze Uçun anılmaz

Macar Şemo nerelerde bilinmez

Teksaslı Şerif de hiç hatırlanmaz

Özledim o eski Van’ı özledim.

Hoş her zaman tandır evinde ekmek de yapılmazdı. Arada bir yapılır kilerde bir seleye bırakılır ve üstü örtülerek özellikle sabah kahvaltılarında yenilirdi yapılan ekmek ve çörekler.

Bizim hem şimdi ki haçortta ve eski ipek yolunda buğday tarlalarımız vardı. Bunlarla kendimiz ilgilenmezdik zaten babamda dedemde öğretmendiler. İcara verirdik hasat zamanı gider öküz arabası ile bize düşen buğdayları telislere doldurarak evimize getirirdik. 

İzzettin Mungan’ı hiç unutmayalım

İğneci Kerimi de şimdi analım

Pansumancı Memedi de hatırlayalım

Özledim o eski Van’ı özledim.

Bilahare bunları un yapmak için değirmene götürmek icap ederdi haliyle. O zaman Allah rahmet etsin bizim kapı komşumuz Elo Dayı alır öküz arabası ile Akköprüdeki bir değirmene götürür buğdayları öğütülerek un olduktan sonra bize getirirdi. O zamanın en ideal nakliyelerinden biri de öküz arabaları idi.

Biz unları mutfakta tekneye bırakırdık.

Yumuşan ağacı yok şimdi bahçede

Yarpuz, reyhan bitmez oldu derede

Evelik, yemlik, Gaz ayağı nerede

Özledim o eski Van’ı özledim.

Her ne kadar biz çarşıdan somun taptapa açık ekmek alsak da. Canımız çekende tandır evinde tandır ekmeği yapmaya yönelirdik. O tandır evinden çıkan ekmek kokuları insanı bir hoş ederdi ki onu burada resimlemek keşke kabil olsaydı.

Büyükannem Bahriye Hanım ekmek yapma işini beceremezdi. Bu yüzden bizim evin kevenisi vardı. 

Bakkal Vefik ve Şefik Akay N’oldu

Sebzeci Sultan da tez unutuldu

Cacıkçı Sofi de rahmetlik oldu

Özledim o eski Van’ı özledim

Keveni dediğimiz ekmek yapan ekmek yapmayı çok iyi beceren özellikle biraz da yaşlı kadınlar. Onlar bu işi belirli bir ücret karşılığı yaparlardı. Birçok ev de keveniler tutulurdu ve bunlar evin bir ferdi gibi telakki edilirlerdi.

Kevenilere ekmek yaptıkları gün bahşişleri veriler ekmek verilir bağ ve bahçeden bazı şeyler verilirdi gönülleri hoş olsun diye.

Tango Ağa göveng başı çekmiyor

Muhbir Memet haşboğanda gezmiyor

Muhbet eze de manileri dizmiyor

Özledim o eski Van’ı özledim.

Ayrıca Bayram günlerinde ramazan ayında da izzeti ikramda bulunulur yiyecek giyecek takdim edilirdi. Ve onlar her zaman hor görülmez bilhassa hoş tutulurlardı.

Ekmek yapmadan bir gün evvel keveni hanım gelir evdeki gelinle beraber hamuru tutar beklemeye bırakırlardı. Daha sonra ekmek yapılacağı zaman keveni tandırın başına geçer evin gelini de ona yardım ederdi ki en zor işte tandır safhasıydı. 

Asılmıyor ğelbur, yoğ olmuş elek

Köstekli saate biçilmez yelek

Hatıralarda kaldı Sultan-ı Felek

Özledim o eski Van’ı özledim.

O gün lavaşlar yapılır, taptapalar pişirilir çöçeler çıkarılar hepsi selelere bırakılır. Üstü örtülürdü ki kurumasın taze kalsın diye.

O gün biz tandır evinin kenarında aç kediler gibi dolaşırdık amma velâkin ancak tandıra düşen yanan kütlerden başkası da nasibimiz olmazdı.

Mesele vermek değil kimse yemeden evvel yemek bereketini kaçırır diye ekmeğe sofraya gelmeden evvel el sürülmezdi.

Canciğer kuzu sarmasıydığ hepimiz

Dolup boşalırdı iki katlı evimiz

Şair derki; asudeydi şehrimiz

Özledim o eski Van’ı özledim.

"İnsanın hanesi, yeni ve kısa tabirle evi, onun küçük bir cennetidir "derler. Veya böyle söylemiş bir bilge kişi. İnsan çalışıp, çabalayıp, yorgun, argın bir vaziyette hanesine dönüp sıcacık yuvasına kavuşunca tüm yorgunluğunu unutur ve rahat bir nefes alır. Ne güzeldir kişinin hanesine kavuşması, Ne güzeldir kişinin kavuştuğu hanesinde rahat ve mutlu bir yaşam sürmesi. Evine kavuşmak, evinde rahat bir nefes almak, yorgunluğunu atmak, hatunu ile, kızı ile oğlu ile yakınları ile sohbet etmek, onlarla istişarede bulunmak, dert ve meselelerini dinleyip çare aramak ve böyle bir hayat sürmek ne güzeldir.

Biz iyi ki dünyaya erken gelmiş ve Van’ın en güzel günlerini yaşamış en güzel insanlarını tanımış olmanın bahtiyarlığını duyuyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları