Ümit Kayaçelebi

Bir zamanlar bizim lakaplarımız vardı ve Mevlüt Hoca 1

Ümit Kayaçelebi

Ümit Kayaçelebi’den Van’la ilgili 5 gün sürecek yeni bir yazı dizisi;

Lâkap nedir? Bu lakaplar nasıl takılmış? Kim takmış? Nereden icap etmiş lakap takmak?

İnsan bazen durup düşündüğü zaman şaşırıp kalıyor. Lakap nedir diye merak edip lügate baktığımızda sorunun cevabı şöyle:

‘Bir kimseye veya bir aileye; kendi adından ayrı olarak sonradan takılan, o kimsenin veya o ailenin bir özelliğinden kaynaklanan ad.’ diye tarif ediliyor sözlükte.

Lakin soyadı kanunu çıkıncaya kadar takılan lakaplara göz attığımızda bazen gururlanıyoruz bazen de üzülüyoruz. Birine o lakap çok yakışırken beri taraftan da takılan lakap insani ister istemez güldürüyor..

Van’da tespit edilebildiği kadar 300-350 arasında lakap zenginliğimiz var. 

Lakaplara geçmeden önce burada araya girerek Mevlüt Okayer hocamızdan bahsetmek istiyorum. Şunu herkes çok iyi bilmeli ki halk bilimciliği dediğiniz zaman bunu Van’da başlatan Mevlüt Okayer’dir ben de dahil olmak üzer bu yol da bize çığır açan Mevlüt Hocadır. Maalesef yerini doldurmak öyle kolay değil. Ancak ben bu gün halk bilimcisi olduğumu iddia edebiliyorsam bunu Mevlüt hocaya borçluyum.

Lakapları konu alırken biz nasıl olur da Mevlüt Hocadan bahsetmeyiz? Elbetteki pirimiz üstadımız Mevlüt hocamızdan da bahsedeceğiz ve ondan sonra sadede geleceğiz. inşallah.

Van halkı ona Mevlüt Hoca derdi, Şişko Mevlüt derdi, hocam derdi ve çok saygı duyardı. Rahmetli biraz kilolu okkalı bir insandı ve heybetli bir insandı. İnsana güven veren ve hürmet telkin eden bir yürüyüşü vardı. Yürürken hep iki eli arkasında Van’da yaşlı genç herkes ona tazimde bulunurdu. Van halkına kendini sevdirmiş saydırmış Van halkının sevgilisi bir insan olarak yaşadı ve darı-ı bekaya göçüp gitse de bu gün hala ismi geçtiği zaman herkes rahmetle ve hürmetle anmaktadır.

Yaşım itibariyle hemen hemen 1950 sonrası yaşayan bütün insanları görmüş konuşmuş tanışmış biri olarak her şeyi evvel emirde rivayetin değil birinci elden yazmayı düşünürüm.

Mevlüt hocamızı ben 60’lı yıllarda rahmetli Kaya Kayaçelebi amcamın Van Muş Nakliyat Ambarındaki bürosunda tanıdım. Daha o yıllarda yeni şiire yazıya ve muhabirliğe başlamıştım. Kaya amca da bu işlerle çok hemhal olduğu için hep onun yanına gider onu dinler ve onun tavsiyelerini can kulağı ile dinlerdim.

Bir gün Mevlüt Hoca gelmişti Kaya amcanın bürosunda onlar işte benim bu gün sizlere yazdığım anlattığım gibi onlarda eski Van’dan eski insanlarından bahsettiklerinde böyle içim kıpır kıpır oluyordu.

Belki de bu halk bilimciliğine soyunmak o yıllarda bende filizlenmeye başlamıştı. Kaya amcam her zaman bana şunu derdi;

<Ben bir gün ahrete gidersem sen ardım sıra hem Kayaçelebi’lerin büyüğü hem de bu işin sahibi olarak Van’a hizmet edeceksin!> Bu söz o zamanlar beni etkilese de onun gibi olacağıma doğrusu pek inanmıyordum zaman geldi işte ben de bu gün halk bilimcisi olarak huzurunuzdayım. Fakat ben asla ve asla Bir Kaya Kayaçelebi olamadım ve olamam da o bambaşkaydı.

Vanda ki Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü 1964 yılında kurulduğunda ilk Müdürü rahmetli Sabahattin Özgür’dü. Onu da burada rahmetle anıyorum. Sabahattin Bey oradan ayrıldıktan sonra onun vazifesini rahmetli Mevlüt Hoca devr aldı.

