Mustafa M. Atilla

Tenleri büzülmüş insanlar…

Mustafa M. Atilla

Ağırlıkla merhamet konulu karma yazımı bugün köşeme taşıdım. Bu konu biraz konunun sahibi… YARATICIMIZA övgü, yanlışlar, hatırlatmalar, hatıralar, çareler, çaresizlikler içermekte.

Çok düşündüm hayatla yaşam aynı şey mi? Bence aynı; farklı tanımlar yapılsa da,tek fark kelimede.

Hayata gözlerini açtı, yaşama gözlerini yumdu, şöylede düşünebiliriz, hayata; yaşamaya geldi, güzel yaşamak hayatın gayesi.. gibi.

Evet, yaşamla hayat pek de farklı şeyler değil.

Hayatı mükafatıyla yaşarken, yer kürenin dışına yapıştırılmış bir tabiat bulursunuz, tabiatın içinde yaşamını sürdüren canlılar ve biz insanoğlunun varlığından başka insanlara ve canlılara bahşedilen nimetlerin bolluğu ve çeşitliliğine baktığımız da,.biz aciz kulların diğer canlılara göre nasıl yüceltildiğini görürüz.

Cezayla, ödülle de yolda düzgünce yürünmesi istenmiş,.. çok titiz bir yaratılmayla da başlayan hayat yolculuğun da insanoğlunun yükseltilmesi" yüceltilmesi" veya "alçaltılması" hor ve zelil edilmesiyle ilgili düşünceden doğan merhamet ve vicdan;.. ayrı ayrı kalplere nakşedilmişken, kimi vicdansızlığı seçer, merhameti kapatır,.. kimi de merhametle yüreğini süsler, yufkalaştırır yapar yapacağını göçer gider, girmeye çalışır, sonsuz hayatın kapısından içeri.

Her şey; eksiksiz, noksansız ve bir o kadar da düzenli.

Ayrıca birbiriyle bağlantılı, bir çoğu çok çok itinalı bir ilimle, özel tasarımlı, tamamlayıcı düzende yerini almış, yaratılmış ve sürekliliği sağlanıyor.

Sadece aynı düzende tutulmayan,. salınmış tek şey insan karakterinde ki sapmalar, vicdan ve merhamet duyguları.

Bizlere bahşedilen bedenin.. ve o bedenin yaşadığı hayatın içine konulmuş en  özel lütuflardan biridir bunlar…"diğer

canlılara verilmemiş, fakat içgüdülerine kısmen işlenmiş"  olan vicdan ve merhamete zaman zaman tanık oluyoruz…olduğumuzda da müthiş duygusal bağ oluşturuyoruz…Bu canlılardaki şaşırtıcı davranışlara  şahit olduğumuz da aklın ötesinde görevli fakat görünmez varlıkların yardımları olabilirlik kazanıyor. Hayvanlardaki bu davranış ve hisler öylesine  verilmiş gözükmüyor,...her şey bir sebeple bağlantılı.

Öyle ki umulmadık zamanda bu hisler umulmayan canlılar arasında gerçekleşmekte…Annesi ölen kedilerin yavrularını sahiplenen, emziren, koruyan köpekler, baba yuvayı terk edip giderken anne yiyecek bulma ümidiyle tereddütle yuvadan ayrıldığında üşümesinler diye yuvaya oturup yavru kuşları ısıtan,koruyan başka kuşlar gibi.

Sizler de eminim zaman zaman benim gibi düşünmüş'sünüzdür, acaba bu vicdan ve merhamet doğuştan mı verilir insanoğluna yoksa sonradan mı kazanılır?. Genetik mi acaba? diye sorular akla gelebilir.

Sonsuz merhamet sahibi Rabbimiz şöyle der; Ben insanoğlunu yaratırken  ruhumdan bir parça üfledim.

Öyleyse!

Anne rahmine düşen her insan için merhamet ve vicdan duygusu dünyaya gözlerini açmasıyla start almış olur.Hal böyle iken,akıl verilmemiş canlılar hariç, insanoğlunda ki merhamet veya merhametsizliğin sebebi tartışılır hale geliyor.

Genlerden gelen düşünceler mi..

Çevre ve Aile etkisi mi..

Hırs ve tabular mı..

Yönlendirmeler mi..

