Çok etkilendim, utandım
İkram Kali
Ramazan paylaşma, yardımlaşma, dayanışma, sevindirme ayıdır. Bu ay sosyal, toplumsal dayanışmanın zirve yaptığı günlerdir. Ramazan boyunca ilginç olaylara da tanık oluyoruz.
Önceki gün Vanlı bir dostumuzla sohbet ediyorduk. Konu bu ay içinde yapılan yardımlara gelince ders niteliğinde yaşadığı bir olayı duygulanarak aktardı.
Belli ki çok etkilenmişti.
İstanbul’da bulunan iş adamı Vanlı hemşehrimizin Ramazanlarda yaptığı hayır hasenat ile Kurban bayramında keseceği kurbanlık hayvanların bir bölümünü doğduğu büyüdüğü Van’da bulunan muhtaç insanlara ulaştırmayı kendisine görev haline getirdiğini söyledi. Bu Ramazan da ihtiyacı olan insanlara dağıtılmak üzere her yıl olduğu gibi gıda koliler gönderdiğini, kolilerin dağıtımının bir kısmına da kendisinin yardımcı olduğunu belirtti.
Buraya kadar anlattıkları normal.
Bundan sonra anlattıkları kısadan hisse niteliğinde
“ Vanlı iş adamımızın gönderdiği yardım kolilerini bir kısmını eş dost aracılığı ile muhtaç olan kardeşlerimize ulaştırılmasına bende yardımcı oldum. Elimde iki koli kaldı. Onları da birlerine ulaştırmaya çalışıyordum. Telaş, heyecanın birbirine karıştığı iftar vakti esnaf arkadaşımın dükkanının önünde oturmuş yaşamın tatlı koşturmacısını gözlüyor, izliyordum. O sıra önümden üç tekerli hamal abrasını aheste aheste itmeye çalışan çocuk ve yanında bir eliyle arabaya destek olan yaşlı amca gördüm. Kendimce “ tamam hak edeni buldum” düşüncesiyle yerimden hızla kalkarak yanlarına gittim. Selam sonrası bir hayırseverin İstanbul’dan gönderdiği yardım kolisini kendisine vermek istediğimi söyledim.
Oğlu iki eliyle tuttuğu arabasının yanında bir yandan dinlenmeye çalışıyor, bir yandan da merak ve dikkatle konuşmalarımızı dinliyordu. Yüz hatlarında yaşanmışlıkların derin çizgileri, ellerinde onurlu yaşam mücadelesinin nasırları duran amca yardım kolisi teklifime karşılık bakın ne dedi:
“ Allah razı olsun. Ben istemiyorum. Ben ve oğlum bugün çalışarak rızkımızı çıkardık. Siz yardım kolisini benden daha çok ihtiyacı olan muhtaç kardeşlerimiz var onlara verin. Bu onların hakkıdır” diyince o an çok etkilendim, utandım.
Kazanmalarına rağmen bir türlü gözü doymayan aç gözlülere, paylaşmayı bilmeyenlere, fakir fukarayı görmezden gelenlere, ötekini düşünmeyenlere bu davranış ithaf olsun.
Gergedan hayaller
İftar sonrası vatandaşın sohbetinde gündemi hükmet senaryoları, gergedan böceği, komşu ülkelerde yaşanan savaşlar işgal ediyor.
Gergedan böceği ilk olarak Bursa’nın İznik İlçesi’nde bulunarak haberlere konu oldu. Pek ilgi çekmedi. Uçuk fiyatta satıldığı gündeme gelince ilgi çekmeye başladı. Son olarak Hakkari, Gölcük, Ankara, Erzurum, Amasya, Van, Bilecik, Karabük, Samsun ve Konya’da bulunduğu haberlere yansıdı.. Şimdi yurdun her yerinden Gergedan böceği haberleri geliyor.
Uzmanlar insanlara zararı olmayan Gergedan böceğinin Türkiye’nin her yerinde görülebileceğini söylerken 90 bin dolara satılıyor iddialarının da gerçeği yansıtmadığını açıkladılar.
