Akıllarına koymuşlar bir defa…
Mustafa M. Atilla
Üzgünüz!.. Hepimiz milletçe üzgünüz; Filistin’de yaşananlar için çok üzgünüz…
Fakat bazı zamanlar olan bitene üzgün olmak yetmiyor, birşeyler yapmak, yapabilmek gerekiyor. İnsan yapamadığı zaman eli kolu bağlı hissediyor kendini,.. Çaresizlik yiyip bitiriyor. Biten siz, bitmeyen her defasında karşı taraf oluyor.
Filistin de;.. Yahudi ve perde arkasındaki Hristiyan oyuncular; aleni olarak senaryo gereği Gazze oyununun en uzun sahnesini sergiliyorlar. Konu Mesihle ilgili olsada, asıl mesele uzun yıllar yazılıp ortaya konan; Ortadoğu’daki petroller üzerinde kurulması planlan ABD gündüz kondu hikayesi..
YİNE!!..
Niyetleri asla gecekondu olmayan, konacağı yerin tespitinde hünerli, Hitlerin hışmına da uğrayan ve bundan ders alamamış vicdan ve merhametten nasibini almamış Yahudi toplumunun, sahnede kaptığı acımasız başrolü.
Sıcak fırınların kızgınlığını unutmuş olan bir yönetim, başında da katil Netanyahu, yine de insanlık dramı saydığım çoluk çocuk, yaşlı genç demeden yakılma olayını; ya unutmuş yahut ecdadı ona anlatmamış.
Birkaç gündür yağmur gibi yağan bombaların altında inim inim inleyen Filistin halkına yardım edememenin hüznünü yaşarken, sadece insanlık suçu, tarihin kirli sayfalarında yerini alacak diyerek; arpacı kumrusu gibi düşünmek kadar kötü tiyatro oynanamaz. Şu an dünya bu kötü tiyatroyu öyle güzel oynuyor ki bana dokunmayan yılan bin yaşasın der gibi.
Laf cambazlıkları, laf salataları, mitingler, pankartlar; İsrail’e uzaktan yakından atılan tonlarca bombaya karşı yüz gram bombanın tuşunun komutuna bile yetmiyor.
Duyar gibiyim; ülke insanımızın her bir ferdi dişlerini sıkıyor, çaresizliğin, eli kolu bağlılığın, birşeyler yapamamanın, derin üzüntüsünü yaşıyor.
Bilinen bir gerçek; yıllarca gıdım gıdım hayalini kurdukları bu bölge üzerinde çalışan ABD’li film yönetmenleri nüfus artışındaki hızlı çoğalma nedeni ile filimin kare hızının ayarlanması cihetine gitmişlerdir. Bu da gösteriyor ki, kurulması planlanan devlet için en küçük etkisiz elamanı ülkeyle başlayıp, daha sonra sırayla kendini geliştiremeyen, ekonomisiyle boğuşan, dışa bağımlı, kendilerine karşı koyamayacak kadar güçsüz, aciz ülkelerle devam edecek savaşlarla bitecek, o sahnenin perdesinde beliren coni imzalı THE END’ler.
Uçak;
Gemisiyle korkutulan güçlü ülkeler bile sinmiş durumda coniden.. çıt yok, korku başa bela sanki, dünyanın jandarmalığını yapan ABD; ali cengiz oyunu ile gözünü dikmiş bir defa.
Alacak, emeline ulaşacak… Erkek olan karşı koysun, hodri meydan diyor.
Bizi biz yapan değerlerimiz vardı eskiden… Ok, at, kılıç artık onlar sökmüyor, çağ, çağa biniyor atlıyor, bugüne kadar uyuyan uyudu,
uyumayıp uygarlığa kement atanlar; Üsküdar’ı hızlı geçiyor, sonra dönüyor Mirim; SİZ.. sizden istenen muasır medeniyet seviyesine çıkmayı UMURSAMAZKEN, o seviyeyi yakalamak için biz geceli gündüzlü çalıştık, SİZ hayat yemek içmek eğlenmekten ibarettir derken; sabahlara kadar çalıştık, SİZ ülkenizde yetişmiş en kıymetli komutanınızı, bilim insanlarınızı bizler kadar anlayamamış iken, SİZ genç beyinleri ülkenizden umursamazca kaçırırken biz ağı kurmuş yakalıyor, gücümüze güç katıyorduk.
Mazlumun ahı mutlaka sorulacak elbette…
Allah; soracak yine, ülkesini geri bırakan, acınacak duruma düşüren, çaresizliği yaşatan yöneticilerden. Çünkü dönüş onadır.
Feryatları, acıları, inlemeleri, bebeklerin seslerini duyan o dur, işiten o dur, ceza gününün sahibi o dur.
O ne sıkıntılı bir gündür, bilir misiniz diyor.
Biraz kendimizden bahsedelim değerli okuyucular. Ülke olarak gıda ve ilaç yardımından başka ne yapabildik,.. dur diyebildik mi, aba altından sapa gösterebildik mi, korkutup caydırabildik mi, varlığımızdan çekindiler mi Hayır!.. Demek ki biz ülke olarak zayıf, cılız,
ve dikkate alınacak bir güç değiliz. Ara ara horozlanmak içeride ses getirebiliyor ama dışarıda asla…
Biz hep akıntıya kürek çektik, böyle gelmiş böyle gider zannettik, ama küresel gücü yakalayanlar, ellerinde bulunduranlar start verdiler, dünyayı değiştirmeye, artık o kıymetli topraklar sizin değil bizim olmalı, bize hizmet etmeli, siz kim oluyorsunuz da oturmuşsunuz petrolün, madenin üzerine, kalkın, yürüyün kalmak isterseniz karşı koymadan usluca oturun, sesinizi çıkarmayın efendi olun, yoksa?
Çaresizlik çaresizlik, çaresizlik yaşamayan bilemez'lerden biri.
Ülke olarak bugün Filistin'de yaşananlardan ders çıkararak, o duruma düşmeden, o çaresizliği yaşamadan... Ayasofya da dilenip Sultanahmet'te sadaka vermek gibi düşüncelerden acil olarak sıyrılıp yeni formüllerle yola devam etmek lazım, ÇÜNKÜ er geç sıra Anadolu’ya gelecektir.
Akıllarına koymuşlar bir defa.
Değerli okurlarım…