Ömer Gündüz

Müslüman Kanı Ne Zaman Dinecek?

Ömer Gündüz

İslam "silm" yani barış kökünden türemiş bir kelimedir. İslam dininin özü ve insanlığa en büyük emri: Adalet, barış ve özgürlüğün tesisi ve teminidir. Çünkü Rabbimiz "Ey iman edenler! Hep birden barışa girin, şeytana ayak uydurmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır." (Bakara/208) buyurmaktadır. Savaş ise, uğraşma, kavga, mücadele anlamlarına gelen ve karşı karşıya gelen iki gürühunda zarar gördüğü ve bir nesli yok ettiğini anladığımız ve en son çare olarak algıladığımız, akıllarda kötü iz bırakan bir sözcük.
Kuran-ı Kerimdeki savaşın sebebi, düşmanın saldırı ve zulmüdür. Düşman Müslümanların yurtlarını basar, hicrete zorlar, can, mal ve din ve namus güvenliğini tehdit eder, elde edilmiş ve edilecek haklarını gaspeder ve adaleti zayi ederse bu durum; savaşı zorunlu ve mecbur kılar. Kur'ana göre, düşman güçlerine karşı verilecek savaşın gerekçesinin makul ve haklı olması gerekir. Esasen "istila", "sömürü" ve "tecavüz" için yapılan savaşları tanımayan İslam dini  savaşa ancak Müslümanların can ve mal güvenliğini sağlamak, hak ve hürriyetlerini korumak, İslama ve İslam ülkelerine yönelik saldırıları önlemek amacıyla başvurulacağını hükme bağlamış ve meşru gördüğü bu savaşı da diğerlerinden ayırmak için ona "kıtal" adını vermiştir.
Peki bahsettiğimiz konulardanda anlaşılacağı üzere inancımıza göre savaş Müslümanın en son ve bütün olumlu yolların denenmesinden sonra başvuracağı caydırıcı bir eylemdir. Bizler eylemlerimizi tepki ve düşmanın tavrına göre değil, Kur'an'a uygun yapmakla görevliyiz! Bizler Hz. Muhammed'in sünnetine tabi olmakla sorumluyuz. Batı zalim, kuralsız, acımasız, sömürgeci,... olabilir. Ama biz Müslüman'ız. Bizi biz yapan değerler ve uymamız gereken kurallar var. Hatta savaşta  bile! Yoksa onların yaptığını yapacak olduktan sonra onlardan ne farkımız kalır ki? "Bizler kafirlerin yoluna değil, Peygamberimizin sünnetine tâbiyiz!..
Ancak asıl söylenmesi gereken konuya temas edecek olursak: Bu gün medya gündeminde konuşulan birinci mesele Amerikan'ın Suriye'ye yapacağı askeri müdahale, bizim tabirimizle işgal ve zulüm konuşulmakta; adeta zalim Esad'ın sonunun geldiğinden bahsedilmektedir. Ne yazık ki Batı ve batının ağabeyi Siyonizm yine İslam ümmetine aynı santranç oyununu oynamış, aynı hamleyi yapmış ve şah-mad demiştir. Yıllar önce Bosna-Srebrenisra'da yüzbinlerce , Irak'ta 1,5 milyon ve şimdide Suriye'de yine yüzbini aşkın mazlum insanın ölümü ile sonuçlanan işgallerin ve katliamların en büyük müsebbibi-sorumlusu Siyonist İsrail ve uşakları Amerika ve İşbirlikçileri olmuştur. Tüm uyarı ve ısrarlara rağmen Müslüman yılanın deliğinde ikinci kez ısırılıyor; Siyonizmin ve Emperyalizm'in oyunlarına alet oluyor, vahşice katledilen ve bundan sonra katledilecek milyonlarca insanın günahına ortak oluyor. Tıpkı Irak'ta öldürülen 1,5 milyon insan gibi... Kur'an'a göre insan varlıkların en şereflisidir. Allah'ın yeryüzündeki halifesidir. Bu nedenle insana çok önem verilmiş ve yüceltilmiştir. Bir insanı suçsuz yere öldürmek, tüm insanlığı katletmeye denk tutulmuştur. Hz. Peygamber, gayr-i müslim bile olsa cenazelere saygı göstermiş ve böylece insan olma sıfatının, filan dine mensup olma sıfatından önce geldiğini göstermiştir.
