Ümit Kayaçelebi

Cengiz Topel

Ümit Kayaçelebi

Ümit Kayaçelebi

CUMHURİYET TARİHİNİN İLK HAVA ŞEHİDİ

Kıbrıs uzun yıllardır gündemdeydi.Özellikle 1958 yılı adada yaşayan Türkler için cehennemden farkszıdı.1955’de kurulan EOKA ( Kıbrıs Mücadelesi Ulusal Örgütü) katliamlara başlamış ve pek çok masumu katletmişti .Sinde’de ,Atlılar’da , Arnayi’de,Goşşi’de ve daha pek çok köyde ; çoban,tarım işçisi,80 yaşında bahçesini sulayan bir ihtiyar…16 günlük bebekten 95 yaşında bir ihtiyara kadar toplam 126 Türk’ü öldürdüler. Ayrım gözetmeksizin neredeyse her gün katliamlarına devam ettiler.

1960’da ada bağımsız ve bir bütün olarak varlığını ilan etti. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantörlük görevini üstlendi ancak Makarios bu durumdan memnun değildi.Her fırsatta anayasayı ve hükümeti çalışmaz hale getirmeye uğraşıyor,ilk fırsatta Enosis’i ( Yunanistan’la birleşme) gerçekleştirmek için Akritas’ı( Referandum) uygulamak istiyordu.EOKA şiddetini ve baskısını arttırdıkça Kıbrıslı Türkler de örgütlenmeye başladı.Türk Mukavemet Teşkilatı hızla güçleniyordu.Ancak silaha ve mücahite ihtiyaç vardı.Bunun için Ankara ile iletişime geçildi.Ankara ve İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de de Kıbrıs’ta yaşananları kınayan eylemler yapılıyor,Kıbrıslı üniversite öğrencileri adaya gidebilmek için bir yol arıyordu.Bu sırada Ankara ve Antalya’da bu gönüllü gençleri eğitmek amacıyla gizli kamplar kurulmuş ve emekli askerlerin bu gençleri eğitmeleri sağlanmıştır.Devlet ayrıca adaya gizli silah sevkiyatına başlamıştı.Garantörlük hakkından doğan 650 kişilik Türk birliği adada kritik noktalara yerleştirilmişti.1963 katliamlarla birlikte yaklaşan savaşın da habercisiydi.

Türkiye’de eğitilen mücahitler adaya çıkarıldı.TMT( Türk Mukavemet Teşkilatı) el altından silah dağıtmaya ve çevredeki köylüleri örgütlemeye devam ediyordu.Bu arada köylerde direniş hazırlığı olduğu,Türkiye’den çok sayıda silah ve savaşçının geldiği haberi Rumlar arasında hızla yayıldı.

Silah sevkiyatının yapıldığı,mücahitlerin sahile çıkarıldığı,mühimmat depolarının olduğu Erenköy anında tüm adanın merkezi konumuna geldi.Arkası beş kilometrelik bir kumsala sahipti.Olası bir Türk çıkarması kesinlikle buradan yapılacaktı.Bu köyün bir an önce alınması ve bölgedeki tüm TMT mücahitleri ve mümkünse tüm Türkler katledilmeliydi.

Erenköy’e ilk saldırı beşyüz kişilik bir kuvvetle 4 Nisan 1964 tarihinde gerçekleşti.Çatışma bir hafta sürdü ve Rumlar zaiyat vererek geri çekildi.18 Haziran’da ise Mansurağa ve Bozdağ köyleri yoğun ateş altına alındı.Bozdağ mücahitleri onbir kişilik kuvvetle karşı taaruza geçti.Arkalarından havan desteği de alan mücahitler ateş açılan köye ulaşmayı başardı.Bu noktada Mustafa Akdeniz Kıbrıslı ilk şehit mücahit oldu.Şehidin naaşını alan arkadaşları geri çekildi.

Bu kadar az bir kuvvetle bir Rum köyünü basacak kadar ileriye giden mücahitler Makarios’un sabrını taşırır.Çatışmalar ağustos ayına kadar araklı olarak ve karşılıklı kayıplarla devam eder.Makarios kuvvetlerini Milli Muhafız Ordusu ve adaya kaçak olarak getirilen Yunan askerleri ile takviye eder.Rum tarafında bu gelişmeler yaşanırken 1 Ağustos 1964 günü Erenköy’e atmış kişilik bir kafile ulaşır.Kafilede adaya girişi yasak olan Rauf Denktaş,Fazıl Küçük ve Erenköy savunmasının komutasını almak üzere bir de subay gönderilmişti.

3 Ağustos gecesi Erenköy kıyısına yaklaşan bir Rum hücümbotu tarafından ateş altına alındı.Ayrıca çevredeki tepelerden de yoğun havan atışı ve makineli tüfek atışı vardı.4 Ağustos sabahı da yine denizden top ve makineli tüfek atışları devam etti.Aynı gün bölgede Barış Gücü olarak görev yapan İsveç askerleri bölgeden aniden çekildi.Bu çekiliş sırasında bölgedeki Türklere taaruzun çok yakında olduğu istihbaratını da verdiler.

Erenköy civarında toparlanan Rum kuvvetleri; 15.000 piyade,zırhlı oto müfrezesi,185.Sahra Topçu Birliği,iki uçaksavar bataryası,160 mm’lik havan takımları,üç hücümbot,liman muhafaza tekneleri,dört keşif uçağı ve iki helikopterden oluşuyordu.Karşılarında ise 713 mücahit,hafif makineli tüfek,60 mm’lik bir havan, sekiz mermili bir bazuka ve çok az sayıda mühimmat vardı.

