Bu milleti aziz eyle…
Mustafa M. Atilla
Berat gecesi; bir televizyon kanalında camiden yapılan duanın bir yerinde şöyle deniyordu; Bu milleti Aziz eyle.”Amin”
Ne kadar önemli milletin Aziz olması değilmi! Aziz diyoruz,azize diyoruz.. ermiş, eren, sevgili,sayılan, kutsal değerli, gözde, şirin, yüce,saygıdeğer,Veli
muhterem, sayın,evliya, mü'min diyoruz ve azizliği
tabiri caizse her zaman her yerde kutsuyoruz.
Milletin Azizliği üzerine düşündüklerim bana son zamanlarda;Azizliğin anlamını yitirdiği bir dönemden geçtiğimizi öksürüyor.. En çok da sık sık ağzımıza aldığımız ama üzerinde azizlik için nadiren düşündüğümüz kelimelerden biri, muhterem olmak geliyor.“Aziz millet” de öyle. Herkes adına konuşuyor,
yazıyor,herkes onu temsil ettiğini iddia ediyor, ama dönüp “millet nasıl aziz olur?” sorusunu sormaya pek kimse yanaşmıyor.
Milletin azizliği, kusursuz olmasından gelmez. Aksine, tüm zaaflarına rağmen adaletinin varlığından gelir.
İnsanın azizliği de,doğruluktan,yardım hissinden gelir.
Yönetenler hatalar yapar, yanılır, kandırılır, umut eder, hayal kırıklığına uğrar ama her seferinde yeniden dik durmayı, doğrulmayı bilir. Aziz olan budur zaten: çünkü
düşse de vazgeçmeyen, yorulsa da yürümeye devam eden bir iradedir azizlik ve aziz millet olmak.
Bu toprakların milleti azizdir.. çünkü bedel ödemeyi bilir, sadece zaferlerin parlak sayfalarından ibaret değildir; yoklukla, ihanetle, acıyla,yazılmış satırları da vardır,şanlıdır,kılıcı kanlı bir Millettir,ecdadını,atasını
önemser,yerine göre doğru kullanıma göre şükretmeyi de bilir,işte bu satırların tamamıdır kadim toprakların
”TÜRK” çatısı altında toplanmış Anadolu milleti.
Çocuğunu cepheye gönderen annenin sessiz duasıdır, tarlasında emeğinin karşılığını alamasa da toprağını terk etmeyen çiftçidir, sabahın köründe işe gidip akşam yorgun argın evine dönen emekçidir.Üç beş,on çocuk doğurup namerde muhtaç olmadan yetiştiren anadır.
Azizlik,sadece kutsallık atfetmek değildir; sorumluluk yüklemektir aynı zamanda. Milleti aziz görmek, ona tepeden bakmak değil, önünde saygıyla durmaktır. “Millet adına” konuşurken iki kere düşünmeyi, “millet için” karar alırken vicdanı elden bırakmamayı gerektirir. Çünkü aziz olan, araçsallaştırılamaz. Aziz olan, sadece hatırlanmaz; dinlenir,sayılır,dikkate alınır.
Ne var ki bugün millet, çoğu zaman bir slogana indirgeniyor. Kalabalıkların adı var, sesi yok,suskun ve nemelazımcı,Alkışlaması isteniyor ama itiraz etmesi rahatsızlık veriyor. Oysa aziz millet, sadece onaylayan değil, gerektiğinde itiraz eden millettir. Yanlışa “yanlış” diyebilen, doğruyu savunurken bedel ödemeyi göze alabilendir.
Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, milleti yüceltmek değil; onu gerçekten ciddiye almaktır. Dinlemek, anlamaya çalışmak, hesap vermek… Aziz olanın beklentisi budur. Çünkü millet, övgüyle değil, adaletle yaşar. Ve adalet varsa, azizlik kendiliğinden gelir.
Bunların tümü azizliği anlatır fakat Allah’ım bizi Aziz eyle dendiği zaman,önce aziz,azize nasıl olunur,onu öğrenmek lazım.
İnsanın yaratılışı; hangi gaye,hangi sırla okyanus haline gelmiş ise,azizlikte kendini deniz,derya olarak tasvir etmiştir,..Eh o zaman diyebilir miyiz ki biz bu okyanusta,bu deryada aziziz?azizlik mertebesini bize uygun gördü yaratıcı.
Aziz olma yolunda,bireysel ve toplumsal bir yaşayış
birlikteliğinin önemini anlayabiliyorsak,azizliği de,
azizeliği de anlayabiliriz. Ne yazık ki; azizliği de, Aziz olmayıda,anlamış değiliz,Kıymetli okurlarım. Şöyle bir ülkeye bakın,benim zihnimde tasavvur ettiğim gibi sizde tasavvur edin.Geldiğimiz noktada,Biz ne kadar Aziz iz, ne kadar aziz bir milletiz diye siz karar verin.
Azizlik hevesimiz kırılmasın fakat bugün,insanlık ilişki
lerinden tutun,sosyal kalabalıkların özentili yaşayış
larına,Doğruluk ve idarecilik anlayışından,dünya malı birikintilerine kadar…Uygunsuz davranışlardan, kadın ve çocuk cinayetlerine,rüşvet pazarlıkların dan,adam kayırmalarına,uyuşturucu skandalarından,haksız olarak zindana atmalara kadar, vs her türlü yaradılışın özüne yaptıklarıyla ters düşen insanların çoğunlukta yaşadığı ülkemizde, ibadethanelerde yapılan yakarışlar içindeki milletimizi aziz kıl duasının anlamını yitirdiği
söylüyorum.
Aziz kılacakmış! Bu ülkeyi koru,..kurda kuşa yem etme,biz müslümanları en üst mertebeye çıkar gibi,
otur kürsüye kestirmeden fetva ver.Ne için,hangi nedenle?..Bu kadar Allah'ın emirlerine ters düşen,adil olmamayı,adaletsizliğin karşısında dilsiz şeytan olmayı, yeğleyen, bir millet olup çıktıktan sonra,hangi yüzümüzle bizleri,ülkemizi,Aziz eyleyecekmiş Mevla.
Soruyorum..Yanlış mı?..
Değilse! Dönüp bakın bir tane azizliğe maya çalmak için bile olsa, Aziz insan; bu topraklarda kalmış mı?