Arkadaş ve ortam etkisi mi..

Kovulmuş şeytana merhaba demek mi

Yoksa..

Hastalık boyutunda davranış bozukluğumu?

Bizi biz yapan davranışlardaki, duygularda ki merhametliliğe ne oldu diyorum sadece..

Anaları, bacıları, eşleri,.. dilsiz ve muhtaç, aciz hayvanları;

öldürmek, dövmek, yaralamak, eziyet çektirmek nereden çıktı, hatırlamıyorum,

böyle birşey yoktu, duymazdık eskiden, onlar el üstünde tutulurdu, korunurdu.

Sahiplenilirdi.

Zihinsel özürlü insanların olaylarını duyardık,ama sağlıklı insanlardan asla! şimdiki gibi duyulmazdı duymazdık.

Ara ara duyardık aile içi şiddetini, fakat ev ortamında, dışarı aksettirilmezdi,şimdi sokakta, parkta, yolda, araçta her yerde, artık alıştık ki normal bir şeymiş gibi geliyor, umursamıyor vah,tüh deyip geçiyoruz.

Kimbilir ne yuvalar yıkılıyor,ne insanlar heder oluyor,kimbilir ne kadar çocuğun pisikolojisi bozuluyor, hayalleri yok oluyor, ellerinden herşey alınıyor, eziyetler çektiriliyor. Sonuç..

Bu hale nasıl geldik?, nereye kadar..?

Görünen köye kılavuz istemez dediğimiz bu günler bunlara kucak açıyor ki!

Sürekli parayı,

Sürekli zenginliği

Sürekli rahat yaşam

Sürekli umursamazlık

Sürekli zevk ve eğlenceden doğan sıkıntılar

Sürekli kariyer planlaması vs…nin  sürekli bizi biz etmeyen alışkanlıkları empoze ediyoruz dur durak bilmeden. Farkında olmadan da yönlendiriyoruz…Bir de eğitimi!.. liyakatsiz insanların eline bırakınca olanlar oluyor, olacaklar ardı arkası kesilmeden geliyor.

Çözümün de yatan nedenlerin başında; Allah inancı, inançtan dolayı da Allah korkusu ve cezai müeyyidelerin  yetersizliğin deki boşluk ve olmayış en büyük etken.

Yine bir başka etken medya.

Medyanın ıslahı ile başlanacak her şey önlenemez olan sapmaların önünü bir süreliğine alacaktır diye düşünenlerdenim.

İş bilenin kılıç kuşananın olmadığı devri de yaşadığımız aşikar.

Boş verin merhameti; yolumuza bakalım, bizi ilgilendirmez mi diye düşünüyoruz acaba,.. yoksa sohbet kıvamında konuşulur unutulur gider mi deniyor.

Konu konuyu açar denir ya, bugün en çok şahit olduğumuz ve çok konuşulan konuyla ilgili merhametsizlik, bir annenin, babanın görünmez fedakarlıklarla on çocuğu yetiştirip büyüttüğü, okuttuğu, on çocuğun ise bir anne veya babaya huzur vermediği, bakmadığı, arayıp sormadığı günleri yaşarken, bu konunun bilhassa bu yönde mütemadiyen açığa çıkması vicdanı yaralayıp törpülüyor, hayatı, yaşamı dar ediyor pencereden yol gözleyen,.. ciltleri büzüşmüş, belleri bükülmüş uzaktaki insanlara,  artık tozlu camdan bakmayı bir güzel öğretiyor onlara.

Bu insanlar ki!! Sonuna gelmiş yaşamlarının arifesinde, hâlâ büyük şehirlere, yetiştirip, ürettiklerini titreyen elleriyle, az gören gözleriyle, takatsiz bacaklarıyla.. emanete vermek için otobüs yolu gözlemekte, selam göndererek de, o sevinci bir umutla…

yeniden yeniden yaşamakta.

Çok uzun uzadıya yazılacak savaşlar; ayrı bir

vicdansızlık,merhametsizlik konusu desek, de bugün bizim için çaresizliğin acımada ki biçareliği.

Hiç fikrimi değiştirmedim iyi ki "Mevlamız cehennemi" yarattı.

İyi ki gel buraya diyecek insanlara.

Biz yetişkinlerin dünyası çok merhametsiz.

 

Yazarın Diğer Yazıları