KURALCI KATILAR
Mustafa M. Atilla
Baştan aşağı bedenine bir bak; sonra başka başka bedenlere bak, farklımısın değil misin önce ona karar ver. Özel misin, ayrı mısın son tahminini kullan.
Sonra dön arkana; arkandaki aynanın karşısına geç tekrar kendine yine bir bak.
Ne gördüğünü anlat kendine birazda söylen.
Sonra aynayı ‘’param parça’’ yap,kır,tekrar bak; ne görüyorsun?. muhtemelen ilk gördüğün şey, yüzlerce kırık parçalar. Sonra yine bak,her bir parçada senin resmin ayrı ayrı, ilk aynaya baktığındaki gibi bütün değil; kendini görmeyi hayal ettiğin şey yüzlerce sen.
Hiç birinde farklı veya baş aşağı değilsin.Hep baş yukarı dim dik zannedersin, fakat ilk dünyaya teşrif ettiğin gibi değil.
Mışıl mışıl uyumuyor da olabilirsin, rahatın da yerinde olmayabilir veya olabilir de,
Hangisiysen.
Sonra bu kırdığın parçalara görüntüyü senin verdiğini düşün. Ayrı ayrı kırılmış,bölünmüş,çatlamış parçalar sensin aslında!
Onu da ekle düşün.
Ben bu kadar mı parçalara ayırmışım kendimi, sevdiklerimi.
Kendi elinle bu parçalar çoğalır çatlar, bölünür tekrar tekrar uğraşsan da yapıştıramazsın, yapıştırsan bile eskisi gibi kaynayıp pürüzsüz görüntü vermez, kırılmıştır bir defa kırmışsındır, o aynadaki görünen bedeninin tamamını. Farkında mısın?!. Kırarken gözden de düşmüşsün.
Bu bedendeki kırıkları oluştururken yanlız olmadığını takipte olabileceğini de bilmelisin. İlk bedeninle bu günkü bedeninde böldüğün parçalar, görülmüş, okunmuş, yazılmış da olabilir uğraşsan da, didinsen de silemezsin artık.
Haydi sıfırla da göreyim mi demek lazım.
Belki de DEĞDİ Mİ? Düşüncesizce kırıp döktüğün güzel insanların aynadaki şeffaf parçalarına, budalaca param parça ettiğin insanların; arkası sırla kaplı camdan oluşan hayatlarına, nasıl da kendini sırlamış zannedip, görüntü verebiliyorsun.
Söyleyebilir misin? bire bin katığımı, halbuki bini bir yapıp öznedeki insanlara, kıranlara saygıda göstermiyor, bayılmıyorum da! aksine, istemeyerek de olsa yapıştırmanın yolunu arıyorum her defasında.
Olur ya bir gün, anlayamadığı şeyleri anlarlar diye.
Hiç mi hiç anlamış değilim, neden ben sen o bizler kırdığımız parçalar içinden bizi biz yapacak parçaları bulup yapıştırmaya çalışmıyoruz ki sorun nereden kaynaklı? irsi mi, hayır! bence yetişme tarzı, farklı olma hastalığı, aynada kendine biçtiğin forvet taslağı, kendini oyun kurucu rolüne kaptırman, hepsi birleşince boz yap parçalarını da yerine oturtamadığın için kırık aynalar kırıldıkça kırılıyor.
Yine dönüp dolaşıp eğitim diyeceğim fakat en fazla kırıklara sebebiyet verenlerde onlar,inatçı,kibirli,dediğim dedik.Haklı ve müstesna olanlar başka.Tam anlamıyla tamiri mümkün olamayan kırık ve çatlakların ilkine yakın onarılması mümkünken gurur ve kibirlerinin,kuralcı düşüncelerinin kurbanı oluyor,güzel günleri kendilerine zehir edip tamiri için çabadan uzak nasipsiz geçiriyor, diyorsam, kendime de, onlara da eyvah diyerek ulaşmam lazım.
Halbuki düşünebilsen, sahibi sen olmadığını,onu onda var edenin gücünü, böyle uygun görmüş diyebilmeyi,boyun eğmeyi, güzel karşılamadaki
mükafatı anlayabilsen hikayeyi kendin de yazarsın.
Eğer bir gün aynaya baktığında kendini göremiyorsan vicdanını sorgula, çünkü merhametini; bir gün geldiğinde arayıpta bulamayacağın bir yere saklamışsındır.
Tam aradığım bir parça var kırıkların içinde diyemiyorum,varsa bile bu iki parçayı yapıştıracak kuvvetli bir yapıştırıcıyı bulup yapıştırılması gerek, yoksa yapışacak kısımlar zaman geçtikçe daha da kırıp dökmeye müsait hale gelebilir.
Bir bardak süt düşünün; siz onun içine bir kaşık kahve koyuyorsunuz. Onun berrak beyaz rengini bozuyorsunuz, Sonra bir tadına bakıyorsunuz,sütün asıl tadından eser kalmamış. Sonra keşke bozmasaydım demeye başlıyor eski rengine döndürme çabanız için fikir üretiyor çare arıyorsunuz. Sütün ilk bedendeki haline,parçaladığınız aynaya bakıyor bardağa alabildiğince su eklemeden başka tek çarenizin olmadığını anlayabiliyorsunuz; işte o an rengini,tadını bir bilgiçlik uğruna kırdığınız sırlı aynanın, tamirini yapmanız gereken, kendi elinizde de olan,çözüm yolundaki en son şans ve an,O an dır.
Kurallarımız yüzünden; Kırıkları, kırgınlıkları;çözmediğimiz,tamirine yanaşmadığımız sürece zaman alehimize işliyor,çıkarmadığımız dersler yüzünden, kırıklar çoğaldıkça çoğalıyor, üzerine dökmek için alabildiğince suyu bulamayacağımız vakit de, Son pişmanlık vakti olabiliyor.