Mustafa M. Atilla

Hoş geldin Ramazan

Mustafa M. Atilla

Sırlarla dolu hayatların derinliklerine dalmaktan söz 

ediyorum bu hafta ki yazımda.

İnsanoğlu;..”olan” her şeyin içinde ki hayrın ve sınavın

söylediklerini işitebilme sonucunda, kamil insan olma değerleri ile yücelir.Çünkü emir ve yasaklara uymadan,

kamil olmak çok zor.İnsanda ki mükemmellik zincirinin  halkarı,yaratıcının emirlerine koşulsuz uyma ile bir birine eklenerek tamamlanır.Tamamlanma sürecindeki emir ve yasaklardan biri de ORUÇ..dur.

Belli bir zaman aralığında fakirin,açın,yoksulun açlıkta ki korkusunu tattırır,bu ibadet.Evlere şenlik,hanelere

bereket,evrene kandil gibi ışık yağdırılır.

Birkaç gün sonra.. biz müslüman topluluğu için dini ritüellerinden biri olan oruç ayını idrak etmeye başlamış

olacağız.Kimi insan önem verir,kimi insan vermez,kimi 

bahaneler uydurur,kimi de gün boyu aç kalmayı,”oruç

tutmayı”anlamsız bulup umursamaz tavırlarla ömrünü

öylesine tüketir, geçirir gider.

Ben,İslamın şartlarından olan oruç tutmayı,namaz

kılmayı,zekat vermeyi,şehadet getirmeyi, hac zamanı hac etmeyi; bir görev,müthiş bir duygu,bir huzur,bir hayır,bir borç,bir vefa,bir hamd olarak gönül evime

montelediğim için her yıl oruç ayı ve akabinde ki bayram sevincini, huzurla,keyifle beklerim.

Ramazan ayı geldiğinde şehirlerin ritmi değişir. Sokaklar iftara doğru hareketlenir,sofralar biraz daha kalabalık kurulur, insanlar birbirine “hayırlı iftarlar” demeyi hatırlar,bu ayın bereketiyle insanlar biraz daha naifleşir.Oruç sadece takvim yapraklarında beliren bir ibadet değildir; O, insanın yaratıcısına doğru çıktığı sessiz bir yolculuktur.Hatta bir nevi bu yolculuğun lezzet  durağıdır.

Çoğu zaman orucu “aç kalmak” diye tarif ederiz. Oysa açlık, işin sadece görünen kısmıdır. Asıl mesele, insanın nefsini terbiye etmesi, sabrı öğrenmesi ve elindekinin kıymetini fark etmesidir. Gün boyu bir yudum suya hasret kalınca, her gün önümüzden akıp giden nimetleri yeniden görmeye başlarız. 

Modern çağın en büyük sorunlarından biri, hız. Sürekli tüketmeye, yetişmeye, sahip olmaya koşuyoruz. Oruç ise bu telaşa bilinçli bir “dur” deme halidir. Sabahın erken saatinde niyet edip gün boyu kendini tutmak, insanın iradesini güçlendirir. İrade ise sadece sofrada değil, hayatın her alanında lazım olan bir erdemdir. Kırıcı bir söz söylememek, öfkeyi yutmak, haksızlığa ve günaha meyletmemek, İşte oruç, tam da burada 

zihinlere konaklar.

 

Oruç aynı zamanda empati öğretir. Açlığın ne demek olduğunu gerçekten hissetmeden yoksulluğu anlamak kolay değildir. Gün boyu mide kazınırken, dünyada her gün bu duyguyla yaşayan milyonları düşünmek insanın kalbini yumuşatır. Bu yüzden Ramazan ayında artan yardımlaşma ve dayanışma sadece bir gelenek değil, orucun amacı içinde ki sevap kazanımıdır.

Bir başka yönüyle oruç, insanın kendisiyle baş başa kalma fırsatıdır. Telefonların sustuğu,ezanların ruha bir başka duyguda his oluşturduğu, sofraların sadeleştiği, akşam ezanını beklerken kurulan o kısa tefekkür,kendi iç sesimizi yaratıcı ile buluşturduğumuzu anlatır.

Elbette oruç tutmak herkes için aynı şartlarda kolay değildir. Sağlık durumu, çalışma koşulları, hayatın zorlukları… Ancak orucun özündeki mesaj, sadece 

aç kalmakla sınırlı değildir. Sabır, şükür ve paylaşma bilinci, hayatın her anına taşınabilecek değerlerdir.

İnsan olmanın,insanca yaşamanın alt yapısını biz

Müslümanlar imanın şartları ile yakalar,islamın şartları ile sevaba,berekete çeviririz.

Modern dünyada tüketim neredeyse bir kimlik haline geldi. Ne kadar çok harcarsak, ne kadar çok sahip olursak o kadar “var” olduğumuzu sanıyoruz. Oruç ise bu anlayışa sessiz bir itirazdır. “Az” ile yetinmenin, hatta bir süreliğine “hiç” ile yetinmenin öğretisidir. Bir lokma ekmek, bir bardak su..Gün sonunda insanı en çok mutlu eden şeylerin ne kadar sade olduğunu hatırlatır.

Sonuçta oruç,midemizi değil kalbimizi,aklımızı, terbiye etmeyi hedefler. Gün batımında içilen ilk suyun verdiği huzur, sadece susuzluğun bitişi değil; sabrın ödülüdür. Belki de bu yüzden halisane oruç, insanı biraz daha insani yapar.

Kısa günlerin orucu kaçırılmaz bir fırsat olarak bize bahşedilmiş iken yararlanmamak, bu fırsatı kaçırmak

büyük kaybın seçeneğidir, “diyebilirim”

Hoş geldin Ramazan.

Tüm okurlara duam! bir daha ki ramazana,sağlıkla huzurla,bereketle ulaşmanız içindir.

Yazarın Diğer Yazıları