Latince adı ‘Oryctes Nasicornis’ olan ’Gergedan Böceği’ kabuğunda bulunan keratin maddesi kimya sanayii, kozmetik sanayii ve ilaç sanayisinde kullanılıyor, bu nedenle değerlidir. Koruma altında bulunan böceğin satılması, yaşam alanında çıkarılması yasaktır. Gergedan böceğinden 90 bin dolar kazanayım derken 100 bin liraya yakın para cezası yemek olasıdır.
Bunlara rağmen…
Vatandaş beklenti içine sokuldu.
Paraya ihtiyacı olan, bedavadan para kazanmak isteyen, zenginleşerek kısa sürede hayallerini gerçekleştirme peşinde koşanlar gergedan böceği çılgınlığına kapıldılar. İşini gücünü bırakıp gergedan böceği arayanların sayısı azımsanacak gibi değil.
Vanlılar arasında gergedan esprileri gırla gidiyor.
İri yarı arkadaşlarını ve ölçüsüz, kaba davranan kişileri “ Gergedan” olarak tanımlayan dostumuza selam olsun.
Merhaba polis
Hükümet senaryoları siyasi partilerin kimyasını bozdu. İş uzadıkça kontrol kayboluyor. 25. Dönem vekillerden bazıları gaf sezonunu erken açtı. Liderler arasında atışmalar, polemikler sürerken diline hakim olamayan gaf yapan vekiller liderler tarafından anında tekzip ediliyor. “Genelevleri kapatalım da millet bizi mi sevsin?” gafı yapan rahmetli Demirel 50 yıllık siyasi hayatında eski Başbakanlardan Tansu Çiller kadar gaf yapmadı.
Belediye zabıta memurlarını selamlarken “ Merhaba polis” diyen Tansu Çiller, her konuşmasında mutlaka bir gaf yapardı. Çiller’in bu anlamda mizah kültürümüze katısı inkar edilemez.
Namaz kılmayı da başbakan olduktan sonra öğrendiği ileri sürülen Çiller, Samsun mitinginde minareden yükselen sesi duyunca susmuş ve "ezan okunuyor susuyorum" demiş. Bunun üzerine Esat Kıratlıoğlu "Tansu Hanim bu ezan değil, salâ" diye uyarınca "Esat Bey, salâ ne demek?" diye sormuştur. İşin kötüsü, mikrofonların tüm bu diyalog süresince açık olması.
Bir halkın çöküşü
Suriye halkı ülkeyi kötü yöneten diktatör Beşer Esad sayesinde zor günler geçiriyor.
Mart 2011'den bu yana devam eden çatışmalardan kaçarak komşu ülkelere sığınan Suriyelilerin sayısı 4 milyonu aşmış. Asıl deprem budur.
Sefalet, açlık diz boyu.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Suriye’deki iç savaş nedeniyle komşu ülkelere sığınanların sayısının son 10 ayda 1 milyon artarak, 4 milyon 13 bine ulaştığını açıkladı. Buna göre Türkiye 1 milyon 800 bin; Lübnan 1 milyon 200 bin; Ürdün 630 bin, Irak 250 bin; Mısır 130 bin; Kuzey Afrika ülkeleri de 24 bin Suriyeli’ye ev sahipliği yapıyor. 270 bin Suriyeli ise Avrupa ülkelerine sığınma başvurusunda bulunmuş. Çatışmalar nedeniyle evlerini terk eden, ancak Suriye içinde yaşamaya devam edebilenlerin sayısıysa 7 milyon 600 bine yükselmiş. Ürdün gibi ülkelerdeki Suriyeli mültecilerin yüzde 86’sı açlık açık sınırını altında yaşıyor.
Suriye’de yaşananlar çevresindeki ülkeleri de olumsuz etkiliyor.
Irak Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani mülteciler nedeniyle ekonomik kriz yaşadıklarını açıkladı.
Suriye yalnızca ülke topaklarını toprak kaybetmiyor.
İnsanını, geleceğini de kaybediyor.