Dr. Erdal Orman

Enfes galibiyet

Dr. Erdal Orman

(Vanspor 3-0 Iğdırspor)

Haftalar sonra evinde kazanmak, ne güzel bir duygu. Net bir skor ve üstün bir oyunun yanı sıra, yeni transferleri de izleme şansı bulduğumuz enfes bir maç seyrettik. Kadro değeri olarak Vanspor’un kat be kat üstünde olup, üstelik bu ligin en büyük şampiyonluk adayı Iğdırspor’dan 3 puanı hem de hiç zorlanmadan aldık. Geçen hafta şampiyonluğun diğer büyük adaylarından Erokspor ve bu hafta da Iğdırspor’dan aldığımız toplam 4'er puanla Vanspor, üstteki takımlara ‘‘TFF 1. Lig şampiyonluğu Van’dan geçer’’ mesajı verdi…

 Bu müsabakada en dikkat çeken detay, özellikle ikinci bölgede, bozuk zemine rağmen risk alarak ısrarlı pas trafiği kurma ve ayağa oyun denemeleriydi. Kurulan bu üçgenler sonuç verdikçe Iğdırspor’un tecrübeli ama yaşlı futbolcularının tüm mücadele gücü elinden alınmış oluyordu. Öyle ki özellikle ilk yarı Iğdırspor’un gol bulma, şut veya pas isabet istatistikleri sıfıra yakındı. Osman Hocanın gelişiyle birlikte oturtulmaya çalışılan bu sistem meyvelerini vermeye başlıyor. Ortaya konan bu cesaretli futbol anlayışı, Vanspor’un skor istatistiğini de olumlu yönde artırmaya sebep oluyor. Nitekim sadece üç maçta (İstanbulspor, Hatayspor ve Iğdırspor) attığımız toplam gol sayısı, ligde 22 haftada attığımız 30 golün 3 te birine denk geliyor. Çünkü artık gol pozisyonu üretmekte zorluk çekmiyoruz. Evimizde mağlup olduğumuz Ümraniye ve Boluspor maçlarında bile rekor sayıda gol pozisyonu bulmuş olmamıza rağmen, son vuruşlarda şanssızdık. 

Bu maçla ilgili diğer sevindirici olan şey ise sakat futbolcuların dönmesi ve yapılan son transferlerle birlikte bir anda yedek kulübesinin zenginleşmesiydi. Bu durum seyirciyi psikolojik anlamda çok rahatlatırken, teknik ekibinde hamle gücünü oldukça artırıyor. Kanatlara yapılan transferlerle hücum gücü oldukça artan takımda, alınan oyuncuların göz dolduran performansları da bizleri umutlandırıyor. Ayağının tozuyla sahaya çıkan yeni transfer Oğulcan, oyunda kaldığı kısa sürede oldukça etkili olmayı başardı. Kritik noktada aldığı iki faulle, karşı rakibi zorlarken takımına da duran top kullanma fırsatı kazandırdı. Kendisinden çok şey beklediğimiz Oğulcan’ın umarız ciddi bir sakatlığı yoktur. Maçın adamı seçilen diğer bir yeni transferimiz bek kanat oyuncusu Batuhan İşçiler, hatasız ve muhteşem oyununu bir de Cedric’e şahane bir gol pası kazandırarak taçlandırırken farkın açılmasını da sağladı. Geldiğinden beri gerçek manada takıma dinamizm kattı diyebiliriz. Bu maçta Hostikka ilk maçına göre daha istekli, ayağı yere basan, öz güveni yüksek bir oyun sergiledi. Son haftaların diğer dikkat çeken oyuncusu ise Traore oldu. Osman hoca geldikten sonra üst düzey bir performans ortaya koyuyor. İlk golde yaklaşık 50 metre boyunca topla birlikte attığı depar ve Hasan Bilal’e attığı milimetrik pas maçın kilidini çözmeye yetti…

