Mustafa M. Atilla

Geleneklere düşkün millettik hani…

Mustafa M. Atilla

Dünyanın neresine, hangi ülkesine bakarsanız bakın, ülkemiz insanındaki farklılıklar göze çarpar.
Özverili halkıyla her türlü sıkıntıyı sabırla bertaraf eden üç tarafı deniz, dört tarafı yamyamlarla dolu halklarla komşu olması itibarı ile, dünyanın en kritik coğrafyasında başı dik, boyun eğmez, özünü kaybetmeyen yiğitler, kahramanlar yetiştiren bir toplum.

Ama bu toplum içinde yaşayan insanların bir kısmı, düşünmeden, belki boş bulunarak bilemiyorum, ülke geleneklerine yakışmayan batı hayranlığının sonucu olarak mı,  anlayamadığım! belki özenti, belki farklılık yaratma adına;.. neye istinaden işyeri, şirket, küçük büyük esnaf, vs kardeşlerimiz, tanıtım tabela ve reklam panolarının ismini "öze".. uygun değil de, yabancı isimlerle donatmalarını ben şahsen çok sevimsiz buluyor, ayrıca garipsiyorum.

Saygın yazarlarımızdan biri, bir zamanlar şöyle yazmıştı, Türkçe ''Cankurtaran sözü'' kimin neresine batmıştı da ''Ambulans''la değiştirdik, yoksa ana dile saygı ve sevgi eksikliğinden doğan hıyanet mi söz konusu.

Etkilenmiştim; O yıllarda bahis konusu yaptığı bu paylaşım, belki o yıllar; gelenek ve göreneklere yabancıyı, yabancı dili, yabancı kelimeleri, isimleri harmanlayacağımız küflü hasadın ilk yılları idi.

Sormayayım mı şimdi cankurtaranı ambulansa çevirdiğimiz isimler gibi yüzlerce binlerce isimi niçin değiştirdik ve hala değiştiriyoruz neden diye... Çözemiyorum. Öyle bir hal aldık ki kendi soy ismimizi bile iş yerimize koymaktan muzdaribiz. illa ki yabancı isim, illa ki ecnebi isim.

Olabilirlilik kısmı var oda şu; Son yıllarda özellikle e-ticaret konusunda önemli ölçüde bir artış söz konusu, bu konuda küresel rakibin çokluğu nedeniyle aradan sıyrılmak, öne çıkmak adına, bazı tanınmış yabancı isimleri bir kenara ayırıyorum.

Modern bir hava sunması yabancı ismi cazip hale getiriyor diyen insanlara bir tek cevabım var. Hani gelenek göreneklere düşkün bir milleti hani, hepimiz miliyetçi’ydik, hani öz dük, hani as’dık, varıp gidelim dünya dili diye, ambulansın kendine has sirenini mütemadiyen çaldıralım..

Sokak sokak, cadde, cadde.

İşyeri isimlerine birkaç örnek vermek istiyorum.

Albino, flo, puffy, pony, casper, Janjan, majestik, liza Mia,Thor,red space,cast food, vs.vs,vs. ülkenin her caddesi, sokağı ayırt etmeksizin ecnebi isimleriyle dolu dolu. Bunlar bana neyi anlatıyor biliyor musunuz?
Değerli okurlarım, dikkat çekmeden, yavaş yavaş, hissedilmeden, zamana yayarak, gidilecek yeri, girilecek kanalı, yaşanacak dünyayı anlatıyor.

Tek devlet, tek millet, tek dil, tek para, tek din, tek baş, tek boynuz, tek kral, tek kraliçe...tek, tek, tek, artık ne dersek diyelim, onlar kursunlar hayallerindeki dünyayı; biz de uslu çocuk olup boyun eğip yaşayalım. Bu konu çok kapsamlı bir konu, yine! bununla ilintili olarak,

En önemlisi çocuklara konulan isimler ki, konulduğunda geleneksel isimleri nasıl okuruz bilmiyorum.
Ne olmuş yani, ne güzel, ne kadar kulağa hoş geliyor diyecekler!! Çoktan hazırda bekliyorlar zaten bizimkilerden bazıları.

Herkes bakar fakat görmek başka şeydir.

Alara, Maya

Gloria, Elana

Dora, Elliza

Jessica, Luna,

Dina, Lila... gibi isimleri yabancı cenneti olan Türkiye’de yaşayan yabancı kadınlar, bu gibi isimler koyarken, bizim insanımız da özenti içine girerek aynısını, bunları koyabiliyorlar.

Halbuki!!... 

Songül, Mine

Hülya, Nihal

Gülsüm, Fatma

Zehra, Nur

Sevgi, Ümran

Türkan, Ülkü

Zeynep, Çiğdem, Ayşegül.. gibi isimlerle mukayesesi bile yapılamaz. yapmayın etmeyin desem de fayda etmeyeceğini biliyorum, yine de yazmış olalım.. bir yerlere gidiyoruz gayri ama hangi alamete gidiyoruz onu bilmiyorum.

Onun için ne kadar yabancıyı, içimize zenginliğimiz diye sokarsak bozulmanın mayasını çalmış oluruz.
Birde yaşlandıkların da, nasıl hitap eder çocuklar, yeğenler, torunlar...yabancı isimlerle,

Alara teyze

Alara hala

Alara abla

Alara nine falan filan, varın siz telaffuz edin gayri.

Batı Anadolu'dan başladı zaten, büyüklere saygısızca isimleriyle hitap etmek, yakın zamanda şehirimize de o rüzgar gelecektir.

Hayatımızın içini nelerle, nasıl doldurduklarına bir bakalım, sonra kendimize bilgi verme zamanının geldiğini anlayalım.

Biz onlar gibi ileriyi planlayalım demiyorum, ama en azından farkında olup planlarını bozalım.

Yazarın Diğer Yazıları