Ümit Kayaçelebi

Fikret Alanı Anarken

Ümit Kayaçelebi

Çocukluk yıllarından beridir hep kulağım radyodadır. Bu gün de öyle. Beğensekte beğenmesekte TRT Radyoları bizim ilk göz ağrılarımızdır.

Van’a 196l yılına kadar Uzun dalga Ankara Radyosu ile hem hal olduk. Çünkü en iyi çeken parazitsiz radyo Ankara Radyosuydu.

İstanbul, İzmir Radyolarını radyolar çok zor çekerdi.

Hasılı kelam yıllar geçti artık ne uzun dalga kaldı ne kısa dalga şimdi hepsi oldu FM.

TRT kanalları içerisinde yıllardır en çok takıldığım kanal her zaman TRT Nağme oldu ve bu gün de yine bu kanalın en iyi takipçilerinden biriyim.

Zaman içresinde İstanbul, Ankara, Trabzon, Çukurova, Erzurum, Diyarbakır, İzmir Radyolarında canlı yayınlara katıldım kısa bir süre de olsa onlarla tanışmak sohbet etmek beni çok mutlu etti. Çok dostlar kazandım çok radyo dostlarım oldu bu gün de bu muhabbet hala sürüp gidiyor.

Bu muhabbette bitmez ta ki musallaya kadar. Radyodaki dostları bırakmak birden bire artık yokum demek o kadar kolay değil.

Ben nasıl Unutabilirim Çukurova Radyosunda Hakan Erendoru. Trabzon Radyosunda Seza Turgut, Erdoğan Topçu, Antalya’da Aynur Arslan Giray, Mustafa Yalım, Evren Taştan, Bahşende Yılmaz, Aslı Aytekin, Gülay Elden, Çiğdem Işık,Tahir Aydoğdu, Mehmet Özkaya, Kezban Göçmen ve daha nice ismini sayamayacağım radyo yayıncıları, Sunucuları, Spikerleri yıllardır can ciğer kuzu sarmasıyız.

İşte bu radyo dostlarından biri de rahmetli Fikret Alan’dı. Kendisini görmedim tanıma şansım olmadı. Çok uzun süre hep radyo programlarında kısada olsa sohbetlerimiz oldu hepsi o kadar.

İşte bir İzmir Radyosu bağlantısında ilk defa onunla tanıştım. Radyoda sohbet ederken Van kültürü konu olunca işin içine Van cacığı girdi, ayran aşı, Tuzlu Balık, Uşkun . Ben cacığın tarifini yaparken rahmetli hemen araya girdi Van’dan bahsetmeye başladı. O kadar güzel Van’ı anlatıyordu ki şaştım kaldım.

O anda kitapçı ailesinden bu gün aramızda olmayan büyük usta Yalçın Kitapçıdan bahsetti onu sordu ben de sık sık görüştüğümüzü söyleyince selamlarımı iletirsin inşallah dedi.

İşte böyle kısa bir sohbetle onunla tanıştık. Daha sonra her programda benden bahsetti beni onre etti  ben de onun programlarının bir numaralı müdavimlerinden biri oldum.

Bir gün Yalçın Babaya giderek dedim İzmir Radyosunda Fikret Alan beyefendinin selamını getirdim Aleykümselam dedi.

Kimdir deyince; O dedi bir ara Van’a askerliğini Van’da asteğmen olarak yaptı bir dost vasıtası ile tanıştık. Burada olduğu zaman her zaman bana gelirdi sohbet ederdik çok muhabbetli bir insandı. Van’ı da çok sevmişti. Harikulade demokrat bir insandı.

Daha sonra çok konuşmalarımız oldu bir konuşmamızda Yalçın babayı sorunca vefat ettiğini söyleyince çok üzülmüştü.

Çok güzel Davudi bir sesi vardı çok güzel şiir okurdu sohbetine doyulmaz bir insandı.

Beni çok sevmişti ben de onu çok sevmiştim hayranıydım onun ama ne yaparsınız ki dünyada ecel var.

Bir gün vefat haberini alınca yıkıldım. Çok üzüldüm. Bu gün bile onu anarken içim burkuluyor.

Her ölüm erkendir, her ölüm acıdır geride kalanlar için ama Fikret Alan’ın ölümü, hayatı bu kadar severken, hayata bu kadar tutunurken gerçekten erken bir ölüm oldu.

Tırnak aç “doğum tarihi, ölüm tarihi” tırnak kapa bir yaşam değildi Alan’ın yaşamı. 5 Eylül 1951 tarihinde Kayseri’de başlayan hayat yolculuğu geride bıraktığı anılarıyla sürüyor aslında.

Muhasebe, turizm işletmeciliği, pazarlama uzmanlığı gibi işlerde çalıştıktan sonra ODTÜ öğrenimi yıllarında Ankara Halk Oyuncularının kuruluşunu da gerçekleştiren Fikret Alan, 1979 yılında TRT Kurumunda spiker olarak göreve başladı.

Birikimiyle, verdiği emekle, programı sahiplenişiyle hiçbir zaman sıradan bir spiker, sunucu olmadı Alan.

Sesi dışında önerdiği, yapımını gerçekleştirdiği programlara da emek verdi.

Yöremizden, Gecenin İçinden, İmbat bunlardan bazıları...

Yine, TRT İzmir Televizyonunda, “Değişen Alışkanlarımızı” ve sabah programlarının sunuculuğunu yaptı, naklen yayınlar gerçekleştirdi.

2002 yılından 2006 yılına değin İzmir Radyosunda “Baş spikerlik görevinde de bulunan Fikret Alan, TRT dışında birikimini ve deneyimlerini üniversitelerde de paylaştı.

1989-1991 yıllarında Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Radyosunda birçok program ve seslendirme yaptı.

1992 yılından itibaren 3 yıl süre ile Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde “Konuşma Eğitimi ve Diksiyon” dersleri verdi.

İşine böylesine âşık bir insanın elbette emeklilik sonrasında da boş durması beklenemezdi. İzmir ve KKTC de çeşitli kurum ve Üniversitede “Konuşma Eğitimi” dersleri verdi, TRT İzmir Kent Radyo’da “İmbat” adlı programı hazırlayıp sundu. Ulaş, Barış, Ceren ve Kerem’in babası olan, ömrü boyunca memleket meseleleri için kafa yoran, emek veren Yusuf Fikret Alan, İGC Basın Şeref Divanı ve TGC üyesiydi.

İşte dostlar “falan öldü filan öldü, bir gün derler Sinan öldü” misali Fikret Alan da bu gün aramızda olmasa da onu yaşatacak eserleri var.

Kendisini rahmetle anıyorum.

Seni çok özledim dostum..

Yazarın Diğer Yazıları