Bu haftanın en güzel detayı ise Hasan Bilal’di. Onun niçin kalması gerektiğini Osman hoca sanki bu maçı görerek karar vermiş. Zira hem golünü attı hem de usta ayağıyla Ensar’ı golle buluşturdu. Özlediğimiz Hasan Bilal’in golle geri dönmesi bu maçın en büyük kazanımıydı diyebilirim. Ayrıca bu maçta Cedric’i de geri kazandık. Haftalardır maçlarda fizik olarak bulunmasına rağmen kafa olarak pekte maçta değilmiş izlenimi veren Cedric, Batuhan’ın zor pasını güzelce kontrol edip, iki kişiyi çalımlayıp kaleciyi de geçtikten sonra iğne deliğinden topu ağlarla buluşturması muhteşemdi. Kusursuz bir forvet olan Cedric, aynı zamanda futbol zekası ile de eşsiz. İlk golde Traore topu rakip ceza sahasına sürerken, Cedric bilerek aksi yönde koşunca Iğdırlı iki defans elemanı onu tutmaya çalışırken Hasan boşta kaldı. Yani birebirde adam eksiltmeyi, fiziki müdahalelere rağmen ayakta kalmayı bir şekilde başaran Cedric, rakibin kendini marke eden oyuncularını da bu futbol zekasıyla alt ederek takım arkadaşlarına fırsat veriyor. Doğrusu her biten müsabaka sonrası onu izleyeceğimiz maçların azalıyor olması gerçekten hüzün veriyor. Yıllar sonra izlemeye doyamadığımız böyle bir forvet bulmuşken, her an bir transfer haberiyle ayrılması olasılığı seyircide bir Ali Cabbar havası estirmiyor değil. Gelecek zaman ne getirir bilinmez ama onu çok büyük yerlerde göreceğimiz zaman, gururla iç çekip Vanspor’da bu sahada canlı canlı izlemiş olma ayrıcalığı, bizim en büyük tesellimiz olacaktır. Cedric, Oğulcan ve Kenneth Mamah’la birlikte hücum hattında çok daha verimli işlere imza atarken zaman geçtikçe değerini de katlayacaktır…

 Her maç yüreğiyle oynayan Naby Oulare ve mevkisinde oldukça güven veren Zan Jevsenak yine bu maçta hatasız bir oyun çıkardılar. Sakatlıktan yeni yeni dönen ve daha cesaretli oyunla takımına katkı veren Jefferson, kullandığı iki frikikte golü bulamasa da etkili vuruşlar yaptı. Ayrıca defansta yaptığı kritik müdahalesiyle Iğdır’ın takım halinde Vanspor yarı alanında yakalanmasını sağlayıp Traore’ye kazandırdığı topla bulduğumuz ilk gol, maçın akıbetini belirledi. Haftalardır parmak ısırtan performansıyla transferin gözde isimlerinden olan kalecimiz Çağlar’a bu maçta hiç iş düşmedi diyebiliriz. Medyada her hafta altın onbir istatistiklerinde bir numara seçilen Çağlar’ın, geçen hafta takımına kazandırdığı 1 puan işte bu hafta alınan 3 puanla birlikte altın değerine ulaştı. Ligin en az gol yiyen kalecilerinden biri olan Çağlar için ne kadar güven duyuyorsak, bu hafta Amedspor’a gönderilen Abdulsamet Damlu için de o kadar hayıflanıyoruz. Tam bir turnuva kalecisi olan Abdulsamet, olası bir play-off finalinde ve Çağlar’ın kart cezalısı ya da yokluğu durumunda bir güvencemiz olacaktı. Bence gönderilmesi son derece yanlıştı…

Gittikçe sakatlığını atlatan Bekircan ve Erdi ile birlikte, sakat olan golcü oyuncumuz Regis’in de dönmesiyle geniş bir kadro derinliği elde edecek olan Vanspor, geleceğe daha da ümitle bakmamıza vesile oluyor. Yabancı futbolcularımızda belli bir kalite eşiği yakalamış, başarılı bir transfer sezonu geçirirken, özellikle takımın öz değeri futbolcularımızın başta Hasan Bilal’in takımda tutulması ve onlara yeterli süreler tanınması Vanspor’un menfaatinedir. Örneğin yıllardır bu zorlu ligde Erzurum’u sırtlayan Eren Tozlu, Mustafa Yumlu, Benhur gibi oyuncular neyse, bizim için de Bekircan, Hasan, Medeni, Erdem ve Sebahattin’de odur. Çünkü her an göreve hazır, her an sonucu değiştirecek ve her şartta oyanayabilecek, sahaya alışkın, kente alışkın, seyirciyi tanıyan bir nevi yerli Vanlı futbolcularımızdır, takımı onlar ayakta tutacaktır. Onlara gözümüz gibi bakmalıyız. Gönül isterdi ki Harun, Mert Örnek ve Eyüpcan’da futbolu bırakana kadar bu takımda kalsalardı… Emin olun takımda bu kadar güzel bir arkadaşlık varsa, yabancı oyuncular dahil tüm futbolcular bu kente kısa sürede uyum sağlamışsa, bu adını saydığım emektar oyuncularımızın katkısı hayal bile edemeyeceğimiz kadar çoktur…