Ben o yıllarda gençtim haliyle heyecanlıydım bir şeyler yapmak istiyordum. Bu amaçla Halk Eğitime gidip geliyordum. Mevlüt Hoca o yıllarda müdüriyet bünyesinde saz, Tiyatro, Folklor gibi çeşitli kurslar açıyordu ve bütün Vanın gençleri oraya koşuyordu. Ben de biraz tiyatroculuğa özendimse de ufak bir rolü bile beceremedim. Ama hiç ayağımı Halk Eğitimden kesmedim. Bu böyle devam edip gitti. Daha sonra askere gidip geldikten sonra haliyle evlendik ama iş konu olunca Kaya amcama gittim. O da bana bir pusula yazdı ve dedi git Halk Eğitim Müdürlüğünde Mevlüt Hocayı gör ve selam söyle.

Ben de hiç durmadan çabucak gittim vardım mevlüt hocanın huzuruna. Zaten beni tanıyordu. Bazı sualler sordu. Tamam dedi sen yarın nüfus kâğıdınla ikametgâh vs. bunları al gel ve hemen işe başla.

Ve ben orada işe başladım. Müdürümüz Mevlüt Okayer, Memur Nısficihan Apaydın, ben, Kurs Hocası Nezaket hanım, Müstahdemler Gevaşlı Cemil Baba, Mustafa Yayan, Gece Bekçisi Mehmet Ergin.

Nezaket hanım hariç hiçbiri bu gün hayatta değiller ve ben hepsini rahmetle anıyorum.

Mevlüt hoca gayet otoriter Van’da saygın halkın sevdiği bir kişi olmanın dışında işini de çok iyi yapan biriydi. Çoğu zaman Van’ın kazalarına köylerine gider geldiğinde yazdıklarının müsveddesini verir bende daktiloya geçerdim. Daha fotokopi makinesi denen şey yoktu sadece teksir makinesi vardı. Onun notlarını yazdıkça ben de hoşlanıyor ve ilgi duyuyordum. Bilmeceler, oyunlar, türküler, ninniler vs. hiç durmuyordu hep halk bilimi üzerine durmadan çalışıyordu. Cevval hareketli bir insandı gidip geleni de çoktu. Van’ın mümtaz kültür sanatla iştigal eden herkes onu ziyarete gelirdi. 

Sohbetler muhabbetler gırla giderdi. Hatta yaz akşamları biz giderdik o misafirlerle oturur balkonda çay içer ve eskilerden konuşurlardı. O zaman herkes sohbet ehliydi muhabbetler sonsuz ve sınırsızdı.

Dolu dolu bir insandı ve Halk Eğitim Merkezinde Halk oyunları, Tiyatro, Müzik gibi faaliyetler hiç durmadan sürüp gidiyordu. 

Hatta o yıllarda Van’da temsil müsamerelerin konserlerin halk oyunları gösterilerin en çok yapıldığı yerdi Halk Eğitim Merkezi. Salon çok büyük değildi o zamanki Van’ın nüfusuna hitap edecek kadar vardı.

Kaya Kayaçelebi amcada yazdığı üç tiyatro eserini de Halk Eğitim Merkezinde icra etmişti.

Mevlüt Hoca her ne kadar Diyarbakır’da doğmuş ise de halis muhlis bizden ziyade Vanlıydı gerçek bir Van sevdalısıydı. Ailesi seferberlikte buradan göçüp gitmiş ve Van’ın düşman işgalinden kurtuluşundan sonra sadece 1 yıl Diyarbakır da kalırken orada doğmuş ama 1 yıl sonra Van’a gelmiştir. Ve hayatını vana adamıştır. Öğretmenlik, Okul müdürlüğü ve en son Halk Eğitim Merkezi müdürlüğü yaptıktan sonra aramızdan ayrılmıştır.

Bu gün aramızda olmasa bile ben onu her zaman hayırla anıyorum çünkü çok iyi bir <Nesep bilimciydi<>halkı çok iyi tanıyan bilen birisi olarak bu gün hala ismi anıldığında rahmetle ve hürmetle anılan bir tarihi şahsiyet olarak hafızalarda tazeliğini korumaktadır.

3 yıl gibi kendisiyle birlikte çalıştım ondan çok şey öğrendim. O bana bu işi dolaylı olsa da bana sevdiren saydıran bir insan olması hasebiyle kendisine minnettarım.

Böyle insan ve insanlar ne yazık ki artık bir daha gelmiyor. Onların her biri birer Van efsanesi olarak Van tarihine geçtiler.

Devam edecek. 

Yazarın Diğer Yazıları