Ömer Gündüz

NEREDESİN, EY ADALET!..

Ömer Gündüz

 

NEREDESİN, EY ADALET!.. 

         Anadolu Ajansı ile birlikte TRT, CNN Int ve Guardian’ın önceki gece eş zamanlı olarak Türkiye ve bütün dünyaya servis ettiği işkence fotoğrafları Suriye’nin adeta “zulüm coğrafyası” haline getirildiğini bir kez daha ortaya koydu. Son üç yıl içerisinde bir taraftan Beşar Esad’ın zulmü diğer taraftan bölgesel ve küresel aktörlerin “hesaplaşma” ve “nüfus savaş”ının arasında sıkışan Suriye’deki barbarlık fotoğraflarını görünce akıllara gelen ilk soru “Neredesin Ey Adalet?”. Cevaben: “Birleşmiş Milletler'in, Nato'nun, Cenevre 2'nin ve Amerika'nın koynunda” demekten kendimizi alamıyoruz, ne yazık ki.

         İslam dünyasının özbeöz iç meselesi olan Suriye’deki zulüm ve iç savaş için Müslümanlar bir türlü biraraya gelemiyorlar veya gelmek istemiyorlar. Yetmezmiş gibi bir de “çözüm”ü sicili kanla ve zulümle dolu olan eli kanlı Batı’da aramaktadırlar. Aramakla yetmezmiş gibi birde bu konuda batıyı ve işbirlikçilerini göreve çağırmayı ısrarla sürdürüyorlar. ABD ve Rusya’nın başı çektiği, çifte standardı ve zalimliğiyle dillere destan olan Avrupa’nın da bu ikisini peşi sıra izlediği Cenevre 2 toplantısını, Suriye’de yaşanan zulüm ve iç savaşa panzehir olarak görmek, adeta katiller sürüsünden merhamet beklemek oluyor. Bir yanda, suç listesi hayli kabarık olan ve sadece Irak’ta 2 milyon kişinin katili ABD; öte yanda ise Çeçenistan işgaliyle Müslümanlara karşı tavrı belli olan Rusya. Bir türlü “BİR” olamayan İslam alemi, Haçlıların üşüştüğü bu toplantıdan medet umuyor, maalesef.

         Oysaki izzet ve şeref, iyilik ve merhamet, barış ve adalet ancak ve ancak Allah'ın yanında olmakla, bizlere bahşettiği İslam dininde ve onun emrettiği İslam birlikteliğindedir. Çünkü Allah'ın bir adıda “El-Adl” dır. Yani “Çok adil olan, asla zulmetmeyen, kullarına da adil olmayı, adaletle davranmayı emreden demektir. “De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi (yine O'na) döneceksiniz.” (Araf/29) ayeti kerimeside söylediklerimize verilecek en büyük delildir. Biz Müslümanların mensubu olduğu; yegane gayesi yeryüzünde hakkı ve adaleti tesis etmek olan bir dinin müntesipleri, neden tek gayesi zulüm ve sömürü olan batıl güruhlardan medet beklemekte, kendi öz Müslüman ümmet şuuruna erememektedir. "Dağlar üzerine buğday dağıtın, Müslüman bir ülkede aç kuş kaldı denilmesin." "Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de adil-i ilâhi Ömer'den sorar onu." cümleleriyle adalette dünyaya nam salmış Hz Ömer (r.a)'in yolunun yolcusu olmamız gereken biz Müslümanlar; neden hala ne yapacağına, nereye gideceğine karar verememiş ve çözümsüzlük içersinde Siyonistlerden ve Emperyalistlerden gelecek bir kalleş eli beklemektedir.

-        Yok mu Hz. Ömer gibi cesaretli ve yiğit olan ve ne pahasına olursa olsun adaleti sağlayacak bir adam?

-        Yok mu Şeyh Şamil gibi ölüme meydan okuyan, zalime asla boyun eğmeyecek bir komutan?

-        Yok mu Şeyh Ahmet Yasin gibi İslam ümmetini birlikteliğe ve zulmü durdurmaya çağıracak bir yiğit?

Mutlaka vardır. Böyle bir ümmet, böyle bir imamet. Var olmaya mecburdur. Çünkü bu konuda Rabbimizin bizlere vaadi vardır: Yarattıklarımızdan, daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir millet bulunur.” (Araf/181) diye. Çünkü bu ümmetin küllerini kaldırsanız, altından iman ve inanç çıkacaktır. Yeterki böyle bir şuura erebilsek. Yeterki bu şuurda, takatımizin sonuna kadar cehdetmeye çalışsak. Çünkü Ey Ümmet Suriye seni bekliyor, Filistin seni bekliyor, Arakan seni bekliyor, Mısır seni bekliyor, Bangledeş ve Türkiye sizleri bekliyor. Bekletmeyin mazlumları, bekletmeyin mahrumları ve incitmeyin küçücük masum çocukları. Çünkü dünya yeniden İslam Birliği'ne muhtaç.

               Selam ve dua...

 

 

 

         

Yazarın Diğer Yazıları