Yazımı bitirmeden önce bir kez daha sağduyulu ve tam zamanında verdiği güzel bir demeçle son günlerde Vanspor üzerinden oluşturulmaya çalışılan ve birazda yersiz dezenformasyonlarla yürütülen siyasi polemiklere, ustaca cevap veren Başkan Erol Temel’den bahsetmek istiyorum. ‘Bizim kimseye eğecek başımız yok, umudumuz bittiği yerde inadımız başlar’ diyerek kararlılık mesajı veren ve devamında ‘‘Vanspor bu memleketin bir değeridir. Kendilerine bir yol açmak isteyen bunu Vanspor üzerinden yapmasın. Vanspor siyaset yeri değildir, kimsenin basamak olarak kullanacağı bir kulüp değildir. Halkın takımıdır’’ sözleri bence ayakta alkışlanacak değerdedir. Kendini geri planda tutarak, gurur duyulacak bir takım yaratarak, Vanspor’u herhangi bir yapının oluşumun veya girişimin girdabına katmayarak, geçen ay yapılan olağanüstü kongre ile son derece uyumlu bir yönetim kadrosu oluşturdu. Kurumsallaşmış bir takım olma yolunda, bu kulübü emin adımlarla yönetiyor. Yıllar önce Süper lig görmesine rağmen, hala düzgün bir tesisi, antrenman sahası olmayan, kentte özlemini duyduğumuz spor kompleksini ve nihayet Türkiye’ye bizi rezil eden bu stattan ve dolayısıyla zeminden kurtaracak projede somut ve kararlı çabaları, onu bu kulübün tarihine adını altın harflerle yazdıracaktır. 

Bir çift sözümde İl Spor Müdürlüğüne. Tarihi galibiyetlerle, şampiyonluklarla, anılarla dolu bu stat Türkiye’nin en iyi, doğal çim zeminlerinden birine sahipti. Vanspor 93 yılında Süper Lige çıktığında federasyon bu sahada maç oynanmaz raporu verdiğinde dönemin Valisi Mahmut Yılbaş’ın talimatı ile 3 ay gibi kısa sürede Van’ın yüksek yaylalarından tedarik edilen 12 tır dolusu kesme rulo çimlerle eski patates tarlası zemin kaldırılarak, yeniden ele alınmıştı. Hatta bendeniz dâhil, birçok Vanspor sevdalısı, kendi ellerimizle, sahaya serilen bu çim rulolarının birleşme noktalarına sahada çalışan işçilerle birlikte çim tohumu ekerek o zeminin sezona yetişmesini sağlamıştık. Bunu niye anlatıyorum biliyor musunuz? Çünkü bu zihniyet, o greyderleri bu zemine sokarak, 25 yıl önce tüm halkın el birliğiyle tesis ettiği o muhteşem dayanışma ruhunu ve hatıralarını da katletti. Milyonluk futbolcularımız bu zeminde sakatlanırken, en muhteşem zemine sahip bu stadı, bu kenti tüm Türkiye’ye rezil ederek, en berbat stad konumuna taşıdınız. Yetmedi bu hafta deplasman tribününü de temizlemeyerek adeta üzerine tüy diktiniz. Van sizinle REZİL OLUYOR… Eski dönem il müdürlüğü yetkilileri hem de takım 2. Ligde, 3. Ligde iken, bizzat işin başında durarak, işçilerle birlikte kar kürekleriyle tamamen el işçiliğiyle, 50 santim karı,  hem de geceden temizleterek ertesi gün maça hazır hale getiriyordu. Buna tüm Vansporlular şahidiz… Vizyonunuz yetmiyorsa, akıl danışmakta bir erdemdir, aynı şekilde istifa da onurlu bir duruştur. Sizleri göreve davet ediyorum…   

 

Yazarın Diğer Yazıları