Ancak başta Türkiye olmak üzere, diğer Müslüman ülkeler müttefiklik konusunda aynı hataya bir kez daha düşmüştür. Siyonizm'in seneryosunu yazdığı filmin başrolünde kötü adam rolünü oynamak ise yine  Türkiye'ye kalmıştır. Niçin mi? Çünkü tarihte Amerika Irak'a barış ve demokrasi götüreceğiz bahanesiyle askeri harekat başlatırken ne yazık ki Türkiye hava üslerini kullanmış; sadece İncirlik hava üssünden 4990 sorti yaparak yüz binlerce masum çocuğun, mazlum Müslümanın ölmesine ve binlerce kadının namusunun kirletilmesine istemeyerek alet olmuş; yedi sülalemiz başımızı secdeden kaldırmayarak; tövbe etsek bile bu vebalin altından kalkamayacak bir günahın altında ezilmişizdir. Evet artık uyanalım ve kendimize gelelim. Aynı seneryo Suriye'de oynanıyor ve yine ülkemiz bir çıkmazın içersine sokuluyor. Amerika ve İsrail'in işgaline mecburen evet demek, hava üslerimizi "buyurun kullanın" söylemeye  hazırlanıyoruz. Çünkü Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir.
Onların (batılın) savaşı asla terör olamaz! Onlar hep insanlık adına savaşmışlardır, safsatası dillerde kulaktan kulağa dolaşmaya devam ediyor. Rusların Afganistan işgali de, oraya insanlık ve erdem getirmek için yapılmıştı, Amerika'nın şimdiki işgali de... Irak'ı işgalide hep bu temenni ile gerçekleştirilmiştir. Orada bir milyonu aşkın insanın öldürülmesi de sırf insani erdemler içindi! İslam adına cihat kötü, Amerikan çıkarları adına savaş iyi ve kutsal!
Peki anlatmış olduğumuz bunca sıkıntı ve musibetin sebebi nedir? El-cevap.
- Karşısında zavallı paramparça olmuş; Kur'an'dan bihaber, başsız ve öndersiz bir Müslüman ümmetin varoluşu.
- Yıllardır bas bas bağırdığımız ve her ortamda haykırdığımız, İslam birliğinin, İslam Birleşmiş Milletlerinin ve İslam Ortak Pazarının kurulmayışı. 
- Şeyh Ahmet Yasin, Ömer Muhtar kimdi sahi? Çanakkale neydi? Milli Mücadele neydi?... sorularını sormayışımız ve bilmeyişimiz.
Bizler ancak batı medyasının müsaade ettiği kadarıyla bilgilenir ve bilgilendiriliriz. Al sana haber "Bin Ladin uzun takipten sonra tespit edildiği evinde vurularak öldürüldü." Amerika da kurtuldu, biz de kurtulduk. Haydi Müslümanlar bayram yapalım. Olay bu kadar basit işte. Artık titreyip kendimize gelmenin, hakikatleri görüp, kendi stratejimizi kendimizin belirleyeceği vakit geldi ve geçiyor. Zararın neresinden dönülürse kardır misali daha fazla korumasız ve zavallı çocuklar kimyasal silahlarla ölmesin diye..! daha fazla kadın dul kalmasın diye..! Artık vampir Siyonizm'in ve Emperyalizm'in verdiği silahlarla  müslüman müslümanı katletmesin diye "işgallere hayır" "özgürlüğe evet". İslam Birliği'nin ve vahdaniyetinin varolduğu bir ortamda barışın, adaletin ve yaşam hakkının kutsallaştığı günlere hasretle ve bütün kalbi duygularımızla "barışa ve adalete" EVET; "savaşa ve sömürüye" HAYIR diyoruz. Rabbim zalimin zulmüne uğramaktan ve zulme rıza göstermekten biz kullarını muhafaza eylesin... duası ile...Vesselam...

Yazarın Diğer Yazıları