Fetih nesli olabilmek
Ömer Gündüz
Fetih: İslama ve hükümlerine, hoşgörü ve adaletine açmak anlamında, açmak, açılmak, herkesin ilgi ve takdirini kazanarak, kahramanlıklar göstererek cihad ile bir yeri elde etmek manasındadır. Daha çok da, büyük zafer ve muvaffakiyetlere kapı açıldığına işaret için kullanılır. İşgal ise: Bir yeri zorla ele geçirmek ve ele geçirilen yerde zulumle zorla hükmetmek demektir. Aralarındaki fark ise işgalin beşeri bir gaye ile sömürü amaçlı gerçekleştirilmesi, fethin ise ilahi bir gaye ile adaleti tesis etmek için yapılmasıdır. Bizim konumuzla ilgili olan kısmı da budur. Bu tanımla birlikte, her yıl, 31 Aralık günü Mekke'nin Fethini hep birlikte idrak etmenin ve yeniden o fetih aşkının ruhlarımızda neşvu nema bulması amacı ile bu hafta “Fetih” konusunu ele almak istedim.
Mekke, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dünyaya teşrif buyurdukları, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği şehir… Nübüvvet kitabının hem ön sözünün hem de son sözünün indirildiği, Hz. Adem (a.s.)’dan itibaren tevhit inancının merkezi ve müslümanların kıblesi olan Kâbe’nin de bulunduğu şehir. Allah Rasulü (s.a.v) kendisine peygamberlik vazifesi verildikten sonra önce Mekkelileri Allah’ın dinine davet etmiş, fakat onlar bunu kabul etmedikleri gibi müslüman olmaya başlayan herkese ellerinden gelen bütün eza cefayı da çektirmişlerdi. Hatta o kadar ileri gitmişlerdir ki, Rasulullah (s.a.v)’i öldürme kararı almışlar, Cebrail a.s.’ın haber vermesiyle kurdukları tuzak boşa çıkmıştır. Mekkeli müşriklerin bitmeyen eziyetleri sonucunda müminlerin dayanacak güçleri ve sabırları kalmayınca, Peygamber Efendimiz’in niyazıyla müminlere hicret, Mekke’yi terk etme izni verilmişti. Efendimiz s.a.v. Mekke’den çıkarılırken yaşlı gözlerle Mekke’ye dönmüş; “Ey şehir, senden çıkarılmasaydım vallahi seni terk etmezdim!” demişti. Yıllarca çekilen eziyet, ambargo ve savaşların sonunda Yüce Rabbimiz, Peygamberini fetih müjdesi ile taçlandırıyor; Ona ve ümmetine müjde veriyordu: “Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.” (Fetih/1) “Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.” (Fetih/18)
Ancak günümüz yeryüzü coğrafyasında tıpkı Mekke tarihinde yaşanan zulümler, işkenceler ve haksızlıklar tüm şiddetiyle devam etmektedir. Dünyanın en kutsal mekanlarından Kudüs, Bağdat, Kahire, Şam, v.b. bir çok Müslüman beldesi işgal altındadır. Hâlâ, tevhid inancından uzak yaşayan, hatta bu inancı var güçleriyle ortadan kaldırmaya, müntesiplerini yok etmeye çalışan Siyonistler ve Emperyalistler, zulüm aracını ellerinde tutmaktadırlar. Tevhid inancının ve bu inancın mümessili Müslümanların can düşmanları olan Siyonistler ve müşrikler, bu beldelerde olanca güçleri ile mazlumlara zulmederken; Gayretullah’a dokunan, Hz. Âdem (a.s.) ile Hz. İbrahim’in ruhanîyetlerini rencide eden ve bütün Müslümanların kalp ve vicdanlarını derinden sızlatan bu durumun bir an evvel ortadan kaldırılması en büyük görevdir. Mübarek mâbetlerin ve bu mâbetlerin içinde bulunduğu tüm mazlum coğrafyaların bir an evvel zalimlerin ve din düşmanlarının kirli ellerinden kurtarılması gerekmektedir. Bundan dolayı fetih söylemini ve içinde yatan gayeyi tüm Müslüman neslimize ve gençliğimize en doğru bir şekilde anlatmalı ve o ruhu diri tutmalıyız. Çünkü
- Fetih, kurumuş, çölleşmiş topraklara cansuyu taşımaktır.
- Fetih, karanlıktan aydınlığa, zulümden adalete dönüştür.
- Fetih, kaybolmuş adaleti, yok olmuş özgürlüğü yeniden bulmaktır.
- Fetih, çöllerde susamış bedenlere, pınarlardan su akıtmaktır.
- Ve Fetih, Allah'ın nizamı ve insanlığın tek kurtuluş reçetesi Kur'an nizamının yeryüzüne hakim kılmaktır.
Kimilerinin eğlence ve kapıp koyuverme gecesi olarak algıladığı miladi yılbaşı, kimileri için de bahsettiğimiz Mekke'nin Fethi ve gelecekte Rabbimizinde bizlere vaadi olan: “Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih. Müminleri (bunlarla) müjdele.” (Saff/13) ayetindeki fetih müjdesinin ve o yoldaki azim ve aşkın aşılanması için tarafını ve yönünü belirleme gecesi olmuş ve olacaktır. Artık gelenek haline gelen her miladi yılbaşında 31 Aralık gecesi ülkemizde de yaygınlık kazanan Mekke’nin Fethi programları bu sene de coşkulu ve yüksek katılımlarla yurt çapında bir çok il ve ilçede gerçekleştirilecektir, biiznillah. Şunuda özellikle belirtmek isterim ki herkese açık Mekke'nin Fethi programlarını, gelenekleştiren ve çok ciddi bir organizasyonu gerçekleştiren Anadolu Gençlik Derneği (AGD)’nin tüm mensuplarına buradan teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum. Özellikle de bu kurumu, insanlara yerini ve safını belirlemede istikamet üzere bir duruş sergileyen ve bu geceyi insanımızın çok daha farklı idrak etmesine sebep olmalarından dolayı, çok önemsiyorum.
Geçmişimizden alacağımız derslerle geleceğimize FETİHLER yapabilmek duasıyla.
Rabbimiz hepimize Nefs Mekkesinden gönül Medinesine hicreti ihsan etsin.
Selam ve dua…