Cemil Uzal ve Nacinin Yeri
Ümit Kayaçelebi
Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.
Ah ölüm..
'Ne olurdu kokunun da fotoğrafı olsaydı. Sesin fotoğrafı. Boşluğun fotoğrafı. Parmak uçlarındaki karıncanın, Ruhtaki üşümenin fotoğrafı... Ölüm kimseyi bu kadar yalnız bırakmazdı.'
Ölüm ile arkadaş olmak lazım geliyordu ama insanoğlu dünyaya doymuyordu. "Ölmeden önce ölünüz" demiş büyükler. Ne mânâya geliyor bu? İçinizdeki canavarı, yani nefsi boğazlayın diyor. Zor ama zor! Yine de bu yolda olmak lazım.
Bugün de işte yine ölüme yenildik her zaman gibi ve bu zaman içinde bu yenilgiler devam edip gidecek. İşin edebiyatını yapmak yorum yapmak felsefe yapmak lafü güzaf.
Gerçek olan ölüm vakti zaman geldi mi can kuşu kafesten uçup gidiyor.
Bu gün de yine Vanımızın güzel insanlarından birini eski İki Nisan sporlu daha sonra uzun yıllar TRT Van Radyosunda hizmet yaptıktan sonra Diyarbakır’a giderek TRT GAP Bölge Müdürlüğü yapmış Cemil Uzal kardeşimizi Hakka uğurladık.
Biz çocukluk ve gençlik yıllarımız da o eski asude rüya şehri, şehri Van da çok çok renkli insanlarla bir arada olduk.
Hangi köşe başını dönsek orda bir tanıdık sima haydi gardaş gel gidağ seninle bi gırtlama atağ istersen gehveci Salmana gidağ isterden gehveci Bapire. Öğlen de gideriz Kebapçı Ğelile.
Çay ne say ne ondan gelsin çaylar gitsin çaylar ve iki lafın değil gaç dene lafın belini gırardığ.
Yemenin içmenin hesabının yapılmadığı çetelesinin tutulmadığı zamanlardı. sanki Vanın altından fay hattı değil muhabbet hattı mı geçiyordu ne sohbete ne insana doyum oluyor nede kelama.
İşte lafı uzatmayayım sadede gelirsek biz o zamanki 40 ve 50 kuşağında olanlar omuz omuza hatta daha ötede dirsek temasında samimiyet kurduk. Aramızdaki azıcık yaş farkları hiçte kaale alınmıyordu.
Rahmetli Cemil Uzal ile aramızda çok az bir yaş farkı vardı. Fakat biz babadan gördüğümüz üzere azıcık da olsa abi demekten imtina etmezdik. Bende Cemil Uzala abi diye hitap ederdim.
Cemil Uzal o zaman ki eski ismiyle Göl spor sonra ki ismiyle İkinisan da top koşturuyordu. Eski sahada oynanan maçlara gider işte İsmet Altay, Nizam, Nazmi, Cezmi Şen, Ferik, Ergül Koç, Bahri Koç, Peyami Kaçmaz, Şerif Ayhan, Tekin Özgüner, Fehmi Güner ve şu anda ismini hatırlayamadığım birçok futbolcuyu seyrederdim. Ayrıca kardeşi Cezmi de benim Atatürk Lisesinden arkadaşımdı Şen kardeşlerin.
Elbette ki o zamanlar Van Gençlik Şen Gençler ne kadar Vanın en önemli iki takımı da olsalar İki nisanın da kendine göre taraftarı vardı bende onlardan biri idim.
Cemil Uzalı sahadan çok Van da TRT Radyo Evi 60 lı yıllarda Kurulduğunda en çok orada tanıdım samimiyetimiz orada ziyadeleşti.
TRT Van Radyosu faaliyete geçtiğinde Cemil Uzal, Tekin Özgüner, Şahabettin Sönmez, Fatih Sungur la birlikte Şimdi TRT Ankara Radyosundan emekli olan Bahşende Yılmaz Serap Paköz de Radyo Evinin çalışanları olarak Van radyosunun ilkleri olarak Van Radyosunun tarihine geçen isimlerdi..
Tabiî ki gençtik başımızda bizim de kavak yelleri esiyordu kendi kendimize aşık oluyorduk sevdalanıyorduk sinemada Yeşilçam filmlerinde o aşklı meşkli filmleri görünce ayağımız da yerden kesiliyordu.
Sevdalanıyorduk üç beş şarkı ezberliyor söylemeye çalışıyorduk hepsi o kadar.
