Mağdurların isyanı
İkram Kali
İletişim teknolojisinin daha gelişip yaygınlaşmadığı dönemlerde her şey saklı gizliydi. Hiçbir suç, günah, ayıp bu kadar işlenemiyor algısı vardı. Herkes ak paktı. Ortalık süt limandı. Yapılanlar yapanların yanına kar kalıyordu.
Günümüzde bu durum değişti. Halının altına süpürmek, ortamı karartmak kolay değil. İletişim teknolojisinin hızla gelişmesi, yaygınlaşmasıyla haberleşme yeni bir boyut kazandı. Artık yapılanlar yapanların yanına kar kalmıyor. Çek belgele gönder dönemi var.
Yukarıda gören Allah, aşağıda kaydeden akıllı kameralar var.
Dijital telefonlar sayesinde gördükleri karşısında harekete geçerek " sesiz kalamam" diyen gören gözler, cesur vicdanlar var.
7'den 70'e herkesin elinde bir cep telefonu bulunuyor. Telefonlar kişisel iletişim aracı olmanın yanı sıra son dönemlerde toplumsal haberleşme, tepkileri, sorunları yansıtma aracı haline geldi hızla. En küçük bir olay, sorun saniyeler içinde fotoğraf, görüntüleriyle birlikte milyonlara ulaşıyor.
Sırdan bir telefona sahip olan herkes müfettiş, gazeteci, denetçi sorumluluğuyla hareket ediyor. Görmedim, duymadım, bilmiyorum diyenler çok azınlıkta.
Dijital habercilikle sosyal duyarlılık dönemi yaşanıyor. Basın kuruluşları, kamu kurumları, belediyeler, meslek odaları vatandaşlardan gelen şikâyet, öneri ve talepleri anlık mesajlaşma programı WhatsApp aracılığı ile alarak anında değerlendiriyor.
Haber ajanslarına, televizyon kuruluşlarına, gazetelere WhatsApp aracılığı ile yurdun dört bir köşesindeki okullardan, öğrenci yurtlarından, sokak aralarından, toplu taşıma araçlarından, aile ortamlarından, kreşlerden, marketlerden, iş yerlerinden hergün akla gelmeyecek çarpıcı görüntüler gönderiliyor. Telefonu olan herkes basın kuruluşları için haber merkezine dönüşebiliyor.
Önceki gün kentimizde eşine sokak ortasında saygısızca şiddet uygulayan bir şahsın yaptıkları toplumu ayağa kaldırdı. Olay bir kişi tarafından telefon kamerasıyla görüntülenerek WhatsApp aracılığı ile basın kuruluşlarına gönderilerek ekranlara geldi. Adamın çocuklu eşini sokak ortasında darp etmesi, kadının eşini yalvararak " ayıptır yapma" diyerek uyarması büyük tepki topladı. Darp görüntüleri üzerine Valilik. Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet Müdürlüğü harekete geçerek yasal işlem başlattı.
Artık yukarıda Allah, aşağıda herkesin birbirini gözetlediği kameralar var.
Vanlıların deyimiyle," Yok öyle utup (kazanıp) kaçmak"
O dönemler gerilerde kaldı. Yaptığım yanıma kar kalır diye düşünmesin kimse.
Görende var, duyanda var.
***
Haber bültenlerinde her akşam ekranlara gelen kadına, çocuklara şiddet, sokak ortasında insanların darp edilmesi, kanun tanımaz eli silahlı derebeylerinin yol ortasında araç durdurarak sürücü ve içinde bulunanları gözlerini kırpmadan öldürmeleri sıradanlaştı.
Şiddet görüntüleri dizi izler gibi izlenmeye başlandı.
Her gün farklı bir yerde, farklı yöntemle darp, ölüm, kan sahnesi görüntüleri var!
Olaylardaki mağdurların isyanı, çığlıkları yürekleri sızlatıyor.
