Ümit Kayaçelebi

Dünden bugüne Yeşilçam çocukları

Ümit Kayaçelebi

Türk sinemasında dönemler ve şartlar değiştikçe, filmlerde çocuk oyuncu kullanma biçimleri de değişti. 1930’larda ilk örneklerine rastladığımız Yeşilçam çocuklarını Agâh Özgüç kaleme aldı.

1960'larda çocuklar afiş tepelerinde

1960’lı yıllar deyince, biraz burada duralım isterseniz. Her açıdan, özellikle de “yıldız sineması”, yani starlaşma olgusunun zirve yaptığı altın yıllardır 1960’lar. İşte, çocuk oyuncuların yıldızlaşması bu dönemde gerçekleşir. Zeynep Değirmencioğlu’nun Ayşecik dizileriyle.

Senaryo yazarı Hamdi Değirmencioğlu’nun kızı Zeynep, 1956 yapımı Papatya adlı filmle ilk kez kamera karşısına çıkar. Henüz iki yaşındadır. 1958’deyse bir Kerime Nadir uyarlaması olan Funda’yla. Ne var ki bu filmlerin afişlerine baktığınızda Zeynep Değirmencioğlu ismini göremezsiniz. İsimsiz bir çocuk oyuncudur. Ancak 1960’lara gelindiğinde ismi afişlerin en tepesinde yer almaya başlar. Memduh Ün’ün çocuk romanları yazarı Kemalettin Tuğcu’dan sinemaya uyarladığı ve gişe rekorları kıran Ayşecik adlı filmiyle.

Korunma içgüdüsü taşıyan yaşları küçük çocuklar her ne kadar eğitilmeye ve yoğrulmaya hazır bir hamur gibi görünseler de onları kamera karşısında yönetebilmek kolay değildir. Bu gerçekten sabır ve ustalık işidir. Dönemin ünlü sinema yazarı Tuncan Okan bu ilk Ayşecik filmiyle ilgili çocuk oyuncu kullanımı konusunda şöyle der:

“... Rejisör Memduh Ün, değil kamera karşısında rol yapmak, doğru yürümeyi dahi beceremeyecek çağda olan bir kız çocuğunu takdirle karşılanmaya değer bir sabır ve anlayış ile idare etmiş.”

Memduh Ün’den hemen sonra, aynı yıl Atıf Yılmaz da dizinin ikinci filmini yönetir. Ayşecik Şeytan Çekici adıyla. İlkinde Muhterem Nur’la oynayan Değirmencioğlu’nun karşısında anne rolüyle bu kez Belgin Doruk vardır. Hulki Saner’in yönettiği Ayşecik Ateş Parçası vizyona girdiğinde ise kıyamet kopacaktır. İstanbul Millî Eğitim Komisyonu kararıyla altı yaşından büyük çocuklara izlemeleri önerildiğinde, sinema yazarı Semih Tuğrul, “Ayşecik Ateş Parçası ve Eğitimcilerimiz” başlıklı yazısıyla ateş püskürecektir:

"Bu sayın kişiler, ilkokul çağındaki küçük çocukların Ayşecik serilerini seyrede seyrede birer Ayşecik mukallidi olmaya başladıklarını, boylarından büyük işlere özendiklerini hiç mi fark etmemişlerdir acaba?”

Tüm bu övgü ve tepkilere karşın Zeynep Değirmencioğlu 1960-1970 yılları arasında daha da güçlenerek 16 Ayşecik filmiyle yeni bir rekora imza atar. Ve Değirmencioğlu, bu on yıllık dönemin bir numaralı çocuk yıldızıdır son tahlilde.

Ayşecik filmleri toplumsal etkileriyle yeni bir yol açmıştır Türk sinemasında. Bu aşamada yeni çocuk oyuncular, yeni tiplemeler birbiri ardına ortaya çıkar. Daha çok yardımcı, yani hikâye oyuncusu olarak kamera karşısına çıksalar da kimi tiplemesiyle kimi de temel öykü içinde bir karakter oluşturduğundan iz bırakır.

Peki, kim bu 1960’lı yılların öteki çocuk oyuncuları? İşte şimdi, oynadıkları filmlerle sıralıyoruz:

Orhan Kemal’in aynı adlı romanından uyarlanan Suçlu’da Atilla Engin bir üvey oğul rolündedir. Rüya Gümüşata Kırık Çanaklar’da dedesi Salih Tozan’la karşılıklı oynayan sevimli bir torundur. Parla Şenol Benim Küçük Meleğim’de yankesicilik yapan bir kız çocuğunu canlandırır. Anne özlemi yaşayan Nur Erkut, Bir Yetimenin Hasreti’nde; baş belası yaramaz bir çocuk rolündeki Cin Ali, Cafer Çocuk Hırsızı’nda ve Nilüfer Koçyiğit, Metin Erksan’ın Çifte Kumrular’ında seyirci karşısına çıkar.

