Demokrasi dediğiniz: Bir oyuncak
Ömer Gündüz
"Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon ve devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir" diye tarif edilip, geçilir. Yunanca "dimokratia" sözcüğünden türemiştir. Türkçeye, Fransızca démocratie sözcüğünden geçmiştir. İngilizce den ise demonisation kelimesinden türemiştir. İngilizce sözlüğü olanlar açıp baksınlar. Demonisation: "Şeytan, şeytanlaşma, şeytanlaştırma" manalarına gelmektedir. Bu tanımlar aklınızın bir köşesinde kalsın.
Tarih tekerrürden ibarettir, atasözünü hep söyler dururuz. Gerçektende bunun böyle olduğunu biliriz. Ancak tarihten ders çıkarmaz ve aklımızı başımıza almak için hiç mi hiç gayret sarfetmeyiz. Bu meşhur atasözünü sıradan bir cümle olarak okur geçeriz. Oysaki Rabbimiz Kur'an'da bir çok yerde hiç akletmez misiniz? Hiç düşünmez misiniz? Gibi bir çok ayette bizleri düşünmeye, akletmeye, tefekküre azmettirmektedir. O zaman bizde diyoruz ki: Hiç geçmişe bakıp, tarihten ders almaz mısınız!.. Neden mi? Çünkü yüzyıldır aynı oyuncakla oynayıp duruyoruz da onun için.
I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Geçilmez destanını yazan Osmanlı ordularına karşı Müttefik devletler İngiliz Avam Kamarasında söylemiş oldukları sözler enterasandır: "Bizler Müslümanları yenilgiye uğratmamız mümkün değildir. Kur'anı işaret ederek "Bu Kur'an-ı Müslümanların elinden almadığınız müddetçe yada onları bu Kur'andan uzaklaştırmadıkça onları yenmeniz mümkün değildir." Tarihi sözünü sarfetmişlerdir. Eski bir ordu komutanı olan Churchill ise yıllar sonra İngiliz başbakanlığına getirildiğinde Churchill'e etrafındaki kurmaylarından bir grup gelerek "Sayın başbakanım Müslümanların hilafet makamı kaldırılmış ve kutsal kitapları olan Kur'an-ı Kerim ellerinden koparılıp alınmıştır, söylendiğinde, Churchill kurmaylarına cevaben: - "Demokrasi denen oyuncağı Müslümanların ellerine verin ve onunla Müslümanları oyalayın" demiştir.
Şimdi demokrasi kelimesini incelememiz ve tarihte kısa bir bölüm aktarmamızdaki sebep; geçen haftalarda açıklanan ve gündeme bomba gibi düşen demokrasi paketinin içinde bazılarına göre sürpriz, bazılarına göre ise harikulade özgürleşme yolunda şeyler çıktı. Şimdi bende bu oyuncak ve oyalama paketinden çıkanlara karşı Bediüzzaman'ın harikulede sözü ile sesleniyorum: Elde Kuran gibi bir bürhan-ı hakikat varken münkirleri ilzam için gönlüme sıklet mi gelir"
Demokrasi Paketinden çıkanlara bir göz atalım ve şimdi belirteceğimiz konuların bu pakette karşılığı var mı yok mu birlikte bir bakalım...
- Türkiye Müslümanlarının temel haklarından biri, İslami eğitim hakkıdır. Tevhid-i Tedrisat devrimi ile İslami ilim yuvaları kapatılmış, alim, fukaha ve meşayiğler ortadan kaldırılmıştır. Müslüman çocukların inançlarına göre yetiştirilmelerine imkan sağlanacak mı?
- Cumhuriyetin ilk yıllarından bu güne kadar kılık-kıyafet ve tesettür konusunda da Müslümanlara büyük zulümler yapılmıştır, adil olmayan uygulamalarla, temel haklar ve hürriyetler çiğnenmiştir. Bu paketten çıkan en anlamlı ve en somut adım, kamuda başörtüsü yasağının kaldırılmasıdır. Evvela, bu yasağın zaten kaldırılması gerekiyordu. Ancak bunun yarın daha farklı kötü sonuçların doğacağı şekilde düzenlenmesi bizleri üzmüştür. Madem demokrasi diyorsun ve tanımın da aynı eşit haklara sahip olmak diye tanımlıyorsun. Bunun neresinde eşitlik… Üniversite hocası başını örtebilecek ama dindar bir hakim hanım örtemeyecek. Kamuda başörtüsü serbest diyeceksin, ordu, yargı, emniyet kurumlarını bunun dışında tutacaksın. Böyle eşitlik olur mu?
- Ülkemizdeki Yahudiler Cumartesi, Hristiyanlar Pazar günleri hafta tatili yapabiliyor. Ama çoğunluktaki Müslümanlar Cuma günü tatil yapamıyor. Bu konudaki haklar ne olacak?
- Müslümanların eski İslam Vakıflarını talep etmelidir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana maalesef muazzam miktarda vakıf malı yok edilmiştir. Müslümanlar kendilerine ecdaddan kalan bu malların hesabını sormak ve bu değerleri yeni nesle tanıtmak mücadelesi olmalıdır.
- İbadet ihtiyaçlarını karşılamak isteyen binlerce kamu çalışanı, işçi ve öğrenci yine bodrum katlarına, kalorifer dairelerine mahkum edilmiştir. Çoğu kamu kurumunda mescit bulunmamaktadır. Yıllardır devam eden bu soruna çare bulundu mu?
- Eğitime her sabah Türküm, doğruyum, çalışkanım sözleriyle değil, Besmele ile başlayacak ve ülkemizdeki farklı etnik kökenleri ve milletleri birbirine kardeş yapacak bir projenin temelleri atılabildi mi?
Ülkem halkına bu soruları soruyor ve çıkarılan son demokratikleşme paketinin içinde çıkanlarla benzeşip benzeşmediğini gözlemlemeleri ve sonunda bu oyuncak paketlerle acaba dış mihraklarca bu vatanın inançlı evlatları kandırılıyor mu yada oyalanıyor mu iyi bir analizle düşünmeliyiz ve demeliyiz ki "İslamsız saadet olmaz."
Selam ve dua ile…