Ömer Gündüz

İnsanlar, Nedir Bu Haliniz?

Ömer Gündüz

Kıymetli okurlar, içinizden geçenleri biliyorum. Niyetinizi okur gibiyim. Bana bunları söyleyebilirsiniz. Çok karamsarsınız. Çevremizde yaşanan bunca olay ve haberler arasında hiç mi güzel ve sevindirici bir olay yok. Bir günde çiçeklerden, börtü böceklerden, doğa harikalarından, hatta insanların bir nebzede olsa tebessüm edeceği güzel şeylerden bahsetsen. Çıksak kaf dağına, insek Van bağlarına. Gitsek dünyalar harikasına, etsek de bir çift tatlı söz. Seviniversek kendimizce... Keşke demekten kendimi alamıyorum. Keşkeler dünyası değil çünkü bu dünya, gerçekler dünyası.  Vardır elbette Cenab-ı Hakk’ın yaratmış olduğu bu güzel dünyada, bir çok güzellikler ve harikalar. Ancak her geçen gün gidişatımız, yaşantımız ve geleceğimiz o kadar çok endişe verici olaylarla çepeçevre sarılmış ki bunca olaylar, iyi ve güzel olan şeyleri görmemizi engellemiş, bizleri kötüler ve kötülükler kuşatıvermiştir.

Dünyamıza bakıyoruz, her bir mazlum coğrafyada kan, zulüm ve gözyaşı hakim. Ülkemize bakıyoruz, kaos, kargaşa, kavga ve entrika hakim. Memleketimize bakıyoruz. Bilgisizlik, cehalet, saldırganlık ve birbirimizi çekememezlik hakim. Ailevi yaşantılarımıza yani en yakınımıza bakıyoruz. Dedikodu, kıskançlık, intikam ve yalan hakim. Be güzel kardeşim benim yaşantımda nerem düzgün, nerem güzel ki bende size güzelliklerden bahsedeyim…

         Dünyadaki uluslar arası arenada her alanda büyük bir haksızlık ve zulüm yaşanmaktadır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde, özellikle halkı Müslüman olan ülkelerde, savaş, baskı ve ekonomik ambargo mevcut. Hakkın ve adaletin olduğu bir dünyada değil; güçlünün ve zalimin hükmettiği bir dünyada yaşıyoruz. Ülkemizde, siyaset meydanı hareketli. Mecliste milletin vekilleri ülke-millet sorunlarını çözecek yerde; birbirini dövmekte. Yerel seçimler için meydanlara inmiş adaylar, projelerini ve kendilerini tanıtacak yerde, birbirlerine girmiş, neredeyse biri diğerini ortadan kaldırmak, yok etmek için elindeki bütün silahları kullanmaktadır. Evli çiftler mutlu ve huzurlu bir ailenin temellerini atacak ve iyi nesiller yetiştirecek yerde, birbirlerini yiyip, parçalamakta, erkeğin kadına uyguladığı şiddet, kadının erkeğe namzet itaatsizliği almış başını yürümüştür. Boşanmalar, cinayetler… Nedir bu halimiz Allah aşkına? Yok mu bu gidişe bir dur diyecek? Felaketler gün be gün artmakta ve toplumların kötü gidişatı, endişe verici bir boyuta ulaşmaktadır. İnsanlığımıza yapılan onca ders, nasihat ve sohbet, uyarı ve musibet, bizleri ne yazık ki kendimize getirmiyor. Özümüze döndürmüyor. Yaratılış gayemizi hatırlatmıyor. En önemlisi bir insan olduğumuzu iyisiyle, kötüsüyle, günahıyla sevabıyla zayıf ve bir o kadar da aciz bir kul olduğumuzu unutuyoruz. İmtihan dünyasında yaşadığımızı; asıl evimizin ahiret, yani ebedi hayat olan cennet yada cehennem olduğunu idrak edemiyoruz. Çünkü para ve hırs, dünya sevgisi, makam ve mevki en büyük amacımız olmuştur.  Bu doğrultuda, hasetçilik, cehalet ve vurdumduymazlık bizi kendi öz değerlerimizden; almış ve uzaklaştırmıştır. Ancak yüzlerin evirilip çevrildiği o asıl hesap günü, Allah’ın huzurundaki o an unutuluvermiştir. Peygamberimizin tabiriyle ahir zaman toplumumuz “Vehenleşme” hastalığına tutulmuştur. Nedir Vehenleşme: “Dünyayı çok sevmek; ölümden de korkmak”. Yine Peygamberimizin belirttiği bir diğer bulaşıcı hastalığımız ise “Mudarra Etmek” tir. Oda “Bananesimcilik-Vurdumduymazlık” tır.

Oysa ki Mevlamız Kur’an-ı Kerim’de onlarca ayetinde “Ey insanlar yada Ey iman edenler” diye başlayan sözleriyle bizlere nasihat etmekte bizleri uyarmaktadır. “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz. Umulur ki, böylece korunmuş (Allah'ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz.” (Bakara/21) gibi.

         Tıpkı Musa (a.s) kavmini uyardığı ve doğru yola çağırdığı gibi “Ey kavmim! Nedir bu hal? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.” (Mü’min/41)     

         Vesselam…

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları