KENDİNİZİ TANIYIN
Ömer Gündüz
Hamd, kalem tutarak yazan eli, görerek okuyan gözü yaratan âlemlerin Rabbi olan Allah Teâla (c.c) mahsustur. Salat ve Selam; Âlemlere rahmet olarak gönderilen, çalışarak başaran, örnek olarak başarının yolunu gösteren (s.a.v) Efendimize, temiz Ehl-i Beyti’ne ve Ashabına olsun. Hz. Adem (a.s)’den günümüze kadar; zulme, haksızlığa, bozgunluğa karşı mücadele eden ve Allahü Teala (c.c)’nın rızasını kazanmak gayretiyle cennete koşan bütün mü’minlerin üzerine olsun.
Kişinin kendini tanıması, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Bu sebeple 2014 yılının ilk haftasında kaleme aldığım bu yazıda, insanı, yani kendimizi tanımak ve tanıtmak; bu tanımla birlikte asıl yaratılış gayemizin idrakine varma gayreti içersin de olmalıyız.
İnsan: “Ruh ve beden bütününden oluşan benlik şuuruna sahip, akıl, duygu ve arzu karışımı, konuşma ve iş yapma becerisi olan en üstün canlı varlıktır. Yani eşrefi mahluktur.” Bir diğer tarifle insan; “Allah’ın yeryüzündeki halifesi ve maddi varlıklar arasında mesuliyeti olan tek canlıdır.” İnsanın mahiyeti, sırları, vazifesi, neci ve kim olduğu şeklindeki sorular, tarih boyunca düşünen beyinleri çok meşgul etmiştir. Felsefe ve düşünce tarihi, bu ve buna benzer soruların arayışlarıyla doludur. İslam inancına göre insan, ucu bucağı bilinmeyen varlık âlemi içinde, eşsiz bir konuma sahiptir. Ruhuyla, cesediyle Allah’ın en antika bir sanat eseridir. Kur’an-ı Kerim insanı bu özelliğinden dolayı, “Ki biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin/4) diye ifade etmektedir.
En güzel şekilde yaratılan insan dünyanın halifesidir. Dünya sarayının halifesi ve sultanı olan insanın yaratılışı hakkında Kur’an’da birden çok ayet bulunmaktadır. Bunlardan biri ise: “O, yarattığı her şeyi en güzel bir şekilde yarattı. Ve insanı yaratmaya da bir çamurdan başladı. Sonra onun neslini, değersiz bir suyun özünden yaptı. Sonrada onu şekillendirip; içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için işitmeyi, görmeleri ve gönülleri yarattı. Siz, çok az şükrediyorsunuz!” (Secde/7-9), ayeti celilesidir. Bu ayetten de anlaşıldığı gibi Allah’ın eksiksiz ve mükemmel olarak yarattığı insan iki şeyden meydana gelmiştir: 1- Topraktan çıkan besinlerin özünden. 2- Allah’tan gelen ruhtan. Bu iki önemli varlığın bir araya gelmesiyle oluşan insana takılan en büyük taç, yani en büyük nimet ise akıldır. O halde insanın meydana gelmesinden sonra insanı yöneten ve yönlendiren akıl melekesini çok iyi tanımalıyız. Yani, akıl gücünü kontrol etmeliyiz.
Kendinizi tanımanın birinci adımı, beyninizin çalışmasını ve zihinsel tercihinizin neler olduğunu anlamanızdan geçer. Her şey beynimizde başlar ve beynimizde biter. Ne olduğumuza, neler yapacağımıza kendimiz karar veririz. Bunu da beynimizle yaparız. Bu yüzden beynimizi iyi tanımalıyız. Burada kastettiğimiz şey beynin cismani şekli değil; aslolan beynimiz yani aklımızdaki zihin yapısı ve düşüncesidir. Bu sebeple insanlar üzerindeki incelemelerde üç çeşit kafa (zihniyet) yapısı tespit edilmiştir. Bunlar:
Küçük Kafalar: Bu kafa yapısına sahip olanlar, şahısları konuşurlar. Filan kişinin gözü şaşı, filan kişinin, kaşı eğri gibi...
Orta Kafalar: Bu kafa yapısına sahip olan kişiler olayları konuşurlar. Yola çıktığımda yüz seksenden aşağı düşmem gibi...
Büyük Kafalar: Bu kafa yapısına sahip olan şahsiyetler ise, inançları, fikirleri ve düşünceleri konuşurlar. Yani şahıslara ve olaylara hiç mi hiç takılmazlar. Fikirlerimizi hayatımıza nasıl hakim kılabiliriz, bu hususta nasıl bir çalışma yapabiliriz, gibi. Şimdi kendimize soralım: Benim kafa yapım hangi kafadandır? Eğer cevabınız “Büyük Kafalar” ise o halde kendinize şu soruları sorun:
- Ben niçin yaratıldım ve bu geçici dünyada neler yapmalıyım?
- Beni yoktan var eden yaratıcıya karşı görevlerim nelerdir?
- Dünyada yaşayan 7 milyar insandan biri olduğuma göre; diğer insanlara karşı
görevlerim nelerdir?
- Madem, Rabbim beni başıboş yaratmamış; o halde neye göre, nasıl bir yaşam tarzı
belirlemeliyim?
- Kur'an-ı Kerim'den ve Peygamberin sünnettinden haberdar mıyım?
- Dünyadaki Hak-Batıl mücadelesinin neresindeyim?
- Geçmişi hatırlayıp; gelecekten ders çıkarabiliyor muyum?
Bu soruları sormakla:
Kendinizi arayın. Çünkü gerçek bir arayış içinde olan kişi kendisini arayan kişidir.
Kendinizi tanıyın. Çünkü kendinizi tanımanız, mutluluğun ve başarının ilk kuralıdır.
Kendinizi tanıyın. Çünkü kendinizi tanımanız, düşüncenizle eyleminizin bir araya getirilmesidir. Kendinizi tanıyın. Çünkü kendini tanıyan dünyayı tanır.
Kendinize ulaşın. Çünkü kendinizden başka, kolay ulaşacağınız bir şey yoktur.
Kendinizle barışın. Çünkü kendinizden başka, kimse size barış getiremez.
Kendinizi bilin. Çünkü kendinizi bilmezseniz, başka hiçbir şeyi bilemezsiniz.
Hz. Ali (r.a)’nin buyurduğu gibi “Ey insan sen kendini küçük bir cüsse zannediyorsun; amma sende koca bir alem gizlidir.”
Selam ve muhabbetle…