Ömer Gündüz

PEYGAMBERİ BİR HAYAT TARZINA İHTİYAÇ VAR

Ömer Gündüz

Dünyamız küreselleşirken iletişim ağının yaygınlaştığı hemen her şeyin ayan beyan olduğu bir zamanda bulunuyoruz. Dünya, tabiri caizse artık bir köy misali.  Bir ülkenin en ucra köşesinden bağırsan, bir başka ülkenin diğer ucundan duyulmaktadır. Yapılan bir hayır veya yapılan bir şer çok kısa sürede yayılmakta, buda toplumları en çabuk bir şekilde etkisi altına alabilmektedir. Dünyanın bir ucundaki bir bilgiyi ellerinde bulunduranlar istedikleri an ve zamanda hemen gün yüzüne çıkarıyorlar. Kimilerini hasıraltı ediyorlar ve kimilerini de çarpıtarak ortaya dökebiliyorlar. Kullanılan aletler bireyler açısından pek de güvenli değil. Bilgisayarlar, telefonlar, ipodlar ne varsa bir anda başkası için bir bilgi alanı olabiliyor. Yönetim erkini elinde bulunduranlar bir anda sizin en mahreminize girebiliyorlar. Bunun içindir ki artık hiçbir şey güvende değil. İnsan taki kendisini her an, mahrem anlarında dahi kontrol altında tutmak zorunda.

Oysaki peygamberi bir hayat tarzına müntesip şahsiyetler ve topluluklar böyle bir kontrol mekanizmasına zaten sahiptirler. O şahsiyetler toplumda her zaman örnek gösterilerek “El-Emin” sıfatına layık bir yaşayışla yollarına devam etmekte, bu dünyanın bir de öbür dünyası var diyerek davranışlarına her daim çeki düzen vermektedirler. Müslümanlar özel hayatlarında bile ölçülüdürler. Bu, en mahrem anları için bile geçerli. Çünkü attıkları her adımın hesabını verme bilincindedirler. Çünkü inandıkları kitabı mukaddesatın emri ve çizdiği yol O yönde ve O doğrultudadır. “Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzap/21) ayeti celilesinin işaret buyurduğu gibi.

Diyebilirsiniz ki yaşantımızda fısk-ı fücurun, fuhşiyatın, ihtirasın, intikamın, hırsın ve iftiranın kol gezdiği bir zamanda ne yapmalıyız; nereye başvurmalıyız? Yada bu dönem nasıl atlatılır, işin içinden nasıl çıkılır ve bu kirliliklere nasıl bulaşılmaz ve sakınılır?

Çaresizliğin doğurduğu sonuçlar sebebiyle, yanlışın ve batılın tek çözüm yol olarak  gösterildiği veya ehveni şer dediğimiz algının en doğru ve en güzel yol duruken; çare olarak akıllara sokulduğu bir zamanda bizler Peygamberimizin çağrısına ve yaşantısına sarılmaktan başka bir seçeneğimiz bulunmamaktadır. Kur’an’ın değirmeninin döndüğü yerde durmalı, O güzel Peygamberin yaşam tarzını örnek almalıyız.

Bilmeliyim ki: Peygamber, bir Müslüman kardeşinin ayıbını görürse, onun ayıbı örter ve gizlerdi. Yumuşak konuşurdu, mütevazi yürürdü, az yerdi, fazla uyumazdı, uygun giyinirdi, adil davranırdı, kibar hareket ederdi, sabırla çalışırdı, olumlu düşünürdü, doğru inanırdı, terbiyeli davranırdı, uygulayarak öğrenirdi, kazancını hak ederdi, akıllıca harcardı, devamlı ibadet ederdi, içten severdi, bütün işlerini istişare ile yapardı. Bu sadelik, gündelik hayatın en ufak ayrıntılarında bile mükemmeldi. Bu sade yaşayışına rağmen, hayatı örnek bir hayattı.             Öyle ise bizler böyle güzide ve yaşam tarzı her anıyla mükemmel ve eksiksiz olan bir Peygamberin ümmeti olmaktan gurur duymalı ve onun gibi oturmalı, onun gibi yemeli-içmeli, onun gibi insanlarla münasebet kurmalı, kısacası onun hayat tarzını kendimize düstur edinmeliyiz. Aksi takdirde bu gün kötülüklerin ve endişelerin çoğaldığı bu zamanda birbirimize düşman olur, birbirimizin mahremini öğrenmemek ve buna engel olmak için bir çok teknolojik gelişmelerin önüne gerek devlet eli ile gerekse birey olarak engel koymaya, kanunlar çıkarmaya çabalarız. Sonrada toplumlara yasaklar koyarak, baskı ve şiddet uygulayarak, insanları ıslah etmenin yollarını ararız. Ararızda sadece bulmak ile meşgul oluruz. Halbuki inanmış bir topluluğun önünde en büyük model, vicdanlarda yer etmiş, sevgi ile bezenmiş, sevgililer sevgilisi Allah'ın Rasulü ve onun koymuş olduğu yaşam manzumesi bir buket çiçek olarak karşımızda durmakta; bu buket alınıp koklanmak ve bağırlarımıza basılmayı beklemektedir.

Selam ve dua...

Yazarın Diğer Yazıları