Van göründü
İkram Kali
İnsanın doğup büyüdüğü, acı tatlı hatıralarının olduğu, yakınlarının mezarlarının bulunduğu toprakların inanılmaz bir gizemli çekim gücü var.
En modern şehirlerde en güzel imkânlar içinde yaşarsınız, ama gözünüz gönlünüz hep toprağınızda olur. Bedeniniz gezer durur yüreğiniz hep orada olur. Memleketinizle bağlılık doğum sonrası solunan ilk havayla, içilen ilk suyla, emeklerken sarmalanan toprakla başlar, okul çağlarında memleket ve aile hikâyeleriyle renklenerek devam eder.
Toprağa olan sevgi gençlikte yaşanılan heyecanlı keyifli günlerle, tanık olunan olaylarla, alınan sorumluluklarla ve can arkadaşlarla sağlam biçimde şekillenerek anlam kazanır.
Orta yaşta toprağa bağlılık sevgi yanında bilgi bikrimle yerli yerine oturarak derinleşir ve yol alır.
İlerleyen yaşlarda doğduğunuz topraklara olan bağlılığınız yaşadıklarınız ve devraldıklarınızla perçinleşerek tarifi imkânsız sevdaya bürünür. Toprağınızdan ayrıldığınızda hiçbir mantıklı nedeni olmamasına rağmen öleceğinizi sanırsınız. Gideceğiniz yerde yalnız, kimsesiz kalacağınızı düşünür endişelenirsiniz.
Memlekete olan bağlığını, sevdanın adı kimi zaman adam gibi akraba, candan arkadaş, kimi zaman yanık türkü, kimi zamanda bahçeler, evler, yürünülen sokaklar, suyu içilen çeşmeler, okuduğunuz okul, kavga ettiğiniz mekan, akan bir su, gölgesinde dinlendiğiniz ağaç, oyun oynadığınız tarla, taraftarı olduğunuz şehrinizin biricik futbol takımı, yemeğini lezzetle yediğiniz bir lokanta nihayetinde ata babanızın, yakınlarınızın, sevdiklerinizin mezarları olur. Dünyanın neresinde olursanız olun, doğduğunuz topraklara karşı olan derin bir sevginiz, bağlılığınız değişmez. Toprak sizi çeker içine alır.
Doğduğunuz topraklara olan tutku dağı, taşı, suyu, çiçeği oluşturan coğrafya ile başlar, kültür ve geleneklerle bezenir, insani ilişkilerle güçlenir, derin sevgi ve sorumlulukla kök salar boyut kazanır.
Kimi zaman toprağınıza sıkı sıkıya sarılır yıldızlı gökyüzü yorgan, ayağınızı bastığınız yer yatağınız olur. Mutlu olursunuz. İyi ki ben burada doğdum, iyi ki ben bu insanlar arasında doğup büyüdüm, iyi ki ben bu toprağın çocuğuyum dersiniz.
Başka bir zamanda yaşamın aksiliklerine, kaderin cilvesine ve yürümeyen şansınıza, kesilen hayat yolunuza küser sitem eder toprağınızdan çeker gidersiniz. Gidersiniz ama gözünüz, gönlünüz arkada kalır. Gittiğiniz yerde yine toprağınızın insanlarıyla bir araya gelerek nefes alır, neşe bulursunuz. Daraldığınız özlem dayanılmaz olduğu vakitler birkaç günlüğüne kaçar doğduğunuz toprakla huzur bulur derin soluklanırsınız. Yediğiniz içtiğinizde bu toprakların tadı lezzeti olur gittiğiniz yerde. Siparişleriniz bitmez, düne dair öyküleriniz son bulmaz. Her lafın başında memleketinizden söz edersiniz. Özlem sınırı aştığında çoluk çocuk toprağınıza döner toprakla kucaklaşır vuslata erersiniz.
