Ömer Gündüz

Dört Çocuğun Ekmek Paylaşımı

Ömer Gündüz

Ülkemizde 30 Mart yerel seçimlerine az bir zaman kaldı. Partiler adaylarını belirledi. Projeler de kısmen hazır. Her siyasi parti adayını halka en iyi şekilde tanıtmanın ve şayet belediyeyi kazanırsak halkımıza şunları şunları yapacazağız anlatmanın derdinde. Herkes ben bu memlekete daha iyi hizmet ederim iddiasında. Hiç kimse benim yoğurdum ekşidir demiyor. Partiler, siz geldiniz şunları yaptınız. Biz gelirsek şunları gerçekleştireceğiz iddiasında. Şunu da belirteyim Türkiye halen istenilen düzeyde bir seçim atmosferini ve heyecanını yakalamış değil. Hükümet, cemaat kavgası ülkenin tek ve boş gündemi. Halkımız bu kısır çekişmeler ve kamplaşmalar sebebi ile yine köşeye sıkıştırılmış. Seçimde ya şu partiyi yada karşıt görüşlü partiyi seçmeye mahkum bırakılarak alternatifler yok edilmektedir. Milletin özgür düşünmesine, adayların kapasitelerini, partilerin projelerini tartmasına fırsat verilmemektedir. Ancak bu satırları yazmamdaki amaç, mevcut ülke gündeminin görünen yüzünü sizlere bir kez daha farklı bir pencereden hatırlatmak.

Asıl anlatmak istediğim ve ülke gündeminde hiç mi hiç olmayan hatta Müslüman ümmeti dahi ırgalamayan Suriye’deki iç savaşı bir kez daha gündeme taşımak. Orada işlenen hunharca katliamlara, içleri parçalayan, yürekleri sızlatan görüntülerden bir kesit aktarmaktır. Ve derhal bu coğrafyada yaşanan mazlum halk üzerindeki oyunları bir an evvel kaldırmaya, ölümleri ve kardeş kavgasının durdurmaya sevketmektir. Çok değil önceki akşam haber kanallarında gösterilen Suriyeli çocukların dramını birçoğunuz izlediniz. Görüntülerde yakılmış, bombalanmış ve harabeye dönmüş bir sokağın ortasında oynayan dört çocuk. Çocukların üzerlerinde yırtık ayakkabılar, tozlu pantolun ve kazaklar. Ancak dikkat edilmesi ve yürekleri parçalayan görüntü ne elbiseleri nede ayakkabıları. Asıl dehşet verici ve insanın vicdanını sızlatan görüntüler, dört çocuktan en büyüğü olan bir kız çocuğunun elinde bir parça ekmek, bu çocuk elindeki ekmekten diğer arkadaşlarına sırasıyla ısırtarak yediriyor. Sıra kendine geldiğinde kendiside payına düşen ısırığı almakta ve bu böyle bir kaç kez devam etmektedir. Asla sıra bozulmamakta ve bir diğeri bir başka çocuktan fazla ısırık almamaktadır. Ancak asıl kanımızı donduran ve biz Müslümanları hadi artık oturduğunuz yumuşak koltuklardan kalkın ve yediğiniz beş çeşit yemeğin kıymetini bilmeyerek nankörlük etmeyi terk edin dercesine bizlere seslenen o görüntüleri paylaşmak istiyorum. Tam o sırada çocuklar o parçacık ekmeği yeme ve açlıklarını bastırma telaşındayken birden bire sokak ortasında bir bomba sesi. Çocukların her biri bir köşeye kaçışırken arkadaşlarına ekmeği sırasıyla yediren kız çocuğu elinde kalan ekmeği pantolonunun yan cebine bırakıyor ve oda bir yerlere sığınmaya çalışıyor. Ondan sonra görüntüler kesiliyor tabii. O an o dört çocuğun akıbeti ne oldu, kimse bilmiyor.

Evet değerli dostlar işte dünyanın manzarası bu. Fazla söze hacet yok. Varın siz düşünün. Artık nereye kadar sabır. Nereye kadar suskunluk ve nereye kadar vurdumduymazlık. Şunu çok iyi biliyoruz ki bir gün komşularımızda ki bu ateş bizim evimize de sıçrayacak. Ancak ondan sonra feryadü figanımız fayda etmeyecek. Bırakalım artık dünyevi telaşları, iktidar kavgalarını. Haset, kin ve nefret söylemlerini. Dönelim asıl gündemimize. Bir şeyler yapalım Suriye’deki açlıkla mücadele eden ve bombalardan kaçışan çocuklar için. Bu çocukları kurtarmak için vazgeçelim Nato’yu, Avrupa Birliği’ni, Birleşmiş Milletleri, Amerika’yı göreve çağırmaktan. Bilelim ki Müslümanın Müslümandan başka dostu olmadığını. Şunu da iyi bilelim ki dostumuzda belli düşmanımızda.

Bu gün ülkemizde dinleme skandallarını, böcek muhabbetlerini planlayan gürühlar kimler ise Suriye'deki iç savaşı tezgahlayanlarda aynı kişilerdir. Bunlar Emperyalistler'in ve Siyonistler'in ta kendisidir. “Gizli Dünya Devleti” dediğimiz ve dünyayı her alanda tek elden yöneten; sadece ve sadece dünyevi emellerini gerçekleştirme peşinde olan hain ve zalim kuruluşlardır bunlar. Ancak asıl sıkıntı meydanı bunlara bırakan, bu gizli emellere piyon olan biz Müslümanlarda. Kurmalıyız artık İslam Birleşmiş Milletlerimizi. Oturmalıyız bir masa etrafında hiçbir dünyalık hesap yapmadan, sadece o dört körpecik çocuğu kurtarmanın telaşında olmalıyız. Olmalıyız ki huzuru mahşerde Mevlam bu dört çocuğun hesabını sormasın bizlerden… Yoksa siyaset yapmanında, nutuk atmanında bizlere bir faydası yok.

 

Selam ve muhabbetle…

Yazarın Diğer Yazıları