Ankara emri verir.İstanbul’dan çağrılan Hava Kuvvetleri Komutanı Org.İrfan Tansel Ankara’ya geçmeden önce Eskişehir’e iner.Uçağın motoru çalışır halde 1.Taktik Hava Kuvvet Komutanı Muhsin Batur’u çağırır.Derhal 4 uçaklık bir keşif kolu havalanır ve belirtilen bölgeye intikal eder.Bu arada taktik filo komutanlıklarındaki herkes göreve hazır halde karargahlara çağrılır.Eskişehir,Çiğli,İncirlik,Bandırma ve Balıkesir üsleri savaş konumuna geçirildi.

8 Ağustos günü toplam 34 uçak farklı üslerden kalkarak Erenköy ve çevresindeki Türk yerleşimleri üzerinde keşif ve ateş faaliyetlerinde bulundu.Muhsin Batur her dörtlü kolu bizzat kendisi seçmiş,brifinglerini kendisi vermiştir.Her kol kalkışından sonra üste kalan pilotların bekleyişi daha da ızdırap verir haldeydi.Cengiz Topel komuta merkezinin önündeki kamelyada uçuş emrini bekliyordu.

Topel’in beklediği emir geldi.Muhsir Batur tarafından kol lideri olarak seçildi.Görevi Gemikonağı Limanı’nda bulunan ve karaya mühimmat çıkaran nakliye gemisini batırmaktı.Ayrıca Erenköy yönüne yaklaşan takviye kuvvetlerini durdurmak ve konuşlu uçaksavar bataryalarını yok etmesi de görevi dahilindeydi.

Cengiz Topel görevini tamamlamak için güvenli yüksekliğin çok daha altına inerek bombasını bıraktı.Yükselişe geçerken telsizden Ütğm.Altan UÇAK’ın sesi duyuldu : “Helal olsun Komutan,vurdun!” dedi.Tüm kol görevlerini kusursuz olarak yerine getirdiklerini düşündüğü anda telsizden bir başka ses geldi.Ütğm. ÖZTARHAN korku içinde bağırıyordu : “Cengiz Yüzbaşım! Uçağından dumanlar çıkıyor atla !” çağrıya karşılık alamayınca daha da yüksek seslendi : “Yüzbaşım ! Cayır cayır yanıyorsun atla !” Saniyeler içinde iki anons daha geldi. “Tamam, atladı.”, “Paraşütü açıldı…” bu dakikadan sonra kola bağlı üç jet üsse doğru geri döndü.Uçuşlar ikinci bir emre kadar durduruldu.

Cengiz Topel,Türk yerleşim yerlerinin arasında kalan Peristeronari Rum köyünün yakınındaki asfalt yola indi.İner inmez cebindeki hedef bilgilerini ve haritaları yaktı.Tabancasını eline aldı ve çatışarak Lefke yönüne ilerlemeye başladı.Kısa süre sonra yakalandı.Bu andan itibaren Topel’in başına gelenler ile ilgili olarak pek çok seneryo üretildi.Kimilerine göre paraşütle inişi sırasında ağır biçimde yaralanmıştı.Vücudunda çok sayıda kırık ve burkulma vardı.Kaldırıldığı hastanede ölmüştür.Bazılarına göre ise Güzelyurt’ta bulunan Gravis’in adamları tarafından araçtan indirilerek orada konuşturulmak istenir,konuşmayınca dipçik darbelerine maruz kalır ve kurşunlanır.Bazılarına göre Topel Güzelyurt Rum Manastırı’na götürülerek sorgulanır.Radyoya çıkıp Türk harekatı ve Türkiye aleyhine konuşması istenir.Kabul etmeyince ikna edilmek için işkence uygulanır.

Cengiz Topel’in son olarak Lefkoşe Rum Hastanesi’ne getirildi ve 9 ağustos akşamı ya da 10 ağustos sabahı vefat ettiği duyuruldu.Topel’in naaşı Kızılhaç görevlisi iki doktor tarafından 11 ağustos günü tabut içinde ve çıplak olarak Lefkoşe Türk Genel Hastanesine teslim edildi.

Şehidin naaşı 12 ağustos günü Lefkoşe dışındaki Türk kentlerinde törenle karşılanmış ve daha sonra bir helikopter ile Türkiye’ye nakledilmiştir. Helikoptere Akdeniz’e kadar İngiliz jetleri eşlik etti. Bu görevi Türk jetleri devraldı ve cenaze İncirlik Hava Üssü’ne iniş yaptı.Burada da bir törenle karşılanan Topel,Ankara’ya doğru yola çıktı.14 Ağustos günü büyük bir devlet töreni yapıldı ve şehidimiz İstanbul’a nakledildi. İstanbul’da da yüzbinlerin katıldığı bir törenin ardından Edirnekapı’daki Sakızağacı Hava Şehitliği’ndeki ebedi istirahatgahına defnedilmiştir.

Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk ordusunun kahraman neferi, gökyüzünün çelik kartalı, şafak bekçisi, cumhuriyetimizin ilk hava şehidi Hava Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’in aziz ruhu önünde saygıyla eğiliriz.

Kaynak: Ömer Kaya

Yazarın Diğer Yazıları