Van Atatürk Lisesi'nden hayata uzanan yol
Rıdvan Kadeş
Bazı yollar vardır, asfaltı, taşını, durağını hatırlamazsınız ama yolda yürüdüğümüz insanları asla unutmazsınız. Van Atatürk Lisesi ile başlayan hayat yolculuğunda benim için tam olarak böyledir. Bir okuldan öte, bir şehirden fazla, bir yurttan ibaret olmayan; kaderi, dostluğu ve zamanı aynı potada eriten uzun bir yürüyüştü bu.
O yıllarda Van, bu günkü gibi değildi. Küçük bir kasaba gibiydi; neredeyse herkes birbirini tanır, selamı esirgemezdi. Van talebe yurdu ise bu kasabanın kalbinde, çamur mohre duvarlarının ardında üç katlı, her katında dört odası olan mütevazı bir bina olarak dururdu. Ama o binanın içinde sadece öğrenciler değil, bir aile yaşardı. Aynı sofrayı, aynı sevinci, aynı hüznü paylaşan bir aile.
Kimler yoktu ki bu yolculukta... kimi doktor oldu, kimi mühendis, kimi bürokrat, kimi akademisyen, kimi iş insanı. Çalışanları vardı, Mümtaz Yörükoğlu, Cemal Çalışkan gibi. Cemal doktor oldu, Mümtaz önemli iş insanı. Mirza Aslan, Mecit Çalışkan ve Ahmet Kartal (Emelo) hekimlik yolunu seçtiler. Remzi Özer, Süleyman Kuşman mühendis oldu;
Selahattin Direk de okulun zekilerinden, mali müşavir, ardından kısa bir süre siyaset de il başkanı oldu. Kemal Hakan bürokrasiye emek verdi; Ünsal İlhan, Halil İbrahim Ürgün, maliyede biri defterdar yardımcılığı biri Müfettişiyle uzanan bir yol aldı.
Van talebe yurdunda ki arkadaşlarım Rasim Eşme bugün sağlık müdürlüğü yapmış bir isim; Mehmet Aşma girişimci iş insanı oldu.
Girgin Filiz ve Mehmet Dağlıgül TRT de görev alanlardan. Bu arkadaşlarla aynı çatı altında hayata hazırlanıyorduk. Yurdun karşısında kocaman bir tarla vardı okuldan ayrıldıktan sonra her akşam orada top oynar, spor yapar yorgunluğumuzu hayallerimizle unuturduk. Şimdi o tarla yok yerinde yükselen binalar var. Ama hatıralar hala bir kültür binasının devasa binasında ayakta.
Van Atatürk Lisesi folklorunda hayat bulduğu hocalarla besleniyordu. Bu hocalar, Fevzi Leventoğlu, Mustafa Solmaz ve Burhan Özel hoca tarafından sağlanıyordu. Tosun ve Hüseyin kardeşlerin icra ettiği davul - zurna eşliğinde, okulun konferans salonunda Fazıl Tuncil, Bayram Kuşman, İsmet Alpaslan kızlı erkekli folklor ekibiyle coşku katarak, kültürümüzü sahneye taşırken; Nedim Topaloğlu, Ünsal İlhan ve Ömer Baş bizler için adeta birer vakıf abisiydiler. Vakıf müdürümüz Nurettin Bey'in Babacan tavrı, aşçısı dan çalışanına kadar herkesin yüzündeki emek ve şevkat hâlâ gözümün önündedir.
Okul içinde ayrı, okul dışında ayrı arkadaş grupları vardı onlarda Erkek Sanat Enstitüsü ve Van Ticaret listesi öğrencilerindendi.
Benim yol arkadaşlarım çoğunlukla Atatürk liselilerdi.
Bunlar, Mehmet Ali Can, Turgut Karaloğlu, Ömer Yoğurtçuoğlu, Solmaz Koyuncu ve Orhan Kurtuluş ekibin başı olarak tabi ki bendim. Bana da verdikleri bir lakap da vardı.
Bu ekip arkadaşlarımız dışında, güreş. Koşu ve benzeri sportif faaliyetlerle ilgili çalıştığımız arkadaşlarımızda vardı.
Caner Yörük, Hakkı Terzioğlu, Sacit Gücü yener, Lütfü Polat, ağır abi takılanlar Şahabettin Özaslaner, Mustafa Çohaz Öz Altaylı gibi samimi görüştüklerimiz.
Bu arkadaşlardan önce Mustafa Çohaz sonra Şahabettin Özarslaner ilerleyen yıllarda Van Belediye Başkanı seçilmeleri, o günlerin sessiz ipuçları gibiydi.
Devam edecek.