1962 yapımı Kayıp Kız Ayla ise gösterimi yasaklanıp dava konusu olan filmlerden biridir. Kaybolan sekiz yaşındaki kızın gerçek yaşam öyküsüne dayanan film, Aysel’in babasının açtığı dava sonucu vizyona giremez.

Bu ara Parla Şenol, Bana Annemi Anlat, Erkek Ali ve Babasız Yaşayamam adlı filmlerle büyük bir tırmanışa geçer. Afişlerin tepelerindedir. Fikret Hakan’ın önüne geçer. Eşref Kolçak’la da yan yana ve ismi aynı büyüklükte yazılır filmin afişine. Bir diğerinde ise çocuk oyuncu olarak Parla Şenol ismi filmin adının tam üstündedir.

1960-1970 yılları arasındaki Yılmaz Güney filmlerinde de çocuklar vardır. Ama yaşlarından ve boylarından büyük konuşmazlar. Değirmencioğlu ve Şenol gibi “yıldız” da değildirler. Onlara filmde yer verme biçimi açısından yaşları neyse o kadar doğal, o kadar çocukturlar: Hilal Esen, İkisi de Cesurdu’da, Hikmet Olgun, Haydutların Kanunu’nda, Hülya Şengül, Canlı Hedef’te ve Dilek Akçan, İbret’te. Filmlerindeki her çocuk fırtınalı ve trajik yaşamının bir parçası gibidir Yılmaz Güney’in. Özgürce ve coşkuyla yaşayamayıp içine bastırdığı babalık özlemi, film setlerindeki çocuk oyuncular karşısında ister istemez içsel bir yüzleşmeye dönüşür. “Çocuklar” ve “Yılmaz Güney” deyince, Nevzat Çalıkuşu imzalı bir yazıda şu satırlar yer alacaktı:

“... Mahalle arkadaşlarımdan biriyle Yeni Sinema’ya gitmiştik. O gün İkisi de Cesurdu adlı bir film oynuyordu. Filmin sonu oldukça duygusaldı. Bu duygusal sonun ardından ben de arkadaşım da şok geçirmiş gibiydik. Filmin sonunda “Ana, ana!” diye ölen mert kabadayının tesirine girmiştik. İlk defa karşılaştığımız o mert kabadayı rolündeki oyuncuya tutulmuştuk. İlkin adını ezberledik: Yılmaz Güney. Daha sonra gelecek filmlerini gözledik... Yılmaz Güney’i ilkin biz çocuklar sevmiştik. Minicik ellerimizle bizler alkışlamıştık onu..."

1960’lı yılların Türk sinemasında ne kadar çok çocuk oyuncu varmış! Atlamadan devam ediyoruz. Lale Oraloğlu’nun kızı Alev Oraloğlu Kötü Tohum’da, Ercan İnangiray Muradın Türküsü’nde, Nilgün Özhan ve Sadi Mutlu Aydedeye Gidiyoruz’da kamera karşısına çıkan çocuk oyunculardır. Çocuk eğitimi üzerine araştırmalar yapan pedagog Dr. Nuran Şener’in Türk Ticaret Bankası adına yönettiği Aydede’ye Gidiyoruz, bir düş dünyası üzerine kurulu ve gerçekten tam anlamıyla fantastik bir çocuk filmidir. Ne var ki Şener’in ikinci filmi ve Nilgün Utku’yla (yapımcı Ümit Utku’nun kızı) Sadi Mutlu’nun oynadığı Suçlu Çocuklar vizyona girdiğinde tepkiyle karşılanır.

1960’tan 1969 yılına dek Ayşecik tiplemesiyle bu on yıllık sürede rakipsiz bir çocuk yıldız olarak hep önde koşan Zeynep Değirmencioğlu artık genç kızlık dönemine girmek üzeredir. 1970 yapımı Ayşecik Sana Tapıyorum ve Ayşecik Yavrum türünden filmler inatla çekilse de bir sona gelinmiştir. Değirmencioğlu bundan böyle Gelinlik Kızlar, Kül Kedisi Sinderella gibi filmlerde oynayarak oyunculuğunu sürdürecektir.

Türk sineması 1970’lere doğru yol alırken hız kesilmez. Yerli film seyircisi yeni çocuk oyuncularla tanışacaktır. Ayrı Dünyalar’da Billur Kalkavan’la, Seninle Düştüm Dile’de Sedef Ecer’le, Fatoş Sokakların Meleği’nde Yeşim Okçugil’le, Gelin’de Kahraman Kıral’la, Sevgim ve Gururum’da Ömer Dönmez’le...

Kaynak: Agah Özgüç arşivi - https://www.istdergi.com/tarih-belge/dunden-bugune-yesilcam-cocuklari

Yazarın Diğer Yazıları