İki çocuğunu öldüren bir adamın eşi önceki haber saatinde ekranlardaydı. Yaşadıkları karşısında travma geçirdiği, psikolojisi bozulduğu her halinden belli olan kadın, "Polise gittim, savcıya gittim yalvardım yakardım. Bu adam çocuklarımla bana zarar verecek. Bizi koruyun dedim. Bizi kimse korumadı" iddiasında bulundu.
İzlerken vicdanım sızladı.
Bunların üzerine birde Sözcü yazarı Yılmaz Özdil'in " Ne yapsaydı Nevin?" başlıklı köşe yazısını okuyunca üzüntüm, tepkim artarak katlandı.
Eşlerini öldüren katil kocaların yargılanıp ardından 'iyi hal'den yararlanarak kısa sürede salıverildiklerini örnekleriyle ve ironiyle anlatarak tepki gösteren Özdil'in köşesinde Nevin adlı kadının hikayesini bıçak gibi yüreğime saplanarak okudum.
Nevin Y'nin yaşadıkları dayanılmaz cinstendi.
"Isparta Yalvaç Koruyaka köyü'nde tabanca zoruyla tecavüz eden, hamile bırakan, "çocuklarını öldürürüm" tehdidiyle tacize devam eden, "sevgilim olduğunu söylerim, seni rezil ederim, sana değil bana inanırlar" tehdidiyle rahatsız etmeyi sürdüren, kahvede pazarda Nevin'in adını çıkaran, Nevin'in eşi evde yokken kapıya dayanan, olay gecesinde belinde tabancayla iki katlı evin damına tırmanarak içeri girmeye çalışan eniştesini… Av tüfeğiyle vurup, kafasını keserek köy meydanına fırlatan, "arkamdan konuşmayın artık, işte namusumla oynayanın kellesi" diye bağıran Nevin'e, müebbet hapis cezası verildi!"
İroniyle tepki gösteren Özdil, Nevin'e özgürlük istediği, yazısını şu ifadelerle noktalıyordu:
"Erkek kadını öldürürse, serbest. Kadın erkeği öldürürse, müebbet.
*
Üstelik, ne yapsaydı Nevin?
*
Hadise Los Angeles'ta yaşanmıyor, küçücük bir Anadolu köyünde yaşanıyor…
Kocasına veya ailesine "tecavüze uğradım" diyebilir miydi? Sahip çıkılır mıydı?
Karakola gitse, komşuları söylediklerine inanır mıydı? "Kuyruk sallamıştır" demezler miydi? O köyde hayatına devam edebilir miydi? Etmese, nereye gidebilirdi? Susup, tecavüze uğramaya devam mı etseydi? Çaresizliğine nasıl birçare bulabilirdi?
*
Anlattıklarının hepsi yalan bile olsa, sevgilisi bile olsa… Erkek öldürünce serbest kalıyorsa, kadın öldürünce niye müebbet alıyor?
"İyi hal"den faydalanmak için fön çektirip, makyaj mı yapsaydı?
*
Ve, bugün (önceki gün) duruşması var Nevin'in.
*
2018'in ilk yazısında her şeyi boşverip, onu yazmak istedim.
Hepinizin haberi olsun, herkes elini vicdanına koysun istedim.
*
Bırakın Nevin'i kardeşim…
Adaletsizlikleri ayyuka çıkan hukukumuz için, yeniden adaletin miladı olsun."
Kendisine cinsel saldırıda bulunan N. G'yi öldürmek zorunda kaldığı için aldığı müebbet hapis cezası bozulan, 6 yıla yakın bir süredir tutuklu olan Nevin'in önceki gün yeniden yargılandığı davada mahkeme tutukluluk halinin devam etmesine karar verdi. Nevin, Yargıtay'ın bozma gerekçesine karşı "Eylemi tek başıma gerçekleştirdim" dedi.
Özetlersek…
Şiddet devam ediyor.
Vatandaş her yerde huzur, güvenlik, hak, hukuk adalet istiyor.