Memleket sevgisi hiç bir şeyle değiştirilemez, yerine başka bir şey de konulamaz. Memlekete duyulan sevgi de özlem de biriciktir. Bunun için doğduğunuz, sevgi duyduğunuz toprakların modern bir kent, ilçe, köy, mahalle olması gerekmiyor. Bir başkası için dağ başı, köhne, gelişmemiş yaşanılmaz gibi görülen yerler orda doğup büyüyenler için memlekettir, topraktır kara sevdadır.
Doğup büyüyenler, sevenler için Van'da böyledir.
Van'dan taksiyle, otobüsle, uçakla giderken sizi Van Gölü ve sıra dağlar tepeler, çiçekler, koyunlar kuzular, oynaşan Van balıkları yolcu eder. Gidişinizin nedeni her ne olursa olsun yüreğinize derin bir hüzün çöker. Kopuş, olmasa da yinede bir yanınız yıkılır. Hicran acıtmışsa gözlerden iki damla yaş akar kimseler görmeden, birileri fark etmeden. Göz yaşlarınızın sebebi yoktur diye düşünürken toprağa, memlekete ve sevdiklerinize göz yaşı döktüğünüzü sonradan fark edersiniz.
Van'dan gidiş hüzünlü sevinçli olsa da Van'a, toprağınıza, memleketinize gelişin başka bir tadı, lezzeti heyecanı vardır.
Otobüsle, taksiyle yolculukta Van'a yaklaştıkça insanın kimyası, ruh hali değişir. Güneşin doğuşunu beklercesine Van'a kavuşmak için sabırsızca beklerisiniz. Yol boyu dağları izler, levhalara bakınırsınız. Kitap okur, bir şeyler ile sürekli meşgul olursunuz. Uyur gibi yapar kendinizi avutursunuz kavuşmak için. Yol boyu gördüğünüz insanları, evleri, tarlaları, hayvanları kendi dünyanızda tahlil eder, yaşamın bilinmezlerini sorgularsınız ancak kesin bir sonuca varamazsınız. Araç yol alır düşündükleriniz geride kalır.
Yol alırsınız Van'a doğru.
Uçaktaysanız gökyüzünün beyaz pamukları arasında dünya ile iletişiminiz kesilir. Bir ara seyreylediğiniz âleme tepeden bakar dünyanın ne kadar küçük oluğunu kavrar kibirlenmeye kalkarsınız!
Yol bitmez Van görünmez.
Uçaktan ve araçtan masmavi Van Gölü Tatvan'da göründüğünde sıkışan göğsünüz genişler, soluk alışlarınız değişir, içinizi çocuksu bir heyecan kaplar, yüzünüz güler. Annenin yavrusuna kavuştuğu gibi sıcacık saf bir duygu kaplar içinizi.
Yanınızdaki garip yol arkadaşınız Tatvan'ı gördüğünde Van'a varıldı diye anlar ama garibim yanılır, "Burası Van değil, daha var hemşehrim" diyerek umutlarını yaralayarak yola devam edersiniz. Uçaktan görünen göl Van'a varışın ilk habercisi olur. Doğal güzelliklerle bezeli karlı dağlar usta ressamın elinden çıkmış tablo gibi karşınızda durur.
Yol alırsınız.
Yeşil Gevaş göründüğünde toprağınıza memleketinize sevgilinize kavuşacağınızı anlarsınız. Uzun yolun ödülü gibi olur Van Gölü kenarından bir başka hale bürünen aheste yolculuk. Edremit'e vardığınızda özgürlüğüne kavuşan bir kuş, ailesine ulaşan teskereci asker, şifasını bulmuş hasta, Leylasına kavuşan Mecnun gibi mutlu olur huzur bulursunuz.
Hiçbir insanının toprağıyla böylesine gizemli, heyecan dolu kavuşma buluşma anı yoktur. Aziz ve asude toprağınızı sevmek, ona aşık olmak böyle bir şeydir.