Dolayısıyla radyo yayına başlayınca o zaman belirli gün ve saatlerde Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği ve Türk Hafif müziği şarkılarının yer aldığı yarım saatlik bir de radyoda şarkı türkü aranjman müziklerin çalındığı saatlerde biz gençler sevgiliye olan özlemlerimizi hep şarkılarla gideriyorduk (Öyle sanıyorduk çoğu platonik aşklardı zaten)
İstek dediğiniz şey ne mesela şarkımı isteyeceksiniz ben yazardım “Viran olan kalbimde sevgilimi özlerim” altında sadece ismim ve soyadım oluyordu öyle şimdiki gibi ona buna isme istinaden değil.
Ya mektup zarfına yazıp yollardık veya o yıllarda posta kartları vardı. Posta kartında pul olmazdı. Kartı parayla alır zarf marf yok adresi yazıp isteği arka tarafa yazıp yollardık ondan sonra istek saatinde otururduk radyonun başına heyecanla şarkımızın çalınmasını bekler heyecandan ölürdük. Çalındı mı isteğimiz dünyalar bizim olurdu. Bu böyle yıllarca devam etti gitti.
İşte biz de o yıllarda şimdiki Küçük Cami Sokağında Naci Suvar ın berber dükkânında hep takılırdık. Belirli insanların uğrak yeri konaklama yeri toto oynama maç kritiği yapma yeri ve onların ötesinde Allah selametlik versin Naci abimize aynı zamanda vaz geçilmez berberimizdi.
Orada kimler yoktu ki Tekin Özgüner, Fikret Altay, İsmet Altay, Ahmet Yedek, Fatih Sungur, ve rahmetli Cemil Uzal. Başka isimlerde var da aklıma gelmedi. Ama benim için en özel ve en renkli isimler bunlardı.
İşte Cemil oraya geldiği zaman pusulaya isteklerimizi yazar verirdik ve bizi postaneye gitme zahmetinden kurtarırdı. Yani o bizim Radyodaki torpilimizdi. Bazen bizi öne de alırdı.
Çok seneler bizim zahmetimizi çekmiştir.
İşte o Nacinin yeri ben ve bazı arkadaşlarımızın toplanma yeri idi. Orada spor toto kolanlarını tartışa tartışa doldururduk ondan sonra ver elini İhami Şengül’e gider vaktinden önce yatırır ve hafta sonu cumartesi ve pazarı iple çekerdik.
Ayrıca Fikret Altay geldiğinde sinemadan filmlerden bahsederdik. Rahmetli Galatasaraylı idi. O yıllarda Bankaların çektiği üç büyüklerin çok kısa maç özetleri gelir ve filmden önce oynatılırdı. 5 dakikalık bir maç özeti için filme gittiğim olurdu sırf G.sa rayın maçını seyredeyim diye.
Fikret abi G.saray maç özeti geldiği zaman bize söylerdi zaten. Onu da ve onun gibi bu gün aramızda olmayanları da rahmetle anıyorum.
Dostluk çok güzeldi, paylaşmak çok güzeldi. Hiç birimiz birbirimize doyamıyorduk.
Ne çayın hesabını yapardık ne de yemeğin. Herkesin yüzü güleç şen şakrak insanlar gurubuyduk.
Naci ağabey senelerce o mekânı sürdürdüğünde hiç kimseyi ne kırdı ne de üzdü. Orası bizim genel merkezimiz oldu senelerce ne güzellikleri paylaştık hem de doyasıya.
Daha sonra 80 li yıllarda Van göç almaya başlayınca artık bir kısım dostlarımız burayı terk etti ve derken artık herkes bir yerde bir yerlerdeydi.
Cemil Uzal da buradan ayrılmıştı görev icabı ve kendisini görmek te hiç nasip olmadı.
Bugün aramızda değil ama kendisini hep hayırla anacağız ve dualarımızda daim olacaktır.
İşte bir güzel insanı daha kaybetmenin üzüntüsü ile bu satırları kaleme aldım.
Allah gidenlere rahmet kalanlara sağlık ve esenlik dolu günlerde yaşamak nasip etsin.
Güle güle Cemil kardeş dualarımız seninle.
“Ne acı, kaybetmek için sahiplik!
Ölümlüyü sevmek, ne korkulu iş!..
Hayat mı, püf desen kopacak iplik,
Çıkmaz sokaklarda varılmaz gidiş.”