Van çöreği
Dr. Mine Kılavuz Ongün
Bir şehirde sabah saatlerinin sessizliğini, pide fırınlarının kapıları, darabaları açılırken çıkardığı metal sesi bozuyorsa ,hemen ardından yayılan bir de çörek kokusu varsa hiç tereddüt etmeyin. Van’dasınız.Kahvaltının başkentinde,baş aktörlerden biriyle buluşmak üzeresiniz.Van Çöreği’nin kokusu, bu şehrin sıradan, ama vazgeçilmez ritmidir.Öyle ki,bu özel lezzete,düğün bayram gibi törensel zamanlarda değil, her gün ulaşmak mümkün. Çarşıda, özellikle pide fırınlarında, sabahın erken saatlerinden itibaren tezgâha dizilir. Hatta siz daha uyuyorken kahvaltı salonlarının; belki de kargolanıp şehir dışındaki müptelalarının yolunu tutmuştur bile. Aslen Van Çöreği tazeyken konuşur; fırınla bağı kopmadan yenir.
Bu çörek, aromatik olma iddiası taşımaz. İçinde çöreklerin alışılmış malzemesi mahlep olmasa da, üzerine serpilen çörek otu ve susama da hayır demez. Yani Van mutfağında çörek; sadece kokusuyla değil, lezzeti ve doyuruculuğuyla da kendini anlatır. Tereyağıyla yapıldığında hamur ağırlaşmaz; aksine lezzeti derinleşir. Tek başına bile bir öğün olur.
Van’da çörek çaysız düşünülemez. Türkiye’nin birçok yerinde çay–simit ikilisi bir alışkanlıkken, Van’da bu eşleşme çoktan değişmiştir. Çay çöreği ister. Hele yanında otlu peynir varsa, sofrada fazlalığa yer yoktur. Bu sadelik, Van sofralarının en güçlü tarafıdır.
Van Çöreği’nin sade hali günlük hayatın temposuna eşlik eder. İçli çörek ise biraz daha yavaş yenen, biraz daha durup dinlenen bir lezzettir. İç harcı; yağda kavrulmuş un ve ince çekilmiş cevizden oluşur. Bu iç, çöreğe yalnızca tat değil, ağırlık da kazandırır. Sahur sofralarında hâlâ tercih edilmesinin sebebi de budur: uzun süre tok tutar.
Kahramanımızın yapımı ,evden çok çarşıya aittir. Her ne kadar evlerde de pişirilse de, asıl kimliğini çarşı fırınlarında bulur. Sokak lezzetlerinden biridir aynı zamanda: Kimi zaman bir kahvehane sandalyesinde gazete üzerine serilmiş mütevazi kahvaltıdaki çay peynir eşlikçisi; kimi zaman bir işyerinde ayak üstü atıştırmalık olarak çıkar karşımıza.bazen de ağır misafirlerin konuk edildiği sofralarda.
Rengini üzerine sürülen yumurta sarısı, yoğurt ve pekmez karışımından alır. Bu,altınla kahverengi arasında bir tondur. Uzaktan bile “Van Çöreği” dedirten bir imza adeta. Her gün yeniden yapılan, yeniden paylaşılan bir hafıza parçası… Gösterişe ihtiyaç duymayan, kendini anlatmak için yüksek sesle konuşmayan mütevazi lezzet. Fırından çıktığı anda yerini bilen özel bir yapıt..Şehrin temposuna karışan, çayın buharına ve güne sessizce eşlik eden...